Menu TR

S360Mag

13 May

Kömür finansmanı sonlanıyor mu?

Yenilenebilir enerji maliyetlerinin geçtiğimiz on sene boyunca yılda ortalama %10 azalmasının ve Covid-19 pandemisi sebebiyle tüm dünyada yaşanan ekonomik duraklamanın ardından IEEFA (Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Kurumu) güncellemesine göre, kömür yakıtlı santrallerin kredi çekiciliği hiç olmadığı kadar büyük bir düşüş trendine girdi. Bunun sonucu olarak finans kurumları kömür finansmanından çıkışlarına hız kazandırmaya başladılar.

Japonya’daki Sumitomo Mitsui Banking Corporation (SMBC) ve Mizuho Financial Group Nisan ayında yeni kömür finansmanı sınırlandırma politikalarını açıkladılar. Benzer bir açıklama Güney Afrika’daki ABSA Bankası’ndan da geldi.

ABD’nin önemli yatırım bankacılığı şirketlerinden CITI de kısa sürede kömür finansmanından çıkmaya fazlasıyla yaklaştı. 2015’te ilk defa duyurduğu kömür sınırlandırma politikalarını güncelleyen CITI artık yeni termal kömür madenlerine proje bazlı finansman sağlamayacak. 2025’e kadar 2020 oranlarını baz alarak kömür kredi riskini yarılayacak, 2030’a kadar da sıfırlayacak.

Hükümetler ve kurumsal liderler de kömürden uzaklaşanlar arasında. Güney Kore başkanı Moon Jae-in, kendi Yeşil Yeni Anlaşma (Green New Deal)’yla küresel kömür finansmanını bitirmeye yönelik bir dalga yaratırken Filipinler’deki Ayala Corporation ve Avusturya’daki Verbung AG gibi şirketler de geçtiğimiz günlerde kömür finansmanından çekildiklerini açıkladılar. Verbung AG bu kararının nedenini “Gelecek yenilenebilir enerjide” diyerek özetledi.

Shell, Total ve BP’nin yakın zamanda sıfır emisyonlu enerji üretimi taahhüttü verdiği de eklendiğinde bu gelişmeler finansal kurumların kömür finansmanını terk etmeleri ve rotayı sürdürülebilir kalkınmaya çevirmelerinde kayda değer bir etki yaratmakta.

Kömür, en büyük ve karbon salımı bakımından en yoğun enerji kaynağı. IEA (Uluslararası Enerji Kurumu)’nın modellemelerine göre küresel ısınmanın 2 derecelik yükselmenin altında tutulabilmesi için dünyanın 2050’ye kadar işlenmemiş kömür kullanımını bitirmiş olması gerekiyor.

Tarihsel olarak finans piyasaları fosil yakıtlardan kazanılan büyük paraları yarattıkları iklim ve çevre sorunlarının önüne koymaktaydı. Ancak, artan hissedar kaygıları ve pandeminin sebep olduğu küresel ekonomik yavaşlamaya rağmen emisyon seviyelerinin sadece göz ardı edilebilecek bir düşüş göstermesi sebebiyle şimdi piyasa aktörleri kaçınılmaz bir davranış değişikliğini hızlandırmak adına çalışıyorlar.

Küresel piyasalardaki önemli bankalar, yatırımcılar, fon yönetici ve sahiplerinin yeni ya da iyileştirilmiş kömür sınırlandırma politikaları açıklamaları bu sene %50 oranında arttı. Pek çok küresel aktör de Paris Anlaşması’na uyum sürecine girmenin önemine vurgu yapmaya başladı. 2013’ten bugüne 127 küresel önem taşıyan finans kurumu kömür finansmanından çıkış politikalarını açıkladı.

Yenilenebilir enerjiler artık yeni düşük maliyetli enerji kaynağı; üstelik sıfır karbon salımıyla küresel ısınmayı da artırmıyorlar. IEEFA önümüzdeki on senede bu maliyetlerin daha da düşeceğini, bunun da eskiyen ve giderek kullanılamaz hale gelen kömür yakıtlı santrallerine yapılan yatırımı hızla azaltacağını öngörüyor.

Hindistan ise yaşanılan enerji sistemi bozulmasını en iyi değerlendiren ülke olarak ön plana çıkıyor. Şu an ülkede yenilenebilir enerji maliyetleri yeni bir yerel kömür yakıtlı santral yapmaktan %20-30 civarında daha az. Bu oran yeni bir ithal kömür yakıtlı santral yapmakla kıyaslanınca ise %50’ye kadar çıkıyor. Açıkça görülüyor ki düşük maliyeti, sıfır enflasyon ve sıfır emisyon oranları ile yenilenebilir enerji Hindistan’da enerji piyasasının yeni kazananı.

Öte yandan, kömür kaynaklı enerji üretimi finansmanı almak da giderek zorlaşıyor. Finansal kurumlar ÇSY politikalarını düzenleyerek kömür kaynaklı yatırımlarını iyice azaltmak ve bu sayede giderek artan sermaye kaybından kaçınmak için değişime gidiyorlar.

Örneğin, dünyanın en büyük varlık yöneticisi BlackRock termal kömür madeni risklerini, yönettiği 1,8 trilyon dolarlık aktif varlıklar arasından çıkarma kararını açıkladı. BlackRock’u takiben 20 finans kurumu da kömür kontrolleriyle yönelik açıklamalarda bulundu.

2020 senesi büyük ihtimalle küresel termal kömür enerjisi endüstrisinde sonun başlangıcı olan yıl olarak tarihe geçecek. 2013’te kömür kullanımı beklenmedik bir küresel artış göstermişti. Benzer bir küresel artış 2018’de kömür enerjisi üretiminde görülmüştü. 2019’da ise kömür enerjisi üretimi %3’lük bir oran ile benzerine rastlanmamış ve tahmin edilemeyen bir düşüş yaşamıştı. Görünen o ki 2020’de de bu trendin devamı olan daha büyük bir düşüşle karşılaşacağız.

Sonuç olarak söylenebilir ki, finansal kurumlar içinde bulunduğumuz ekonomik durgunluğun öncesinde durumu analiz etmiş ve kömür finansman politikalarını yeniden düzenlemeye başlamıştı. Covid-19 pandemisi ise diğer tüm aktörlere de değişikliklere yetişebilmeleri için gerekli zamanı sunuyor.

SHARE: