Menu TR

S360Mag

19 March

Koronavirüs ve iklim krizi: Azalan emisyonlar iyiye işaret değil

Bu haberi 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Daha bir ay kadar önce, CEO'lar sürdürülebilirlik planları ve yeşil yatırımlar hakkında konuşuyor, iklim aktivistleri Yeşil Anlaşmalar için küresel bir hareket olduğuna atıfla övünüyordu. Bugün ise, Avrupa Birliği iklim yasası tartışmalarını erteliyor, Fridays for Future protestoları online buluşmalara çeviriyor, yoğun karbon salımı yapan endüstriler kurtarma operasyonları arıyor.

Geçtiğimiz aylar içerisinde dünyada karbon salımında ciddi azalmalar görülse de bu azalmaların hangi yollarla olduğu da en az azalması kadar önem taşıyor. New York Üniversitesi Çevre Araştırmaları Bölümü'nde klinik Doçent Gernot Wagner MIT Technology Review'a “Çin'de emisyonlar, ekonomi durduğu, insanlar öldüğü ve düşük gelir sahibi insanlar ilaç ve gıda alamadığı için azaldı. Bu iklim değişikliğinden kaynaklanan emisyonları azaltma için ne amacımız ne aracımız değildi” diyor.

Benzer bir söylem ise geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’ten gelmişti. Guterres açıklamasında koronavirüs salgınının küresel ısınmaya neden olan emisyonlarda geçici bir düşüşe neden olabileceği halde sorunun sona ermeyeceğini söylemişti. Bunun yanı sıra, emisyonlarda birkaç aydır gözlemlenen azalmanın abartılmaması gerektiğini ve iklim kriziyle virüs ile savaşılmayacağını belirtiyor.

Koronavirüsün iklim krizine kısa ve uzun dönemde yararları olduğu kadar zararlarının da olacağı bekleniyor. S360Mag için bunları derledik.

Öncelikle yararlarından bahsedelim:

Hava kalitesinde iyileşmeler: Çin'de kaydedilen hava kalitesindeki iyileşmelerin 5 yaşın altındaki 4.000 çocuğun ve 70'in üzerindeki 73.000 yetişkinin hayatını kurtarmış olabileceği öngörülüyor. Diğer bir deyişle, hava kalitesindeki iyileşme koronavirüsün öldürdüğünden daha fazla insan yaşamını kurtaracak gibi görünüyor. Avrupa Birliği'nin hava kalitesi için belirlediği sınırlara uyma konusunda kronik olarak başarısız olan Avrupa'nın en kirli şehirlerinde trafiğin azaldığı gözlemleniyor.

Endüstrilerin kapatılması: Çin'de karbon dioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 25 oranında düştüğü görünüyor ve azalan petrol talebinin küresel çapta emisyonları azaltacağı bekleniyor. Havayolları uçuşlarını azaltmaya gidiyor. Bu da büyük ölçüde emisyon azalmasına sebep olabilir.

Yapısal değişimlere açık olma: Şu anda odaklanılan konu sağlık ve tedarik zincirleri. Ancak, mekânsal olarak işe gitme zorunluluğu gibi varsayımlara meydan okumak ve uzaktan çalışma pratiklerinin gelişmesi ile örneklendirilebilecek temel davranış değişimleri, bu sağlık krizi sona erdiğinde iklim eylemi savunucuları tarafından tekrar gündeme getirilebilir.

Kamu finans kurumlarından yeşil teşvik: Yeşil yatırım, IMF ve Avrupa Merkez Bankası başkanı tarafından el üstünde tutuluyor. Avrupa Yatırım Bankası ise zaten kömür yatırımlarını geri çekiyordu.

Düşük petrol fiyatlarının petrol sektöründeki rekabeti zorlaştırması ve devlet yardımlarının azaltılması: OPEC + petrol kartelinin çöküşü sebebiyle petrol fiyatlarının son dört yılın en düşük seviyesinde olduğu görülüyor. Politik endişeler sebebiyle otomobil ve ısınma yakıtı için pahalı ve piyasaya zarar veren devlet yardımlarını kesme konusunda isteksiz olan hükümetler artık bunu yapabilir hale geliyor.

Ancak durum yukarıda sıralanan olumlu maddelerden ibaret değil.

Vermont Üniversitesi Gund Enstitüsü'nün iklim değişikliğine bağlı bulaşıcı hastalık vektörlerini inceleyen ekonomist Jon Erickson, emisyonların önemli ölçüde azaldığını gördüğümüz dönemlerin ülkelerin durgunluğa girdiği dönemler olduğunu belirtiyor. Bu söylemden çıkarılan en büyük sonuçlardan biri ise sera gazı emisyonları ve ekonomik büyümenin birbirine ne kadar bağlı olduğu. Koronavirüs, 7.000’in üzerinde küresel ölüm oranıyla bile hala fosil yakıtlardan çok daha az ölümcül olduğu görülüyor. Greenpeace tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre ise, iklim etkileri bir kenara bırakıldığında bile fosil yakıtların her yıl 4,5 milyon ilgili ölümden sorumlu olduğu belirtiliyor. Ayrıca bilim insanları, daha sıcak, daha ıslak koşulların bu tür salgınların olasılığını arttırdığı konusunda uyarıyorlar.

Peki, koronavirüsün kısa ve uzun vadede iklim değişikliğine verebileceği zararlar neler?

Siyasi ve finansal sermayede farklı yollar izlenmesi: İlerleyen günlerde hükümetlerin halk sağlığına öncelik vereceği ve bankaların borç verme kriterlerini değiştirmesi bekleniyor. Bu durumda ise siyasal ve finansal alanlarda belirlenen iklim hedefleri tekrar gözden geçirilmek durumunda kalabilir.

Tonlarca atık: Salgın sebebiyle Starbucks başta olmak üzere birçok kahve zinciri müşterilerinin yeniden kullanılabilir bardaklarını kabul etmeyi bıraktı. Çin, tek kullanımlık tıbbi atıklar altında boğuluyor. Wuhan şehrinde atıklar günde 200 tonun üzerine ulaştı.

Evde enerji kullanımı: Petrol fiyatları düştü, insanlar evlerden çalışmaya başladı ve toplu taşıma virüsün en çok yayıldığı yerlerden biri haline geldi. Bu durum tüketici bazlı enerji kullanımının artmasına yol açıyor.

Sonuç olarak, koronavirüse ve iklim değişikliğine karşı koymak için uyumlu bir uluslararası çabaya ihtiyaç duyulmasına rağmen, iki sorunun çok farklı olduğu ortaya çıkıyor. “Biri, kendisinin ve etkilerinin geçici olmasını beklediğimiz bir hastalık diğeri ise yıllardır var olan ve yıllarca bizimle kalacak, sürekli bir aksiyon alınması gerektiren iklim değişikliği." diye özetliyor Guterres.

SHARE: