Menu

1 April

Gazda Rusya’ya bağımlılık AB’nin iklim stratejisini nasıl etkiliyor?

*Bu yazıyı 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Ukrayna işgalinin ardından, Avrupa Birliği (AB), gaz ithalatında Rusya’ya olan bağımlılıklarını sona erdirecek teklifler sundu. Ancak AB’nin, pahalı ve gereksiz olduğu düşünülen teknolojilere verdiği mali destek sebebiyle bu stratejilerin sekteye uğrayacağı ifade ediliyor.
 
AB ülkelerinin gaz arzının yaklaşık %40’ı Rusya’dan sağlanıyor. Bu bağımlılığı değiştirmek için, Eylül 2020’de yayınlanan 2030 İklim Hedef Planı’na ek öneriler sunuldu. Bu öneriler hidrojen ve biyogaz gibi alternatif çözümler içeriyor.
 
Yeni tedarikçilerle anlaşarak, Rusya’dan tedarik edilen gazı kademeli olarak kaldıracak bu yeni teklif, New York Times gibi çeşitli kaynaklar tarafında büyük beğeni topladı ve bu girişimin iklim eylemini hızlandıracağı ifade edildi. Öte yandan yeni önerilerin temiz enerji geçişini hızlandırıp hızlandırmayacağı hakkında şüpheler de bulunuyor. Son dönemlerde artan ısıtma ve elektrik maliyetlerini göz önünde bulundurunca; çiftçileri, çok uluslu petrol ve gaz şirketlerini ve enerji kuruluşlarını hidrojen ve biyogaz üretmeye teşvik etmek, tüketici faturalarında artışa yol açabilir. Bu da, karbon salımlarını azaltabilecek önlemler için sağlanacak finansmanın azalmasına neden olabilir.
 
Alternatif gazlar için dönüm noktası
Ukrayna işgali öncesi belirlenen 2030 İklim Hedefi Planı, AB'nin 2030 yılına kadar kömür kullanımını %70, petrol ve gaz kullanımını sırasıyla %30 ve %25 azaltarak sera gazı salımlarını nasıl %55 oranında azaltabileceğini gösteren bir yol haritası sunmuştu. Bu plana göre, rüzgar, güneş ve diğer kaynaklardan elektrik üretiminin artırılmasıyla önümüzdeki on yılın sonuna kadar yenilenebilir kaynakların, tüm enerji kullanımının %40'ını karşılaması sağlanacaktı. Bunlara ek olarak, AB ülkelerindeki binaları enerji verimli hale getirecek diğer önlemlerin hızının da 2030'a kadar en az iki katına çıkması gerektiği vurgulanıyordu. Bu plan tek başına incelendiğinde sunduğu önerilerle birlikte, 2030 yılına kadar Rusya'dan gelen gazın yaklaşık üçte ikisinin yerini alacağı söylenebilirdi.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından, Avrupa Komisyonu, Rusya'dan gelen fosil yakıtlara bağımlılığını 2030 yılından önce aşamalı olarak ortadan kaldırmak için yeni bir strateji açıkladı. Bu strateji, rüzgar ve güneş enerjisi üretiminde 80 gigawatt'lık bir artışı içeriyor. Yenilenebilir enerji artışının, düşük karbonlu bir yakıt olan yeşil hidrojen üretiminde kullanılması amaçlanıyor. Ayrıca, mısır gibi enerji bitkilerinin ve gübre gibi çiftlik atıklarının anaerobik sindiriminden elde edilen bir yakıt olan biyogaz üretiminin artırılması da diğer önerilerden biri.

AB’nin, Rus tedarikçilere olan bağımlılığını sona erdirmek için toplamda 155 milyar metreküp doğalgazı yeni bir kaynaktan sağlaması gerekiyor. Yeni plana yönelik eleştiriler, bu değişimin, hidrojen ve biyogaz gibi “yenilenebilir gazlar”ın üretimini artırmadan yapılabileceği düşünülüyor. Savaş öncesi iklim planına göre, 100 milyar metreküp Rus gazı yeni “yenilenebilir enerji” ile ikame edilebilecekti. Yeni plan ise 70 milyar metreküpün Katar ve ABD'nin sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tedarikinden ve Norveç, Cezayir ve Azerbaycan gibi yerlerin gaz boru hatlarından gelebileceğini öngörüyor.

Biyogaz ve hidrojen üretiminin maliyeti
Aslında, savaş sonrası plan sadece 2030'dan önce tüm Rus gazının farklı kaynaklardan karşılanmasını değil, ek olarak fazladan biyogaz ve hidrojen üretilmesini de teşvik ediyor. Ancak, 2030 yılına kadar doğal gazın yerini alacak fazladan 25 ila 50 milyar metreküp hidrojen üretmek oldukça maliyetli görünüyor. AB içinde hidrojen yakıtı üretmek veya onu denizaşırı ülkelerden ithal etmek, birkaç yıl içinde devasa bir ekipman, boru hattı ve depolama alanları gibi altyapılar gerektiriyor. 2030 yılına kadar her yıl 18 milyar metreküp biyogaz hedefine ulaşılması, çiftçilere düşük maliyetli ve az enerji gerektiren ekinleri artırmaları için gerekli finansmanı beraberinde getiriyor. Bu ekinler, üretim sırasında sera gazları yayan ve potansiyel olarak biyogazın iklim faydalarını ortadan kaldıran gübre ve diğer kimyasal maddelere ihtiyaç duyacaktır.

Eleştiriler arasında, yeşil hidrojen veya biyogaz üretimi için ödenecek teşviklerin, ekstra milyonlarca elektrikli ısı pompası kurmak, binaları yenilemek ve daha az enerji harcamalarını sağlamak için kullanılması gerektiği bulunuyor. Uzmanlar, ısıtmada doğal gazın hidrojenle değiştirilmesine öncelik verilmesinin, aynı elektriği ısı pompalarında kullanmaya kıyasla büyük bir yenilenebilir enerji israfı olduğunu savunuyor. Bir analize göre, ısı pompaları, yeşil hidrojene kıyasla dört kat daha verimli ve tüketici için çok daha düşük maliyetle, yenilenebilir elektrik kullanarak sıcaklık üretiyor.

AB'de yaklaşık 131 milyon bina var, ancak son planlarına göre AB, 2030 yılına kadar sadece 40 milyona ısı pompası takılacağını öngörüyor. Yeni teklifler, bina yenileme oranını artırma konusunda net bir taahhüt sunmuyor.

Bol miktarda hidrojen ve biyogaz üretmek, fosil yakıt şirketlerine yeni bir ürün sağlayarak, bu şirketlerin aynı misyonla daha uzun süre piyasada var olmasına neden olabilir. Öte yandan, bu yol salımları hızla azaltacak gibi de gözükmüyor. Rus gazına olan bağımlılığın sona erdirilmesi için hidrojen veya biyogaz gibi yeni alternatiflere yönelirken AB’nin iklim hedeflerini de göz önünde bulundurması ve fayda sağlamaya çalışırken zarar vermekten kaçınması gerekiyor.
 

SHARE: