Menu TR

S360Mag

6 February

UNICEF’in yeni çadır tasarımı iklim değişikliğiyle mücadele ediyor

Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Son yirmi yıldır UNICEF çadırları sığınma kamplarında, geçici okullar ve sağlık ocakları olarak görev yapıyor. Basit, geniş ve çok işlevli olan bu çadırlar sığınmacıların temel korunma ihtiyaçlarını karşılıyor. Ancak başka pek çok alanda yetersiz ve her geçen yıl daha fazla alanda yetersiz kalıyor.

Sorunların kaynağı düşünüldüğünde, en temel sebep iklim değişikliği. Sığınma kampları iklim değişikliğinden sarsıcı derecede etkileniyor. Fırtına, sel gibi afetler kamp alanlarının zarar görmesine ve çadırların parçalanmasına sebep olarak insanları savunmasız bırakıyor. Sıcak günlerde çocuklar çadırların içinde duramıyor. Sıcak dalgalarından fırtınalara, iklim değişikliği ile artan şiddetli hava olayları eski çadır tasarımlarının baş edemediği boyuta ulaşmış durumda. UNICEF’in Kopenhag lojistik biriminde proje yöneticisi olarak görev yapan Bo Sorensen, çadır tasarımının yirmi yıl öncenin iklimine uygun olarak tasarlandığı için yetersiz kaldığını ifade ederek iklimin çok hızlı değiştiğine dikkat çekiyor.

Günümüzde satışa sunulan çadırlar arasında söz konusu ihtiyaçları karşılayabilecek bir tasarım bulunamadığı için UNICEF, kendi tasarımını yapma kararı aldı. UNICEF’in tıbbi gereçlerden mataralara uzanan 20 ürünlük bir inovasyon portföyü bulunuyor.

UNICEF'in geliştireceği bu yenilikçi çadırın odağı çok amaçlı olmak. Özellikle çocuklar için afet ve çatışma sonrası insani yardım sağlayan UNICEF, temelli barınma olanağı yaratmaktansa eğitim, beslenme, sağlık gibi konularda kullanılmak üzere çadır kuruyor. Her yıl binlerce devasa çadırı dünyanın dört bir yanına ulaştırıyor. Kimi bölgelerde kar fırtınalarına, kimi bölgelerde ise dayanılmaz sıcaklara karşı dayanıklı ve konforlu olması gereken bu çadırların çeşitli koşullara uyum sağlayabilmesi çok önemli.

UNICEF ekibi, son kullanıcının dışında ürünün ulaştırılmasına dahil olan depo ve gümrük görevlileri ile de görüşerek çadırın sahip olması gereken özellikleri belirledi. Bu bütünsel yaklaşımın sonucunda karşılanması gereken yaklaşık 1000 ihtiyaç tespit edildi. Son tasarım bu ihtiyaçları karşılamak üzere pek çok özellik ve duruma göre eklenebilen parça içeriyor. Çadırın iskeleti, erkek halatları ve yere sabitlenmesi konularındaki gelişmeler sayesinde rüzgâr tüneli testlerinde çadırın kasırga şiddetinde rüzgarlara karşı koyabildiği görüldü. Sıcak günler için ise karşılıklı konumlandırılarak hava akışını arttıran ve cibinlik ile örtülmüş pencereler serinlik sağlıyor.

Ek olarak, çadırın çatısında gölge ağı adı verilen ikinci bir katman, güneş ışınlarını saptırmaya yardımcı oluyor ve çadırın havalanmasını sağlayan bir rüzgâr tüneli oluşturuyor. Gölge ağı aynı zamanda, şiddetli bir fırtınada yağmurun veya karın çadırın üstünde birikmesini önleyerek çadırın çökmesine engel olmak için tasarlandı. Soğuk iklimlerde, yalıtım amaçlı eklenebilecek bir kış astarı da bulunuyor.

Kolay taşınabilir ve kurulabilir olması bir çadırın en hayati özellikleri arasında. 48 metrekarelik devasa çadırların ağırlığı yarım tona kadar çıkabiliyor. Bu afet ve çatışma zamanlarında çadıra ihtiyaç duyan kimseler için büyük bir zorluk. Sorensen, çadırların 40°C derecede veya dağlık bölgelerde taşınması gerektiğini ve bunların standart çadırlarla mümkün olmadığını ifade ediyor. UNICEF’in yeni çadır tasarımı hala ağır olsa da ek parçaların sırt çantalarında taşınabiliyor olması bir miktar kolaylık sağlıyor. Yönergeler ise sığınmacıların da rahatlıkla anlayarak uygulayabileceği şekilde yazıldı.

Çadır prototipi bugüne kadar kuru sıcak iklime sahip olan Uganda, nemli sıcak olan Filipinler ve soğuk iklimli Afganistan olmak üzere üç iklimde test edildi.

SHARE: