Menu

1 April

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) yeni kuralıyla şirketler, iklim değişikliğine yaklaşımlarını açıklıyor

*Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

İklim değişikliğinin finansal piyasaların istikrarını tehdit ettiği ve ABD ekonomisine sistemik riskler sunduğu konusunda artan bir farkındalık olsa da ülkedeki halka açık yüzlerce şirketin, ısınan bir dünyanın sonuçlarının kârlarını tehdit edebileceği çeşitli yolları tebliğ etmesi gerekmiyor. Yıllık raporlarında ve diğer kamuya açık dosyalamalarda iklim risklerini ele alan şirketler bunu gönüllü olarak yapıyor. Sonuç olarak, birçok politika yapıcı, iklimle ilgili açıklamaların güvenilmez, tutarsız ve şirketler arasında karşılaştırılamaz olduğunu iddia ediyor ve bu da yatırımcıların bir şirketi bekleyen gerçek risklerden haberdar olamamasına sebep oluyor.

Bu konuda politika yapıcılar ilerleme kaydetmeye başlıyor. Geçtiğimiz günlerde Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), şirketlerin çeşitli iklim risklerini kamuya açıklamasını zorunlu kılmak için ilk adımı attı. Uzun zamandır beklenen kural, şirketlerin iklim risklerinin gelirlerini ve kârlarını nasıl etkileyebileceğini kanunen SEC'e sunmaları gereken kamuya açık dosyalarda açıklamasını gerektiriyor. Halka açık şirketlerin hisse senedi tekliflerini düzenleyerek yatırımcıları korumayı amaçlayan bağımsız federal kurum, şirketlerin iklimle ilgili belirledikleri tüm hedefleri (net-sıfır hedefleri gibi), iklim risklerinin mali raporlarındaki ilgili kalemleri nasıl etkileyebileceğini ve iklim değişikliğinin faaliyetleri üzerindeki etkisini en aza indirmek için harekete geçip geçmediklerini açıklamalarını da önerdi.

En önemlisi, önerilen kural, doğrudan bir şirketin faaliyetlerinden kaynaklanan karbon salımlarının hacminin yanı sıra, elektrik üretiminden ve dayandığı diğer enerji türlerinden kaynaklanan, sırasıyla kapsam 1 ve 2 olarak adlandırılan salımların açıklanmasını gerektiriyor. Kural ayrıca, şirketlerin sattığı ürünlerin kullanımından kaynaklanan salımları içeren bir kategori olan daha dolaylı kapsam 3 salımlarının bir kısmının açıklanmasını gerektiriyor. Kabul edildiği takdirde, işletmelerin kurala uymak için bir ila üç yıl arasında süresi olacak.

SEC başkanı Gary Gensler, bu kurallardan hem şirketlerin hem yatırımcıların yararlanacağını, SEC’in finansal performansı etkileyebilecek tutarlı ve karşılaştırılabilir bilgilere olan talebi karşılamada rol oynayacağını belirtti.

ABD’de durum böyleyken, Avrupa Birliği halihazırda benzer açıklamaları zorunlu kılmış durumda ve iklim riski kurallarını güçlendirme sürecinde. Son birkaç yılda, iklim kaynaklı felaketlerin işletmelere nasıl zarar verdiği konusunda giderek artan bir farkındalık var. Örneğin, elektrik sağlayıcısı bir şirket olan PG&E, iklim değişikliğinin körüklediği orman yangınları nedeniyle iflasa sürüklenen halka açık şirketlerin önde gelen örneklerinden biri. Bu gibi risklerin bir sonucu olarak, yatırımcılar ve hissedarlar daha fazla açıklama için şirket kurullarında lobi yapıyor ve hatta çabaları dirençle karşılaştığında iç isyanlar düzenliyorlar. Yatırımcılar arasında çevre dostu uygulamaları teşvik eden Birleşmiş Milletler Sorumlu Yatırım İlkeleri için 4.000'den fazla imza sahibi bulunuyor.

SEC, halka açık şirketlerin iş uygulamaları hakkında yatırımcılara zamanında ve doğru bilgiler vermesini sağlayarak yatırımcıları koruma yetkisine sahip. Doğrudan başkanın yetki alanında olan diğer federal departmanlardan daha bağımsız çalışan kuruluş, “adil, düzenli ve verimli pazarları” sürdürmekle görevli. Çevre aktivistleri de iklimle ilgili risklerin doğrudan SEC’in uzmanlığına girdiğini iddia ediyor.

Ancak kurala karşı çıkanlar, ajansın iklim değişikliği konusunda kural koyma yetkisine sahip olmadığını, bu konunun yalnızca çevre kuruluşları tarafından ele alınması gerektiğini iddia ediyorlar. Muhalifler arasında, açıklamanın standartlaştırılmasından kaynaklanabilecek pratik sorunlar hakkında endişeleri dile getiren fosil yakıt çıkarları için birincil lobi kuruluşu olan Amerikan Petrol Enstitüsü ve kuralın “gündemi yönlendiren siyasi konularda beyanlar” gerektireceğini iddia eden Batı Virginia başsavcısı gibi devlet yetkilileri yer alıyor. Kurala gelen itirazlar henüz kesinleşmiş değil.

İşletmeler ayrıca SEC'i kapsam 3 salımlarını kuraldan çıkarmaları için zorluyor. Kapsam 3 salımları, satın alınan mallar, daha küçük tedarikçi şirketler ve müşteriler de dahil olmak üzere tedarik zincirinden geldiğinden, genellikle bir şirketin doğrudan kontrolü dışında oluyor. Önerilen kural, eğer şirketin halihazırda kapsam 3'ü içeren açık bir salım azaltma hedefi varsa veya bu tür salımlar bir yatırımcı tarafından “gerekli” olarak görülüyorsa –başka bir deyişle, tipik bir hissedar muhtemelen bu tür salımları şirketteki mali çıkarlarıyla ilgili olarak değerlendirecektir- tebliğ gerektiriyor. Daha küçük şirketler bu gereklilikten muaflar.

Şirketlerin salımlarını takip etmelerine ve raporlamalarına yardımcı olan bir teknoloji firmasının sürdürülebilirlik sorumlusu Alyssa Rade, bu yeni kuralın tedarik zincirlerindeki şirketlerin salımlarını açıklamaları için pozitif bir baskı yaratabileceğini söylüyor.

SEC, önümüzdeki 60 gün için önerilen kural hakkında yorum talep ediyor. Yorum dönemi sona erdiğinde, kuruluşun kuralı değerlendirmesi ve potansiyel düzenlemeleri yapması bekleniyor.

SHARE: