Menu TR

WE TALK

25 December

Modern Toplumun Hız Takıntısı

İstanbul’a yerleşeli bir yıl olmak üzere. İlk geldiğim zamanlarda herkesin sürekli bir koşuşturma halinde olduğunu fark ettim hemen. “Hey dostum, burası İstanbul, burada hızlı yaşanır” diyebilirsiniz. Doğrudur da. Eh, ben de biraz ayak uydurmalıydım tabii bu hıza. Ancak pek de öyle yaptığım söylenemez. Nedenini anlatmaya çalışayım. 

Bu kadar hızla bir yerlere bir şeylere yetişmeye çalışırken yaşamla ilgili neleri kaçırdığımızı hiç düşündünüz mü? Basit bir örnek… Türkiye’de iki şehir arasında hava yolu ile hareket ederseniz aşağıda kalan hayatlara dair hiçbir fikriniz olmaz. Trenle (ki bu bizim memlekette zor) ya da otobüs ile hareket ederseniz, bir yerlerde bazı yaşamların olduğunu fark eder, hatta bazen de merak edersiniz. Aynı mesafeleri bisiklet ile ya da yürüyerek aldığınızda bu hayatların içine girme, onları tanıma, onlardan öğrenme şansına sahip olursunuz. Her yere yürüyelim ya da bisiklet ile gidelim anlamı çıkmamalıdır bu yaklaşımdan. Sadece yavaşladığımız zaman yaşama, doğaya ve insanın bu ikisi ile olması gereken ilişkisine dair bir şeyler öğrenebiliriz. Doğaya daha yakından bakmak önemlidir, zira yeryüzünde işleyen en iyi sistemler hep doğal sistemlerdir. 3.8 milyar yıldır evrilen bir sistemden daha iyisini yapmaya henüz ne aklımız ne de hayal gücümüz yetiyor. Aynı şekilde, insanların hayatlarına yakından bakmak da önemlidir. Bu, her bir canlı ile olduğumuz kadar, her bir insanla da bir şekilde bağlı olduğumuzu bize fark ettirir.

Organizasyonlar da insanlardan oluşur ve aslında canlı yapılardır. Dolayısıyla da içinde bulundukları doğal sistemlerin kuralları ile çalışmak zorundadırlar. Günümüz dünyasındaki hızlı büyüme, sadece büyüme ve tüketme, doğal sistemlerin yapısına aykırıdır ve bu yüzden sürdürülemezler. Dünyanın en büyük 500 şirketinin ortalama yaşam sürelerine bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Hızlı büyüme, hızlı yok olmayı getiriyor. Sadece büyüme için büyüme, kanser hücresinin ideolojisidir*. Buna bağlı olarak mevcut ekonomik sistemin kendisini yok etmemesi için ortaya çıkmaya başlayan Bilinçli Kapitalizm ya da Kapitalizm 2.0 gibi yapıların sistemsel değişiklikler yaratıp yaratamayacağını yakın gelecekte gözlemleyeceğiz.  Hızlı gitmek için iyi bir yavaşlama/durma mekanizmasına sahip olmanız gerekir. Dünyanın en önemli başkentlerinden birisinin kapıdan kapıya ortalama trafik hızı 1900 ile 2000 yılları arasında değişmemişse, daha fazla yol yapmanın ve daha hızlı olmanın anlamı nerededir?    

(*) Edward Abbey

A. Eren Öztürk
 

SHARE: READ MORE

26 July

Savaş yerine Müzik

“Savaş yerine Müzik, Önyargı yerine Diyalog, Yıkım yerine Yaratım” mesajıyla 2014'te İstanbul'da S360 stratejik ortaklığında barışın şarkılarını söyleyecek, barışın dilini konuşacak bu eşsiz organizasyonu kaçırmayın!

https://www.facebook.com/MasterpeaceTurkiye
 

SHARE: READ MORE

25 July

S360 sizleri görme engellilerin dünyasını deneyimlemeye davet ediyor! 

S360 sizleri görme engellilerin dünyasını deneyimlemeye davet ediyor! 

Görmediğiniz ama deneyimlediğiniz bir sergi: “Dialogue in the Dark”

1 Aralık 2013'den itibaren 6 ay süreyle İstanbul’da Gayrettepe Metro İstasyonu'nda İBB'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek bu eşsiz deneyimi kaçırmayın.

Dünyanın dört bir yanında gerçekleştirilen Dialogue in the Dark Sergisi'nin fotoğraflarını incelemek için: 

http://www.flickr.com/photos/66105032@N05/sets/

SHARE: READ MORE

15 July

Coca-Cola’nın Türkiye

Coca-Cola’nın Türkiye, Kafkaslar ve Orta Asya bölgesinde bulunan tedarikçileri için düzenlemiş olduğu 2013 yılı tedarikçi gününde “sürdürülebilirlik risklerinin yönetimi” konulu yaptığımız konuşmada 2020 yılı sonrası gıda sektörünün karşılaşılabileceği muthemel riskleri ve risklerden itibara giden yolda gerekli olan proaktif sürdürülebilirlik yönetimi anlayışını değerlendirdik.

SHARE: READ MORE

13 July

Yıldızlı Sohbetler

Yıldız Holding’in her yıl düzenlediği Yıldızlı Sohbetler’e bu sene Kerem Okumuş konuk oldu. Sohbet toplantısında, gıda sektörünün sürdürülebilirliği fütüristik bir pencereden bakılarak değerlendirildi. Özellikle iklim değişikliğinin etkileri ve su kaynaklarındaki sıkıntı, hızla artan nüfus ve orta sınıfa dahil olan hane halkı sayısının artışı ile tüketimin maksimize edildiği günümüzde, dünya kaynaklarında orta ve uzun vadede (10-15 yıl) şirketlerin bugüne kadar kısmen etkilendiği ancak hiç de alışık olmadığı muhtemel yeni risk alanlarının neler olabileceği toplantının en öncelikli tartışma konusu oldu.

SHARE: READ MORE

6 July

Hiç kimse yalnız değil!

Hiç kimse yalnız değil!

Küreselleşen bir ekonomide şirketler nerede faaliyette bulunursa bulunsun – ister Malibu’da ister Mardin’de – iklim değişikliğinin etkileri birbirine bağımlı olan tüm ülke ekonomilerini derinden etkileyebiliyor. Aynen, 2011 yılında ABD’de görülen tarihin en ciddi kuraklığı sonrası sadece iki ayda farklı ürünlerin fiyatlarında (soya, mısır, tahıl, vb.) %10-40 arası  görülen yükseliş gibi. Bu artış dünya gıda fiyatlarında dalgalanma ve fiyat istikrarsızlığına yol açtığı gibi emtia borsalarında ikinci gün fiyatların tavan yapmasına sebep oluyor.

Bu nedenle, GDP+ olarak tanımlayabileceğimiz yeni gelişen büyüme paradigması, sadece kar maksimizasyona dayalı büyüme anlayışının değişimi için ciddi baskı yaratıyor. Dünya ekonomisinin bu kadar küreselleştiği bir dönemde artık hiç kimse yalnız değil!

Kerem Okumuş


SHARE: READ MORE

6 July

Büyüme ve Tüketim Paradigması

Büyüme ve Tüketim Paradigması

Büyüme, büyüme, sadece büyüme. Daha da büyüyelim, genişleyelim, daha fazla satalım, daha fazla müşteriye erişelim, daha fazla pazar payı alalım, daha fazla ülkeye ihracat yapalım, daha az kişi ile daha fazla kazanalım,  daha çok kaynak tüketelim… ondan da istiyorum, bundan da istiyorum, şu da iyiymiş, aaaa bu da güzelmiş… tüketelim, tüketelim, tüketelim…. 3 akıllı telefon, 2 ipad bir küçüğünden bir de büyüğünden…

Lütfen klişe bir tartışma olduğunu düşünmeyin. Biz de biliyoruz tabii ki… Ekonominin sürekli büyüme trendinde olması hızla artan nüfusa sahip olan ülkelerde istihdam için vazgeçilmez… Ama, peki, fakat büyüme ve istihdam ile yaratılan göreceli toplumsal refah düzeyi ve gelir artışı ile tetiklenen tüketim sonrası kaynaklar üzerinde oluşan sıkıntı küresel ekonominin sürdürülebilirliği için risk oluşturmuyor mu? Ne dersiniz?

Bu döngünün kırılması için çözüm önerisi olan bize yazsın lütfen, paylaşalım.

Kerem Okumuş


SHARE: READ MORE

26 May

Ortak Değer Yaratma

Daha fazla bilgi için:

S360 sizleri “Ortak Değer Yaratma”‘ya çağırıyor. Lara Toensmann ve Aslı Kurtuluş'un gerçekleştireceği ücretsiz çalıştayda buluşmak üzere. Çalıştayın dili İngilizce olup, katılım sınırlıdır.

S360 invites you to “Creating Shared Value Workshop”. Facilitated by Lara Toensmann and Aslı Kurtuluş, this workshop will be offered in English. Participation is free of charge but places are limited.


 

SHARE: READ MORE

24 May

Sürdürülebilirlik Serüveninde Yol Arkadaşınız Olmak İstiyoruz

Sürdürülebilirlik serüveninde yol arkadaşınız olmak istiyoruz. Gelin siz de bize katılın. Şimdiden sayımız artmaya başladı bile…

SHARE: READ MORE

24 May

Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilirlik. Bu kelime size ne ifade ediyor? Korkmayın; sürdürülebilirliği anlamaya çalışmak için harcadığınız her çaba yaşamı daha sürdürülebilir kılacaktır. O yüzden kapının dışına çıkın, çağrımıza kulak verin.

SHARE: READ MORE

24 May

Tüketim

Tüketim. Bu kadar tüketmeye gerçekten ihtiyacımız var mı? Gerçekten de bu fotoğraf tüketmeye ne kadar zorlandığımızı, ne ölçüde programlandığımızı gözler önüne sermiyor mu? Otoparkı boş kalan bir alışveriş merkezi… bu cümle herşeyi anlatıyor.

Emre Salkım

SHARE: READ MORE