Menu TR

WE TALK

26 December

Minimum Standartlar ve Yeşil Badana

Markette alışveriş yaparken reyonlardan seçtiğiniz ürünlerin ambalajına baktığınızda etikette yazan bilgilerin ne kadarı söz konusu ürün için minimum zorunlu standart, ne kadarı markanın gönüllü olarak kabul ettiği sürdürülebilirlik standardı ayırt edebiliyor musunuz? Doğal, çevre dostu, yeşil, organik, adil ticaret damgalı ürünler raflarda rekabet ediyorlar. Peki ya bu iddiaların kurnaz bir pazarlama taktiği olmadığını ve gerçekleri yansıttığını nasıl anlarsınız?

Ürünler daha “yeşil” gözükmek için birbirleriyle yarıştıklarında, bu durum yeşil badana olarak adlandırılır. Hiçbir marka çalışan haklarını sömürmek, insan haklarına aykırı davranmak ve çevreyi kirletmekle tanınmak istemez. Küresel şirketlere baktığımızda basit de olsa kurumsal sorumluluk stratejisi (KSS) benimsememiş bir marka bulmamız oldukça zor. Ne var ki, KSS stratejileri ve ambalajlarda yer alan sertifikasyon damgaları, söz konusu şirketin çevresel ve sosyal standartlara uygun davrandığını her zaman göstermiyor. Oxfam'dan Franziska Humbert, ürün ambalajlarında yazan her şeye inanmayın diyor. Sertifika ve etiketler şirketlerin tüm üretim ve dağıtım ağı boyunca tedarikçileriini de kontrol ederek, çevre ve toplum üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirdiğini ve ücretlerin adil olmasını sağladığını kanıtlamıyor. 

Bazı şirketlerin tedarikçilerinin ne kadar kötü koşullarda çalıştığı 2013 Nisan ayında Bangladeş'te yaşanan Rana Plaza felâketi ile gözler önüne serildi. Fabrikada yaşanan yangın üzerine çöken binada 1135 işçinin hayatını kaybettiği olayda, binanın sahibi ve çokuluslu şirketler suçlandı. İlginç bir şekilde bu şirketlerin hepsi websitelerinde sürdürülebilirlik ve kurumsal sorumlulukltan bahsediyorlardı. Humbert tüketicileri markaların verdiği mesajlara karşı kuşkucu davranmaları konusunda uyarıyor. 

Rana Plaza'da yaşanana benzer felaketler, grevler ve protestolar dünya çapındaki tüketicileri seçim yaparken daha bilinçli davranmaya teşvik ediyor. (Son olarak benzer bir skandal Apple'ın Çinli tedarikçileri için yaşandı.) Birçok ürün hâlâ endüstri çapında kabul edilmiş minimum sosyal ve çevresel zorunlu standarda uymak zorunda olmadan piyasalara erişebiliyor. 

Tüketici Enstitüsü ConPolicy'nin kurucusu ve direktörü Christian Thorun'a göre tüketicilerin ekolojik ve etik ürünlere inancı olması gerekiyor. Bunun sağlanabilmesi için iş dünyası, hukukçular ve tüketiciyi koruyan kuralların gelişmesi için işbirliği yapmak durumunda. Aksi takdirde Thorun'un da belirttiği gibi günlük alışveriş esnasında tek tek her ürünün aynı dikkat ve özenle incelenmesi, araştırılması ve seçimlerin bu edinilen bilgiler ışığında bilinçli şekilde yapılması çok zor. Üstelik tedarik zinrcirlerinde olup bitenlere dair bazı bilgilere şirketler dahi ulaşamazken tüketicilerin aydın davranmalarını beklemek biraz iddialı olabilir. 

Peki dünya çapında kabul görmüş uluslararası standartlar neler? 

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) zoraki çalıştırmayı ve çocuk işçiliğini katiyen yasaklıyor. Aynı zamanda çalışanların adil ücretlere tabi olmasını öngörüyor. Elbette bu kavramlar ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor. Thorun'a göre, bu kurallar minimum kurallar olarak zorunlu tutulsa ve tamamen benimsense bile, tüketici satın aldığı üründe çocuk emeği kullanılıp kullanılmadığını sormak zorunda bile kalmamalı. Onun yerine Almanya'da satın aldığı bir ürünün tüm gereken denetimlerden geçtikten sonra oraya ulaştığını, dolayısıyla toplum ve çevreye zararı olmayan bir ürün olduğunu bilmeli. 

Tüketiciler için yeterince rehberlik yok. Uluslararası bağlayıcı kuralların varlığı pek bilinmiyor.  Bugün bir ürünün kalite ve güvenlik geçmişine, ulaşabilecek olmamıza rağmen bunu yapan tüketici sayısı oldukça az. 

Henkel Sürdürülebilirlik Yöneticisi Uwe Bergmann sorumlu şirketlerin bu sorumluluğu şirketin her alanına yansıttıklarını belirtiyor. 47 bin çalışanı ve yıllık 16 milyar avroyu bulan cirosu ile Henkel dünya devlerinden biri. Bergmann ve departmanı son on yıldır sürdürülebilirliği tek bir departmanın işi olmaktan çıkarıp tüm üretim, dağıtım ve satış birimlerine dâhil etmeye çalışmışlar. Henkel'in sürdürülebilirlik anlayışı, ürün güvenliği ve çevreye zarar vermeme gibi konulardan, kullandıkları hammaddeye ve çalışma koşulları ve çalışanların kişisel ve profesyonel gelişimi gibi konulara kadar şirketin her alanını kapsayacak şekilde düzenlenmiş. Buna rağmen Bergmann, piyasadaki kalite belgelerinin iş süreçlerinin karmaşıklığını yansıtmadığını ve tek yönlü olduğunu belirtiyor. Sürdürülebilirlik raporlarını okuyamayan sıradan bir tüketicinin de şirketlerin diğer yönlerini tanımasına imkân yok. Ürün üzerindeki etiket ve standartlara gelince birçok tüketici de hâlâ bunların ne ifade ettiğinden bihaber. 

“%100 Kalite” veya “En iyi tercih” gibi etiketler ürün hakkında pek bilgi vermediği gibi, kimi etiketler kurum içinde kazanılmış bile olabiliyor. Örneğin, Almanya'da bir süpermarket kendi sattığı ürünlere “Pro Planet” (Dünya için iyi) etiketleri yapıştırıyor. “Adil Ticaret"  ve "Organik” sertifikaları ise bağımsız kuruluşlarca sıkı kontroller sonrası veriliyor. Bu sertifikaları tanıyan tüketicilerin de güveni daha yüksek. 

Christian Thorum, kanıtlanmamış sürdürülebilirlik iddialarının haksız rekabet ve yanıltıcı olmakla suçlanması gerektiğini ve belki de bu yola başvuran şirketlerin hukuken cezalandırılabileceğini savunuyor. 

Yeşil badana yaptığı için hem tüketicilerin tepkisini çeken, hem hukuken cezaya çarptırılan şirketler şimdiden mevcut. Bu örnekleri Yeşil Badana: Bunları Hiçbir Yerde Denemeyin başlıklı yazımızdan okuyabilirsiniz. 

 

SHARE: READ MORE

26 December

#YeşilBadana Hashtagi ile Yeşil Badanaya Dikkat Çekiyoruz!

Sizi markette raflarda gördüğünüz, dergi sayfalarında veya billboardlarda rastladığınız veya televizyon reklamlarında karşınıza çıkan yeşil badana örneklerini fotoğraflayarak Twitter ve Instagram üzerinden #yeşilbadana hashtagi ile paylaşmaya davet ediyoruz. 

Bu hareket aracılığıyla markaları yeşil, organik, doğal, %100 çevre dostu gibi etiketleri kullanırken gerçekleri yansıtmaya özen göstermeye teşvik etmeyi ve sosyal medya üzerinden tüketicilere, yeşil badanaya karşı farkındalık kazandırmayı amaçlıyoruz. 

SHARE: READ MORE

26 December

Yeşil Badana El Kitabı Karşınızda!

Hem profesyonel yaşamınızda hem de bir tüketici olarak Yeşil Badana'dan sakınmak ister misiniz? Dünyada yaygın bir sürdürülebilirlik iletişim hatası olarak kabul edilen Yeşil Badana'nın (Greenwashing) El Kitabı'nı yayımladık. S360 ekibinden Aslı Kurtuluş ve Emre Salkım'ın hazırladığı Yeşil Badana El Kitabı, konseptin çıkış noktasını, tarihsel evrimini ve sık rastlanan dokuz yüzünü bizlerle tanıştırıyor. Yeşil Badana el kitabını web sitemizden indirebilirsiniz. 

SHARE: READ MORE

25 December

Yeşil Badana: Dikkat! Bunları Hiçbir Yerde Denemeyin

Yeşil badana şirketlerin iletişim kampanyalarında sıkça düştükleri bir hata. Özellikle gıda sektöründe sertifikaların çeşitliliğine ve sürdürülebilir tarımın giderek artan önemine rağmen, şirketler reklamlarında ve ürün ambalajlarında yeşil badanaya başvurmaktan kaçınmıyorlar. 

Gelin, somut küresel örneklerle yeşil badanayı keşfe çıkalım: 

Tyson - Yumurtadan Çıkmadan İlaçlanan Tavuklar

Amerikan et üreticisi Tyson 2007 yılında tavuklarını %100 Antibiyotiksiz etiketiyle pazarlamaya başladı ancak kısa süre sonra Tyson tavuklarının henüz yumurtadayken aşılandığı ortaya çıktı. Tüketicilerin hayal kırıklığı bir yana, Tyson antibiyotiksiz tavuklarının reklamını yapmak için milyon dolarlar harcamıştı. Markasına karşı yürütülen kampanyaya yanıt olarak Tyson beklenmedik bir hareketle konuyu mahkemeye taşımaya karar verdi. Aldatılan tüketici olsa da Tyson avukatları tavuklarda kullanılan ilaçların antibiyotik olmadığını, bu nedenle markanın “%100 Antibiyotiksiz” etiketini kullanmaya devam edebileceğini belirttiler. Neyse ki, mahkeme Tyson'ı haksız buldu ve ABD Tarım Departmanı (USDA)‘nın tanımına göre iyonoforun anitbiyotik kategorisine girdiğini öne sürerek Tyson'ı etiketlerinden bu ibareyi kaldırmaya zorladı. 

Kraft - Mısır Gevreklerinin Kutusuna Aldanmayın

ABD'de oldukça popüler olan mısır gevrekleri “%100 doğal” ve “doğal liften üretilmiştir” etiketleri ile sağlıklı bir kahvaltılık alternatifi olarak pazarlanıyor. Genellikle kutuların üzerinde yeşil renkler ve buğday resimleri ağırlıklı olarak kullanılıyor. Kraft da bunu uygulayan şirketlerin başında geliyor. Ne var ki, kutuların üzerinde Kraft'ın genetiği değiştirilmiş mısır kullandığı yazmıyor. Diyelim ki mısır gevreğinizi çoğu insan gibi sütlü tercih ediyorsunuz, o zaman Kraft'ın sütünün büyüme hormonu enjekte edilen ineklerden geldiğini bilmenizde de fayda var. 

Kanada Somonu - %100 Çiftlikten

Kanada, doğal olarak akarsularında yetişen somon balığı ile tanınır (belgesellerde gördüğümüz akıntıya ters yüzerken, boz ayıların pençesine takılan somonlar) fakat 2010 yılında somon balığının doğallığı ülkede krize yol açtı. Bu kriz,  Fisheries and Oceans Canada'nın çiftlikte yetiştirdiği somonlar için organik sertifikasına başvurmasıyla çıktı. Living Oceans Society ve Blue Ocean Institute gibi doğal hayatı koruma örgütleri bu başvuruya karşı çıktılar. Bu gibi ciddi sertifikaların gerçekten doğal ürünler üretmeyen şirketlerce kullanılmasının hem standartları bozacağını hem tüketicileri yanılgıya düşüreceğini belirttiler ve şirketi yeşil badana ile suçladılar. Karşı çıkılan sertifika sistemi, kafes ve kimyasal kullanımına ve doğada yaşayan balıkların çiftlik balıklarına yem olarak verilmesine izin veriyordu. Sonuç olarak standart kabul gördü ve balık çiftlikleri üretim yöntemlerine rağmen organik sertifikası almaya başladılar. 

Coca-Cola - Yeşil Şişeler Ne Kadar Yeşil? 

2013 yılında Coca-Cola, PlantBottle şişesini tanıttı ve %100 çevre dostu ambalaja sahip olduğu duyurdu. Danimarka tüketici ombudsmanının yaptığı araştırma, şişelerin aslında kısmen çevre dostu olduğunu ortaya koydu. Benzer şekilde, doğal tatlandırıcılar ile şekerlendirilen düşük kalorili ürünleri Coke Life'ın şişeleri yeşil renkte üretilmişti. İlk olarak Arjantin ve Şili'de piyasaya sürülen yeşil ambalajlı kolanın ürünün tasarımı ve reklamları da yeşil badanaya yakın bulunduğu için bazı aktivist organizasyonların tepkisini çekti. Uzmanlar ayrıca bu yeni kolanın da hala çok fazla şeker içerdiğini -bir çocuğun günlük şeker ihtiyacının ¼'ünü- bildirdiler. 

SHARE: READ MORE

22 December

Sinek Sekiz Kitapları Artık Sürdürülebilirlik Kütüphanesi'nde!

Sinek Sekiz kendi tabirleriyle sürdürülebilir yaşam, çevre, ekoloji konularında ilham verici kitaplar yayınlayan, küçük ve bağımsız bir yayınevi. Türkçe'ye kazandırdıkları sürdürülebilirlik literatürü için birbirinden değerli kitapları keşfedince, Sinek Sekiz kitaplarının Sürdürülebilirlik Kütüphanesi'nin doğal sakinleri olduğunu düşündük. Sinek Sekiz Yayınevi'nden bugüne kadar çıkan 10 kitabı birden artık kütüphanemizde bulmanız mümkün.

Yeni yıla girmeden gelip bir kitap ödünç almaya ne dersiniz? 

SHARE: READ MORE

11 December

Pazarlamanın Yeni Kuralları

Pazarlama artık her yerde. Yalnızca büyük ürün üreticileri değil, B2B şirketleri, profesyonel servis sağlayıcıları, mühendislik ve lojistik şirketleri de pazarlamanın etki alanına girmiş durumda. Pazarlama kitapları iş kitapları arasında en çok satan listelerinden inmiyor. YouTube, Instagram gibi sosyal medya araçları viral pazarlama içın herkes tarafından kullanılabiliyor. Sürdürülebilirlik kampanyaları için yüksek düzeyde katılım yaratmak gerektiğinden, pazarlama sürdürülebilirliğin yaygın hale getirilmesi içın anahtar değeri taşıyor. 

Start-up'ların hızla yükselişe geçtiği, sosyal medyada takipçi satın alınabilen bir dünyada pazarlama da artık eskisinden çok daha güçlü, yaratıcı ve etkileşimli olmak durumunda. Dijital dünyada, tüketicilerle kalıcı ve sıkı bağlar kurmak, marka değeri yaratmak şirketlerin en önemli itibar araçlarından biri haline geldi.

Öyleyse yeni pazarlamanın kuralları neler diye sormak gerekiyor. Bu 15 altın kural listesini aşağıda bulabilirsiniz. 

1) Katılım yaratın. ABD'li yazar ve pazarlamacı Seth Godin'e göre müşterilerinizle her an etkileşim halinde olmanız gerekiyor. Müşterilerinizle ürünüzü kullanırlarken, markette ürün etiketinizi okurlarken ilgilenmek gerekiyor. Sizi aradıklarında telefonda kibar konuşmak maalesef sorunları çözmüyor.

2) Tüketiciyi yolculuğun en başında yakalayın ve onlara yolculuk boyunca eşlik edin. Kampanyalarınız, tüketicilerinizle beraber şekil değiştirsin ve uzun soluklu olsun. 

3) Amacınızı duyurun. Başarılı sloganlar, başarılı kampanyalar demektir.

4) Hızlı olun. Hazırlık olun. Başka olaylardan faydalanmaya gayret edin.

5) “Başla ve bitir” anlayışını “başla ve devam et"e dönüştürün. Deneyerek öğrenin. Gerçek zamanlı verileri hesaba katmayı öğrenin. 

6) Saydamlık önemli bir ilkeniz olsun.Unilever Pazarlama Başkan Yardımcısı Marc Mathieu'den dinleyelim: "Eskiden şirketler bir mit yaratarak bunu satmaya çalışırlardı, günümüzdeyse bir gerçeği ortaya çıkarıp paylaşıyorlar”. Dürüst olmak, ilişkilerde olduğu gibi şirket-müşteri ekseninde de güven kazanmanın bir numaralı şartı.

7) Eskiyi yeniye entegre etmekten korkmayın. Her ne kadar daha inovatif pazarlama yöntemleri ile sık sık karşılaşsak da, televizyon reklamları hala en çok kişiye erişen pazarlama kampanyalarını yayınlıyorlar. Şu aşamada 

8) Önce içeride katılım sağladığından emin olun. Ne kadar başarılı kampanyalara imza atarsanız atın, çalışanlarınız benimsemedikten sonra love brand olmanız mümkün değil. 

9) Kurum kültürü gibi soft yönlerinizi hard yazılı kurallara, maaş sistemlerine ve teşviklere yansıtmanız mümkün. 

10) Tüketicilerin hızına ayak uydurun. Artık her şey daha spontane ve anlık gerçekleşiyor. Geri kalmayın. Bir kötü eleştiri tweet'inin şirketleri çok zor durumda bırakması görülmemiş şey değil. 

11) Paylaşım ekonomisini göz ardı etmeyin. Dijital yaşamı tanıyan kuşak bu konuya yabancılık çekmeyecektir. 

12) Karar alma mekanizmanızı tasarlayın. Bu da tüketicilerin hızına yetişmenizi kolaylaştıracaktır. 

13) Müşterilerinizle aranızda güven ilişkisi kurun. Bu kural pazarlamanın en eski kurallarından olarak hala geçerliliğini koruyor. 

14) Her şeyi otomatik yapmayın. Tüketiciler hala insanlarla konuşmaktan daha çok keyif alıyor. Her şeyin dijitalleştiği günümüzde, bilgisayarların sunduğu seçenekler hala tüketicilerin sorularına yetişemiyor.

15) Beyninizin hem sol tarafını, hem sağ tarafını kullanmaya özen gösterin. Evet, analitik düşünce ve verileri değerlendirmek önemli ama tüketicilerin yaratıcılık ve kişisel zevkler gibi yönlerine de hitap etmelisiniz. 

Devamı için: http://futureofmarketing.eiu.com/

SHARE: READ MORE

10 December

10 Aralık İnsan Hakları Günü

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. S360 olarak bu anlamlı güne özel, iş dünyası ve insan hakları kesişiminde kalan birkaç kaynağı sizlerle paylaşmak istiyoruz.
1. İş Dünyası ve İnsan Hakları Kaynak Merkezi (Business & Human Rights Resource Centre): http://business-humanrights.org/
2. Birleşmiş Milletler’den Ücretsiz Online Eğitim: İnsan Hakları ve İş Dünyası (Human Rights & Business): http://human-rights-and-business-learning-tool.unglobalcompact.org/
3. İş Dünyası ve İnsan Hakları İkilemi Forumu (Business Human Rights Dilemma Forum): http://hrbdf.org/

Önerilerinize açığız! Bize Twitter'dan da ulaşabilirsiniz: @s360news

SHARE: READ MORE

10 December

Yeni ÇED Yönetmeliği Yayımlandı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yeni Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) yönetmeliğini 25 Kasım 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımladı. Son yönetmelikte, büyük altyapı projeleri, toplu konut, AVM ve golf sahaları  “ÇED’den muaf” tutuldu. 

-  Bu yönetmelikle beraber, 500 konutun altındaki toplu konut inşaatları, golf tesisleri ya da AVM'ler ve 100 kilometreden daha kısa demiryolu projeleri için ÇED süreci hemen başlatılmayacak. Bu projelerden hangilerinin ÇED sürecine tabi olacağına, yapacağı inceleme neticesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı karar verecek. 

- Eski yönetmeliğe göre, olumsuz çevresel etkileri bulunmayan projeler ÇED’e tabi olmuyordu. Yapılan tanım değişikliğiyle, “…projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğine…" karar verme yetkisi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verildi. 

- Yeni yönetmelikte, yatırımdan etkilenecek yerel paydaşların ÇED sürecine katılımalarının sağlaması ve  bilgilendirilmesine ilişkin kuralları düzenleyen madde değişitirildi. Bu durumun sonucu olarak yatırımcı işletme, ÇED için hazırladığı başvuru dosyasını artık yayımlamak zorunda değil.

- Önceki düzenlemeye göre, ÇED sürecini geçen ve yatırıma başlayan işletmelere, ”C¸ED Raporu veya Proje Tanıtım Dosyasında taahhüt edilen hususlara uyulmadığının tespit edilmesi durumunda…" maksimum 90 günlük süre boyunca varolan eksikliklerin giderilmesi istenebiliyor, bunun yapılmaması halinde yatırım durdurulabiliyordu. Yeni düzenlemede, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın tanıdığı 90 günlük süre sınırı kaldırılarak idareye belirsiz bir süre boyunca izin verme yetkisi getiriliyor.

Yönetmeliğin tamamını Resmi Gazete'den inceleyebilirsiniz. 

Kaynak:  Bülent Duru - Al Jazeera,  Pelin Cengiz - T24

SHARE: READ MORE

10 December

Films For Action: Harekete Geçiren Filmler!

Films for Action'i duydunuz mu? Burası aslında insanlardan gücünü alan, internet platformu. Wall of Films bölümünde Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi, Earthlings, Home gibi ünlü belgeselleri bulabiliyorsunuz.  Sürdürülebilir kalkınma aktivizmi için belgesel filmlerin önemini tartışamayız. Normalde belgeseller bir Hollywood filmi kadar büyük bir kitleye ulaşamasalar bile, ses getirdikleri zaman insanlari bilinçlendirmede ve davranışlarını değiştirmede rol oynayabilirler.

Bowling for Columbine, Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi, Earthlings, Home gibi çığır açan belgeselleri bir arada bulabileceğiniz bu arşivi mutlaka incelemenizi tavsiye ediyoruz. Kısacası görmek inanmaktır diyerek, sizi Films for Action'ı keşfetmeye davet ediyoruz!  

SHARE: READ MORE

10 December

Başarılı Çalışan Katılımı Stratejilerinin Sırrı Nedir?

Çalışan katılımı şirketler açısından en önem taşıyan konulardan biri. Özellikle Y kuşağı çalışanların şirketlerinden beklentileri arttıkça, şirketler de bu konunun üzerine daha çok eğilmeye başlıyorlar. Genç çalışanların sürdürülebilirlik konusunu artı değer olarak görmelerini sağlamak, içerde bu programların kabul görmesini ve uygulanmasına olumlu yansıyacak bir faktördür. Şirketler, özellikle çevresel sürdürülebilirlik konusunda çalışanların katılımını sağlamak konusunda zorluk çekebiliyorlar. Bu nedenle TD Bank, Environmental Defense Fund ve Brown Flynn Çevresel çalışmalar konusunda çalışan katılımı ile ilgili rehber niteliğinde bir rapor hazırladı. 

Raporda organizasyonların çalışanları çevresel sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda harekete geçirmeleri, programlara katılmaları ve katkıda bulunmaları için birtakım ipuçları veriliyor. Bu hedeflerin gerçekleşmesi için şirketlerdeki herkesin çevresel sürdürülebilirlik hedeflerini benimseyerek, programlara dahil olması ve gerekiyor. 

Başarılı bir çalışan katılımı projesi,

- çevre konusunda tutkulu çalışanların çalıştıkları şirketle gurur duymalarını sağlar ve programlara sahip çıkmalarını sağlar,

- verimliliklerini ve şirkette kalma sürelerini artırır,

- yeni çalışanları şirkete çekmek için de ideal bir araca dönüşebilir,

- müşterilerle daha iyi ilişkiler kurulmasını sağlayabilir,

- çalışanları maliyet düşürme konusunda motive eder,

- inovasyon üzerinde olumlu etkileri olur. 

TD Bank kendi çalışan katılımı programını yaratma sürecinde öğrendiklerini Net Impact ve GreenBiz ile paylaştı. Yukarıda bahsedilen tüm olumlu etkileri gözlemlediklerini belirten banka yöneticileri, projenin beklentilerinden çok daha fazla katkısı olduğunu dile getirdiler. TD Bank'ın Çevresel İşler Müdürü Joe Doolan bu tip programların sadece iş süreçlerini iyileştirmekle kalmadığını, diğer yandan çarpan etkisiyle çalışanların çevresel konularda liderlik yapmalarını ve bu konulardaki hassasiyetlerini özel hayatlarına taşıyarak kendi çevrelerini de olumlu etkilediklerini bildirdi. 

EDF ve TD Bank çevresel sürdürülebilirlik için çalışan katılımını artırma projelerinin yol haritasını çıkardılar. Buna göre, çalışan katılımı programları üç adımda gerçekleştirilebilir.  



1. Adım: Hedef Belirleyin
İlk adımda önemli olan şirketin çevresel sürdürülebilirlik anlamında ölçülebilir hedefler belirlemeleri gerekmektedir. Bunlar şirketin sürdülebilirlik stratejisi ile uyumlu hedefler olmalıdır. 

2. Adım: Hedefleriniz Doğrultusunda Çalışanları Seçin

Bu cümle biraz karmaşık gelebilir. Ancak bu strateji ile kastedilen aslında katılım şekillerini belirlemek. Örneğin aynı program içinde bazı çalışanlara daha aktif roller biçilebilir. Çalışanlar bu konulardaki ilgi düzeylerine göre segmente edilebilir. 

3. Adım: Sizin Seçtiğiniz Çalışanlar da Kiminle Çalışacaklarını Seçsin

Çalışanlarınızı özgür bırakın, çevresel konularda liderlik yapsınlar. Sonuç almaya başladıklarında ailelerini, arkadaşlarını bu konuda bilinçlendireceklerdir. Özgür kaldıklarında yaratıcılıklarını daha çok kullanma imkanına sahip olacaklardır, hem de konuyu sahiplenme düzeyleri de artacaktır. 

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz. 

SHARE: READ MORE

28 November

28 November 2014

Sosyal bir girişim fikriniz mi var? Global Social Venture Competition (GSVC) sosyal etki yaratmak isteyen girişimcilere, fikirlerini hayata geçirmek için 50.000 dolar değerinde ödül kazanma fırsatı sunuyor. 1999 yılında Berkeley MBA öğrencileri tarafından kurulan yarışmaya 2014 yılında 40 ülkeden 600 kişi başvurdu. Katılmak istiyorsanız 5 Aralık 2014 tarihine kadar bu sayfadan başvurabilirsiniz. 

SHARE: READ MORE

28 November

Koç Üniversitesi Öğrencileriyle Ortak Değer Yaratma Çalıştayı

21 Kasım’da, Koç Üniversitesi öğrencileriyle Ortak Değer Yaratma (Creating Shared Value)Workshop’ı gerçekleştirdik. Karanlıkta Diyalog atölyelerinde gerçekleşen workshopda öğrenciler iş dünyasında ortak değer yaratma ile ilgili fikirler geliştirip, tartıştılar. Workshop sonrası sergiyi gezen öğrenciler farklı bir deneyim yaşadıklarını dile getirdiler.

SHARE: READ MORE

28 November

İnsan Kaynakları ve Sürdürülebilir Kalkınma

İnsan kaynakları departmanları şirketlerdeki sürdürülebilirliğin geleceği açısından çok büyük önem taşıyor. Genç yeteneklerin şirketlere çekilmesi, yetişitirilmesi ve şirket bünyesinde tutulması inovatif ve proaktif şirketlerin en önemli yönlerinden biri olarak öne çıkıyor. 

Cambridge Üniversitesi'nin, WBCSD işbirliği ile hazırladığı Sürdürülebilir Kalkınma ve İnsan Kaynaklari Raporu, şirketlerin nasıl genç yetenekleri çekmek konusunda başarılı olabileceğine dair ipuçları veriyor. Raporda aynı zamanda kurumsal sürdürülebilirlik politikalarının yeni mezunlar tarafından algılanmasına da değiniliyor. Buna göre, Y jenerasyonu mezunların %53'ü sorumsuz şirketlerde çalışmak istemiyor. Rapordaki verilerden yeni nesil çalışanların şirketlerden beklentilerinin arttığını ve sürdürülebilirliğin daha önemli hale geldiğini görebiliyoruz. 

Raporun incelediği bir diğer faydalı konu da, sürdürülebilirliğin organizasyonlara entegre edilmesinde hangi departmanın hangi konuda sorumluluk alabileceği konusu. 

Raporda ayrıca şirketlerin İK ve sürdürülebilirlik konusunda attığı farklı adımlar inceleniyor. Vaka incelemeleri arasında, sürdürülebilirliğin çalışanlar için şirket tarafından değer önerisi olarak algılanması, işgücünde çeşitliliğin şirket performansına olan etkisi ve çalışanlar ve yerel topluluklarla ortaklık içinde çalışmalar yer alıyor. 

Raporun tamamıni buradan okuyabilirsiniz. 

SHARE: READ MORE

28 November

İklim Değişikliği İle Tuhaflaşan Dünyamız

Globalweirding bu sene yayınlanan ve bilim dünyasını hakkında konuşturan IPCC İklim Değişikliği (IPCC AR5) raporunu herkesin anlayabileceği, görsellerle desteklenmiş ve hap gibi bilgilerle kısaca özetleyen online bir versiyonunu bulabileceğiniz son derece bilgilendirici ve çarpıcı bir site. 

İngilizce küresel ısınma için kullanılan global warming ifadesinden esinlenerek “küresel garipleşme” sözcüğünü türeterek kurdukları sitede, 1535 sayfa uzunluğundaki raporu, karmaşık ve sofistike bilimsel ifadelerden arındırarak; ilgi çekici bir hale getirmeyi amaçlıyor. 


Sitede iklim değişikliğine dur demek için hiç bir aksiyon alınmaması durumunda gerçekleşecekler düşünülerek yaratılan senaryoda; 2100 yılına kadar yapılan bilimsel öngörülerin yıllara sari bir dökümünü bulabiliyorsunuz. Senaryo RCP8.5 Hiç Bir Şey Yapmıyoruz olarak bilinen bu durumda küresel ısınmadan hangi ülkenin, ne zaman ve nasıl etkileneceğini öğrenmek mümkün. Spoiler: İklim değişikliğine dur demememiz ve önlem almamamız durumunda, 2100 yılında +4 derece daha sıcak bir dünyada yaşıyor olacağız. Bu da demek oluyor ki, balıklar büyük ölçüde ölmüş olacak, hayvan ve bitki cinslerinin çok büyük bir kısmını kaybedeceğiz, su kaynakları risk altında olacak ve yaban ateşlerinin sayısında artış görülecek. 

Geleceği şekillendirmek bizim elimizde ve harekete geçmek için hala çok geç değil.
http://globalweirding.is/here

SHARE: READ MORE

27 November

Liderlik Hakkında Farklı Bir Öğretici: Tango

A. Eren Öztürk

Uzun yıllar önce yaklaşık bir yıl süre ile tango ile ilgilenmiştim. Önceleri zorla bir şeyler yapmaya çalışsam da ne yalan söyleyeyim, sonradan çok sevdiğim bir uğraş haline geldi . Uzun zaman yüksek koordinasyon ve ritim duygusu gerektiren sporlarla uğraşmış olmanın da verdiği avantajla, tangoda erkeğe biçilmiş olan liderlik etme görevini layıkıyla yerine getirdiğimi düşünürdüm. Ta ki, bu yılın Eylül ayında yeniden tango ile karşılaşana kadar… Bir dans, sürdürülebilirliğe ulaşmakta zorlandığımız bir dönemde, gereken farklı liderlik yaklaşımı için size neler öğretebilir dersiniz?
Doktora çalışmam ile alakalı katıldığım ‘Sustainable Leadership’[1] modülünün ilk akşamında tango pratiği vardı. Daha önceden bu dansı deneyimlemiş birisi olarak oldukça heyecanlı bir akşam olacaktı benim için ve öyle de oldu! Aslında mevzunun ilk andan itibaren öncekilerden farklı gelişmesi beni önce tedirgin, sonrasında ise memnun etti. İlk olarak, pratik sırasında beni derinden etkileyen bir gözlemle başlayayım. Tangodaki yürüyüş, sıradan bir yürüyüşe benzemekle birlikte altında bazı farklılıklar içerir. Bunlardan ilki yerin gücünü kullanmaktır. Dersi veren hoca, yeri kullanmamızı ve onun gücünden faydalanmamızı istediğinde, salondaki herkeste gözlemlediğim tek bir değişiklik vardı: Yavaşlamak! Yeri kullanmaya çalıştığımızda, onun gücünden destek aldığımızda olan şey; yavaşlamak, kendi hareketlerimizin ve salonda olan diğer katılımcıların -dolayısıyla ‘çevre’mizin- farkına varmaktı. Daha yavaş ama daha güçlüydük. Alçak gönüllü, ne yaptığını bilen, aklı başında ve ayakları yere basan[2] sıfatlarının, liderlik söyleminde fazlasıyla yer kapladığının altını çizmek isterim ve salonda o anda olanlar yukarıdakilerin tam karşılığıydı. Aynı zamanda yavaşlamak ve kendimizi fark etmek, ‘o anda bulunmayı’[3] sağlıyordu. İşte size liderlik yaklaşımlarının bir başka olmasa olmazı! Kısacası, ayaklarımız yere bastığında; kendimiz, çevremiz, o ‘an’da olanlar ve tüm bunlar arasındaki ilişkiler gözlerimizin önüne serildi.   

İkinci gözlemim ise, bu dansın güçlü bir biçimde cinsiyet ile ilişkilendirilmiş olması üzerineydi. Daha önceki deneyimim cinsiyet temelinde bana sadece liderlik etmeyi öğretmişti. Ancak hikâye burada son bulmayacaktı. Partnerimle rolleri değiştiğimizde, yani onun bana liderlik, benim de ona takipçilik yaptığım kısımda tam anlamıyla çuvalladım! Çünkü arka planda beynimin bana dikte ettiği şey liderlik etmemdi ve dolayısıyla takip etmeyi türlü başaramıyordum. Önceden -ve muhtemelen yanlış ya da eksik olarak- öğrendiklerim beni o ‘an’dan uzaklaştırıyor ve yanlış hareket etmeme neden oluyordu. Bildiklerimi unutmaya karar verip zihnimi serbest bıraktığımda ‘an’ın farkına vardım ve ancak bunu denediğimde biraz yol almaya başladık. Ne zaman ki yönlendirmeye ve  liderlik etmeye dair fikirlerimi unutmaya[4] karar verip geride bıraktım ve kendimi, yönlendirilmeye ve karşımdakine güvenmeye verdim, işte o anda iyi bir tango partneri haline dönüştüm. Güven alış verişinin mevcut olmadığı organizasyonlar ve daha genel haliyle toplumlar, sürdürülebilirliğin sağlanması konusundaki en temel yapıtaşından mahrum kalmışlar demektir. Çünkü güven, sürdürülebilir bir topluma ulaşmada en temel etkenlerden birisidir. Bunun en basit seviyedeki yansıması ise tam olarak karşımda, birlikte dans ettiğim insanla aramda duruyordu.

Sürdürülebilirlikle ilgili sorunların uzun zamandır çözüme kavuşmadığını, mevcut bakış açısıyla da kavuşamayacağını ve yeni bir liderlik yaklaşımına gereksinim duyduğumuzu önceki yazımda dile getirmiştim. Aslında sürdürülebilirlik; birkaç LEED sertifikalı bina, hibrit otomobiller, LED aydınlatmalar, enerji verimli diz üstü bilgisayarlar ve benzerleri ile gerçekleşmeyecek. Zihinsel bir dönüşüme ve bu dönüşüme liderlik edecek bir bakış açısına ihtiyacımız var. Bunu da ilk olarak kendimizi dinleyerek, içimize dönerek, kim olduğumuzu,kendimize ve içinde yer aldığımız topluma ne verebileceğimizi anlamaya çalışarak ve artık günlük koşuşturmalar içerisinde kaybolmayarak sağlayabiliriz. En azından iyi bir başlangıç noktası olacaktır bu. Bahsettiğim dönüşümü kendimizde sağladıktan sonra zaten bu yaklaşımı benimseyecek, bunun parçası olmak isteyecek insanlar, organizasyonlar ve toplumlar ortaya çıkmaya başlayacaktır. William Arthur Ward’ın dizelerinde de söylediği gibi: “Liderlik etmeden önce hizmet etmemiz, hizmet etmeden önce hazır olmamız, hazır olmadan önce öğrenmemiz, öğrenmeden önce dinlememiz, dinlemeden önce sessiz olmamız gerekir.“ 

(Resim kaynağı: www.fubiz.net - Tumbleweed Tango Animation)


[1] Bilgi için: http://www.cumbria.ac.uk/Courses/Subjects/BusinessComputing/Postgraduate/SustainableLeadershipPGC.aspx
[2] İngilizce dilindeki haliyle ‘grounded’.
[3] İngilizce dilindeki haliyle ‘being present’
[4] İngilizce dilindeki haliyle ‘unlearning’

SHARE: READ MORE

21 November

Business Unusual Webinar'ı Canlı Olarak S360’ta

B Corp'lar ortak değer yaratabilen kuruluşlardır. Bir B Corp ve aynı zamanda Ortak Değer Girişimi'nin üyesi olan S360 olarak, 9 Aralık'ta bu özel etkinlikte bir araya gelmek üzere sizleri ofisimize davet ediyoruz. Davetiyeyi bu bağlantıdan indirebilirsiniz.

RSVP: info@s360.com.tr

*Webinarın dili İngilizce'dir.

 

SHARE: READ MORE

14 November

FSG'den Ortak Değer Yaratma Eğitimi

S360 Strateji Direktörü Lara Toensmann FSG'nin Londra'da düzenlediği Ortak Değer Yaratma eğitimine katıldı. Eğitime Shared Value Initiative'in networkünde bulunan ve ve çeşitli alanlarda işbirliği yaptığı kuruluşlar davetliydi. S360, Ortak Değer yaklaşımının Türkiye'deki düşünsel liderliğini üstlenmeye hazırlanıyor. Mark Kramer'ın da konuşmacı olarak katıldığı eğitiminde, düzenlenen ortak değer konulu panelde Coca-Cola, Barclay’s ve NovoNordisk vardı.  

SHARE: READ MORE

14 November

Finansal Piyasalar Yeni Bir Ürünle Tanışıyor

Yeşil Tahviller Yayınımız Çok Yakında Sizlerle

Tahvil piyasalarının yepyeni ürünlerinden biri olarak karşımıza çıkan “yeşil tahviller"ın adını, önümüzdeki yıllarda daha çok duyacak olduğumuz kesin. Yeşil tahvil, en genel tanımıyla, "yeşil” projelerin finansmanında kullanılan bonolara verilen isim. Temiz enerji, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği projelerinin yanı sıra, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında hayata geçirilen projeleri de, yeşil projeler arasında saymak mümkün. Büyük oranda enerjide dışa bağımlı olan Türkiye'nin ise özellikle yenilenebilir enerji alanındaki muazzam potansiyeli bir yana, gerçekleştirilmesi hedeflenen pek çok yenilenebilir enerji yatırım ve altyapı projesi bulunuyor. “Yeşil tahvil"lerin Türkiye'de hayata geçirilmesi neden önemli? "Yeşil tahvil"ler, Türkiye'de yeşil enerji yatırımlarını ve gelişmelerini ne yönde etkiler? Bunun tahvil piyasalarına etkisi ne olur? Tüm bu konuları tartışıyor olduğumuz "Yeşil Tahviller” yayınımızı çok yakında sizlerle buluşturuyor; ve önümüzdeki dönemde daha da önem kazanması beklenen bu konuyu tartışmaya açıyor olacağız.

fotoğraf: www.solarfeeds.com

SHARE: READ MORE

14 November

Palm Yağının Hikayesi

Palm yağını her üründe kullanıyoruz. Palm yağının üretiminde sürdürülebilirlik çok önemli bir konu. Hem yerel toplulukların yaşam standartlarını geliştirmek için, hem yağmur ormanlarını korumak için. Yanlış tarım metotları, yağıştan, biyoçeşitliliğe, karbon yutma oranından, Endonezya gibi ekonomisi büyük oranda palm yağına bağlı olan ülkelerde, sosyal konulara kadar etkili olabiliyor. Pan Eco, Greenpeace ve RSPO (Roundtable on Sustainable Palm Oil) bu konuda önemli çalışmaları bulunan kuruluşlar.

Palm yağı FMCG endüstrisini yakından tanımayanlar için çok tanıdık gelmeyebilir ancak Nestlé, Unilever, L'oréal, McDonalds, Johnson & Johnson gibi dünyaca ünlü markaların ürünlerinde mevcut bir bileşen. Dünya devi perakende satıcılarının temin ettikleri miktarlar, konunun sürdürülebilirlik bakımından önemini gösteriyor. Palm yağının hikayesini The Guardian gazetesinin oluşturduğu interaktif haritadan aşağıdaki linke tıklayarak takip edebilirsiniz. 

http://www.theguardian.com/sustainable-business/ng-interactive/2014/nov/10/palm-oil-rainforest-cupboard-interactive?CMP=new_1194

SHARE: READ MORE

14 November

Bisikletler Yeni Ekonomiyi Nasıl Şekillendiriyor?

Hollandalı tasarımcı Daan Roosegaarde yaratıcı bir çalışmaya imza atarak, güneş enerjisi ile çalışan LEDler ve kendiliğinden parlayan çakıl taşlarından oluşan bir bisiklet yolu tasarladı. Tasarımda ünlü ressam Van Gogh'un “Yıldızlı Gece” eserinden esinlendi. Öte yandan bisikletler yalnızca ilham kaynağı olmakla kalmıyor, yeşil ekonominin büyümesine çok ciddi katkılar sağlıyorlar. Yeni yayımlanan bir araştırmaya göre Avrupa Bisiklet Sanayisi 650.000 iş yarattı hatta madencilik sektöründen daha fazla iş yaratıyor ve 2020 yılına kadar bu sayı 1 milyonu geçebilir. 



Üretim, turizm, satış, altyapı ve hizmet sektörünün faydalandığı bisikletler giderek daha çok tercih ediliyor. Şu anda Avrupa'da ulaşım amacıyla tercih oranı %3 olsa da, bu oran hızla artmakta. Avrupa Bisikletçiler Federasyonu (ECF)‘den Kevin Mayne raporda yerel yönetimlere seslendi: “Bisiklet hem ulaşım, iklim değişikliği ve sağlık bakımından yararlı. Bisiklet yollarının inşası, ek araç gereçlerin, tamirhanelerin yaygınlaşması bu işlerin artmasına katkıda bulunuyor.”  

Rapor yeşil ve düşük karbonlu ekonomiye geçişin yeni işler yaratabileceğini ve yeni yatırımlara yol açabileceğini gösteriyor. 

Sanatçı Roosegarde'nin çalışmasına dair videoyu da bu linkten izleyebilirsiniz. 
 

SHARE: READ MORE

14 November

B Corp El Kitabı Kütüphanemizde!

Bugün dünya çapında 1000’den fazla şirket çoktan B Corp topluluğuna katıldı ve bu şirketler sadece dünyadaki en iyisi olmak için değil, aynı zamanda dünya için en iyisi olmak için rekabet ediyorlar. Küresel ekonomiyi değer yaratan biçimde şekillendirmeyi amaçlayan bu uluslararası oluşum hakkında detaylı bilgiye sahip olmak için kitabı kütüphanemizden ödünç alabilirsiniz. 

SHARE: READ MORE

7 November

Artık BİST Sürdürülebilirlik Endeksi Var, Siz Hazır Mısınız?

Emin Ali Gündez

Borsa İstanbul Kurumsal Sürdürülebilirlik konusunda uluslararası girişimlerde yer almanın yanı sıra, sürdürülebilirlik endeksi oluşturulması için bir süredir yoğun ve titiz bir çalışma sürdürmekte idi.

Bu çalışma kapsamında;

Borsa İstanbul ile Ethical Investment Research Services Limited (EIRIS) arasında şirketlerin çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim konularındaki performanslarını baz alan BIST Sürdürülebilirlik Endeksinin hesaplanması amacıyla bir işbirliği anlaşması imzalanmış, EIRIS tarafından sadece “kamuya açık” bilgiler kullanılarak, BIST 30 endeksinde yer alan şirketler uluslararası sürdürülebilirlik kriterler baz alınarak belirlenen BİST Sürdürülebilirlik Endeksi Seçim Kriterleri kapsamında değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Değerlendirmeler sonucunda BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde, Akbank, Arçelik, Aselsan, Garanti Bankası, Koç Holding, Migros, PETKİM, Sabancı Holding, TAV Havalimanları, Tofaş Otomotiv Fabrikaları, Turkcell, TÜPRAŞ, Türk Telekom, Vakıflar Bankası ile Yapı ve Kredi Bankası‘ndan oluşan 15 Şirketin yer aldığı, 4 Kasım 2014 tarihinde yapılan lansman ile açıklanarak, aynı gün itibariyle endeks hesaplanmaya başlanmıştır. Endeks her yılın Kasım ayında yenilenerek yoluna devam edecektir.



Artık kurumsal sürdürülebilirlik performansı, sayısal değerle ifade edilebilir niteliğe kavuşmuş, şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarının kıyaslanabilmesi için uluslararası nitelikte, bağımsız, güvenilir ve en önemlisi yatırım yapılabilir bir endeks oluşturulmuş ve ilan edilmektedir.

Yatırımcılar ve şirketler başta olmak üzere tüm katılımcıları olumlu yönde etkileyebilecek olan BİST Sürdürülebilirlik endeksinin, şirketlerin sürdürülebilirlik risklerini doğru bir şekilde analiz edip yönetmesini sağlaması, yatırımcıların ise borsaya yönelmelerini teşvik etmesi , özellikle uzun dönemli sürdürülebilirlik risklerini yöneten şirketlere yatırım yapmak isteyen sorumlu yatırım fonlarını cezbetmesi beklenmektedir.

Borsa İstanbul tarafından BİST Sürdürülebilirlik endeksine dahil olabilecek şirketlerin değerlendirilmesinde kullanılan metodoloji ve endekse katılım kriterleri açıklanmıştır. Sürdürülebilirlik uygulamalarının değerlendirilmesinde, şirketlerin içinde yer aldığı sektörden, üretilen ürünlerden, faaliyet gösterilen ülkelere göre değişiklik içeren risklere karşılık gelen ölçümlemeler söz konusudur.

Borsa İstanbul tarafından, 2015 yılında BİST 50, 2016 yılında BİST 100 endekslerinde yer alan şirketlerin BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer almak üzere değerlendirileceği açıklanmıştır. Sürdürülebilirlik endeksine dahil olma heyecanının kısa bir süre içerisinde BİST 100 içinde yer alan şirketlere kadar yaygınlaşacağı anlaşılmaktadır.

Halka açık şirketlerin çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim konularındaki performanslarının raporlanıp değerlendirmeye tabi tutulması, sürdürülebilirlik endeksinde yer alma ve devamlılığının sağlanması konularının beraberinde çok fazla soru işareti ve endişe getirdiğinin farkındayız.

Bu süreci en doğru ve iyi şekilde yönetebilmesi, riskleri fırsata dönüştürülebilmesi için Borsa İstanbul şirketlerine, BİST sürdürülebilirlik endeksi konusunda daha fazla bilgi edinmek isteyen sermaye piyasamız katılımcılarına destek olmaya hazırız.

Ve bu destek konusunda bir ilk adım olarak bu özel sayımızı sizlere sunabildiğimiz için çok mutluyuz, bizleri arayabilir, sorularınızı web sitemizde (http://s360.com.tr/tr/iletisim/) iletişim formu ile gönderebilirsiniz.

SHARE: READ MORE

7 November

Sürdürülebilirliğin Yeni Liderleri CFO'lar

CFO'lar Sürdürülebiliğin Yeni Kahramanları mı? 

CFO'ların sürdürülebilirliğin şirket politikalarına olan etkisi konusunda giderek daha çok söz sahibi olduğunu gözlemliyoruz. Lider şirketler; sürdürülebilirlik uygulamarının, şirketin temel iş alanlarına dahil edilmediği sürece, ortak değer yaratmanın veya sürdürülebilir uygulamalar üzerinden finansal kar elde etmenin mümkün olmadığı konusunda uzlaşıyorlar. 

Yatırımcılar, müşteriler, paydaşlar gün geçtikçe şirketlerin sürdürülebilirlik performansını finansal performansına dayandırmak istiyor. Bunu yapabilmek için ESG kriterleri dediğimiz çevre - sosyal ve yönetişim alanlarında daha fazla bilgi sahibi olmayı bekliyorlar.  

CFO'ların Değişen Rolü

Bu durumun nedenlerinden biri şirketlerin (özellikle halka açık şirketlerin) iklim değişikliği ve İSG gibi konulardaki sürdürülebilirlik risklerinin doğrudan finansal performanslarını etkiliyor olması. Finansal analistler artık sürdürülebilirlik performansına da bakıyorlar. ESG faktörleri yatırım analizlerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. CFO'lar da bu doğrultuda şirketlerinin ESG performansı konusunda paydaşlara hesap verebilmek için giderek daha bilgi sahibi hale geliyor. 
CFO'ların rolü özellikle, yatırımcı ilişkileri, raporlama ve sürdürülebilirlik raporlarının bağımsız kontrolleri ve operasyon ve finansal riskler konusunda ön plana çıkıyor. 

UPS'in CFO'su Kurt Kuehn, CFO'ların sürdürülebilirlik konusunda 5 önemli katkısı olabileceğinin altını çiziyor.  

Maliyetleri düşürebilir, verimi arttırabilirsiniz. 
Riskleri en aza indirebilirsiniz.
Rekabet avantajı sağlayarak yeni gelir kaynakları yaratabilirsiniz. 
Inovasyonu motive edebilirsiniz.
Çalışanlarınızın motivasyonunu yükseltebilir ve daha uzun süre şirkette kalmalarını sağlayabilirsiniz. 
Uluslararası saygın danışmanlık şirketleri de bu konuda araştırmalar yayınlıyorlar. Genel kanı, CFO'ların sürdürülebilirlik yaklaşımının bütüncül olması gerektiği yönünde. 

Aynı konudaki Harvard Business Review'da yayınlanan yine UPS CFO'su Kurt Kuehn'in  Lynnette McIntire ile kaleme aldığı “CFO'ların Sevebileceği Sürdürülebilirlik” makalesine de buradan ulaşabilirsiniz. 

CFO Liderler Ağı 
A4S CFO Liderler Ağı (A4S Chief Financial Officer Leadership Network ); 2013 yılında yıllık A4S Forumu'nda açıklanmıştı. Bu grup, sürdürülebilirlik konusunda CFO'ların önem kazanan rolüne odaklanan ilk ağ olma özelliğini taşıyor. CFO'lar finansal kararları alırken çevre ve sosyal konular üzerindeki etkilerini hesaba katarak büyük fark yaratabilirler. 

CFO Liderler Ağının üyeleri, ağın kuruluşunu İngiliz Telegraph gazetesinde yazdıkalrı bir açık mektupla duyurmuşlardı. Altında BUPA, Burberry’s , Sainsbury, Marks & Spencer, WallMart, Unilever gibi şirketlerin CFO'larının imzası bulunan mektubun tamamını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. 

Bu ağa üye olan CFO'ların başlıca amacı, şirketlerin iklim değişikliği, artan nüfus, hızlı kentleşme, artan tüketime karşın giderek azalan doğal kaynaklar ve bozulan toplumsal yapı gibi konularda nasıl davrnamaları gerektiği konularında başarılı stratejiler geliştirmek ve iş dünyasına birtakım normların gelişmesini sağlamak. 

Bu amaç doğrultusunda CFO'lar gelecek riskleri modelleme ve belirsizlik karşısında yatırımcılara ve diğer paydaşlara rehberlik edecekler. Aynı zamanda sürdürülebilir uygulamaların ticari başarı ile doğrudan ilgili olduğunu anlaşılmasına katkıda bulunmayı hedefliyorlar. John Rogers (CFO, Sainsbury’s) ve Pierre-André Terisse (CFO, Danone), bu ağı birlikte yönetiyorlar. Ağın diğer üyeleri hedef ve ilkelerini ortaya koyan bir taahhütname imzaladı. 

Ağa üye olan CFO'ların listesine buradan ulaşabilirsiniz. 

Kaynaklar: Ernst & Young, Accenture, CISL, The Guardian 

SHARE: READ MORE

6 November

Gelişmekte Olan Ekonomilere Ait Sürdürülebilirlik Endeksleri ve Endekslerin Sağladığı Düşünülen Faydalar

Emre Salkım - Emin Ali Gündez

Sürdürülebilirlik endeksleri birinci nesil sürdürülebilirlik göstergeleri1 üzerine kurgulanan ve şirketlerin bu konular üzerindeki performansını yatırımcılar ve tüketicilerle bilgi paylaşmak üzerine oluşturulan yapılardır. Özellikle gelişmekte olan ekonomilere ait çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) verilerinin erişilebilirliğinin, güvenilirliğinin ve kıyaslanabilirliğinin sorgulandığı bir ortamda uzun soluklu yatırımlardan bahsetmek oldukça zordur. Bu durumu ortadan kaldırmak adına, sürdürülebilirlik performansı üzerine çalışan EIRIS gibi kar amacı olmayan kuruluşlar gelişmekte olan ekonomilerdeki kurumlarla2 işbirliği yaparak sürdürülebilirlik endeksleri oluşturmaya ve/veya oluşturulması için katkıda bulunmaya başlamışlardır.

Günümüzde, gelişmekte olan ekonomilerin sürdürülebilirlik endeksleri genellikle mevcut oldukları ülkelerin borsaları tarafından oluşturulmaktadır. Bu duruma örnek olarak JSE, BM&FBovespa ve Borsa İstanbul’u örnek verebiliriz. Özel endeks sağlayıcılar tarafından  oluşturulan endekslerden de bahsetmek mümkün elbette. Borsaların oluşturduğu endeksler kamuyu aydınlatma ve itibar geliştirme üzerine kurgulanırken, S&P, Dow Jones gibi özel şirketlerin oluşturduğu endeksler ise yatırımcıları kendilerine çekecek ürünler üzerinden kurgulanmaktadır.

ESG konuları kapsamında bilgi sağlamaya başlayan ilk endeks 1990 yılında hizmet vermeye başlayan Domini 400 Sosyal Endeksi’dir. Domini 400 Sosyal’i takiben ESG bağlamında birçok endeks oluşturulmuştur.  Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi (DJSI) 1999’da oluşturulmuştur. Günümüzde popüler bir sürdürülebilirlik kıyaslama mekanizması olarak hizmet veren DJSI’yı takiben, FTSE4Good Endeksi 2001 yılında oluşturulmuştur. Gelişmiş ekonomilerde, degişik aktörler 2000’li yılların başlarından itibaren sürdürülebilirlik endekslerini çeşitli konu alanları çevresinde oluşturmaya başlamışlardır. Gelişmekte olan ülkelerin borsaları içinde ilk sürdürülebilirlik endeksi Johannesburg Borsası tarafından 2004 yılında oluşturulan Sorumlu Yatırım Endeksi’dir. Bu sürece en yeni son katılım ise da Borsa İstanbul tarafından 4 Kasım 2014 tarihi itibariyle oluşturulan BİST Sürdürülebilirlik Endeksi’dir.

Sürdürülebilir Borsalar Girişimi (SSEI) için 2014 yılında UNCTAD, PRI, UNGC, UNEPFI tarafından hazırlanan rapora göre, Dünya Borsalar Birliği’ne (WFE) ve SSEI’ya dahil olan 55 borsanın 23’ü sürdürülebilirlik endeksi hesaplamaktadır. Gelecekte bu sayının artması beklenmektedir. Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nin bu beklentiyi doğrulayan bir örnek olarak 24’üncü olmuştur. Diğer yandan, çeşitli grupların yaptıkları çalışmalara göre yaklaşık 60 adet borsa tarafından hesaplanan sürdürülebilirlik endeksi ve yine bir o kadar da özel endeks sağlayıcılar tarafından hesaplanan endeks olduğu tahmin edilmektedir.

Yerel sürdürülebilirlik endekslerinin ne kadar kullanışlı olduğu tartışılmakta ve sürdürülebilirlik endekslerinin yerel borsalara prestij kazandırdığı kabul edilmektedir. Buna ek olarak; varlık yöneticileri aktif yatırım stratejileri üzerinde yoğunlaştıkları için bu endeksleri bir  rekabet olarak nitelendirseler de sağladıkları bilgiyi portföylerinde kullanmaktadırlar. Uluslararası araştırma yapan kuruluşlar ise lokal sürdürülebilirlik endekslerinin sağladığı bilgileri oldukça kullanışı bulmakta ve hali hazırda var olan verileri zenginleştirdiğini belirtmektedirler. Elbette en kalıcı fayda endeksler içine girebilmek için şirketlerin kamuyu aydınlatma süreçlerinde sağlanacak beceri ve ilerlemedir, bu gelişme şirket menkul kıymetlerine olan yerel ve uluslararası talebi güçlendirecek ve nitelikli yatırımcıları cezbedecektir.

1 Birinci nesil sürdürülebilirlik göstergeleri: Personel devri, enerji, atık ve su yönetimi, sera gazı emisyonları, yaralanma oranı ve işçi sayısı

2 EIRIS’ın işbirliği yaptığı ülkeler ve borsaları: Türkiye’de Borsa İstanbul, Meksika’da Bolsa Mexicana de Valores, Güney Afrika’da Johannesburg Stock Exchange
 

SHARE: READ MORE

6 November

Sürdürülebilirlik Bilgilerinin Kamuya Açıklanmasını Ölçmek: Dünya Borsalarının Sıralaması

Revan Arkan - Emin Ali Gündez

Raporun Önsözleri

Raporun sponsorlarından çokuluslu sigorta şirketi Aviva'nın CEO'su Mark Wilson ;

Artan ulusal yaklaşımlar, aynı zamanda örtüşen ve yarışan gönüllü uluslararası standartlar ve rehberlerin farklı ülke ve piyasalarda faaliyet gösteren şirketlerin yorumlama yapmaları ve uygulamalarında zorluklara neden oldugunu belirterek, anlaşılabilir, tutarlılıkla uygulanabilir kurumsal sürdürülebilirlik raporlaması konusunda global bir görev ile ve global olarak koordine edilen bir yaklaşıma belirgin bir gereksinim olduğunu belirtmekte, Geçmişte IOSCO (Uluslarası Sermaye Piyasası Kurulları Organizasyonu)’nun daha önce benzer konularda verimli müdahelelerde bulunduğundan bahisle raporlama konusunda da global bir çözüm için benzer bir destek müdahelesine gereksinim olduğuna vurgu yapmaktadır.

International Integrated Reporting Council CEO’su  Paul Druckman ;

Raporlamanın davranışları etkilediğini bildiğimizi, bu nedenle kurumsal raporlamının finansal istikrar ve sürdürülebilirlik için uzun dönemli deger yaratımına odaklanan davranışları desteklemesi gerektiğini söylerken,  Güney Afrika, Singapur, Birleşik Krallık, Malezya, Japonya, Avustralya ve Hollanda da gibi çok farklı piyasalarda uzun dönemli deger yaratımının anlaşılmasına ve gerekli şartlarının saglanmasına odaklanan kurumsal yönetim ve raporlama ilkeleri ile birlikte   yatırım kuralları içerisine yerleştirilmekte olan “stewardship”kavramının doguşunu görmekte olduğumuzu belirtmektedir.

Standard & Poor’s Ratings Services  Başkanı Neeraj Sahai;

Son dönemde gerçekleştirilen sürdürülebilirlik raporlamalarından örnekler vererek, bu raporlamaların şirketler ve yatırımcılar tarafından sürdürülebilirlik esaslı risklerin  kurumsal performans ve değer bakımından önemliliğinin artan ölçüde kabulünün bir işareti olarak algılanması gerektiğini  söylemekte ve tecrübelerine göre daha fazla şeffaflıktan yatırımcıların faydalanacağını, bununda sermayenin daha etkin dağılımı ile bütün ekonominin yararına sonuç vereceğini belirtmektedir.

Rapor

Corporate Knights Capital  bu raporunda da ilk iki raporunda oldugu gibi borsaları işlem gören şirketlerinin, ilk nesil (enerji kullanımı, GHG, iş kazası,ücret politikası, atık yönetimi, su kullanımı) göstergeleri ile ilgili  kamuyu açıklama uygulamaları  üzerinden sıralayarak, sürdürülebilirlik çalışmalarının  kamuyu aydınlatma trendlerini analiz etmeye çalışmıştır.

Raporda kullanılan metodoloji

Analiz Birimi; 68,022 adet işlem gören şirket ile yola çıkılmış, 1 Temmuz 2014 itibariyle piyasa degeri US$ 2 Milyar üstü eşik degeri kullanılarak 4,609 şirket sayısına ulaşılmıştır.

Kümelendirme; İstatistiki anlamlılık için eşik degeri aşan enaz 10 ve üstü sayıda borsa analize dahil edilmiş, bu şekilde borsa sayısı 82’ den 46 ‘ya indirilmiştir.

Sıralama modeli; Üç ölçü kullanılmıştır,

i)Kamuya Açıklama Puanı ( %50 agırlık)- 2012 yılında ilk nesil yedi göstergeyi açıklama puanı, her göstergeye eşit agırlık.

ii)Kamuya Açıklamada Büyüme Puanı  ( %20 agırlık)-2008-2012 arasında i’deki büyüme puanı

iii)Kamuya Açıklama Hızı (%30 agırlık) -Mali yıl sonundan itibaren açıklama hızına ilişkin puan.

Kamuya açıklama hızı puanı verilemeyen borsalarda, Kamuya Açıklama Puanına % 70, Kamuya Açıklamada Büyüme Puanına % 30 agırlık verilerek sıralama yapılmıştır. 

Kamuya Açıklama  toplam puanlara göre  bakış

Borsada kote olan şirketlerin bilgi paylaşma derecelerini değerlendiren raporda, Helsinki en fazla bilgi paylaşılan borsayken, hemen arkasından Amsterdam'ın Euronext borsası ve Johannesburg geliyor. Londra 9. sırada, bunlara karşın New York Borsası ve NASDAQ küresel sıralamanın en sonlarına yakın 34. ve 39. sıralarda yer alıyorlar. En kötü performans gösteren Suudi Arabistan, Varşova, Katar, Kuveyt Borsaları ardından  Lima borsası en sonda ve 46. sırada yer almıştır. 

Borsa İstanbul bu yılki sıralamada en çok sıra atlayan borsa olmuştur. 21. sıradan 11. sıraya yükselen Borsa İstanbul’un katettiği bu gelişme süphesiz ki, diğer bir çok faktörün yanı sıra, menkul kıymetler kural koyucusunun son dönemdeki kamuyu aydınlatma kuralları ile saglanmıştır .
Gelişmekte olan piyasalar arasından Filipinler ilk nesil göstergeleri raporlamaya en hızlı alışan borsa olarak görünmekteyken, Çin’in Shanghai ve Shenzen borsaları dünyanın en hızlı sürdürülebilirlik raporlaması yapan şirketlerine ev sahipliği yapmaktadırlar.
Sektörlere bakıldığında maden şirketleri temel konularda (enerji, emisyonlar, kaza oranları, atık ve su) en çok bilgi paylaşan sektörken, finans sektörü en geriden gelmektedir.
Kamuya Açıklama puanlarına göre ilk on borsa



En çok sürdürülebilirlik verisini kamuya açıklayan şirketlerin bulunduğu borsaların gösterildiği yukarıdaki taboya baktığımızda ilk onda Helsinki, Euronext Londra, BME İspanya, Kopenhag, Euronext Paris, Atina, Londra (LSE), Johannesburg , Euronext Amsterdam, Stockholm gibi gelişmiş ülkelerin önden geldiğini görüyoruz. Bu listedeki tek gelişmekte olan piyasa Güney Afrika Johannesburg Borsası olarak aradan sıyrılmaktadır. Johannesburg’un bu özel durumu G. Afrikada farklı sektörlerdeki kurumsal sürdürülebilirlige ilişkin kamuıyu bilgilendirmeyi destekleyen şartların var olmasından, esas olarak da Johannesburg Borsasının Borsa Kotuna Alma Kurallarını “uy ya da açıklama yap” uygulaması ile “South Africa’s King Code of Governance(King III)”ile uyumlaştırmasından kaynaklanmaktadır.  

Kamuya Açıklamada Büyüme Puanı En Hızlı Yükselen 10 Borsa



Kamuya Açıklamada Büyüme Puanı açısından borsalara baktığımızda Filipinler, Kolombiya, İstanbul, Malezya, Bangkok, Singapur, Tayvan, Tel Aviv, Meksika, Shanghai borsalarını görüyoruz. Dikkat çeken husus 10 borsada 8’i gelişmekte olan ülkelerdeki borsalardan oluşmaktadır. Bu tablo gelişmekte olan piyasaların gelişmiş ekonomileri takip ettiğini ve sürdürülebilirlik ile ilgili gelişmiş ülkelerle aralarındaki  açığı büyük bir hızla kapattığını gösteriyor.

Sürdürülebilirlik Bilgilrinin Kamuya açıklanması ile ilgili öneriler

Politika yapıcılar borsalarda işlem gören şirketlerin sürdürülebilirlik göstergelerini ölçümlemeleri ve açıklamalarını teşvik edici politikalar geliştirmelidirler.

Finansal ve sürdürülebilirlik raporlaması arasındaki zamansal gecikmeyi azaltacak tedbirler alınmalıdır.

Dünyadaki en büyük üç sürdürülebilirlik standartları üreticileri Carbon Disclosure Project (CDP), Global Reporting Initiative (GRI) ve Sustainability Accounting Standards Board (SASB) sürdürülebilirlik metodoloji ve rehber ilkelerini uyumlaştırmalıdırlar.

Borsalar işlem gören şirketlerin raporlamaları ile  ilgili çalışmalar yapmalı ve bu çalışmalar, borsalarda kota alma kurallarına sürdürülebilirlikle ilgili kamuyu aydınlatma  standartlarının  dahil edilmesi için daha ileri yaklaşımlara dönüştürülmelidir.

Raporu buradan indirebilirsiniz. 

SHARE: READ MORE

5 November

BİST Sürdürülebilirlik Endeksi: Yatırımcı İletişimi Şirket Değeri – CFO’lar

Emin Ali Gündez 

Şirket değeri kavramının, gerek etkilendikleri gerekse kapsadıkları anlamında zaman içinde genişlemekte olduğu gözlemlenmektedir. Düzensiz bir tarzda yazarsak; fiyat, insan hakları, ücret, kalite, risk, süreç yönetimi, müşteriler, yaratıcılık, sağlık, rakipler, kamuoyu, yatırımcılar, yatırım analistleri, çalışanlar, borsa, itibar, finans kurumları, stratejik konum, yaklaşım, rekabet, sivil toplum kuruluşları, ortaklar ve diğer bir çokları gibi değişik özellikler taşıyan kişi, grup ve süreçlerin değerin içeriğini  ve bu içeriği kimlerin ve de nelerin oluşturduğunun çala kalem bir resmini çizmiş olabiliriz.

Yukarıda sayılan özne, nesne, durum ve süreçleri sınıfladığımızda, finansal değerler kadar finansal olmayan değerlerin de şirket değerini oluşturduğunu el yordamıyla dahi görebiliriz. Bunların şirketin içinde olanları ve doğrudan bağlantılı olanları kadar, şirketle dolaylı bağlantıda olanları bile şirket değerinin oluşumunda, iletişiminde ve algılanmasında rol oynamaktadırlar.

Şirketin varlık, yükümlülük, kaynak, kabiliyet, kapasite, çevre, ürün, politikalar gibi çalışma, yönetim, iletişim, durum ve süreçleriyle nitelik, nicelik, mevzuat, tarihsel ve an itibariyle tam bilgiye sahip olmak zorunda olan CFO’lardır, şirket içindeki tüm bu sorumluluk alanı setlerinin ortak  yöneticisi CFO’dur.

Örneğin, son dönemin maden kazaları bize göstermektedir ki, CFO’lar işçi sağlığı ve işyeri güvenliğine ilişkin tam bilgiye sahip olmaz veya şirket politika, süreç ve uygulamalarının  tam bilgiye sahip olunarak oluşturulduğunu garanti altına almazlar ise, felaketler  finansal çöküşe neden olabilir.

Artık finansal olmayan  olumsuz unsurlara karşı hazırlıklı olmakve yine finansal olmayan olumlu unsurlara sahip olmak, şirket değerinin olumlu olarak ayrışmasında belirgin birer neden olmaya başladığı gözlemlenmektedir

Sürdürülebilirlik endeksleri bu olumlu ayrışmanın göstergeleridir. BİST sürdürülebilirlik endeksi de bunlardan biridir. Çevre Politikası, Çevre Yönetim Sistemleri, Biyoçeşitlilik Politikası, İklim Değişikliği Yönetimi, Yönetim Kurulu Yapısı, Rüşvetle Mücadele Politikası, Rüşvetle Mücadele Sistemleri, İnsan Hakları Politikası, İnsan Hakları Sistemleri, Sağlık Ve Güvenlik Sistemleri gibi göstergeler üzerinden kamuya açık bilgilerle yapılan bir değerlendirmedir.

Kurumsal Sürdürülebilirlik endeksleri içerisinde yer almak, devamlılığını sağlamak ve bunun iletişimini başarılı bir tarzda sürdürmek, çalışan, ortak, paydaş, yatırımcı ve toplumla iletişimin   önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Sürdürülebilirlik endeksinde edilen yer; şirketin çevresel, yönetimsel ve sosyal durumunun ve çalışmalarının dolayısıyla da, risk algılaması, değerlendirilmesi ve yönetimi konusundaki yeteneklerinin, uluslararası kabul görmüş yöntemlerle ve olumlu olarak değerlendirildiğinin kamuya açık, tarafsız bir ifadesi olmaktadır,

Günümüz itibariyle gerek borsalar gerekse özel endeks sağlayıcılar tarafından kurulmuş kurumsal sürdürülebilirlik endekslerinin sayısı, bu endekslerin kapsadığı şirketlerin finansal  değerleri dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır.

Kurumsal sürdürülebilirlik performansı uluslararası kurumsal ve bireysel yatırımcılar için ayırt edici bir göstergedir ve bu özellikle şekillenen yatırım stratejileri yatırım ortamında gittikçe daha belirgin bir alana sahip olmaktadırlar.

Kurumsal sürdürülebilirlik yeteneklerini yüksek tutan şirketlere, ana akım yatırımcılar dışında, sürdürülebilirlik esaslı talebin gelişmesi, salt bir talep artışı değildir, yatırımcı çeşitlendirmesi anlamında özellikli bir durumdur.

Günümüzde emeklilik ve yatırım fonları, portföy yönetim şirketleri, kurumsal ve bireysel yatırımcılar, analistler kurumsal sürdürülebilirlik endekslerine giderek daha fazla önem vermektedirler, hatta bazıları sadece bu tür endekslerin içerdiği şirketler üzerinden fon ve portföy oluşturmaktadırlar. Bazı ülkelerin düzenleyici otoriteleri “ emeklilik fonları nasıl yatırımcıların yarınları için ise, bu fonların portföyleri de yarınlarımızı koruyucu nitelikli şirketlerden oluşmalıdır” şeklinde düşünmektedirler ki bu oldukça tutarlı bir bakış açısıdır.

Uluslararası sermaye piyasalarında kurumsal yatırımcıların hisse sahiplik oranları son on yılda önemli  oranda artmıştır ve beklenenin aksine şirket hisselerinin devir hızı, kurumsal yatırımcı sahipliği ile birlikte artmaktadır.

Oysaki sürdürülebilirlik esaslı yatırımcılar, uluslararası niteliktedirler ve uzun vadeli bakışa sahiptirler, şirketlerin sürdürülebilirlik yetenek ve performanslarını arttırıcı politikalarını özel olarak desteklemektedirler.

Özellikle uluslararası alanda bilinirliğini, güvenilirliğini, yatırım yapılabilirliğini arttırmak isteyen şirketlerin kurumsal sürdürülebilirlik politikalarını ve uygulamalarını, kurumsal sürdürülebilirlik endeksleri içinde yer alarak göstermeleri, CFO’ların önemli katkıları  ile gerçekleşeceği ne kadar açık ise, CFO‘ların geleneksel işlevlerini yerine getirirken ellerinin ne kadar güçleneceği de açıktır.

Konu kötü bir şöhrete sahip olmamak ile sınırlı değildir, şirketin tüm durum, süreç ve politikalarının bütünü ve bu bütünlüğün iletişimini  ifade eden tam ve mutlak bir kurumsal itibardır, her gün evrilen ve başarılan olarak.

04.11.2014

SHARE: READ MORE

5 November

EIRIS CEO’su Peter Webster’dan Mesaj

Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi Açıldı!

BIST Sürdürülebilirlik Endeksi 4 Kasım’da açıldı. İstanbul Sanayi Odası’nda yapılan lansmanda Endeks kapsamına alınan 15 şirket açıklandı. Şimdilik BIST 30’daki şirketlere açık olan Endeks’e girmeyi başaran şirketler alfebatik sırayla: Akbank, Arçelik, Aselsan, Garanti, Koç Holding, Migros, Petkim, Sabancı Holding, TAV, Tofaş, Turkcell, Tüpraş, Türktelekom, Vakıfbank, Yapıkredi olarak açıklandı.

Lansmana S360’tan  Finansal Piyasalar ve Sürdürülebilirlik Kıdemli İş Ortağı Emin Ali Gündez ve Gayri Maddi Varlıklar Yönetimi Danışmanı Aslı Kurtuluş katıldı. 

Borsa İstanbul şirketlerini uluslararası sürdürülebilirlik kriterlerine göre değerlemeye tabi tutan EIRIS CEO’su Peter Webster, konuşma yaptığı lansman sonrasında S360’tan Aslı Kurtuluş’un sorularını yanıtladı.


https://youtu.be/HcARgw_IpV0

SHARE: READ MORE

5 November

İlhamı Dışarıda Bulmak

Harvard Business Review Günleri kapsamında bu hafta “İlhamı Dışarıda Bulmak” konusunu işledik. Etkinliğin grafik kaydını ekibimizden Emre Salkım gerçekleştirdi. Kaydın görseline bu iletiden ulaşabilirsiniz.

SHARE: READ MORE

31 October

UN Global Compact İnşaat Sektöründe İSG Webinar’ı

Maden sektöründe bu hafta ne yazık ki yeni bir kaza daha yaşandı. Maden ve inşaat sektörleri doğaları gereği tehlikeli olsalar da  eğitim ve gerekli önlemleri almak yoluyla bu kazaların yaşanmasını önlemek mümkün. Global Compact Türkiye, 7 Kasım 16:30 – 17:30 saatleri arasında, inşaat sektöründeki işçileri korumak için alınan önlemlerde yaşanan zorlukların tartışılacağı ücretsiz ve İngilizce bir webinar düzenleyecektir. Kayıt olmak için lütfen https://www4.gotomeeting.com/register/771044031  adresindeki formu doldurabilirsiniz. ILO uzmanlarının yer alacağı bu webinar’da iş güvenliği ve sağlığını iş modellerinin merkezine konuşlandırmak isteyen işletmeler için kolaylıkla uygulanabilir yönlendirmeler sağlanacaktır.

SHARE: READ MORE

31 October

Madencilik, Doğalgaz ve Petrol Sektörlerinde Ortak Değer Yaratma

Ortak Değer Yaratma konseptinin kurucularından Micahel Porter'ın sürdürülebilirlik danışmanlığı veren şirketi FSG, Extracting With Purpose adlı bir rapor yayımladı. Rapor az gelişmiş bölgelerde yapılan madencilik faaliyetlerinin yaratabileceği potansiyel sosyo-ekonomik değerlere işaret ediyor. 


Shared Value Initiative, ortak değer yaratılabilmesi için, aşağıda belirtilen alanlarda şirketler nezdinde davranış değişikliğine gidilmesi gerektiğini belirtiyor.



Petrol, doğalgaz ve maden şirketleri dünyanın en az gelişmiş bölgelerinde operasyon yürütmekte. Bu bölgelerde yerel topluluklar kalkınmaya ilişkin sağlık, eğitim, ekonomik gelişme, altyapı sorunları ile baş etmekte. Dünyanın en büyük 20 şirketinin 5'i bu bölgelerde çalışmakta. 

Chevron, Shell, Rio Tinto gibi endüstri liderlerinin desteklediği raporda, iyi uygulama örneklerinin yanı sıra potansiyel gelişim alanlarını da bulabilirsiniz. Raporun tamamını buradan indirebilirsiniz

SHARE: READ MORE

31 October

Yıkıcı İnovasyon Festivali Devam Ediyor

Geçtiğimiz hafta haberini yaptığımız Yıkıcı İnovasyon Festivali devam ediyor. Festivalin baş etkinliklerinden “The Next Industrial Revolution” isimli webinarda sürdürülebilirliğin beraberinde getirdiği yeni sanayi devrimi üzerinde duruldu. Yenilenebilir enerjinin, üç boyutlu baskının ve işbirlikçi modellerin faydaları ve getirilerine değinilen etkinliğe dair daha detaylı bilgiye thinkdif.co üzerinden ulaşabilirsiniz.



Siteden aynı zamanda Bio-Bean’in kurucularından Arthur Kay’in sunduğu “Powering London with Biofuel from Coffee Grounds” isimli webinara da erişebilirsiniz. Döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirliğin diğer trendleri hakkında detaylı bilgiye ulaşabileceğiniz Yıkıcı İnovasyon Festivali devam ediyor. Kaçırmamanızı öneriyoruz.

SHARE: READ MORE

31 October

İstanbul Mini Maker Fuarı 12-13 Kasım'da

Turkcell ev sahipliğinde gerçekleşecek Mini Maker Faire, 12-13 Kasım tarihlerinde saat 11.30 - 18.00 arasında Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleşecek. Gelecekhane'nin düzenlediği fuarda, yaratıcılk , özgünlük ve üretkenlik buluşacak. 

Daha fazla bilgi için www.makerfaireistanbul.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

SHARE: READ MORE

31 October

B Corp Buluşması İtalya'da Gerçekleşti

B Corplar, Avrupa B Corp stratejisini tartışmak içın Bellagio İtalya'da bir araya geldi. S360 Strateji Direkotörü Lara Toensmann buluşmaya katılarak, diğer B Corpları Türkiye stratejisi hakkında bilgilendirdi. 

Rockefeller Derneği'nin ev sahipliği yaptığı buluşmada yeni bir ekonomi yaratmak için B Corp'ların önemine değinildi. Ünlü İtalyan zeytinyağı üreticisi Fratelli Carli neden B Corp olduklarının hikayesini anlattı ve ekonomi, toplum ve çalışanları için yarattıkları değerden bahsetti. 

SHARE: READ MORE

24 October

Karbon Saydamlık Projesi (CDP) S&P 500 Raporu Yayımlandı

Şirketlerin karbon ayakizlerini gönüllü olarak açıkladıkları Karbon Saydamlık Projesi (Carbon Disclosure Project-CDP) bu yıl onuncu kez yayımlandı ve yine şirketlerin dönüşümsel önlemler almaları gerektiğinin altını çizdi.
Özellikle artan yatırımcı baskısı, şirketlerin iklimsel ve çevresel risklere karşı daha dayanıklı olmalarını dayatır hâle geldi. Trilyon dolarlarla ifade edilen piyasanın, iklim değişikliği ve çevresel risklerden ayrı düşünülmesi artık olanaksız. Geçtiğimiz dokuz yılda yatırımcıların önemli bir rehberi haline gelen CDP S&P 500 Raporu endüstrideki liderlerin eğildiği konuları özetliyor. Buna göre iklim değişikliği ile mücadeleye yatırım yapan lider şirketler, kârlarını ciddi biçimde arttırıyorlar, daha sağlam bir yapı ile gelecek risklere karşı daha dayanıklı oluyorlar, ortakları ve hissedarları için daha fazla kâr payı üretiyorlar ve daha fazla değer yaratarak yatırımcıların ilgisini çekiyorlar.

Yakın zamanda yayımlanan ve artık bir şeffaflık aracı haline gelen Rapor’un yankıları henüz dinmemişken, Guardian Sustainable Business Editör’ü Jo Confino, sosyal medya devi Facebook’un CDP’ye raporlama yapmayı reddetmesi ile ilgili bir yazı yazdı geçtiğimiz hafta. Facebook’un neden reddettiğini ve konu ile ilgili diğer ayrıntılara bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Karbon Saydamlık Raporu da 3 Kasım’da gerçekleştirilecek bir toplantı ile tanıtılacak. Toplantıda aynı zamanda raporlama yapan ve iklim değişikliği ile mücadelede en yüksek skoru alan şirketlere de ödüller verilecek.

A.Eren Öztürk

SHARE: READ MORE

24 October

BIST Sürdürülebilirlik Endeksi 4 Kasım'da Açılıyor

Borsaların çevresel, sosyal, kurumsal yönetişim konularındaki risklere ilişkin politika oluşturmaları sürecinde şirketlere yol gösteren ve şirketlerin sürdürülebilirlik politikalarına ilişkin bilgiyi de sorumlu yatırımcılara ileten bir platform misyonu üstlendiği düşüncesinden hareketle, Borsa İstanbul ile Ethical Investment Research Services Limited (EIRIS) arasında, şirketlerin çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim konularındaki performanslarını baz alan bir endeks hesaplanması amacıyla imzalanan işbirliği anlaşması çerçevesinde, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nin hesaplanmasına kararlaştırıldı.

Borsa İstanbul’da işlem gören ve kurumsal sürdürülebilirlik performansları üst seviyede olan şirketlerin yer alacağı bir endeks oluşturulması amacıyla, Türkiye’de ve özellikle Borsa İstanbul şirketleri arasında sürdürülebilirlik konusundaki anlayış, bilgi birikimi ve uygulamaların geliştirilmesini amaçlayan Sürdürülebilirlik Endeksi, 4 Kasım 2014 Salı günü İstanbul Sanayi Odası’nda düzenlenecek olan lansman töreniyle açılacak.

SHARE: READ MORE

24 October

Ortak Çalışma Günü / Collaboration Day

Ortak Çalışma Günü 22 Ekim Çarşamba, Studio X Istanbul'da gerçekleşti. Ekibimizden Lara Toensmann, A.Eren Öztürk ve Emre Salkım'ın destek verdiği etkinliğe iş dünyası ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, sosyal girişimciler ve akademisyenler katıldı.
Hızlı flört, 4 boyutlu deneyim, diyalogda 3 rol, açık alan teknolojisi gibi çeşitli teknikler kullanarak katılımcıların sahip olduğu dehayı ortaya çıkarmayı başaran etkinliğin görsel kaydına (graphic recording) bu bağlantıdan erişebilir, sosyal medyada yayınlanan #collabday hashtag'li fotoğraflara ise Instagram ve Twitter'dan ulaşabilirsiniz.

Gelecek tarihlerde gerçekleşecek ortak çalışma günlerinden haberdar olmak istiyorsanız, ekibin iletişimi sürekli kılmak adına kurduğu Facebook grubuna katılabilirsiniz.
 

SHARE: READ MORE

17 October

Disruptive Innovation

Yeni ekonominin kurallarını bilindik üretim yöntemlerini ters çevirip, büyük ve karmaşık sorunlara küçük ve akıllı çözümler geliştiren girişimcilerden dinleyin! Bu ilham verici online etkinliği kaçırmayın!

https://youtu.be/wqot-XcYH1U

SHARE: READ MORE

17 October

Yıkıcı İnovasyon Festivali'ne Katılın Yeni Ekonominin Kurallarını Öğrenin!

Ellen MacArthur Vakfı bu yıl ilk Yıkıcı İnovasyon Festivali'ni (Disruptive Inovation Festival-DIF) düşünce liderleri, girişimciler ve iş dünyasından isimleri bir araya getirerek gerçekleştirecek. Festival 20 Ekim - 14 Kasım tarihleri arasında online olarak ve çeşitli kentlerde etkinliklerle devam edecek. 

Festivalin sponsorluğunu Cisco ve dünya çapındaki fab-lab'ler, atölyeler ve aralarında Rotterdam ve Standford üniversitesinin de bulunduğu üniversiteler üstlendi. Festival; geleceğin ekonomisini farklı ve daha sürdürülebilir olarak şekillendirmeyi ve sistemsel değişiklik yaratmayı amaçlıyor.  Benzer düşünen insanları ilham almaları ve birbirlerinin yaratıcılıklarından faydalanmalarını amaçlıyor. 

Festivalde işlenecek konular arasında biyomimikri, fab-lab nedir, akıllı döngü (smartcycle) nedir,  Küresel olarak 250 tane workshop yer alacak. 

Yıkıcı inovasyon son senelerde çok duyduğumuz bir konsept. Yıkıcı inovasyon sıfırdan pazar yaratan yenilikçili stratejik inovasyon olarak tanımlanıyor. Bu tipteki inovasyon, sektörlerdeki yerleşik ürün, rekabet ve pazarlama düzenlerini bozar. 
- Daha fazlası: http://thinkdif.co/#sthash.ViI925b8.dpuf

SHARE: READ MORE

16 October

Gezegenimiz Kaydedilen En Sıcak Eylül Ayını Yaşadı

NASA  1880'den bu yana tutulan istatistiklere göre geçtiğimiz ay gezegenimizin en sıcak Eylül ayını geçirdiğini bildirdi. 2014 yılı zaten Ocak -Eylül ayları arasındaki en yüksek üçüncü sıcaklık rekorunu kırmıştı.

Amerikan Okyanus ve Atmosfer İdaresi NOAA'nın yaptığı projeksiyon çalışmasına göre 2014 yılı toplamda en sıcak yıl olarak kayıtlara geçebilir. Ürkütücü olan ise, Eylül ayında görülen bu yüksek sıcaklıkların henüz El Niño salınımları gerçekleşmeden yaşanmış olması. El Niño salınımları, Güney yarımküredeki sıcaklıkları etkileyen yıllık bir olaydır ve normalde, etkileri Aralık ayında hissedilmeye başlar. Henüz bu değişim gerçekleşmeden sıcaklıkların bu denli yükselmesi bilim adamlarını harekete geçirdi. 

NASA'ya göre bu durum iklim değişikliği üzerinde insan etkisinin ne kadar büyük olduğunun bir göstergesi. Öte yandan Eylül ayı başında gerçekleşen BM İklim Zirvesi'nde bir araya gelen dünya liderleri, finansal kurumlar ve STK'lar hala 2015 yılında Paris'te yapılacak İklim Değişikliği Konferansı'nda iklim değişikliği ile mücadelede etkili olacak bir belgenin ortaya çıkması ve imzalanması için çağrıda bulundular. 

SHARE: READ MORE

16 October

İş Dünyası İçin Sürdürülebilir, Yenilikçi ve İlham Verici Örnekler

The Guardian gazetesi Sustainable Business bölümü tüm şirketlere çok faydalı olabilecek vaka incelemelerini içeren bir ek yayınladı. Gazete,  her yıl düzenlediği Sürdürülebilir İş ödülleri için bu yıl rekor sayıda başvuru yapılması üzerine, başvuruda bulunan şirketlerin söz konusu projelerini okurlarıyla paylaşmaya karar verdi. 

Söz konusu derlemedeki vakalar sürdürülebilirlik iletişimi,  etki, doğal kaynak kullanımı ve özel konular olarak 4 başlık altında toplandı. İletişim başlığında incelenen örnekler arasında Nestlé'nin QR kodları, Nokia'nın dans girişimi, AT&T'nin çalışan katılımi için ‘herkes 1 şey yapsın’ projesi ve Tesco'nun yemek atıkları hakkında başlattığı tartışma da var.  Etki projeleri de bir o kadar ilginç: H&M'in 35000 tonluk kullanılmış kıyafet toplama rekoru, Heineken'in “daha çok dans edin daha az içki için” kampanyası, Morgan Stanley'nin öğrencilerle yerel STK'ları buluşturan girişimi anlatılıyor. Etki bölümü, Marks and Spencer'ın Kenya'lı çalışanlarına verdiği işletme dersi, karbon ayakizinin azaltılması yönünde yaratıcı çalışmalara imza atan Sainsbury’s, PepsiCo, Veolia, Citi gibi küresel şirketlerden inovatif örneklerle devam ediyor. 

Etki bölümünde dikkatimizi çeken, işbirliğine ayrılmış bir alt başlık bulunması. Giderek örneklerine daha çok rastladığımız işbirlikleri arasında Hewlett Packard'ın Afrika'daki e-atık sorununa getirdiği ilginç geri dönüşüm yöntemi, Ecotricity'nin Nissan ile beraber imza attiğı elektrikli araba şarj istasyonu projesi ve Business Benchmark'ın geliştirdiği hayvan refahı endeksi gibi yenilikçi projelerin yanı sıra bizim gibi B Corp topluluğunun bir üyesi olan spor malzemeleri üreticisi Patagonia'nın “yenisini almayın önce e-Bay'e bakın” kampanyası da yer alıyor. 

Özel ödüller bölümünde ise yılın danışmanlık şirketi seçilen Impactt ve diğer aday olan Arup'un projelerini öğrenebilirsiniz. Yılın sürdürülebilir iş lideri ödülünü şaşırtmadan -ve başka aday olmadan- alan Unilever CEO'su Paul Polman'ın sürdürülebilirliği karlı hale getirme yaklaşımını hala bilmiyorsanız, yine bu bölümden okuyabilirsiniz. 

Raporun tamamını indirmek için Guardian Sustainable Business'a buradan üye olabilirsiniz: 

https://register.theguardian.com/sustainable-business/

SHARE: READ MORE

10 October

İlk B Corp Kahvaltısı İçin Toplandık

Bu sabah (10 Ekim Cuma) Türkiye'deki B Corp topluluğunun bir parçası olmaya ilgi gösteren şirketlerle, Dem Bebek'te sabah kahvaltısı için bir araya gelip, B Corp'ların Türkiye'deki geleceğini konuştuk. 

Sürdürülebilirlik ve sosyal değer yaratmak konusunda Türkiye'de önde gelen şirketler B Corp sertifikasının avantajları hakkında yeni bilgiler edindiler, diğer benzer düşünen şirketlerle tanıştılar ve sertifika süreci hakkında sorularına cevap aldılar. Bir yandan da katılımcılar Dem Bebek'in nefis kahvaltısı ve binbir çeşit çayının tadını çıkardılar. B Corp bilgilendirme ve tanışma kahvaltıları bundan sonra her ay devam edecek.

B Corp'lar hakkında daha fazlasını öğrenmek isterseniz 2 dk'lık bu kısa videoyu izleyerek bilgi sahibi olabilirsiniz. 

SHARE: READ MORE

9 October

Global Business for Peace Event Takes Off in Istanbul

Lara Toensmann, advisor to UN Global Compact Banking & Finance working group and team member at S360 was present at the first inaugural Business for Peace Annual Event in Istanbul on Monday 29th September. Lara was the lead discussant for the roundtable discussion “How the financial and investment sectors can advance peace" 
Drawing on over a decade of experience working with the private sector to explore the role of business in contributing to peace, the UN Global Compact launched Business for Peace at the Global Compact Leaders Summit (September 2013). Identified in Forbes as one of the five areas defining the future of CSR - and already with over 100 signatories from 33 countries - this leadership platform assists companies in implementing responsible business practices that are aligned with the Global Compact principles in conflict-affected and high-risk areas. The platform also catalyzes collaborative practical action to advance peace by leveraging business influence on the workplace, marketplace and local communities. 

This event hosted in Istanbul was an occasion for companies, business associations, GC Local Networks, NGOs, governments, academics, and UN partners to come together to focus on bringing forward the unique insights needed to move the private sector’s contribution to peace towards transformational impact. This meeting has helped to create a truly global community of practice to share best and emerging practices and lessons learned – with an emphasis on moving beyond anecdotal examples to systemic solutions. Several resources were shared including several great resource ”Guidance on Responsible Business in Conlict-affected and high-risk areas“ or ”Managing in Complex environments: questions for leaders“ 

It was also an opportunity for inspiring greater action by companies, civil society organizations, UN representatives, Global Compact Local Networks and other stakeholders. 

One of the first steps a company can take to demonstrate its commitment to sustainability is to become a signatory of the 10 principles of the UN Global Compact. Members of this network are also now able to leverage their impact by focusing on some of the key thematic issues of our times. The Local Network in Turkey has focused its efforts on three thematic areas including: 

Caring for Climate
Business for Peace
Women’s Empowerment Principles
What theme is material for your business?  Find out more about Business for Peace and all other initiatives via globalcompactturkiye.com

SHARE: READ MORE

3 October

Dünyamız Ne Durumda?

Yirmi seneyi aşkın bir süredir yayınlanan ve doğanın nabzını tutan WWF Yaşayan Dünya Raporu yayınlandı. Rapor;  insanoğlunun doğadaki ayakizinin azaltılması için kolektif girişimlere çağrı yapıyor.

SHARE: READ MORE

30 September

B Corp'lar Nedir?

B Corp'lar Nedir? Türkçe altyazılı videomuzu izleyip, keşfedin!

https://youtu.be/OnrK7obdZfI

SHARE: READ MORE

29 September

Collaboration Day'e Bekliyoruz!

Collaboration Day 22 Ekim 2014'te ücretsiz olarak Studio-X Tophane'de gerçekleşecek. Ortak çalışma vasıtasıyla sinerji yaratmayı amaçlayan organizasyona herkesi bekliyoruz. S360 ekibinden Lara Toensmann ve Eren Öztürk'ün de kolaylaştırıcılar arasında yer alacağı güne katılın ve bir arada çalışmanın avantajlarını keşfedin! 22 Ekim tarihini ajandanıza not edin. 

LCV: info@s360.com.tr

Etki izole ortamlarda gerçekleşemez. Etkinin gerçekleşmesi için kolektif hareket gereklidir. Farklı çevrelerden  değişim yaratanları bir araya gelecekleri bu ortak çalışma gününe mutlaka bekliyoruz. 

Daha sürdürülebilir bir dünya için mi çalışmak istiyorsunuz? Sosyal girişimci misiniz? Veya kendi şirketinizin içinde sosyal girişimler mi yaratıyorsunuz? BIr STK, dernek, belediye veya uluslararası örgüt için mi çalışıyorsunuz? Yatırımcı, akademisyen veya öğrenci misiniz? Collaboration Day sizin için de uygun bir çalışma ve tanışma ortamı yaratacak. 

Adres: http://www.studio-xistanbul.org!  

SHARE: READ MORE

26 September

Yeşil İş Konferansında Sürdürülebilir Finans Paneli

Yeşil İş Konferansı her yıl olduğu gibi bu yıl da sürdürülebilirlik konusunun önde gelen isimlerini ilginç paneller ve konuşmalar etrafında bir araya getirdi. Konferansta, S360 Genel Müdürü Kerem Okumuş,  Risk Yönetimi ve Finans Sektöründe Yeni Araçlar panelinin moderatörlüğünü üstlendi. Panele RobecoSAM kıdemli yöneticisi Sn. Robert Dornau, Garanti Bankası Proje ve Satınalım Finansmanı Birimi Yöneticisi Sn. Serdar Arıcıoğlu ve Garanti Portföy Fon Satış Destek ve Kurumsal Gelişim Müdürü Sn. Ersoy Erkazancı katıldı. 

SHARE: READ MORE

26 September

Yönetim 2.0 Kalıp Kıranlar Konferansı Kadir Has Üniversitesi'nde Gerçekleşti

Strateji direktörümüz Lara, 25 Eylül perşembe günü Kadir Has Üniversitesi'nde düzenlenen Yönetim 2.0 Kalıp Kıranlar konferansında konuşmacıydı. 
Gelecekhane'nin düzenlediği konuşma serisinde, şirketler için yeni yönetim ve organizasyon yöntemleri masaya yatırıldı. Katılımcılar kendilerine şu soruyu sordular: Neden 2014 yılında hala 1990'larda yaratılmış iş yönetimi reçetelerini kullanıyoruz? Bugün başa çıkmak zorunda olduğumuz daha farklı problemler var. Bu problemlerden başlıcası, şirketler açısından oldukça karmaşık olan sürdürülebilirlik sorunsalı. 

Lara konuşmasında sürdülebilirlikle ilişkili sorunlarının karmaşık yapısının klasik yönetim anlayışından ziyade liderlik ve kolaylaştırıcılık yöntemleriyle çözülebileceğine ve bu çözüm sürecine paydaşların dahil edilmesinin getirdiği avantajlara dikkat çekti. Paydaşları tanımak, dinlemek ve onların beklenti ve geribildirimlerini hesaba katmak kompleks sürdürülebilirlik sorunlarının üstesinden gelmenin ilk koşuludur.

Lara'nın da belirttiği gibi, paydaşlara danışarak, değişime karşı direnci azaltmak mümkün. Paydaş katılımı sayesinde şirketlerin değişiklik yaratacabileği alanlar ve pozitif etkileri çok daha  genişleyebilir. 

Kalıp Kıranlar'da yer alan diğer konuşmacılar arasında Atölye İstanbul, Alta Bering, Fongogo, Doğa Tarım, Simit Sarayı, Bilgi Üniversitesi, Turkcell Global Bilgi, BTS EMEA, SAP ve Eureko Sigorta’ nın kurucuları ve yöneticileri de vardı. 

SHARE: READ MORE

26 September

Leonardo DiCaprio BM İklim Zirvesi'nde Konuştu, Climate March En Kalabalık Yılını Yaşadı

Bu hafta iklim konusunda bir çok gelişmenin yaşandığı bir haftaydı. Önce Pazar günu dünyanın dört bir yanında iklim değişikliğine dikakt çekmek için yürüyüşler düzenlendi. Daha sonra, Salı günü BM İklim Değişikliği Zirvesi yapıldı. Zirvede konuşan BM elçisi Leonardo DiCaprio ayakta alkışlandı. DiCaprio'nun konuşmasını buradan izleyebilirsiniz.

Salı günü New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde gerçekleşen zierveye 125 devlet ve hükümet başkanının katıldı. BM elçisi Leonardo DiCaprio açılışta yaptığı konuşmasında bireylerin yanı sıra endüstri ve hükümetlerin iklim değişikliği ile mücadele konusunda daha emin adımlar atması gerektiğini belirtti. 

İklim Değişikliği Zirvesi öncesi, konuya dikkat çekmek amacıyla Pazar günü 160'tan fazla ülkede iki binden fazla yerde düzenlenen yürüyüşlere, 600 binden fazla kişinin katıldığı tahmin ediliyor. Organizatörler, New York'taki yürüyüşe 310 bin kişinin katıldığını açıkladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon ve aktör Leonardo di Caprio da yürüyüşe katılanlar arasındaydı. BBC'ye göre yürüyüş, iklim değişikliği konusunda şu ana kadar kentte yapılmış en büyük gösteri oldu. Göstericiler yetkililerden iklim değişikliği konusunda acil ve etkili adımlar atılmasını talep ediyor.  

Küresel eylemlerin  parçası olarak İstanbul’da düzenlenen yürüyüşe de yaklaşık 2000 kişinin katıldığı belirtiliyor.

SHARE: READ MORE

19 September

Sound of Peace Festivali'nde Dünya Barışını Kutlamaya Ne Dersiniz?

Dünyaca ünlü barış organizasyonu Masterpeace ile BM Dünya Barış gününü 21 Eylül'de Maçka Küçükçiftlik Park'ta kutluyoruz. 

Can Bonomo, 123, Elif Çağlar, The Away Days, No Land, Boğaziçı Caz Korosu, Ziya Azazi, Social Inclusion Band'in katılımıyla gerçekleşecek Sound of Peace Festivali biletleri Biletix üzerinden satışta. 

Festivalde müziğin yanı sıra Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın Sosyal Haklar Kıraathanesi de yer alacak. Hayat Zor! adlı kutu oyunu - oynatıcı aracılığıyla sosyal haklar üzerine düşündürmeyi / tartışmayı sağlayacak. Diğer yandan, Herkes İçin Mimarlık ekibi, Festivalde düzenleyeceği Düğümleme Atölyesi’nde katılımcılarla birlikte halatlara düğümler atıp, örerek mekan inşa edecek. Gelin barış için hep beraber İstanbul’dan dünyaya seslenelim!

Masterpeace dünyanın dört bir yanında silahlı çatışmaların ve yerleşmiş ön yargıların yerini barışın ve karşılıklı diyalogun alması için çalışan Mısır'da kurulup, tüm dünyaya yayılan bir barış hareketi. Mottosu “savaş yerine müzik” olan organizasyon tüm dünyada sanatçılardan aldığı destekle düzenlediği konserler sayesinde çatışmalara son vermeyi amaçlıyor. 

Stevie Wonder, Aerosmith, Desmond Tutu gibi isimlerin elçiliğini yaptığı, 40'ı aşkın ülkede şirketler ve sanatçılar tarafından desteklenen girişim, Dünya barışına yaptığı katkılardan ötürü bugüne kadar Birleşmiş Milletler ve Rockefeller Foundation gibi saygın uluslararası organizasyonlar tarafından ödüllendirildi.

SHARE: READ MORE

19 September

Uluslararası Karanlıkta Diyalog Toplantısı Hamburg'da Gerçekleşti

Uluslararası Karanlıkta Diyalog Toplantısı 15-17 Eylül tarihleri arasında Hamburg'da gerçekleşti. S360 bünyesinde sosyal girişim projeleri gerçekleştiren, Karanlıkta Diyalog sergisini Türkiye'de hayata geçiren Istanbul Social Enterprise (ISE) kurucu ortakları Kerem Okumuş ve Hakan Elbir de bu toplantıya katıldı. 

Uluslararası Karanlıkta Diyalog Toplantısı, projenin dünyanın dört bir yanındaki ortaklarını ve destekçileri bir araya getirmeyi amacıyla toplandı. Yapılan toplantılarda “Sosyal Etki” ve “Sosyal Yatırımların Geri Dönüşü” konularında istişare yapıldı. 

Toplantıda aynı zamanda Dialogue Social Enterprise'ın da 25. yıl dönümü kutlandı. Karanlıkta Diyalog bugüne kadar 32 ülkede 8 milyondan fazla kişiye ulaştı. İstanbul'da Gayrettepe Metro İstasyonu'nda devam eden sergiyi henüz ziyaret etmediyseniz, mutlaka gidin ve bu eşsiz deneyimin bir parçası olun.

SHARE: READ MORE

19 September

S360 ve Vagabond'un Swishing (AlışDeğiş) Partisi'ne Davetlisiniz!

Giymediklerinizi getirin, giyeceklerinizi götürün, döngüsel ekonomiye şık bir şekilde katkıda bulunun! 15 Ekim Çarşamba günü 19.30'da Vagabond'un Galata'daki güzel ofisindeki AlışDeğiş partimize katılmaya ne dersiniz? 
AlışDeğiş giymediğiniz kıyafetlerinizi ve aksesuarlarınızı, beğendiğiniz başka kıyafet ve aksesuarlarla değiştirerek gardrobunuzu yenilemenin ve tasarruf etmenin eğlenceli bir yolu. AlışDeğiş'e gelirken dilediğiniz sayıda kıyafet, aksesuar ve ayakkabı getirmeniz mümkün. Etkinlik öncesinde kıyafetler puanlandırılacak ve AlışDeğiş başladığında varolan puanlarınızla yeni kıyafetler/aksesuarlar/ ayakkabılar alabileceksiniz. 

Hepinizi DJ set ve kokteyl eşliğinde gerçekleşecek bu eğlenceli geceye bekliyoruz! Yanınızda giymediğiniz kıyafetlerinizi getirmeyi unutmayın. 

LCV: info@s360.com.tr

SHARE: READ MORE

19 September

Mersin UNGC İmzacılarına “Çevresel Sürdürülebilirlik” Eğitimi

S360 olarak 12 Eylül Cuma günü Mersin Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) imzacılarına “Çevresel Sürdürülebilirlik” eğitimi düzenledik. Yaklaşık 20 imzacı şirketin katıldığı tek günlük interaktif eğitim, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleşti.

S360’tan Kerem Okumuş ve Aslı Kurtuluş’un katıldığı eğitime, UNGC Türkiye Yönetim Kurulu Danışmanı Deniz Öztürk de başlangıçta yaptığı UNGC sunumuyla destek verdi.

SHARE: READ MORE

12 September

Yıldız Holding Operasyonel Mükemmellik Lansmanı

Yıldız Holding 4 Eylül Perşembe günü operasyonel mükemmellik stratejisinin lansmanını yaptı. S360'ın Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Kerem Okumuş'un konuşmacı olarak katıldığı toplantıda büyük şirketler için kurumsal sürdürülebilirliğin günümüzdeki önemine değinildi.

Yıldız Holding'in sürdürülebilirlik hedefleri kapsamında çizilen yol haritasının da paylaşıldığı toplantıda, Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker ve CEO Mehmet Tütüncü Yıldız Holding'in sürdürülebilirlik girişiminin Türkiye'nin kalkınmasında oynadığı rolü ve taşıdığı önemi vurguladı.

Toplantıya konuk konuşmacı olarak katılan Kerem Okumuş, konuşmasında uluslararası planda öne çıkan çevre bilincine, toplum farkındalığına ve tüketici davranışlarına değindi, konuyla ilgili iyi uygulama örneklerine yer verdi. 

Lansmanda kurumsal sürdürülebilirliğin küresel şirketler için ne ifade ettiği; bu faaliyetlerin operasyonel verimlilik ve itibar üzerine olan etkilerinin altı çizildi. 

Lansmanın basına yansıyan başlıklarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

“Yıldız Holding, bünyesindeki tüm şirketlerde yürütülen operasyonel mükemmellik çalışmalarını daha da geliştirerek ‘Yıldız Mükemmellik Yolu’ adıyla tek bir çatı altında topladı” - Dünya Online

“Yıldız Holding'den "Mükemmellik” Açılımı" - Türkiye Gazetesi

“Yıldız Holding, mükemmelliği tek çatıda topladı.” - Hürses Gazetesi

SHARE: READ MORE

11 September

Sürdürülebilirlik Kütüphanemize Yeni Kitaplar Katıldı!

Sevgili okurlarımız, S360 bünyesinde başlattığımız Sürdürülebilirlik Kütüphanesi'ne en son katılan kitaplar karşınızda:

1) Marketing aracılığıyla sürdürülebilir davranışların yaygınlaşması konusunda fikirler veren Doug Mackenzie-Mohr'dan Fostering Sustainable Behaviour,

2) Ekonomist Tim Jackson'dan refah > büyüme denklemini çok yerinde teorilerle savunan Prosperity Without Growth,


3) Unutmayın her şey bağlantılı ! Sürdürülebilirliğin temel teorilerinden sistemler teorisine giriş niteliği taşıyan Systems View of Life,

4) Değişim nasıl olur sorusuna 61 farklı cevap getiren The Change Handbook,

5) İklim değişikliği ile mücadelenin en etkili isimlerinden Al Gore'un anlaşılması kolay bir dille kaleme aldığı geleceği şekillendiren ekonomik, sosyo-politik ve çevresel faktörleri anlattığı kitabı The Future,

6) Sürdürülebilirliğin marka algısı üzerindeki pozitif etkilerini keşfeden The New Brand Spirit veee

7) Yeni ekonominin sistemlere meydan okuyan aktörleri için start-up nasıl yapılır? diye merak eden herkesin mutlaka okuması gereken The Start-Up Playbook‘u getirdik!   (Bu kitabın çok talibi olacağını düşünüyoruz, bizde olmadığında Bookserf'ten temin etmeniz mümkün)

Kitapları bize getiren Eren'e çok teşekkür ediyoruz :)

Kütüphanemizi ziyarete gelin!

Bu girişimimize katkıda bulunmak istiyorsanız sizin için bir çok seçenek hazırladık. Hemen bizimle iletişime geçin! 

SHARE: READ MORE

11 September

Karanlıkta Diyalog İş Atölyeleri Allianz Training Center'da Devam Ediyor

Karanlıkta Diyalog İş Atölyeleri Allianz Training Center'da Devam Ediyor. Dünya üzerinde 130 kentte 7 milyondan fazla insana ulaşan Dialogue in the Dark (Karanlıkta Diyalog) deneyimi  bu sezon sigorta ve varlık yönetimi konusunda dünyanın önde gelen şirketlerinden Allianz sponsorluğunda yapılacak.

Ziyaretçilere sıradışı bir deneyim yaşatan serginin yönetimsel becerileri geliştirmeyi amaçlayan eğitim merkezi bugüne kadar dünya çapında Allianz, Mc Donalds, IKEA, HSBC, Shell, Pfizer ve McKinsey gibi şirketler tarafından ziyaret edildi.

Görme engelli eğitmenlerin gerçekleştirdiği deneysel eğitimler üst düzey yöneticilere yönelik liderlik becerileri, çeşitlilik, takım çalışması ve iletişim konularında kişisel gelişimi sağlamayı amaçlıyor.

Buraya tıklayarak broşürü indirebilirsiniz. 

 

SHARE: READ MORE

11 September

Sürdürülebilirlik ve Çevre Eğitimi

Koç Holding Strateji ve Liderlik Programı kapsamında, Sürdürülebilirlik ve Çevre başlıklı eğitim S360 tarafından 6 Eylül Cumartesi günü Koç Üniversitesi'nde gerçekleştirildi.

Çeşitli modüllerden oluşan eğitimde çevresel sürdürülebilirliğe, ortak değer yaratma modeline ve sürdürülebilirliğin geleceğine değinildi. Geleceği hangi faktörler belirleyecek? Sürdürülebilirlik iş modellerine nasıl entegre edilebilir? Sürekli değişen riskler, fırsatlara nasıl dönüştürülebilir? Gelecek, sürdürülebilirlik perspektifinden nasıl görünmekte? Sürdürülebilirlik, yöneticilerin karar alma mekanizmaları nasıl etkileyecek?

İklim değişikliği, azalan su kaynaklarının paylaşımı, nano-teknolojinin sürdürülebilirlik bakımından rolü, genetiği değiştirilmiş organizmalar ve artan nüfusların beslenme alışkanlıkları, sosyal eşitsizlik gibi konuların sürdürülebilirlik stratejilerini yönlendireceği aşikar; ancak bugünkü kurumsal sürdürülebilirlik anlayışı bu sorunlara cevap vermekte yeterli olmayabilir.

Sürdürülebilir çözümlerle kurumsal yönetişimi yeniden şekillendirmenin gerekliliği inanıyorsanız sizi de eğitimlerimize davet ediyoruz. Eğitimlerimiz hakkında detaylı bilgi almak bizlerle info@s360.com.tr adresinden iletişime geçebilirsiniz.

SHARE: READ MORE

11 September

Yöneticiler İçin Kurumsal Sürdürülebilirlik Eğitimleri

Hangi profesyonel sürdürülebilirlik eğitimine katılmalıyım diye mi düşünüyorsunuz? Sizlere bu tercihinizde yardımcı olmak için, aşağıdaki listede dünyadaki ve Türkiye'deki en önemli sürdürülebilirlik programlarından birkaçını bir araya getirdik. Liste tam olmamakla beraber eğer sizin katıldığınız veya duymuş olduğunuz programlar varsa katkılarınızı ve deneyimlerinizi duymayı bekliyoruz. 

Ashridge Masters in Responsibility & Sustainability iki yılda 8 hafta katılımla düzenlenen bir MSc programı. Programın avantajı hem tam zamanlı hem yarı zamanlı katılımın mümkün olması. Jo Confino (Guardian), Paul Dickinson (Carbon Disclosure Project) or Lara Toensmann (S360) programın eski mezunları arasında. Daha fazla bilgi almak için:

http://www.ashridge.org.uk/Website/Content.nsf/wDEG/MSc+in+Sustainability+and+Responsibility?opendocument

Blekinge Masters of Strategic Leadership towards Sustainability The Natural Step (TNS) yöntemini kullanan tam zamanlı bir master programı. İsveç'te düzenlenen dünyanın her yerinden öğrencilerin katıldığı program toplam 10 ay sürüyor. Daha fazla bilgi için: 

http://www.bth.se/ste/tmslm.nsf/pages/msls_home

Cambridge Business and Sustainability Programme Cambridge Üniversitesi sürdürülebilirlik alanında düzenlediği 4 yüksek öğrenim programından biri olan program, Galler Prensi'nin desteğiyle dünyanın her yerinden öğrencileri ağırlamaya devam ediyor. Program üst düzey yönetiicilere iş hayatında sürdürülebilirliği entegre edebilecekleri iş modelleri öğreniyorlar. Program yıl boyunca 3 gün süren 3 workshop halinde düzenleniyor. Geniş bir öğrenci, akademisyen ve iş ağıyla tanışmak için ideal olan program hakkı~da daha falza bilgilye buradan ulaşabilirsiniz: 

http://www.cisl.cam.ac.uk/Home/Executive%20Programmes/The%20Prince%20of%20Wales%20Business%20and%20Sustainability%20Programme.aspx

Boğazici REC Kurumsal Sürdürülebilirlik Sertifika Programı Türkiye'de en uzun zamandır düzenlenen sürdürülebililrik eğitimi. 3 ay boyunca haftada iki workshop halinde düzenlenen program, Türkiye çapındaki sürdürülebilirlikle ilgilenen ve bu konuda çalışan yöneticilerle tanışmak için ideal. Yerli ve yabancı uzman konuk eğitmenleri sayesinde sürdürüleblirliğe Türkiye ekseninden yaklaşan pratik programla ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz: 

http://www.kurumsal-surdurulebilirlik.org/

Koc University Sustainability Management Certificate Program Türkiye'de Koç Üniversitesi ve SKD işbirliğiyle düzenlenen, öğrenim dili İngilizce olan programın başvuruları 30 Ekim tarihine kadar açık. Hem akademik hem iş dünyası odaklı geliştirilen bu özel programla ilgili bilgi sahibi olmak içın buraya tıklayabilirsiniz: 

http://skdturkiye.org/certificateprogram.html

Sürdürülebilirlik gittikçe önem kazanan bir konu ve bu konudaki eğitimlerin sayısının giderek arttığını ve eğitim konuların çeşitlendiğini gözlemiyoruz. Sizin için katılımcıların yoğun talep gösterdiği, avatajlı birkaç programı derledik ancak sürdürülebilirlik programları ve eğitimleri bu listedekilerle sınırlı değil. Yukarıda da belirttiğimiz gibi sizin daha önce katıldığınız veya haberdar olduğunuz programlar varsa lütfen bilgi ve deneyimlerinizi bizimle paylaşın blogumuzda yayınlayalım. 

SHARE: READ MORE

5 September

MasterPeace “Sound of Peace” Festivali 21 Eylül’de KüçükÇiftlik Park’ta!

Küresel barış organizasyonu MasterPeace’in 21 Eylül Dünya Barış Günü’nde dünya çapında düzenleyeceği etkinliklerden biri de KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşiyor. Biletler Biletix'te!

Konserlerin yanısıra çeşitli atölyeler, workshoplar ve interaktif duvar boyama performansları gerçekleşecek festivalin konukları şöyle:

Can Bonomo
Elif Çağlar
123
Boğaziçi Caz Korosu
The Away Days
No Land
Ziya Azazi
Social Inclusion Band

Müziğin ve sanatın dönüştürücü, birleştirici gücüne inana MasterPeace; bu doğrultuda seçtiği konuklarıyla katılımcıları barış için bir araya gelmeye ve birlikte yaratmaya davet ediyor.

SHARE: READ MORE

5 September

İlk Online Döngüsel Ekonomi Mağazası Açıldı!

İngiliz girişimciler Paul Capel ve Brendan Rowel döngüsel ekonomi ürünleri bulmanın zorluğu karşısında, bu ürünleri bir web sitesinde bir araya getirmeye karar verdiler. 

Guardian’ ın haberine göre Cradle to Cradle Marketplace adını taşıyan websitesinde havludan, banyo mermerine, ev ve kişisel bakım ürünlerinden kıyafetlere kadar her çeşit döngüsel ekonomi ürününe yer verilecek. Üstelik her ülkeden üreticiler ürünlerini bu platformda sergileyebiliyorlar. 

Cradle-to-cradle (C2C) ürünler çevreye ve insan sağlığına zararlı olmayan ve geri dönüşüme uygun tasarlanmış, yenilenebilir enerji kullanılarak ve doğal kaynakların verimli kullanıldığı yöntemlerle üretilen sorumlu ve döngüsel ürünlere verilen ad. Bu konsept yeni olmakla beraber ortaya çıktığından itibaren yenilikçi start-up şirketler kadar Nike gibi büyük şirketlerin de ilgisini çeken bir sistem.

C2C ürünler döngüsel ekonomideki değerlerine göre sertifikalandırılabiliyor. Sürdürülebilir ürünleri bulmak, normal ürünlere ulaşmaktan çok daha zor. Oysa ki tüketiciler arasında yapılan araştırmalar markette yan yana raflarda yeşil ürün ve normal ürün olduğunda tüketicilerin %90'ından fazlasının yeşil ürünleri tercih ettiğini gösteriyor.

Neredeyse her ürünün adil ve sürdürülebilir yöntemlerle üretilen versiyonları mevcutken bu ürünleri satın almak konusundaki esas sıkıntı bu ürünlere erişim ve ürünlerin maliyeti diyebiliriz. 

http://www.cradletocradlemarketplace.com/ sayesinde bu gibi ürünlere daha kolay erişim sağlamak mümkün hale geldi. Eğer benzer ürünler üretiyor veya satın almakla ilgileniyorsanız bu siteye mutlaka göz atmalısınız. Bilinçli tüketicilerin çok ilgisini çekeceğine eminiz. 

 

SHARE: READ MORE

2 September

Columbia Universitesi'nden Ücretsiz Online Age of Sustainable Development Dersi

Online eğitim platformu Coursera, 9 Eylül - 5 Aralık tarihleri arasında Columbia Üniversitesi'nin Dünya Enstitüsü ortaklığıyla günümüzün en saygın ekonomistlerinden Prof. Jeffrey Sachs'ın yönettiğı sürdürülebilir kalkınmanın temellerinin anlatıldığı bir sertifika programı verecek. 

14 hafta süren derslere Google Hangout aracılığıyla katılabilir veya videosunu daha sonra izleyebilirsiniz. Columbia'dan dersi başarıyla tamamladığınıza dair bir derece almak için, quizler ve birtakım ödevleri yerine getirmek gerekiyor. Derse üye olarak sürdürülebilirlikle ilgili oldukça geniş bir arşive erişim sağlayabilirsiniz. 

İnsan hakları, şehirler, sağlık, eğitim, yoksulluk, cinsiyet, iklim değişikliği gibi konulara kalkınma ekonomisi perspektifinden bakmayı istiyorsanız bu dersi kaçırmamalısınız! 

Daha fazla bilgi için Coursera'nın sitesine tıklayın:

 https://www.coursera.org/course/susdev

SHARE: READ MORE

29 August

İSG Uyarıları Kolajı

Temmuz ayında sizlere duyurduğumuz İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) ile ilgili açık çağrıya yanıt veren bülten üyelerimizin göndermiş olduğu fotoğrafları derledik ve bir kolaj haline getirdik. 

Gönderdikleri fotoğraflar ile katkıda bulunan Eczacıbaşı Yapı Gereçleri ve Yıldız Holding'e çok teşekkür ederiz. 

SHARE: READ MORE

29 August

Sürdürülebilir Gelecek Workshop'u Eylül Ayında S360'ta!

S360 ve Gelecekhane, Eylül ayında Sürdürülebilir Gelecek konulu pilot bir workshop gerçekleştirecek.

Workshop şirketlerin değişen piyasa koşulları karşısında, gelecek hedeflerini sürdürülebilirlik teması etrafında nasıl şekillendirilebileceği konusuna eğilecek.

İklim değişikliği ve azalan su kaynaklarının paylaşımı, nano-teknolojinin sürdürülebilirlik bakımından rolü, genetiği değiştirilmiş organizmalar ve artan nüfusların beslenmesi, sosyal eşitsizlik gibi konuların masaya yatırılacağı workshopta; şirketlerin farklı gelecek senaryolarına nasıl hazırlanabilecekleri tartışılacak. 

Günümüzde piyasa lideri olan bir çok şirket uzun vadeli stratejik hedeflerini belirlerken, öncelikli konularını risk ve fırsatlar penceresinden değerlendiriyor.Teknolojik, çevresel ve sosyo-ekonomik koşullarda yaşanan gelişmeler; sürdürülebilir kalkınmayı sağlarken rekabet avantajını yitirmek istemeyen şirketlerin aldıkları stratejik kararlara ışık tutuyor. 
 

SHARE: READ MORE

29 August

Karpuz Bahane Fikirler Şahane!

Bugün gündemimiz “Yeşil Ofis”. Ekip olarak bir araya gelerek daha da çevreci bir ofis için biriktirdiğimiz fikirleri birbirimizle paylaştık. "Karpuz bahane, fikirler şahane" diyen herkesi cuma günleri daha farklı bir gelecek için fikir üretmeye ofisimize davet ediyoruz.

SHARE: READ MORE

29 August

Sürdürülebilirliğin Sonu mu?

Son zamanlarda bu kadar fazla kullanılan ve bu kadar az anlaşılabilen başka bir sözcük daha ortaya çıkmamıştır. Evet, sürdürülebilirlik ile ilgili daha çok konuşmaya ve daha çok etkinlik yürütmeye başladı insanlık. Öte yandan da bazı akademik çalışmalarda da belirtildiği üzere 100’e yakın tanımı olan bir kavramdan bahsettiğimize dikkat çekmek gerek. Kafalar biraz karışık yani. Yaklaşık 40 yıldan uzun süredir üzerine konuşulan sürdürülebilirlik kavramı, mevcut duruma ve dünyamızın gidişatına göz attığımız zaman, konuşulmanın ötesine geçememiş gibi duruyor. Bunun da nedeni aslında ne hakkında konuştuğumuzu ve çalıştığımızı tam olarak anlamamış olmamız.

Sürdürülebilirliği belki de tam olarak anlayamamış olduğumuza en iyi örnek, yaz ayları başında bilinen dünya tarihindeki en yüksek atmosferik karbondioksit seviyesine (400 ppm) ulaşmamız olabilir. Buna ek olarak, 2009’da Stockholm Resilience Center’daki bilim insanları tarafından yayımlanan ve gezegenin limitlerini analiz eden çalışmada da belirtildiği üzere, bu sınırların bazılarını (iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve azot/fosfor kirliliği ile ilgili olanlar) çoktan, hem de epey fazla şekilde aştık (Rockström ve diğerleri 2009). Tüm bu gerçekler yakın zamanda konunun uzmanı çevreler tarafından da kabul edilmeye ve daha fazla dile getirilmeye başlandı. Saygın araştırma kuruluşu Worldwatch Enstitüsü, yıllık olarak yayımladığı Dünyanın Durumu Raporu’nu 2013’te, Sürdürülebilirlik Hâlâ Mümkün mü? başlığı ile çıkardı. Bundan iki buçuk yıl önce kendisi ile tanışma forsatı bulduğum ve o zamanlar hâlâ bir miktar umudu olan enstitü başkanı Robert Engelman, söz konusu raporun ilk kısmında şöyle soruyor: “Başarısız çevre ve iklim toplantıları sonunda, ulusal hükümetler felaketle sonuçlanacak çevresel değişikliklerin risklerini azaltmak için parmaklarını kımıldatmazken, insanlığın mevcut davranışları sürdürülebilir olanla değiştirmesinin bir yolu var mı?” (Worldwatch Institute 2013). Benzer soruları soran ve sürdürülebilir olmanın sonuna gelip gelmediğimizi sorgulayan (aslında ülkemiz için bunu başlamadan bitmek olarak tanımlamak pek de yanlış olmaz) çok daha fazla örnek verilebilir.

Sürdürülebilirlik mevzu bahis olduğunda ilk akla gelen ve bugüne kadar en çok kullanılan tanım, Ortak Geleceğimiz isimli Birleşmiş Milletler Raporu’nda yer alan ve gelecek kuşakların da kendilerini sürdürebilecekleri bir gezegenin onlara bırakılması gerektiğini anlatan o meşhur tümce. Bu tanım iyi bir çerçeve oluştursa da ne yapılması gerektiği ile ilgili insanlığa yol gösterici olamıyor. Zira ilgili rapor yayımlandığında, gelecek nesil olarak sayılabilecek olan ben üç yaşındaydım, henüz Sovyetler Birliği yıkılmamıştı ve soğuk savaş devam ediyordu ve Maradona Tanrı’nın eli ile gol atalı sadece bir yıl olmuştu. Kısacası sürdürülebilirlik ile ilgili çıkış noktamız bize orta sahada top çevirmekten başka bir taktik ver(e)miyor.    

Yukarıda saydığım gibi olumsuz nice örneği sıralayabiliriz, lakin bu yazıdaki derdim mevcut durumun karamsarlığından dem vurmak değil. Gerek Engelman gerekse bazı diğer araştırmacılar, aslında yeni bir yaklaşıma sahip olmamız gerektiğini, değişikliğin yaşam tarzlarımızdan ziyade düşünce sistemimizde yaşanması gerektiğini anlatıyorlar. “Sürdürülebilirlik ile ilgili en önemli sorun sizce nedir” diye aynı salondaki 20 kişiye sorsanız, 100’e yakın farklı yanıt alabilirsiniz. Benim bakış açıma göre ise en önemli sorun, tüm bu sayılanların birbiri ile bağlantılı olduğu gerçeğini çok azımızın görmesidir. Bu bağlantıları ve büyük resmi görme sanatı, sürdürülebilir bir topluma geçişte çok önemli bir rol oynamakta, organizasyonlarda bu sanatı icra edebilen bir liderlik yaklaşımına gerek duyulmaktadır. Zira kademeli (incremental) değişiklikler, duvara doğru hızla yaklaştığımız günümüzde, içinde bulunduğumuz aracı yavaşlatmaya/durdurmaya yetmeyecek. Tam anlamıyla sahici bir sürdürülebilirlik istiyorsak;  bu dönüşümsel (transformational) liderlik yaklaşımını organizasyonlara entegre etmemiz gerekmekte. Yıllardır sürdürülebilirlik alanına yatırım yapan bir şirkette yöneticisiniz ve yapılan yatırımların tüketici nezdinde karşılığını bulmadığını mı düşünüyorsunuz? Ya da sürdürülebilir olamaya karar veren enerji yoğun bir sektördesiniz ve konuya, çalışanların hayat tarzlarını değiştirmeleri gerektiği mesajını vererek mi girdiniz? Belki de sürdürülebilirliğe yatırım yapmanın maliyetinden dem vurdunuz ama yatırımcıların sizin uzun vadeli riskleri ne kadar iyi yönettiğinizi anlamaya çalıştığını atladınız. Bu ve benzeri durumları kendi organizasyonunuzda yaşıyorsanız sözümüz size! Zira bu gönüllü dönüşümün parçası olmaya niyetiniz yoksa yıkıcı bir dönüşümün parçası olacaksınız demektir. Orta sahada zaman geçirip oyunun bize ne getireceğini beklemek yerine daha stratejik taktikler geliştirmenin zamanı geldi! Değişimi kolaylaştırmak için gereken bu yeni liderlik yaklaşımı ile ilgili ayrıntıları THINK360 altında ele almaya başladık ve aynı zamanda bir sonraki yazımın da konusu olacak.

A.Eren Öztürk

SHARE: READ MORE

22 August

Yönetim 2.0 Konferansı’nda Buluşalım!

Eğer siz de yönetimde farklılaşmayı, başarılı bir paydaş katılımı sürecini gerçek kılmak istiyorsanız; 25.09.2014’te gerçekleşecek Gelecek Hane Yönetim 2.0 Konferansı’na davetlisiniz!
Strateji Direktörümüz Lara Toensmann'ın “Paydaşlar 2.0” adlı sunumuyla katılacağı konferansta S360 olarak iş dünyasındaki beklentilerin farklılaştığı bir dönemde, “patronluk” ve “liderlik” kavramlarının nasıl yer değiştirdiğine dikkat çekeceğiz. Etkinlik ile ilgili daha fazla bilgiye ve program akışına bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

SHARE: READ MORE

22 August

Sürdürülebilirlik Kütüphanesi’nde Bu Hafta

Columbia Global Centers’ın 18 Ağustos’ta Studio X İstanbul’da düzenlediği “Turkey invites you to celebrate the publication of Global Muckraking: 100 Years of Investigative Journalism from Around the World” isimli panelde, Columbia Üniversitesi profesörlerinden Anya Schiffrin ve Joseph E. Stiglitz, gazeteciliğin sahip olduğu değişim gücünü tartışmak üzere bir araya geldi.
1906’da İngiliz çikolata üreticisi Cadbury’nin kakao üretimi süreçlerinde çalışan haklarını ihlal etmesinin gazeteler tarafından kamuoyuna duyurulması üzerine boykot edilen firmanın hikayesinin de değinildiği panelde aynı zamanda Anya Schiffrin’in panele ismini veren yeni kitabı da tanıtıldı. Provoke edici panelde S360 olarak biz de katılımcılar arasındaydık.
Joseph E. Stiglitz'in Globalization and Its Discontents, Anya Schiffrin’in ise panelde tanıtılan kitabına kütüphanemizden erişebilir, info@s360.com.tr adresinden kütüphanemizle irtibata geçebilirsiniz.

SHARE: READ MORE

22 August

Bu Sene 19 Ağustos’ta Dünyayı Tükettik!

Küresel Ayak İzi Ağı’nın her sene yaptığı hesaplamalarda kaynaklarının tükendiği Dünya Limit Aşım Günü (Earth Overshoot Day) bu sene 19 Ağustos’tu. Ağın yaptığı hesaplamalara göre önümüzdeki 3,5 ay için gelecek yılki kaynaklardan tüketeceğiz. İhtiyaçlar için kredi kullanılması gibi düşünülebilecek bu borcu insanlık faizi ile birlikte; kıtlık, toprak kaybı, atmosfere daha fazla karbondioksit salınması ve daha fazla afet olarak ödeyecek. Haberin devamına Yeşil Gazete'den ulaşabilirsiniz.

SHARE: READ MORE

15 August

Sürdürülebilirlik Kütüphanesi'nde Bu Hafta

The Limits to Growth için sürdürülebilir kalkınmanın mihenk taşıdır diyebiliriz. 1972′de yayınlandığında bir alarm çağrısı gibi tüm dünyayı tüketim alışkanlarını değiştirmek konusunda uyaran rapor, bugün güncellenmiş bir kitap olarak karşımızda. Dünyanın geleceği konusunda distopik bir şeyler okumak istiyorsanız, bu kitap filmlerde gösterilen kıyamet sahnelerinden çok daha yavaş ve korkutucu bir sürecin bizi beklediğini anlatıyor. Bugün dünya nüfusunun şimdiye kadar yaşayıp ölen herkesten daha fazla olduğunü biliyor muydunuz?

Birisi eğer bugün dünyadaki herkes Hamlet oynamak istese hepimize yetecek kadar kafatası yok demişti. 2050′ye kadar 10 milyara ulaşacağız. Doğal kaynaklarımiz ise sınırlı ve her geçen gün tükeniyor. Sanayileşme birçok canlının doğal yaşam alanlarını yok etti ve hayvan ve bitki soylarının tükenmesinin başlıca nedeni olan habitat kaybına yol açtı. Temiz suyumuz ve ekilebilir arazilerimiz hızla azalıyor, küresel ısınma ise derece derece artmakta. Sırada ne var? Göçler? Çatışmalar? Kıtlık? Hastalıklar? Veya gezegenin sınırlarını anlayarak, bu sınırlarla uyum içinde yaşamak mı? Limits to Growth BM Rio’da gerçekleşen ve o tarihten bu yana sürdürülebilirlik anlayışına yön veren Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nın rehber raporuydu ve bugün hala önemini korumaya devam ediyor.

Haydi Bookserf'in websitesine gidin ve S360'ın ve Pera Müzesi'nin de aralarında bulunduğu çeşitli kütüphanelere bir göz atın!

SHARE: READ MORE

15 August

AB zorunlu Sürdürülebilirlik Raporlaması İçin İlk Adımı Attı

Avrupa Birliği’nin finansal olmayan verilerin raporlanmasına dair direktifi 15 Nisan 2014 tarihinde Avrupa Parlementosu tarafından kabul edilmişti. Avrupa Konseyi’nin yayınlaması ile beraber yakın zamanda hayata geçecek olan bu direktif, bizlere sürdürülebilirlik raporlamasının geleceği hakkında ipuçları veriyor. 
AB direktifine gore 500’den fazla çalışanı olan ve yıllık bilançosu minimum 20 milyon euro olan şirketler (veya cirosu 40 milyon euro) hem finansal olmayan bilgilerini hem de çalışan çeşitliliği hakkındaki verilirini kamuyla paylaşmak durumunda kalacaklar. Üstelik bahsi geçen şirketler hem halka açık hem de açık olmayan şirketleri kapsıyor. Sosyal ve çevresel performans, insan haklarına yaklaşım, yolsuzlukla mücadele, çalışanların sağlık ve güvenliği gibi en detaylı şekilde sürdürülebilirlik raporlarında değinilen politikalar ve riskleri finansal olmayan veriler arasında yer alıyor. Halka açık olmayan şirketlerin dahil edilmesinin araksındaki neden büyük sigorta şirketleri ve bankaların çalışan sayısı ve faaliyetlerinden ötürü önemli toplumsal etki yaratıyor olmaları. Belirlenen kapsam içerisine AB’de yaklaşık 6000 şirket giriyor.

Finansal olmayan verilerin zorunlu raporlaması ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz http://europa.eu/rapid/press-release_MEMO-14-301_en.htm adresinden sıkça sorulan sorular bölümüne göz atabilirsiniz.

SHARE: READ MORE

15 August

S360'ın Yeni Stratejik İş Ortağı Engage Me

Dubai merkezli Engage Me yaratıcı iletişim stratejileri geliştiren bir danışmanlık firması.

İç iletişim, paydaş katılımı, İK iletişimi, organizasyonel değişim süreci yönetim, marka yönetimi, şirket stratejisinin iletişimi ve kriz yönetimi gibi konularda ilham veren, orjinal çözümler sunan Engage Me ile S360 ilk kez 2014 Sürdürülebilir Markalar Konferansı'nda birlikte görsel kayıt hazırlamak için işbirliği yapmıştı. 

Bu etkili ve son derece farklı iletişim yöntemlerini keşfetmek ve iletişim süreçlerinizde kullanmak istiyorsanız info@s360.com.tr'e mail atarak daha fazla bilgi alabilirsiniz.

SHARE: READ MORE

8 August

Gezgin Gazeteci Michael Wigge Dialogue in the Dark'ı Ziyaret Etti

Dünya çapında tanınan gezgin gazeteci Michael Wigge’nin duraklarından biri de İstanbul oldu. S360’ın sosyal girişim projesi Karanlıkta Diyalog Sergisi’ni ziyaret eden Wigge, serginin kurucu ortaklarından Kerem Okumuş ile yaptığı kısa söyleşinin ardından sergiyi deneyimledi. Alman RTL televizyonu için yaptığı programda, altı şehri görme duyusunu kullanmadan tecrübe eden Wigge dünyayı cebinde hiç para olmadan dolaşmasıyla biliniyor. 



Henüz bu eşsiz deneyimi tatmadıysanız, Karanlıkta Diyalog Gayrettepe Metro İstasyonu'nda sizleri bekliyor!

SHARE: READ MORE

8 August

B Corp Sayfamız Hayata Geçti!

S360’ın çalışanlar, toplum, çevre ve yönetişim performansını ve skorumuzu B Corp sayfamızdan öğrenebilirsiniz. Siz de kendi şirketinizin sürdürülebilirlik performasını öğrenmek ve toplum için ne kadar değer yarattığını ölçmek isterseniz, bunu ücretsiz ve sonuçları gizli tutan B Impact Assessment aracılığıyla yapabilirsiniz.

S360 ekibi olarak B Impact skorumuzu nasıl yükseltebileceğimize dair fikirleriniz varsa, lütfen bizimle iletişime geçin. Paydaşlarımızın düşünceleri bizim için çok önemli. Şeffaflığı paydaşlara değer katan bir ön koşul olarak gören B Corp’un sayfasından diğer Ben & Jerry’s, Patagonia ve Method gibi B Corp şirketlerin skorlarını da öğrenmeniz mümkün. 

SHARE: READ MORE

8 August

GRI Sürdürülebilirlik Raporlama İlkeleri G4 Artık Türkçe

Küresel Raporlama Girişimi (GRI) Sürdürülebilirlik Raporlama İlkeleri'nin en son güncellemesi olan G4 rehberinin Türkçe çevirisi yayınlandı. G4’un son versiyonunda önceliklendirme önemli yere sahip. Şirket ve paydaşlar için öncelikli konuların nasıl yapılacağını merak ediyorsanız S360’ın hazırladığı öncelikli konu matrisini blogumuzdan indirerek, kendi organizasyonunuz için doldurabilirsiniz. 

SHARE: READ MORE

1 August

Günümüzde CFO'ların Gelişen İşlevleri

S360'ın Kıdemli İş Ortağı ve Finansal Piyasalar ve Sürdürülebilirlik Uzmanı Emin Ali Gündez, TÜYİD'in yayımladığı Hissedar dergisinin yeni sayısında CFO'ların gelişen rollerini kaleme aldı. İMKB'de sırasıyla müdürlük ve başkan yardımcılığı görevlerini yürüten Gündez makalesinde değişen ortaklık biçimleri ve paydaş algısının CFO'ların görev tanımında yol açtığı farklılaşmaya işaret ediyor ve ekliyor; günümüzün çeşitlenen risk ve fırsatları bu değişimi tetikleyen nedenlerin başında geliyor.

Makaleye Hissedar dergisinin dijital baskısından (s. 48-49) ulaşmak için bu bağlantıya tıklayabilirsiniz: http://www.tuyid.org/files/hissedar15.pdf

SHARE: READ MORE

1 August

İzmir'in Güneş Enerjisiyle Köylere İnternet Getiren Eşeklerini Duydunuz mu?

İzmir'li çobanlar eşek sırtında taşınan güneş panelleri ile internete erişerek, köylerle iletişim kurabiliyor ve hayvan yetiştiriciliği ile ilgili bilgi edinebiliyorlar. 

İzmir İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ile anlaşan Sergün Güneş Enerji Sistemleri, kırsal bölgede faaliyet gösteren üreticiler için, eşek sırtında bile taşınabilecek, elektrik enerjisi üreten ‘tak çalıştır’ tipi solar paketler imal ediyor.

Oldukça zor şartlarda yaşayan ve çalışan çobanlar için geliştirilen proje sayesinde çobanlar artık kırda kalmak zorunda olduklarında bile teknolojiye erişebiliyorlar. Bu sayede hem gündemden haberdar oluyorlar, hem daha kolay iletişim kurabiliyorlar. Eskiden iletişim kurabilmek için haftada bir şehre inip telefon bataryalarını şarj eden çobanlar ceplerinde 20 bataryayla geziyor, sayalarında lüks lambasıyla aydınlatma yapıyorlarken şimdi televizyon ve internet sayesinde daha rahat haber alabiliyorlar. Bir yandan da  oyun keçi yetiştiriciliğiyle ilgili her türlü bilgiye ulaşabiliyorlar. Portatif güneş enerjisi gelmeden önce haftada 2 piknik tüpü tüketen ancak buna rağmen ortalama aylık aydınlatma maliyetleri 100 TL civarı olan ve sadece bulundukları yeri aydınlatabilen çobanlar bu gelişmeden oldukça memnunlar. 

Çoban Çantası, Göçer Paket, Çiftlik Seti gibi isimleri olan paketler erişimi zor olan dağlık bölgelere eşek sırtında taşınıyor. 

Dünya basının da ilgisini çeken bu yöntem için bizim tek söyleyebileceğimiz ise, teknolojiden faydalanırken yük taşıyan hayvanların bakımının ve rahatının da sağlanmasının önemi. Hayvan refahı da göz önünde bulundurulursa bu inovatif projenin daha sürdürülebilir olacağına inanıyoruz.   

http://www.bbc.com/news/technology-28002064

SHARE: READ MORE

1 August

Paydaş Katılımı Kurumlara Ne İfade Eder?

“Paydaş Katılımı” sürdürülebilirlikle ilgilenenlerin dilinden düşürmediği bir kavram. Bu kavram son zamanlarda biraz çok ön planda olabilir, ancak şirketlerin sürdürülebilirlik stratejisinin paydaş beklentilerine göre… …şekillendirilmesinde ve değerlendirilmesine önemini korumaya devam ediyor. Şirketi diğerlerinin gördüğü bakış açısıyla görmek perspektife oldukça büyük bir değer katıyor. SustainAbility'nin hazırladığı Radar dergisi yaz sayısında paydaş katılımı ile ilgili soru ve sorunlara değinildi. Devamını İngilizce olarak blogumuzdan veya buraya tıklayarak kaynağından okuyabilirsiniz.

The term ‘stakeholder engagement’ is up there with some of the worst sustainability jargon. However, the notion behind it – looking outside the company to really understand the views of critics, customers, financiers or suppliers – is a powerful one. As one company said, there is significant value “in seeing ourselves as others see us.”

Gathering external intelligence to help better align business practices with societal expectations remains a key part of companies’ engagement strategies. However, as relationships between corporates and NGOs, governments and even competitors have become less antagonistic, more cooperative, collaborative and impactful stakeholder relationships have emerged.

In this summer edition of Radar, SustainAbility looks at business engagement from a number of angles. Strongly recommended summer reading for those of you who want to dive deeper into this topic. At S360 we believe that a company’s sustainability journey is a process that must engage stakeholder along the way. Whether it’s about the total srategy or about one material issue, your stakeholders can bring added-value. At S360 we offer stakeholder engagement trainings, we can help you identify your key stakeholders and validate your most material topics or assumptions. We have designed a stakeholder database that makes managing your stakeholder relationships simpler and assists you to resolve issues as they emerge in a structured manner. Interested to know more? Please get in touch with us at: info@s360.comtr

SHARE: READ MORE

25 July

Ortak Değer Yaratma Çalıştayı Bu Kez Koç Holding'in Katılımıyla Düzenlendi

Ortak Değer Yaratma (CSV) Çalıştayı dahilinde 16 Temmuz Çarşamba günü S360 ofisinde Koç Holding’i ağırladık. Koç Grubu şirketlerin sürdürülebilirlik konusunda çalışan yöneticilerinin interaktif katılımıyla gerçekleşen çalıştayda, Harvard Business School’un ortak değer yaratma çerçevesi kullanıldı. Stratejik ve yönetimsel yaklaşımlar uluslararası uygulamalardan örneklerle zenginleştirildi. S360 hazırladığı çalıştaylarla dünyada giderek yaygınlaşan ve kurumsal sürdürülebilirliğin bir sonraki adımı olarak görülen CSV konusuna dikkat çekmeyi amaçlıyor.

SHARE: READ MORE

25 July

Communicating the Museum 2015'te İstanbul'a Geliyor

Her yıl dünyanın farklı bir ülkesinde düzenlenen Uluslararası Communicating the Museum Konferansı’na S360’ın sosyal girişim şirketi olan Istanbul Social Enterprise tarafından İstanbul’da ev sahipliği yapılıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın himayesinde 2015 yılı Eylül ayında düzenlenmesi planlanan konferans, Intenational Council of Museum (ICOM) tarafından resmi olarak destekleniyor. Konferansta dünyanın önde gelen müzelerinin pazarlama, halkla ilişkiler, iş geliştirme, sosyal medya gibi üst düzey yöneticileri çeşitli çalıştaylarla, birebir görüşmelerle ve intertaktif etkinliklerle tecrübelerini paylaşıyor.  Istanbul Social Enterprise Türkiye'de kültür, sanat ve bilim altaypısını geliştirmek için ortak değer yaratmayı amaçlayan bir sosyal girişim şirketidir.

SHARE: READ MORE

25 July

Şirketler Sürdürülebilirlik Raporlamasına Ne Kadar Harcıyorlar?

2degrees’in yakın zamanda yaptığı bir araştırmaya göre, çoğu organizasyon KSS raporlamasına yılda 20 bin – 49 bin pound arası harcamada bulunuyor. Araştırmanın sonuçlarına göre az sayıda şirket raporlama bütçesine 80 bin pound ayırıyor.
2degrees’in yürüttüğü ankete toplam 110 şirket katıldı. Katılımcı şirketler raporlama yapmaktaki en önemli nedenin paydaşlarına karşı şeffaflığı arttırmak, sürdürülebilirlik sürecindeki ilerlemelerini paylaşmak ve itibar yönertimi olduğunu belirttiler. Bunun yanı sıra, raporlamanın en büyük katkısı olarak hem iç ve dış paydaş katılımını ve hem de itibarı arttırması gösterildi.

Ankette yer alan şirketlerin %45’i, sürdürülebilirlik stratejilerinin başlıca paydaşı olarak müşterilerini gördüklerini belirttiler. Diğer bir kilit paydaş olan tedarikçilerin ancak şirketlerin %3’ü tarafından sürdürülebilirlik stratejisine dahil edildiği de anket sonuçları arasında.

Şirketler raporlama konusunda kısıtlı zaman, raporun okunmasını sağlamak ve paydaşlarla diyalog kurmak konusunda sıkıntı çektiklerini belirttiler.

Anket sonucu olarak şirketlerin %35’inin raporlarını yayınlamak için yılın ikinci çeyreğini seçtikleri, %54’ünün yıl boyunca güncel KSS haberlerini raporun yanı sıra paylaştıkları ortaya çıktı.

Makalenin tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Lütfen bizlerle fikirlerinizi paylaşın, sizce Türkiye'de durum nasıl? Sürdürülebilirlik raporlamasında karşılaşılan zorluklar hakkında neler düşünüyorsunuz? Paylaşımlarınızı info@s360.com.tr adresine gönderebilirsiniz.

SHARE: READ MORE

18 July

Art of Collaborative Leadership - Erken Kayıtta İndirim Fırsatı

S360'ın desteğiyle Eylül ayında gerçekleşecek olan Art of Collaborative Leadership eğitimi için 20 Temmuz tarihine kadar kayıt yaptırırsanız 250 TL'lik indirimden yararlanabilirsiniz. Art of Collaborative Leadership hakkında daha fazlasını öğrenmek için lütfen aohturkey.com adresini ziyaret edin.   

SHARE: READ MORE

17 July

Dünya Kupasının Karbon Şampiyonları

Dünya Kupası geçtiğimiz hafta Almanya’nın zaferiyle sona erdi. Peki en az ekolojik ayakizine sahip olma konusunda şampiyon ülkeler hangileri? Küresel Ayakizi Ağı (Global Footprint Network -GFN) katılımcı ülkelerin karbon ayakizlerini ölçerek bir karşılaştırma yapmış. Bu ilginç araştırmanın sonuçlarını sizinle paylaşmak istiyoruz. Çeyrek finale kalan 8 ülkenin vatandaşlarını yaşam tarzlarına baktığımızda eğer dünyadaki herkes bu ülkelerin ortalama bir vatandaşı şekilde yaşasaydı kaç tane Dünya’ya ihtiyacımız olurdu sorusunu cevaplamaya çalışan GFN’in ulaştığı sonuçlar ise aşağıdaki şekilde:



Görüldüğü gibi sanayileşmiş Avrupa ülkelerinin ayakizleri diğer ülkelerin iki katına yakın. Ülkelerin büyüklüğü ve nüfusun fazlalığı da ayakizinin yüksek olmasında önemli bir etken. Ülkelerin karbon ayakizlerini ve bu ayakizini oluşturan faktörleri merak ediyorsanız GFN’in aşağıdaki adresini ziyaret edebilirsiniz. 

http://www.footprintnetwork.org/en/index.php/GFN/page/trends/

SHARE: READ MORE

17 July

Materiality (Öncelikli Konu) Sürdürülebilirlik için Ne İfade Eder?

Öncelikli konular nasıl belirlenir?

Öncelikli konular (materiality) sürdürülebilirlik alanında giderek daha çok duyduğumuz bir sözcük haline geldi. GRI G4 Raporlama Rehberinin çıkmasıyla beraber bu konu anlaşılması gereken anahtar konulardan biri haline geldi. Bu durumda öncelikli konular ne anlama gelir ve bu konuda ne yapmalısınız, gelin kısaca bakalım. Üstelik kendi şirketiniz için denemek isterseniz öncelikli konular matrixini bu linkten indirebilirsiniz. 

Neden öncelikli konuları belirlemeliyiz?

Öncelikli konular analizi şirketin karşısına çıkabilecek risk ve fırsatları daha iyi değerlendirmesini ve en riskli konularını fırsata çevirmesini sağlayabilir. Risk konuları arasındaki ilişkiler öncelikli konular matrixindeki konular belirlendiğinde daha net bir şekilde görünür. Bu bağlantıların kurulması sayesinde şirket için yaratılan değer ve toplum içın yaratılan değer arasında bir bütünlük kurmak mümkün hale gelir. Paydaşlarınızın gördüklerine karşı sizin gördükleriniz. Öncelikli konular kilit iş konularını belirlemekle kalmaz aynı zamanda bu konuların ötesine geçerek geleneksel bir iç öncelikli konu analizinin kapsamından daha fazlasını içerir.

Öncelikli konuları nasıl belirlemeliyiz?

Öncelikli konuları belirlemek yoğun araştırma ve diyalog kurmayı gerektirir. İç ve dış paydaşlarla görüşmeler yapılarak onların beklentileri öğrenilmelidir.

Paydaşlardan zorunlu olarak onlar için öncelikli olan konuları sıralamalarını isteyebilirsiniz. 1., 2. ve 3. kutularda yer alan konular da yapmanız gerekenler sizin yıllık hareket planınızın oluşmasını kolaylaştıracaktır.  Bu süreçte paydaşlarla iletişim içerisinde olmak ve sorunlara karşı geliştirilen çözümlerde onların öneri ve çekinceleri dinlenmek, daha faydalı çözümler geliştirmek açısından önemlidir. Öncelikli konularınızı belirlemeye yukardaki matrix üzerinden siz ve paydaşlarınız için öncelikli konuları tablodaki uygun yerlere yerleştirerek başlayabilirsiniz.

Birkaç örnek:

Biz Unicredit’in interaktif matrix’ininin tasarımı oldukça ilgimizi çekti. ) Nestlé’nin öncelikli konular haritası aynı zamanda bu yıl iç kaynaklarını en çok hangi alanlara yönlendirecekleri konusunda bir rehber. Biz de S360 olarak Türkiye İMSAD için hazırladığımız 2013 Sürdürülebilirlik Raporu’nu GRI G4 Rehberi ilkeleri doğrultusunda,  yaptığımız ayrıntılı paydaş analizleri sonucunda belirlenen öncelikli konular çevresinde oluşturduk.

Eğer öncelikli konular hakkında sorularınız veya sürdürülebilirlik alanında sık duyduğunuz sözcükler ile ilgili merak ettikleriniz varsa bizimle iletişime geçebilirsiniz.
 

SHARE: READ MORE

17 July

Unilever İlk Yeşil Tahvillerini Piyasaya Sürdü

Son birkaç yıldır yeşil tahvillerden sağlanan sermayede bir artış görülüyor. Unilever Mart 2014’te hızlı tüketim malları sektöründe ilk defa yeşil tahvil çıkartan şirket oldu. Unilever tahviller için 250,000,000 euro sermaye kullandı. Tahvillere %300 talep oldu. Unilever ilk yeşil tahvilinin oluşturulmasında S360’ın çözüm ortağı DNV GL ile işbirliği yaptı.  Şirketler riskleri azaltmak, yeni gelir kaynakları yaratmak ve rekabet avantajı sağlamak için sürdürülebilirliği her geçen gün işlerinin temeline daha çok yaklaştırıyorlar. Şirketlerin yüksek sermayeye ihtiyaç duyan, uzun vadede geri ödenen sürdürülebilirlik stratejilerinin nasıl finanse edileceği konusu hala önemini koruyor. Yeşil tahviller ise söz konusu finansman sorununu yenmek için geliştirilen ve gittikçe yaygınlaşan bir yöntem.

Yeşil tahviller tarihsel olarak uluslararası kalkınma bankaları tarafından kullanılan bir finans aracıydı ancak uluslararası yatırım bankaları konsorsiyumunun gönüllü rehber ilkelerini  yayınlamasıyla kurumsal finansman stratejilerine de dahil oldu. Tahvil ihracı yapan şirketler İklim Tahvilleri Standardı  sertifika da alabilirler. S360’ın Londra merkezli ortağı DNV GL İklim Tahvilleri Girişiminin (Climate Bonds Initiative) kayıtlı denetçisidir.

Unilever CFO’su Jean Marc Huet, yeşil tahviller sayesinde tüm tüketicilerini şirketin sürdürülebilir büyüme odaklı “Sürdürülebilir Yaşam Planı” ’na yatırım yaparak destek olmaya davet etti.  

DNV GL Unilever’in yeşil tahvillerini oluştururken şeffaflığa özellikle önem verdi. Seçilen projelerde GHG salımları, su kullanımı ve atık yönetimi gibi konulardaki kriterlere açıklık getirildi ve fonların takip edilebilirliği yıllık raporlamaya bağlandı. Tahvil yatırımlarının yapılacağı sıradaki projeler arasında Konya Selçuklu’da kurulacak bir fabrika da bulunuyor. 

SHARE: READ MORE

17 July

LEAD Sürdürülebilirlik İçin Liderlik Programına Başvurular Devam Ediyor

LEAD Sürdürülebilirlik için Liderlik Programı başvuruları 21 Temmuz’a kadar devam ediyor. LEAD International 19. kez düzenlenen Sürdürülebilirlik için Liderlik Programı (LEAD Sustainability for Leadership Program) için son katılımcıları bekliyor. Eylül 2014 – Şubat 2015 tarihleri arasında düzenlenen Sürdürülebilirlik için Liderlik Programı liderlik ve sürdürülebilirlik alanında deneysel bir öğrenim yolculuğu sunuyor. Portekiz ile İngiltere'de ve internet üzerinden verilen modüllerle ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak için aşağıdaki linke tıklayabilir veya russell@lead.org adresine mail atarak programın size uygun olup olmadığını öğrenebilirsiniz.

http://lead.org/what-we-offer/leadership-development/leading-for-sustainability/overview

LEAD Sustainability for Leadership Program is Open for Applications 

LEAD International are recruiting for the final few participants for the 19th cohort of their Sustainability for Leadership programme 2014. The deadline for application is the 21st of July.

The Leading for Sustainability Programme is a highly experiential learning journey, taking participants to locations in Europe and enabling them to build their confidence and leadership in the field of sustainability. Participants are gaining new skills by exploring real sustainability challenges with a variety of stakeholders which helps them see the bigger picture and provides them with tools and the network to make a real difference to a sustainable world.??The next Leading for Sustainability programme will take place from 1 September to 15 February 2015. The deadline for applications is 21 July 2014. The Programme is split into four modules. Two of the modules are run virtually. The other two modules of the course are run as a 5-day residential each in two different locations in Europe (the second one usually takes place in the UK). This year, the first residential will take place in Querença (Algarve), Portugal.??Drawn from more than 90 countries, the graduates of the Lead programme (Lead Fellows) now represent the world’s largest and most influential network of cross-sectoral and cross-cultural sustainability leaders. They are leaders in their respective fields and are working to make a difference at local, regional and global levels.??For further information on the Leading for Sustainability Programme and to see a short video, please follow this link.??For further information on fees, please follow this link.??To read or see what other people say about the programme (incl. video testimonials), please click here.??If you are interested in possibly attending this year, please get in touch and we can arrange a phone conversation to see whether this programme is the right one for you at this stage and whether you are suitable candidate for this year’s Leading for Sustainability programme.

Contact russell@lead.org.

SHARE: READ MORE

11 July

İş Güvenliği ve Görünürlüğü

Soma kazasından beri iş sağlığı ve güvenliği konuları daha görünür hale gelmeye başladı. Şirketler İSG alanında yalnızca çalışanlarına karşı daha proaktif önlemler almakla kalmıyorlar, aynı zamanda daha yaratıcı çözümler bulduklarını farkedebiliyoruz. İş sağlığı ve güvenliğine daha çok dikkat çekmek için Temmuz ve Ağustos ayları boyunca karşımıza çıkan güvenlik uyarılarını kolaj haline getirerek blogumuzda sergileyeceğiz. Siz de Ağustos ayı sonuna kadar inşaatlarda, fabrikalarda, iş yerlerinde hatta sokaklarda gördüğünüz uyarı işaretlerini bizimle paylaşın! Hatta sergilerde veya sokaklarda karşımıza çıkabilecek yaratıcı uyarılara da açığız. Fotoğraflarınızı Twitter adresimiz s360news’dan bizi tagleyebilirsiniz veya info@s360.com.tr adresine gönderebilirsiniz.

SHARE: READ MORE

11 July

Tatil Sonrası Bir Sergi Ziyaretine Ne Dersiniz?

Karanlıkta Diyalog Sergisinin sponsorlarından Türk Hava Yolları ile işbirliği ile sergiyi gezmek isteyenler için tatil sezonuna özel yeni bir kampanya başlattık. Hala ziyaret etmediyseniz THY uçak biletinizi getirerek sergiye %30 indirimle girebilirsiniz. Karanlıkta Diyalog Gayrettepe Metro İstasyonu’nda sizleri bekliyor. 

SHARE: READ MORE

11 July

Madenciliğin Kaderi Değişiyor

Sürdürülebilirlik danışmanımız Revan Arkan yeşil iş ve yaşam dergisi Eko IQ dergisinin Temmuz sayısında geleceğin madencilik uygulamaları ile ilgili bir makale yazdı.  Soma kazasından sonra daha da önem kazanan uluslararası iş ve çevre güvenliği ilkelerine değinen ve çokuluslu şirketlerin sürdürülebilir madencilik uygulamalarını ele alan makaleyi buradan okuyabilirsiniz. https://db.tt/LsRsVkeJ

Sürdülebilirlikle ilgili en güncel tartısmalardan ve gelişmelerden haberdar olmak için her ay çıkan Eko IQ’ya websitelerinden abone olabilirsiniz: http://ekoiq.com/

SHARE: READ MORE

4 July

Koç Üniversitesi Peacemakers Programında Derin Demokrasi Konuşuldu

Koç Üniversitesi’nin organize ettiği Peacemakers Programı kapsamında düzenlenen konferansta, S360 Strateji Direktörümüz Lara Toensmann Derin Demokrasi deneyimlerini paylaştı.

24 Haziran tarihinde düzenlenen 3 günlük programı Harvard Üniversite’sinden Profesör Donna Hicks yönetti. Hollanda ve Türkiye’den gençler Haysiyet Modeli’ni (Dignity Model) öğrendiler. Lara konferansta önce üçüncü bir kültürle (anne babanın kültüründen farklı bir kültürde) yetişmekten bahsetti, daha sonra Derin Demokrasiyi anlattı. Derin Demokrasi paydaş katılımı odaklı bir süreç yönetimi mekanizması olarak karar alma ve çatışma çözme süreçlerinde kullanılıyor. Lara Toensmann S360’taki görevinin yanı sıra şu an Türkiye’deki tek Derin Demokrasi eğitmeni olarak çalışıyor. Derin Demokrasi hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için www.deep-demcracy.net adresini ziyaret edebilirsiniz.

SHARE: READ MORE

4 July

S360 Sürdürülebilirlik Kütüphanesi Bookserf’te!

S360 ekibi olarak Türkiye’nin ilk sürdürülebilirlik temalı kütüphanesini oluşturduk ve Bookserf aracılığıyla kütüphanemizi paylaşıyoruz! Kurumsal sürdürülebilirlik, sürdürülebilir kalkınma, iklim değişikliği, ortak değer yaratma, sürdürülebilirlik için yönetim ve iletişim konularında 100’ü aşkın İngilizce kitabı ve makaleyi keşfetmek için ofisimize davetlisiniz.
Genç sosyal girişimciler Kerem Güneş ve Erbil Sivaslıoğlu’nun kurduğu Bookserf, internet üzerinden kitap değiş tokuşunu kolaylaştıran bir site. Geleneksel kitap değiş tokuşu sitelerinden, kitap sahibi ve okuyucusunu buluşturarak farklılaşıyor. Sürdürülebilirlikle ilgilenen herkesi bizimle ve yeni okurlarla tanışmak, yeni kitaplar keşfetmek, paylaşmak ve ödünç almak için ofisimize bekliyoruz. Hazır olan kitaplarımızın listesini internet üzerinden kısa süre sonra duyuracağız. Takipte kalın! 

SHARE: READ MORE

4 July

Art of Collaborative Leadership Eylül'de İstanbul’da

S360'ın desteğiyle gerçekleşecek Art of Collaborative Leadership, 4-5-6 Eylül 2014 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek. Takımımızdan Lara Toensmann, Seçil Erden ve Ahmet Eren Öztürk’ün kolaylaştırıcı ve organizatör olarak yer alacağı eğitim organizasyonel değişimi ve katılımcı süreçleri kolaylaştırmak için tasarlandı.
Üst düzey yöneticilere yönelik hazırlanan etkinlikte,

Organizasyonlarda değişimi ve inovasyonu tetikleyecek bir kültür nasıl yaratılır?
Sahip olduğunuz liderlik özellikleri takımınızdaki işbirliğini ve katılımcılığı nasıl arttırır?
Çalışma ortamınıza daha fazla anlam ve amaç katmanın yolları nelerdir?
soruları tartışılacak.

İş hayatında işbirliğini arttırmanın ve stratejik konularda karar almayı kolaylaştırmanın yollarını keşfetmek isteyen herkesi Art of Collaborative Leadership etkinliğine bekliyoruz. Etkinlik ile ilgili daha fazla bilgiye ulaşmak için www.aohturkey.com adresini ziyaret edebilirsiniz.  

SHARE: READ MORE

4 July

Başarılı Bir Sosyal Girişimcilik Hikayesi: Dialogue in the Dark

Dialogue in the Dark Türkiye Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Hakan Elbir 26 Haziran Pazartesi günü TACSO Türkiye’nin TÜSEV işbirliğiyle düzenlediği Sosyal Girişimcilik: Sosyal İçerme ve Sürdürülebilir Toplumsal Gelişme Olanakları Konferansı’nda bir sosyal girişim hikayesi olan Dialogue in the Dark İstanbul’u anlattı.  Sosyal Girişimcilik Yoluyla Uygulanan Başarılı Sosyal İçerme Modelleri konulu panelde sosyal girişimcilik üzerinden dışlanmış bir kitleyi toplumsal hayata katmak için farkındalık geliştirmenin yolları tartışıldı. Sosyal Girişimciliğin Türkiye’de kurumsal bir yapıya kavuşması gerektiğini ve bunun için başta sertifikasyon metodu olmak üzere bir takım regülasyonlarla sosyal girişimciliğin teşvik edilmesinin önemini Karanlıkta Diyalog örneğinden yola çıkarak dinleyicilerle paylaştı.

Öğleden sonraki ‘’Hikayemi nasıl anlatırım? Kaynaklara nasıl ulaşırım?’’ atölye çalışmasında kaynak kişi olarak konferans katılımcılarına deneyimlerini aktardı. Bu bölümde Türk Ticaret Kanunundaki mevcut yönetmeliğin ‘’non profit’’ şirket kurmaya mani bir durum teşkil ettiğini ve bu değişikliğin yapılması halinde girişimcilerin ‘’sermayeye erişim’’ ve ‘’yurt dışı/yurt içi teşviklere ve fonlara başvuru’’ noktasında önlerinin açılabileceğini ifade etti.

Dialogue in the Dark sergisi toplumsal dönüşüm, hassas grupların toplumsal katılımı ve sürdürülebilir toplumsal gelişme için ilham verici başarılı bir örnek olarak, Gayrettepe Metro İstasyonu’nda 1 yıl daha ziyarete  açık  olacak.

SHARE: READ MORE

4 July

TURMEPA Sabri Ülker Çevre Ödülleri Başvuru Süresi Uzatıldı

S360'ın kurucu ortağı ve genel müdürü Kerem Okumuş 2014 yılı TURMEPA Sabri Ülker Çevre Ödülleri’nin 5 jüri üyesinden biri oldu. Bu seneki teması “Kentlerde Çevresel Sürdürülebilirlik ve Su Kaynaklarının Korunması” olan ödüllerin son başvuru tarihi yoğun istek üzerine 15 Temmuz 2014’e alındı.
TURMEPA işbirliğiyle oluşturulan ödül platformu en önemli yaşam kaynaklarımızdan biri olan suyu korumak amacıyla hazırlanmış ve / veya hayata geçirilmiş projelerden birini seçerek ödüllendirecek.

SHARE: READ MORE

25 June

Ortak Değer Yaratma Çalıştayı

18 Haziran Çarşamba günü ofisimizde ilk kez düzenlediğimiz Ortak Değer Yaratma Çalıştay’ında S360 ekibinin yaratıcı üyesi Emre Salkım'ın hazırladığı grafik kayda ekten ulaşabilirsiniz.  Çalıştaya katıldıysanız anlatılan konuları ve verilen örnekleri hatırlamak için, katılamadıysanız öğrenilenlerin bir özetine sahip olmak için Emre'nin bu yaratıcı çalışmasına göz atabilirsiniz. 

Grafik kayıt yöntemi hakkında daha fazla bilgi almak için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin!

SHARE: READ MORE

25 June

Karanlıkta Diyalog

Karanlıkta Diyalog sergisi yaz dönemi ziyaret saatlerine geçti. 21 Haziran 2014’ten itibaren sergiyi hafta içi ve Pazar günü 12:00 – 19:15 Cumartesi günleri ise 10:00-19.15 arasında ziyaret edebilirsiniz. 135 kentte 8 milyondan fazla insana ulaşan Karanlıkta Diyalog sergisi Gayrettepe metro istasyonunda sizleri bekliyor.Summertime visiting hours for Dialogue in the Dark (DID) exhibition have changed. Tours in English will be given on Tuesday – Wednesday – Thursday – Friday on 18:00, Saturday at 14:00, 16:00, 18:00 and Sunday at 14:00 and 16:00. The exhibition has reached over 8 million people in 135 cities, Dialogue In the Dark is waiting for you at Gayrettepe metro station.

SHARE: READ MORE

25 June

Hürriyet Üst Yönetimi Karanlıkta Diyalog Business Workshop'ında!

Hürriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Enis Berberoğlu, yayın direktörü Fikret Ercan ve web koordinatörü Emre İskeçeli'nin de aralarında bulunduğu Hürriyet gazetesi üst yönetimini 24 Haziran günü sosyal girişim projemiz “Karanlıkta Diyalog Business Workshop"ı için ağırladık.Dünyada benzeri olmayan bir eğitim metodolojisi ile yürütülen ve sıradışı bir deneyim olan business workshop'lar takım çalışması, liderlik becerilerinin geliştirilmesi gibi çok farklı alanlarda üçer saatlik atölye çalışmalarından oluşuyor.  

SHARE: READ MORE

24 June

UNGC Tarım ve Gıda İş Prensiplerini Açıkladı

2050’de dünya nüfusu 9 milyara yaklaşacak. Peki bu nüfus nasıl beslenecek?

Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi  (UNGC) kısa süre önce tüm gıda ve tarım sektörü için, gönüllü Gıda ve Tarım İş Prensiplerini (GTİ) açıkladı.

Tasarlanan altı prensip varolan tüm girişimlere ek olarak, gönüllü standart ve teknik uyumluluk platformlarını kapsayacak şekilde, gıda ve tarım sektörlerinde sürdürülebilirliği geliştirme amacını taşıyor. Prensipler dogrultusunda gıda ve tarım sektörlerinde sürdürülebilirlik, gıda güvenliği, sağlık ve beslenme, insan hakları, iyi yönetişim, çevre yönetimi ve tüm değer zincirinde ekonomik bakımdan gelecek vaadeden uygulamalar konusunda küresel ortak bir dil kabul edildi.  GTİ Prensipleri gida, tarım ve beslenme sektörlerindeki şirketler için sürdürülebilirlik raporu hazırlanması ve organizasyonlar arası karşılaştırma yapılması için gereken altyapıyı sağlıyor.

UNGC’nin belirlediği altı ilke şunlardır:

 1-    Gıda güvenliği, sağlık ve beslenme konularını hedef haline getirin,

2-    Çevreye karşı duyarlı olun,

3-    Ekonomik sürdürülebilirliği sağlayın ve değer paylaşımında bulunun,

4-    İnsan haklarına saygılı olun, hakkaniyetli çalışma koşulları sağlayın ve toplumun gelişimine katkıda bulunun,

5-    İyi yönetişim ve hesap verilebilirliği destekleyin,

6-    Bilgi, beceri ve teknoloji aktarımını ve bunlara ulaşımı teşvik edin.

S360 takımından Lara Toensmann da GTİ Türkiye istişarelerinde kolaylaştırıcı olarak yer aldı. Yapılan görüşmeler sonucunda önde gelen gida şirketleri, tedarikçiler, STK’lar ve Türk gıda ve tarım sektörlerinin diğer önemli paydaşları katılımcı bir süreç sonucunda bildirim verdiler. TÜGİS ve TÜSİAD işbirliği ile gerçekleşen görüşmelerde Global Compact Sekreteryası BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a  iletilmek üzere özet bir rapor hazırladı.

Bu rapor, prensiplerin geliştirilmesi için yapılan resmi önerileri ele almasının yanı sıra,gıda ve tarım sürdürülebilirliği konularında farkındalığı arttırmayı ve Türkiye’de bu sektörlerde karşılaşılan fırsat ve zorluklara odaklanan katılımcı bir diyalog başlatmayı amaçlıyor. Gıda ve tarım sektöründe faaliyet gösteren Global Compact imzacıları bu 6 presibi benimseyerek, bu konulardaki ilerlemelerini bildirecekler.  

Global Compact Gıda ve Tarım İş Prensibleri (UNGC FAB Principles) hakkında daha fazla bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz.

SHARE: READ MORE

20 June

Creating Shared Value Workshop by S360

Şirketlerde Ortak Değer Yaratma Çalıştayı 18 Haziran Çarşamba günü S360 ofisinde 17 kişinin katılımıyla gerçekleşti. Kolaylaştırıcılığını S360 takımından Lara Toensmann ve Aslı Kurtuluş’un yaptığı çalıştayın ilk bölümü katılımcılar KSS ve Ortak Değer politikalarının farklarını anlamaya ve çokuluslu  şirketlerin iyi uygulamalarını incelemeye ayrıldı. İkinci bölümde katılımcılar, örnek vakalar üzerinde çalışarak, görüşlerini sundular. Çalıştayın son bölümünde S360 olarak desteklediğimiz Reçel Anneler girişiminden sağlanan organik reçeller katılımcılara hatıra olarak verildi.

SHARE: READ MORE

20 June

Dünya Bankası İklim Yatırım Fonları

S360’ın kurucu ortağı ve genel müdürü Kerem Okumuş’ un da aralarında bulunduğu dört kişilik bir uzman heyet tarafından hazırlanan “Dünya Bankası İklim Yatırım Fonları”nın, İklim Değişikliğine Direnç Pilot Program Raporu yayımlandı. Heyet ; Bolivya, Jamaika, Kamboçya gibi iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen ülkelerde finansmanı yapılacak projeleri seçti. Dünya Bankası tarafından finanse edilecek projeler sürdürülebilir tarım, risk yönetimi, yerel kalkınma ve KOBİ’lerin geliştirilmesi gibi konularda ülkeleri hazırlamayı ve altyapılarını güçlendirmeyi amaçlıyor. Raporun tamamını buradan okuyabilirsiniz: https://www.climateinvestmentfunds.org/cif/sites/climateinvestmentfunds.org/files/PPCR_14_5_private%20_sector_set_aside_second_round_rev1.pdf

SHARE: READ MORE

20 June

Social Intrapreneurship Goes Mainstream

The rise of the social intrapreneur
A social intrapreneur is someone who works inside a major corporation and brings innovative and practical solutions to major social or environmental challenges. Often those individuals do not hold a formal job title that includes the words “sustainability”, instead they are the quiet innovators who drive change from the bottom up or wherever they are in the organisation. And this work can often feel very lonely, as if you are the only one who sees the opportunities…

When I was working in multinational companies, I found myself wearing the shoes of the social intrapreneur - doing my real job during the day, and working more purposeful projects by night to satisfy my own personal values. And I often felt like I was always swimming against the current alone.  But what I came to understand is that I was not alone in my ideas, many others shared my passion and quest for meaningful work…. but I had to find them. They came from both inside and outside my own company, and in learning together we became much stronger and created more impact in our own work environments. You can read a recent article by Forbes about the Social Intrapreneurs here: http://www.forbes.com/sites/ashoka/2014/01/24/2014s-most-valuable-employee-the-social-intrapreneur/

This is the time for the social intrapreneur - not only is his contribution more welcome than ever before - but he is gaining more notoriety and recognition. At S360 we celebrate the social intrapreneurs… We celebrate the people like you, using their organisations to bring positive change to society…. 

Lara Toensmann

SHARE: READ MORE

20 June

Sürdürülebilir Markalar İstanbul 2014 Görsel Kaydı

S360’ın 28-29 Mayıs tarihlerinde Swissotel İstanbul’da gerçekleşen Sürdürülebilir Markalar 2014 Konferansı’nda kolaylaştırıcılığını sağladığı grafik kayıt katılımcılar tarafından büyük ilgiyle karşılanmıştı. Görsel kaydın dijital haline aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://we.tl/G2AspREkU7

SHARE: READ MORE

20 June

S360 artık bir B Corp!

S360 olarak, 12 Haziran’dan itibaren B Corporation Sertifikası sahibi olduğumuzu duyurmaktan mutluluk duyuyoruz.

B Corp sertifikası, B Lab tarafından yapılan değerlendirmede 200 puan üzerinden en az 80 puan alan ve hem iş hem de toplum için değer yaratan iş modellerini benimseyen şirketlere verilmekte olan bir sertifikadır. B Corp değerlendirmesinden 127 puan alarak, Avrupa’daki ilk B Corp’lardan biri olduk ve dünya çapındaki 1000’den fazla şirket arasına katıldık. Eğer siz de Etki Değerlendirmesini yapmak isterseniz ücretsiz olarak yapabilirsiniz. 

Neden B Corp olduğumuzu merak ediyorsanız, tüm dünyada B Corp’ların neler yaptıklarını öğrenmek için B Corp internet sayfasını ziyaret edebilir ve kendi şirketiniz için B Etki Değerlendirmesi'ni ücretsiz olarak yapabilirsiniz: http://www.bcorporation.net/

SHARE: READ MORE

9 June

Sürdürülebilir Markalar İstanbul 2014 / Sustainable Brands İstanbul 2014

Sürdürülebilir Markalar 2014 Konferansı 28-29 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşti. Türkiye’de ilk defa büyük bir konferansta grafik kayıt yöntemini uygulamak için Dubai’deki iş ortağımız EngageMe Danışmanlık’tan Bug Fawcett, İstanbul’a geldi. Konferans öncesinde S360 ekibi’ne eğitim veren Bug, konferans süresince Fuji Salonu’ndaki oturumlarda biriktirilen fikirlerin görsel kayda dökülmesini sağladı. Kayıt oturumlar süresince eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Konferansın ikinci günü karşılama alanına taşınan görsel kayıt katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü. Görsel kayıt, çok katılımcılı toplantılarda ortaya konan önemli fikirlerin hatırda kalmasını sağlamak açısından uluslararası seminer ve şirket çalıştaylarında giderek daha popüler hale gelen analiz kolaylaştıcı bir öğrenme aracıdır. S360’ın görsel kayıt hizmetleri hakkında daha fazla bilgi sahaibi olmak için bizimle info@s360.com.tr adresinden iletişime geçebiliriz.

Sustainable Brands 2014 Conference was held on 28-29th of May in Istanbul. Bug Fawcett from EngageMe Consulting in Dubai, partner of S360, came to Istanbul for making a graphic record of the conference. Graphic recording method was used in a large-scale conference for the first time in Turkey. Before the conference Bug trained S360 team on graphic harvesting and recording. During the conference S360 summarized ideas collected from the sessions in Fuji Room with graphic recording method. On the second day of the conference, finalized version of the record was moved to the conference hall lobby, attracting great interest from the participants. Graphic recording is a popular, new learning tool used in international conferences and corporate workshops, which facilitate the memorable and analytical presentation of the ideas, put forward in the meeting. For further information on S360’s graphic recording services please do not hesitate to contact us at info@s360.com.tr. 

SHARE: READ MORE

9 June

Kurumsal Sürdürülebilirlik Sertifika Programı / Corporate Sustainability Certificate Programme

Boğaziçi Üniversitesi ve REC Türkiye işbirliğiyle 2008 yılından bu yana özel sektöre yönelik olarak gerçekleştirilen Kurumsal Sürdürülebilirlik Sertifika Programı kapsamında, 27 Mayıs Perşembe günü Sürdürülebilirlik Raporlaması Çalıştayı S360 tarafından gerçekleştirildi. Kolaylaştırıcılığını Kerem Okumuş ve Aslı Kurtuluş’un üstlendiği çalıştayda katılımcılar, şirketlere ait Sürdürülebilirlik raporlarını paydaş olarak değerlendirerek raporların geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunuldu. Aynı program çerçevesinde S360 ekibinden Lara Toensmann da sürdürülebilirlik stratejisi ile ilgili bir çalıştay gerçekleştirdi. Kurumsal Sürdürülebilirlik Sertifika Programı her sene Nisan - Mayıs aylarında deneyimli eğitmenlerin ve yerli ve yabancı uzmanların katılımlarıyla düzenleniyor. Daha fazla bilgi almak için REC’in web sayfasını ziyaret edebilirsiniz. 

http://www.rec.org.tr/?module=proj&item=proj_projects&project_id=23

Kerem Okumuş and Aslı Kurtuluş from S360 facilitated the Sustainability Reporting Workshop that took place on Thursday 27th May within The Corporate Sustainability Certificate Programme organised by REC Turkey and Boğaziçi University since 2008. The participants evaluated sustainability reports from Turkish companies as stakeholders and made recommendations for progress of reporting. As part of the same course, Lara Toensmann from our team also organised a workshop about sustainability strategy. The Corporate Sustainability Certificate Programme is organised every year from April to May, with the participation of experienced instructors and experts in various fields from Turkey and abroad. For more information about the programme please visit REC Turkey’s web site.

http://www.rec.org.tr/?module=proj&item=proj_projects&project_id=23

SHARE: READ MORE

26 May

TEDxReset: Lara Toensmann

Sürdürülebilirlik Stratejisi Direktörümüz Lara Toensmann'ın TEDex konuşmasından bir kare. Lara bu karede doğru iletişimin toplulukların dehasını ortaya çıkarabileceğinden bahsediyor. İletişim eksiklikleri dolayısıyla karmaşıklaşan hayatlarımıza işaret eden Lara farklı paydaşların görüşlerini bir araya getirmekten çekinmeyen liderlere ihtiyacımız olduğunun altını çiziyor

SHARE: READ MORE

25 May

Bilişim ve Sürdürülebilirlik

Bilişim dünyası yaşam şekillerimizi, çalışma koşullarımızı, öğrenme ve eğlenme alışkanlıklarımızı değiştirdi. Her geçen gün internet bulutuna katılan, sürekli gelişen ve değişen cihaz ve servislerle bilgi ve iletişim teknolojileri günlük yaşamlarımızın dahili bir parçası halini aldı. Bilgi akışının anlık olarak gerçekleştiği günümüz koşullarında gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerin tümü olumlu yönde etkilendi ve ekonomik büyüme kaydetti.  Peki tüm bu olumlu gelişmelerin karşısında yüzyılımızın kaçınılmaz gerçeği olan iklim değişikliğine karşı neler yapıldı, doğal kaynakların yok olmasına ne kadar dur denebildi, sosyal sorumluluklar ne kadar yerine getirildi ve dijital uçurumu ortadan kaldırmak adına ne kadar yol kat edildi?

Bilişim çağındaki ardı arkası kesilmeyen büyümenin ve sürekli yayılan bilginin elbette beraberinde getirdiği büyük sorumluluklar var. Şüphesiz bu sorumlulukların en büyüğü internet servis sağlayıcılarının (İSS) sundukları hizmetler neticesinde sahip oldukları “kolaylaştırıcı etki”. Katma değer yaratan sürdürülebilir ekonomik büyüme hedefi için altyapıyı hizmetleri sağlayan İSS’ler Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi olma hedefini gerçekleştirmek adına operasyonel verimlilik, inovasyon kültürü, küresel bilgiye erişim ve hızlı hareket kabiliyeti gibi yetenekleri müşterilerine kazandırıyor. Bu doğrultuda internet altyapısı, sahip olduğu hizmetler ve çözümler ile bugün Türkiye’nin rekabet gücünün en önemli çarklarından biri. 

Ek olarak, internet, eğitimde fırsat eşitliğinden sağlıkta tedavi hizmetlerine, doğa korumadan ulaştırmada optimizasyonun sağlanmasına, bireysel uygulamalar ile yaşam kalitesinin arttırılmasından  kamu hizmetlerinin erişilebilir olmasına kadar birçok alanda toplumun yaşam kalitesinin artmasına ve refah toplumunun yaratılmasında öncü rol oynuyor. Bu rol, aynı zamanda, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik Endeksi’nde bugün bulunduğu seviyelerden ileri gelişmiş ülkeler seviyesine çıkması için motor gücü sağlıyor.

Bireysel özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkını önemseyen İSS’ler sayesinde sosyal hayata katılım daha kolay ve daha hızlı. Artık kitaplar, filmler ya da milyonların oynadığı oyunlar İSS’lerin sunduğu hizmetlerle kullanıcıların çok yakınında. İSS’ler yarattıkları bu katma değerlerle bireysel gelişim fırsatını kullanıcılarına sunuyor. 

Uzakları yakınlaştıran, iletişimi hızlandıran ve kolaylaştıran hizmetler sayesinde karbon emisyonları ise artık daha az. Karbon kaynağı olan sektörlere İSS’ler tarafından sağlanan olanaklar ile çevresel faydalar elde ediliyor. E-ticaret, video-konferans, uzaktan erişim gibi konularda sunulan imkanlar sayesinde tonlarca karbonun atmosfere salınmasını önleniyor, akıllı evler, akıllı cihazlar ve akıllı araçlar sayesinde gereksiz enerji sarfiyatlarının önüne geçiliyor. Kolaylaştırıcı etki sayesinde iklim değişikliğine karşı aktif çözümler üretiliyor.

İSS’lerin sahip oldukları kolaylaştırıcı etki sayesinde şirketlerin sürdürülebilir dönüşümlerini gerçekleştirmeleri ve peşlerinden diğerlerini de sürükleyeceğine inanıyoruz.

Emre Salkım & Kerem Okumuş
 

SHARE: READ MORE

25 May

Raporlar Evrim mi Geçiriyor?

Bir sürdürülebilirlik raporunu elinize aldığınızda en fazla bir dakika mı bakabiliyorsunuz, sayfalarını şöyle bir çevirip aldığınız yere mi bırakıyorsunuz? 
15 -20 yıl öncesinden günümüze, her geçen gün sürdürülebilirlik raporlaması yapan şirketlerin sayısı gittikçe artsa da rapor içeriğinde ve iletişiminde yapılan hatalardan ötürü gerçekten okunabilen raporların sayısı o kadar da fazla değil.

Sürdürülebilirlik raporlarında gereksiz ayrıntılı bilgiye yer verilmesi, içerik olarak yapılan en büyük hatalardan biri. Bu alanda standart belirleyen küresel kabul görmüş en önemli organizasyonlardan biri olan Küresel Raporlama Girişimi (GRI), 2013 yılı Mayıs ayında lansmanını yaptığı yeni rehberiyle (G4 rehberi) söz konusu hatanın önüne geçebilmek için önemli bir adım attı. GRI’ın G4 Rehberi’ne uygun raporlama yapan şirketler, artık sadece, kuruluşları ve paydaşları için gerçekten öncelikli konulara yer veriyor.

Bir diğer önemli konu ise sürdürülebilirlik raporunun paydaşlarla buluştuğu nokta olan rapor iletişimi. Raporunuzun içeriği ne kadar iyi olursa olsun sunumu başarısız bir sürdürülebilirlik raporu, ölü bir rapor olmaktan öteye geçemiyor.

Özellikle son birkaç yıldır lider şirketlerin sürdürülebilirlik raporları gerçek bir evrim geçiriyor. Basılı- pdf formattan online, dinamik, interaktif, sosyal medyayla entegre raporlar birbirleriyle ve kendileriyle yarışıyor.  Şirket için öncelikli konular; hikâye anlatıcılığı, video, dinamik görsel çizimler/grafikler ve hatta interaktif oyunlar kullanılarak paydaşlarla buluşuyor. İletişimde önemli bir kanal olan sosyal medya aracılığıyla ise rapor sonrasında da aktif bir paydaş katılımı sağlanıyor.

İlk olarak 2010 yılında SMI, Custom Communication ve Wizness tarafından hayata geçirilen ve sürdürülebilirlik raporlamasında en yeni trendleri paylaşan  SMI-Wizness Sosyal Medya Sürdürülebilir Endeksi’nden bahsi geçen iyi uygulamalara ulaşmak mümkün.

Sürdürülebilirlik raporlaması, evrimini sosyal medya üzerinden sürdürürken sizin şirketinizin bir sonraki raporu nasıl olacak? Sıkıcı-ölü bir rapor mu yoksa işe yarar ve eğlenceli mi?

Aslı Kurtuluş

SHARE: READ MORE

25 May

İç Girişimcilik

Çalışanlar tarafından tercih edilen şirketlerden biri olmanın yolu, bu ünvana sahip olabilmek adına daha fazla çalışmaktan geçmiyor. Ya da şöyle diyebiliriz, bu ünvana sahip olmak için ne yapıldığı ve nasıl yapıldığı asıl önemli olan. Grayson ve arkadaşları*,  şirketlerde sosyal iç girişimciliği tetikleyen çalışma koşulları ile öğrenen bir organizasyon olmak arasında çok yakın bir bağ olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: “Sürdürülebilir bir gelecek için inovatif çözümleri alıştığımızdan daha farklı yerlerde aramalıyız.” (2014).

Grayson ve arkadaşları gençlerin liderlik imkanı sunan fırsatlar aradığını söylüyor (2014). Şirketler bahsedilen bu fırsatları sunabilmek adına yeni düzenlemeler yapabilir ya da dahil oldukları sektörlerin tercih edilebilirliğini arttırmak adına sektörel bir girşimle diğer şirketlerle işbirliği yapabilir. İç girişimcilerinizle başarılı girişimcileri bir araya getirebilir, ortak değer yaratarak başarılı bir sistem geliştirilebilirsiniz. Üst yönetimlerin ilgi ve enerjiyi kendi şirketlerine çekebilmesi için deneysel öğrenmeyi, inovasyonun ve yeni fırsatların kaynağı haline getirmesi gerekir (Grayson ve ark., 2014). Küresel sosyal iletişimin çağında sistemsel değişimin anahtarı yine iletişimin kendisi ve beraberinde getirdiği işbirliği imkanı.

Diyaloğun gerçek kılındığı ortamlarda iç girişimciler kendi kendine doğar. Baskınlıkların ortadan kalkmasıyla beraber bireyin barındırdığı beceriler filizlenip daha kolay gün yüzüne çıkabilecektir. Sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşan hatta ilerisine geçen şirketler bile şayet iç paydaşlarını iç girişimciliğe yöneltmiyorsa bu, başarıların yönetimindeki eksikliklere işaret eder. Başarıyı sürekli kılmak onu yakalamaktan daha zordur elbette. “İç girişimciliğin 10 emri” der ki “Patronunuzun size görevinizi söylemesini beklemektense kendi görevinizi yaratın ve ona yürüyün.” Dökümana buradan ulaşabilirsiniz:
http://pinchot.typepad.com/files/ip-ten-commandments—-new-format.pdf
Emre Salkım
* Social Entrepreneurship and All That Jazz, 2014, David Grayson, Melody McLaren and Heiko Spitzeck

SHARE: READ MORE

18 April

Gönüllü Raporlamalar Yerini Zorunlu Raporlamalara mı Bırakıyor?

Gönüllü Raporlamalar Yerini Zorunlu Raporlamalara mı Bırakıyor?

2010 yılı Haziran ayında gerçekleştirilen Rio+20 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı sonrasında açıklanan sonuç bildirgesinde şirketlerin yıllık raporlamalarında sürdürülebilirlikle ilgili bilgilere yer verilmesi teşvik edilmişti. Bu önemli adımın ardından 15 Nisan 2014’te Avrupa Parlamentosu,  büyük şirketlerin finansal olmayan bilgilerinin raporlanmasıyla ilgili yasayı oy çoğunluğuyla geçirdi. Yeni yasayla birlikte 500 ve üzeri çalışan sayısına sahip şirketler çevresel, sosyal etkilerini ve bu alanlardaki iş modellerini ve yönetim politikalarını raporlamakla yükümlü.

 

2014 yılı ile itibarıyla gönüllü olarak sürdürülebilirlik raporlama yapan 2.500 şirket bulunuyor yeni yasayla birlikte bu sayının 2017 yılında 7.000’i bulacağı öngörülüyor. Şirketlerin tedarik zincirleriyle ilgili bilgileri açıklamalarıyla birlikte küçük şirketleri de büyük oranda etkileyeceği ve bu ağın katlanarak büyüyeceği düşünülüyor.

Türkiye’nin toplam ihracatının %43’ünün AB ülkelerine olduğunu göz önünde bulundurursak Türk şirketlerinin de er ya da geç bu halkaya katılmasının kaçınılmaz olduğu görülüyor.

Diğer bir yandan Borsa İstanbul (BIST) 2014 yılının ilk yarısında Sürdürülebilirlik Endeksi’ni açıklamayı hedefliyor. BİST’te işlem gören şirketlerin çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim konularındaki performansları Ethical Investment Research Services Limited (EIRIS) tarafından değerlendirmeye tabi tutulacak.

Gönüllü raporlamaların yerini zorunlu raporlamalara bıraktığı bir dönem yaklaşıyor. Tüm bu gelişmelerle şeffaflığın arttığı ve yatırımcılardan hükümetlere ve toplum bireylerine kadar tüm paydaşların fayda sağladığı bir iş modelinin temelleri atılıyor.

Aslı Kurtuluş

SHARE: READ MORE

16 April

Kuzeye Yarım Küre

Kuzey yarımkürede sıradışı bir kış geride kaldı. New York'ta bir kar fırtınası, güney İngiltere'de şehir sakinlerinin botlarla sokaklarda gezmesine sebep olan seller yaşandı. Diğer yandan kar İstanbul’da şöyle bir görünüp kayboldu. Güney yarımkürede ise yaz; tufanlar, Avustralya’da çıkan çalı yangınları ve olağandan yüksek sıcaklıklar ile beraber gelmişti. İklim değişikliğinin günlük hayatımızdaki etkilerini artık farketmemek mümkün değil.

Yıllarca süren istatistiksel araştırmalara, uydu fotoğraflarına gerek olmadan, çocukken öğrendiğimiz mevsimleri düşünmek ve bugünkü mevsimlerin özellikleriyle karşılaştırmak yeterli. İklim değişikliği ileride bizi bekleyen bir tehlike değil, şu anda günlük hayatımızda etkilerini hissettirmeye başlayan güncel bir tehdit.

IPCC geçtiğimiz günlerde iklim değişikliği ile ilgili bugüne kadar hazırlanan en kapsamlı raporunu yayınladı. Ne yazık ki sonuçlar şaşırtıcı değil. IPCC uzmanlarına göre iklim değişikliğinden en kötü etkilenecek olan kesim, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde yaşayan yoksul topluluklar olacak. Tarımsal üretimde yaşanabilecek sıkıntılar, fiyatlara yansıdığında en çok yoksulların alım gücü ve beslenme alışkanlıkları dolayısıyla da sağlık durumları etkilenecek. Bu tablo korkutucu olduğu kadar bu durumun doğurabileceği güvenlik ve toplumsal huzursuzluklara da işaret ediyor.

1.250 uzman tarafindan yazılan raporun kesin bulguları arasında durumun aciliyeti kadar umut verici bir takım fırsatlar da yer alıyor.

- Uzun zamandır tartışılmasına ve iklim değişikliğini inkar eden lobilerin şiddetli bir şekilde savunmasına rağmen, iklim değişikliğinin; daha doğru bir deyişle iklim değişikliğindeki bu sapmaların doğal olmayan nedenlerle, büyük ihtimalle insanların etkisiyle gerçekleştiği ortaya kesin bir şekilde kondu.

- İklim değişikliği ile mücadelede önlem alınmazsa savaş, yoksulluk, kıtlık ve göçlerin görülebileceğine dikkat çekildi.  Uluslararası güvenli iklim değişikliği sınırı olarak belirlenen 2 derecenin aşılmaması için uluslararası ortaklıklara ve kararlılığa gerek olduğunun bir kez daha altı çizildi.

- Uzmanlar iklim değişikliğini yavaşlatmanın ve etkilerini azaltmanın en etkili yolunun fosil yakıt kullanımını azaltmak olduğunda hemfikirler. Endişe duyulanın aksine bunu yaparken ekonomik büyüme ve gelişmiş ülke vatandaşlarının alışmış oldukları yaşam konforundan, vazgeçemeleri gerekmiyor, üstelik bu değişimin maliyeti de beklenenden az. Ancak önemli olan nokta daha fazla beklemeden harekete geçmek.

- Fosilden vazgeçmenin geçici yolları arasında alternatif olarak nükleer enerji, fracking, carbon depolama yöntemleri  uzun vadedeyse tamamen temiz ve dogal olan ve maliyeti her geçen gün azalan, etkisi ise artan yenilenebilir enerji kaynakları gösteriliyor.

Harekete geçme zamanı, kaybedecek vakit yok! İklim değişikliğinin gerçekliğini ve etkilerini değil, iklim değişikli ile başa çıkma yöntemlerini tartışmalıyız.

 

- Revan Arkan

SHARE: READ MORE

10 April

Greenpeace New Zealand

Greenpeace stands for positive change through action. We defend the natural world and promote…
Dünyanın dört bir yanındaki 400.000 Greenpeace’li P&G’nin CEO’sunu mail yağmuruna tuttu. Süpermarketlerde ve sokaklarda yapılan eylemlere şirket sonunda kulak verdi. Yağmur ormanlarını kirletmemeye ve korumaya ikna olan şirket artık palm yağı eldesinde hiçbir ağaca zarar vermemeyi yeni hedefleri içerisinde duyurdu.

SHARE: READ MORE

6 April

Cep telefonunuz ne kadar sürdürülebilir?

Yaşayan her 5 insandan 1'i akıllı telefon kullanıcısı. Köşe yazarlığından, tarıma kadar her alanda çalışma şekillerimizi değiştiren akıllı telefonların üretimlerinin elbette bir bedeli var. 40'ın üzerinde cevher kullanılarak üretilen bu telefonların üretim süreçlerinin çevresel ve sosyal etkileri bilinmiyor. Guardian'ın hazırlamış olduğu bu interaktif teste siz de katılın ve telefonunuzu daha yakından tanıyın.

Smartphones are owned by one in five people and have changed how many of the world’s most important industries work – from journalism to farming. But their production carries a cost; using more than 40 elements that are mined with untold environmental and social effects on every inhabited continent on earth. Use our interactive to take a detailed look at positive and negative impacts your smartphone has made on people and planet.

via guardian

SHARE: READ MORE

25 February

“Savaş yerine Müzik, Önyargı yerine Diyalog, Yıkım yerine Yaratım”

“Savaş yerine Müzik, Önyargı yerine Diyalog, Yıkım yerine Yaratım” mesajıyla 2014’te İstanbul’da S360 stratejik ortaklığında barışın şarkılarını söyleyecek, barışın dilini konuşacak bu eşsiz organizasyonu kaçırmayın!

SHARE: READ MORE

29 January

Bilim İnsanları Açıkladı: Artık Şüphe Yok!

Bilim İnsanları Açıkladı: Artık Şüphe Yok!

Sürdürülebilirlik ile ilgili tartışmalar hükümetlerin ve özel sektörün gündeminde giderek daha fazla yer alıyor. Dünyada ve Türkiye’de gerçekleştirilen hemen her sunuşta, konuşmada ya da yazılan her raporda sürdürülebilirlikle ilgili sorunlar sıralanırken kaynakların azalması, enerji ve gıda krizi, biyoçeşitliliğin yok olması gibi konular genelde ilk sıraları alır. Yine bu konularla birlikte adlandırılan bir başka sorun da dünyanın artan nüfusudur. Nüfusun artmasına bağlı olarak sürdürülebilirlikle ilgili sıkıntıların artabileceği savı doğrudur, ancak bir yere kadar. Dünyanın mevcut kurulu sistemini birazcık yakından incelediğimizde mevzunun bununla sınırlı olmadığını anlamamız çok da zor olmayacaktır. Doğrudur, nüfus artışı, dünyadaki sınırlı kaynakların daha hızlı tükenmesinde rol oynayacaktır. Fakat mevcut sistemdeki kaynak kullanımı ve dağıtım adaletsizliği göz önüne alındığında, önümüzdeki yıllarda artacak dünya nüfusundan ziyade, nüfus artışının olduğu/beklendiği bölgelerdeki tüketim alışkanlıkları ve bu alışkanlıkların gelişmiş dünyadaki karşılıklarını incelememiz gerekiyor. Yeryüzündeki kaynakların %50’sinden fazlasını dünya nüfusunun %2’si kullanıyor. Bu durum ülkeler arasında adil bir dağılımın olmadığına kanıt oluştururken, herhangi bir ülkenin kendi nüfusu içerisinde de adaletsiz dağılımlar olduğunu görebiliriz. Örneğin, Kuzey Amerika ülkeleri ile yeni dünya devi Çin Halk Cumhuriyeti’ni kıyasladığımızda, kişi başına kaynak tüketimi açısından büyük bir uçurum olduğunu görebiliriz. Aynı şekilde Çin’in başkenti ile daha az gelişmiş ufak bir kentini; kaynak tüketimi, insani gelişim ve gelir dağılımı gibi başlıklarda incelediğimizde; birinin Avrupa ortalamasında, diğerinin ise Afrika ülkelerinin seviyesinde olduğunu görebiliriz (Ülkelerin kişi başı ekolojik ayak izi hesaplamaları için Global Footprint Network’un sayfasına bakılabilir). İstanbul’da yaşayan, her gün otomobil kullanan, yılda üç kereden fazla hava seyahati yapan bir kentli ile Kaz Dağları’nda yaşayan bir orman köylüsünün bu dünyaya olan etkilerinin arasındaki farkı anlamak çok da zor olmasa gerek. Bugün İngiltere’de yiyeceklerin yaklaşık yarısı henüz ambalajları açılmadan çöpe atılıyor. Öte taraftan ise olarak uzun zamandır çözülemeyen, aksine derinleşen küresel bir açlık sorunu ile karşılaşmaya devam ediyoruz. Sonuç olarak, nüfus artışını sorun olarak gösteren mevcut ve yaygın söylem, sürdürülemez toplumsal yapımızı düzeltmek yerine, olası alternatif çözümlerin uygulanmasını geciktirmekten başka bir işe yaramıyor. Sorunlara farklı ve bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşmamız artık iyi bir çözüm olasılığından ziyade bir zorunluluk.

A. Eren Öztürk


SHARE: READ MORE

29 January

Risk ve Fırsat

Karşılaşılan sosyal, çevresel ve ekonomik baskılar, hızla değişen regülasyonlar, müşterilerin, sivil toplumun, yatırımcıların ve diğer paydaşların talep ve beklentileri, bilginin hızla yayıldığı ve küreselleştiği günümüzde, kurumları her zamankinden daha fazla risk ve tehlikelere açık hale getiriyor. Kurumların uzun yıllar içerisinde oluşan itibar ve marka değerleri dolayısıyla piyasa değerleri bir anda alt üst olabiliyor. Bu nedenle, sürdürülebilirlik risklerinin yönetimi, bu süreçte yeni oluşan fırsatların değerlendirilmesi ile marka ve itibar değerinin artışı arasında net bir doğrusal ilişki var.

Düşünebiliyor musunuz… 2000’li yılların ilk yarısında Toyota ve Honda, otomobillerde petrol fiyatlarının yükseldiği bir dönemde yakıt verimliliğine yatırım yapmasaydı, bugün mevcut satış hacmine ve piyasa değerine ulaşabilirler miydi… Ya da GE, 2005 yılında “ecomagination” programını başlatmasaydı, 8 yılda marka değerine 6 milyar USD ekleyebilir miydi ve bugün yeşil ürünlerden sağladığı satış cirosu 20 milyar USD’ın üzerine çıkabilir miydi?

Ama işin bir de diğer tarafı var. Mesela BP, Meksika Körfezi’nde petrol sızıntısına sebep olan kazayı operasyonel risk yönetimine daha ciddi odaklanarak yönetebilseydi kaza sonrası bir ayda hisse senedi piyasasında %45 değer kaybı ve marka değerinde hemen hemen %100’e yakın bir çöküş yaşar mıydı?

Kerem Okumuş

SHARE: READ MORE

29 January

“Greenwashing” ya da “Greenwash” nedir?

“Aklamak” hepimizin bildiği mecazi bir sözcüktür. Temize çıkarmak, suçsuzluğunu ispatlamak anlamlarına gelir. Genel kullanımına baktığımızda anlam kaymasına uğradığını da söyleyebiliriz. Örneğin “aklamak” kelimesinin çağrıştırdığı anlamla ilgili bir oylama yapacak olsak; eminim çoğunluk kelimenin olumsuz bir anlam çağrıştırdığını söyler.

“Greenwashing” ya da “Greenwash” tıpkı “aklamak” gibi bir tarif olup; şirketlerin ürün, hizmet, vizyon, misyon ya da stratejilerinden bahsederken bilinçli ya da bilinçsiz olarak kullandıkları çevresel açıdan masumiyet ispatlama yöntemidir. Aslında bir bakıma aklamaktır, fakat beyaz yerine yeşile boyalı bir fırça kullanılmaktadır.

“Greenwashing” bir şirketin çevresel etkilerini azaltmaya yatırım yapmaktansa kendisinin “yeşil” olduğundan bahseden reklamlara yatırım yapmasıdır. Yeşile boyalı egzoz dumanı, üstünde çimenler bitmiş bir uçak ya da çiçeklerle bezenmiş bir bacadır.

Tabii büyük resim her zaman bu bahsettiklerimiz kadar belirgin olmayabilir ve bazen, bazı durumlarda “greenwashing” sizleri de aldatabilir. Karşınıza kendisinin “yeşil” olduğundan bahseden ne gelirse gelsin eğer içinizde bir şüphe uyandırıyorsa ilk önce onun inandırıcılığını sorgulayın. Sonra hemen internette araştırın. Hangi şirkete aitse şirket ismi ve yanına “çevre” ya da “sürdürülebilirlik” yazıp Google’da aratın. Kendinizle tartışın, çevrenizle tartışın, sömürülmeyin.

Emre Salkım

SHARE: READ MORE

29 January

Güven

İş dünyası piyasalarda artan fiyat dalgalanmalari, istikrarsızlık ve belirsizliği yeni bir iş anlayışı olarak algılayıp bu yönde adapte oluyor. Sınırları sürekli genişleyen ekonomik tehditler ve kurumların tehlike altındaki itibarı, üstün rekabet yeteneğine sahip ve sürekli büyümek isteyen güçlü şirketleri bile zorlamakta. Operasyonel verimliliği arttırmak ve yeni piyasalara genişlemek her şirketin ufkunda görünen hedeflerden sadece bazıları. Yeni iş disiplinlerine adapte olabilen şirketlerin sadece hayatta kalmayı değil, bir adım öne geçerek sürdürülebilir büyümeyi de başaracağı bir gerçek.

Küresel finansal krizin sebeplerini aradığımızda aslında tüm oklar tek bir eksiği gösteriyor: “Güven”. Güven eksikliği, güvensizlik, güven duymamak belirsizliği arttırıyor ve haliyle ekonomide önceden tahmin edilmesi pek de mümkün olmayan hızlı değişimlere  sebep oluyor. Bu hızlı ve sürekli değişen belirsizlik ortamının kronikleşmesi ise küresel ekonomiyi sarsan krizleri yaratıyor. Şirketlerin hamuruna “güven” unsurunu yedirmek, bir değer biçimi olarak güveni günlük pratik uygulamalara dönüştürmek iç ve dış paydaşların nezdinde geçmişte yaşanan olumsuzlukları tekrar yaşamamak adına bir mecburiyet. Fakat güven süreklilik isteyen bir histir ve pratik uygulamalar ile güveni tesis etmek güçlü bir kurumsal nefes ister. Bu hedef doğrultusunda şirketlerin rahatlıkla cevaplaması gereken bazı sorular var.

İş akışımızın aksamaya uğramadan devam edebilmesi için en doğru bilgiye sahip miyiz? İhtiyaç duyduğumuz anda istediğimiz bilgiye erişebiliyor muyuz?
Doğru bir yönetişim komitesi düzenine ve gerçekçi rol dağılımlarına sahip miyiz?
Karar verme süreçlerinde, riskleri yönetmek ve şeffaflığı arttırmak için  başarılı yönetim süreçlerine sahip miyiz? 
Bu araçlar tüm yönetim birimlerince erişilebilir mi? Tüm yönetim birimlerince atlanmadan ve aksatılmadan kullanılmakta mı?
Paydaşlarımız, şirketimiz ve sektörümüz hakkında neler bilmek istiyor? Geçmişte neler bilmek istiyorlardı? Onlara bu hususta neler sunabiliyoruz?
Güven ve itibar risk alanlarımızı biliyor muyuz?
Şeffaflık, güven yaratmanın, paydaşların ve dış piyasaların bizi anlamasını, algılamasını ve hissetmesi için  temel bir kurumsal değerdir. Fakat pratik uygulamalarda sadece açık iletişim yapmak yetmez, paydaşlarla gerçekçi bir diyalog yaratmak gerekir. Hem güven, onu kazanmayı başardığımızda, beraberinde yeni fırsatları da beraberinde getirecektir. Günün sonunda, sektörün, müşterilerin, tedarikçilerin, toplumun/vatandaşın, düzenleyici kurumların kısaca piyasanın en güvenilir şirketi olmayı kim istemez? Gelin görün ki sadece istemek maalesef yeterli değil. Sağlam temeller üzerine kurulu stratejik bir yaklaşıma sahip değilseniz büyük bir eksik ile karşı karşıyasınız diyebiliriz. Bu konuda yardıma ihtiyacınız olursa lütfen bizlere yazın. :)

Emre Salkım

SHARE: READ MORE

1 January

Sürdürülebilirlik Lensinden Nüfus Sorunsalı

Sürdürülebilirlik ile ilgili tartışmalar hükümetlerin ve özel sektörün gündeminde giderek daha fazla yer alıyor. Dünyada ve Türkiye’de gerçekleştirilen hemen her sunuşta, konuşmada ya da yazılan her raporda sürdürülebilirlikle ilgili sorunlar sıralanırken kaynakların azalması, enerji ve gıda krizi, biyoçeşitliliğin yok olması gibi konular genelde ilk sıraları alır. Yine bu konularla birlikte adlandırılan bir başka sorun da dünyanın artan nüfusudur. Nüfusun artmasına bağlı olarak sürdürülebilirlikle ilgili sıkıntıların artabileceği savı doğrudur, ancak bir yere kadar. Dünyanın mevcut kurulu sistemini birazcık yakından incelediğimizde mevzunun bununla sınırlı olmadığını anlamamız çok da zor olmayacaktır. Doğrudur, nüfus artışı, dünyadaki sınırlı kaynakların daha hızlı tükenmesinde rol oynayacaktır. Fakat mevcut sistemdeki kaynak kullanımı ve dağıtım adaletsizliği göz önüne alındığında, önümüzdeki yıllarda artacak dünya nüfusundan ziyade, nüfus artışının olduğu/beklendiği bölgelerdeki tüketim alışkanlıkları ve bu alışkanlıkların gelişmiş dünyadaki karşılıklarını incelememiz gerekiyor.

Yeryüzündeki kaynakların %50’sinden fazlasını dünya nüfusunun %2’si kullanıyor. Bu durum ülkeler arasında adil bir dağılımın olmadığına kanıt oluştururken, herhangi bir ülkenin kendi nüfusu içerisinde de adaletsiz dağılımlar olduğunu görebiliriz. Örneğin, Kuzey Amerika ülkeleri ile yeni dünya devi Çin Halk Cumhuriyeti’ni kıyasladığımızda, kişi başına kaynak tüketimi açısından büyük bir uçurum olduğunu görebiliriz. Aynı şekilde Çin’in başkenti ile daha az gelişmiş ufak bir kentini; kaynak tüketimi, insani gelişim ve gelir dağılımı gibi başlıklarda incelediğimizde; birinin Avrupa ortalamasında, diğerinin ise Afrika ülkelerinin seviyesinde olduğunu görebiliriz (Ülkelerin kişi başı ekolojik ayak izi hesaplamaları için Global Footprint Network’un sayfasına bakılabilir). İstanbul’da yaşayan, her gün otomobil kullanan, yılda üç kereden fazla hava seyahati yapan bir kentli ile Kaz Dağları’nda yaşayan bir orman köylüsünün bu dünyaya olan etkilerinin arasındaki farkı anlamak çok da zor olmasa gerek. Bugün İngiltere’de yiyeceklerin yaklaşık yarısı henüz ambalajları açılmadan çöpe atılıyor. Öte taraftan ise olarak uzun zamandır çözülemeyen, aksine derinleşen küresel bir açlık sorunu ile karşılaşmaya devam ediyoruz. Sonuç olarak, nüfus artışını sorun olarak gösteren mevcut ve yaygın söylem, sürdürülemez toplumsal yapımızı düzeltmek yerine, olası alternatif çözümlerin uygulanmasını geciktirmekten başka bir işe yaramıyor. Sorunlara farklı ve bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşmamız artık iyi bir çözüm olasılığından ziyade bir zorunluluk.

A. Eren Öztürk

SHARE: READ MORE