Menu TR

S360Mag

28 June

Yeni tüketiciler, yeni markalar… Değişimi yakalayamayan markalara elveda!

Artık tüketiciler daha bilinçli. İnternet ve sosyal medya ile sürdürülebilirlik anlayışı yayılıyor ve tüketicilerin tercihlerini yönlendiriyor. Moda endüstrisi, bu anlayış ile değişmesi ve dönüşmesi gereken en büyük çevresel ve sosyal adaletsizliklerin olduğu sektörlerden biri.

"2019 Pulse of The Fashion Industry (Moda Endüstrisinin Nabzı)" raporuna göre tüketicilerin %75’i sürdürülebilirliği kendileri için “çok önemli” olarak değerlendiriyor. Üçte biri, alışveriş ettikleri markaları çevresel gerekçelerle değiştirdiklerini söylüyor. %50’den fazlası ise hali hazırda tercih ettikleri markalardan daha çevreci ve sosyal bir marka buldukları durumda tercih ettikleri markaları değiştirmeyi düşündüklerini ifade ediyor.

Rapor, moda endüstrisinin değişen tüketici tercihlerine yeterince hızla ayak uyduramadığının altını çiziyor. Moda endüstrisinin sosyal ve çevresel performansını gösteren “nabız skoru (pulse score)” 2017’den 2018’e 6 puan yükselirken 2019’da önceki yıla göre daha yavaş bir oranda iyileşerek sadece 4 puan artış gösterdi. Bu da değişimin hızlanmak yerine yavaşladığını gösteriyor. Bu gidişle moda endüstrisinin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile Paris Antlaşması’nın gereklerini zamanında sağlaması mümkün değil.

Moda endüstrisinde aradığı çeşitliliği bulamayan tüketici kendi markasını kuruyor
İnternetin insanlar arasında köprüler kurmasıyla girişimcilik ruhunun tüm topluma yayıldığını görüyoruz. Yaratıcı bireyler internet sayesinde geniş kitlelere ulaşabiliyor ve ürünlerini sunabiliyorlar. Özellikle katı kalıplar içinde üretim yapan hazır giyim endüstrisi çok farklı ihtiyaçlara sahip bir toplumun beklentilerini karşılayamıyor.

Modada kendini yansıtan tasarımlar bulamayan gruplar arasında LGBTQ+ bireyler de yer alıyor. LGBTQ+ tasarımcılar, moda endüstrisinin kendilerini içselleştirmediğini, yalnızca yüzeysel bir çeşitlilik sergilediğini ifade ediyorlar. Onur Ayı (Pride Month) esnasında ortaya çıkıp sonra kaybolan gökkuşağı temalı tasarımların yeterli olmadığını söylüyorlar.

Sadece LGBTQ+ bireyleri değil, ötekileştirilen pek çok grubu temsil etmeyi seçen bu girişimciler cinsiyet gözetmeden tasarım yapıyorlar. Farklı beden tiplerine uygun üretim yapıyorlar. Buna ek olarak tanıtım kampanyalarında güzelliğin tek bir fotmülü olmadığını vurgulayarak farklı etnisite, vücut biçimi ve ten renklerini görünür kılmaya özen gösteriyorlar.

Sosyal meseleleri dert etmenin yanı sıra kumaşları geri dönüştürerek yeni kıyafetler tasarlayan ve çevreci ürünler üreten tasarımcılar da var. Hem sosyal hem de çevresel açıdan duyarlı, ipleri eline alan yeni bir tüketici grubu yetişiyor. Değişime ayak uyduramayan, kemikleşmiş bir endüstrisinin karşısında yenilikçi küçük işletmeler tek tipe indirgenemeyen geniş bir tüketici yelpazesi için iyi bir alternatif oluşturuyor.

SHARE: