Menu TR

S360Mag

11 June

Sürdürülebilirlik pandemi kesintisine mi uğradı?

Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Eğer anaakım iş medyası takip edilecek olursa pandemi ve ekonomik durgunluğun yarattığı çifte krizin sürdürülebilir iş faaliyetlerine bir son verdiği şüphe götürmeyebilir. Başka bir ifadeyle, tüm bu insani ve ekonomik katliamın ortasında şirketler neden kapılarını açık tutabilmek dışında bir şeye odaklanmalılar ki?

Örneğin, geçen ay the Wall Street Journal’da kurumsal yükümlülük ve programlar söz konusu olduğunda “yöneticilerin zaman aşımı çağrısı yaptığını” iddia eden bir yazı yayımlandı: “Dünyayı kurtarmaya yardım etmeyi planlayan işletmeler şimdi sadece kendilerini kurtarıyorlar.”

Bu durumun kanıtları arasında General Motors şirketinin araba paylaşım programlarını iptal etmesi, Starbucks’ın yeniden kullanılabilir kahve kupaları kullanımını durdurması ve "şirketlerin sürdürülebilirlik raporlarını ertelemesi" gibi noktalar yer aldı.

Evet, kimse bir salgının ortasında aracını bir yabancıyla paylaşmak veya yıkanmamış bir kahve kupasını doldurmak istemiyor. Temas ve virüse ilişkin risk içeren bu programların en azından geçici olarak rafa kaldırılması gerektiğiyle ilgili hiçbir şüphe yok.

Ancak gerçek şu ki, kurumsal sürdürülebilirlik canlı ve iyi durumda. Daha önceki ekonomik durgunlukların aksine sürdürülebilirlik kurumsal maliyet tasarrufu için bir kenara atılmıyor, aksine kârlılığa giden yolun bir parçası olarak hayatta tutuluyor.

Sürdürülebilirliğin bu süreçte ne kadar canlı olduğunu gösteren kanıtlar ise gittikçe artıyor:

Southern Company, 2050 yılına kadar net sıfır emisyon gerçekleştirmeyi taahhüt ediyor.
Microsoft, 2025 yılına kadar küresel olarak işletilenden daha fazla araziyi korumaya karar verdi.
Citigroup, 2030 yılına kadar termal kömür madenciliği için tüm finansmanı durduracak.
Shell, üretim operasyonlarında net sıfır emisyon elde etmeyi planlıyor.
Mattel, şeker kamışı bazlı plastikleri piyasaya sürdü.
Volvo ve Daimler, 1,2 milyar € yakıt hücreli kamyon ortak girişimini başlattı.
General Mills, 2030 yılına kadar %100 yenilenebilir elektrik taahhüdü veriyor.

Üstelik bunların hepsi yalnızca “kayıp ay” denilen Nisan ayında gerçekleşti: Ekonomik aktivitelerin en düşük seviyelere gerilediği, bir ay öncesine göre Covid-19 kaynaklı hayat kayıplarının beş katına çıktığı, ABD’de 20 milyon insanın işsiz kaldığı ve petrol fiyatlarının tarihte ilk kez negatife döndüğü Nisan ayında.

Eğer, Nisan ayı şirketlerin geleneksel olarak sürdürülebilirlik aktivitelerini artırdığı Dünya Günü’ne denk geliyor, ve bu sebeple bu ayın istisna bir gösterge olduğu düşünülüyorsa, biraz da Mayıs ayından başlıklara bakmakta fayda var:

Total, 2050 yılına kadar net-sıfır karbon operasyonları gerçekleştirme taahhüdü verdi.
Campbell Soup, 2030 yılına kadar %100 geri dönüştürülebilir ambalajlara geçiş yapıyor.
Dunkin' plastik içermeyen fincanlara geçiyor ve yeşil restoran sayısını iki katına çıkarmayı planlıyor.
• Fransız şirketler "yeşil ve kapsayıcı iyileşme" çağrısı yapıyor.
BNP Paribas "kömürden tam çıkış" planını hızlandırdı.
Intel’in 2030 taahhütleri arasında iklim odaklı ve sosyal hedefler yer alıyor.
• 300'den fazla şirket ABD Kongresini iklim eylemini teşvik etmeye zorluyor.
• 150'den fazla küresel şirket, dünya liderlerini COVID-19'dan net sıfır karbonlu iyileşmeye çağırıyor.
Siemens Gamesa "dünyanın en büyük rüzgar türbini" planını açıkladı.
Google, petrol ve gaz çıkarımı için AI araçları yapmayı bırakacak.
Cargill’in sürdürülebilir kakaosunun yarısı artık çiftlikten fabrikaya kadar izlenebilir.

Bu liste daha da uzatılabilirken yaşanan değişimlerin arkasındaki hikayeler birçok ülkenin yeniden açılmaya başlamasının öncesindeki ayda neler olduğunu gözler önüne seriyor.

Bu korkutucu dönemde özel sektörde sürdürülebilirlik neden hala güçleniyor?

1. Kurumsal sürdürülebilirlik uzun vadeli bir dönüşüm süreci.
Yukarıdaki başlıkların birçoğundan da anlaşılacağı üzere şirketler 2025, 2030 ve daha ileri yıllara taahhütlerde bulunuyorlar. Bu da bu şirketlerin uzun vadeli bir yapısal değişiklik için harekete geçmiş olduklarını gösteriyor. Bu nedenle bu dönüşümler genellikle üçer aylık dönemlerde var olup yok olmuyor.

2. Şirketler sürdürülebilirliğin dayanıklılığa yol açtığını anlıyorlar.
Sürdürülebilirlik, tedarik zincirlerini daha şeffaf ve operasyonları daha verimli hale getirirken bu operasyonların her tür felakete dayanma ya da bunların üstesinden gelme yeteneğini de geliştiriyor.

3. Yatırımcılar sürdürülebilirliği maddi bir perspektiften görüyor.
Büyük ölçüde üstteki ikinci maddeden dolayı kurumsal hissedarlar sürdürülebilirlik performansını strateji ve yatırım kararlarının verilmesinde risk odaklı bir yaklaşım benimseyen iyi yönetilen şirketler için bir gösterge olarak görüyorlar. Ve bunu açık bir şekilde belirtmekten çekinmiyorlar.

4. Yeşil iyileşme ön plana çıkıyor.
Dünya genelindeki ekonomileri canlandırmak ve bir sonraki muhtemel krize –iklim değişikliği– hazırlanmalarına yardımcı olmak için iş dünyasının başını çektiği “Yeşil İyileşme” çağrıları giderek hız kazanıyor. Mayıs ayında Avrupa Komisyonu Yeşil Yeni Düzen’e (the Green New Deal) bağlılığını iki katına çıkaran bir iyileşme paketi sundu.

5. Şirketler, dünyanın onları izlediğinin farkında.
Kurumsal şirketler çözüme katkı sağlamak ya da en azından sorunun bir parçası olmamak için müşterilerin ve yeteneklerin dikkatini çekmek ve onları elde tutmak istiyorlar. Evet, aslında müşterilerin ve iş arayanların "iyi" şirketler aradığına dair güçlü kanıtlar uzun yıllardır var, ancak içinde bulunduğumuz dönem bu trendi artırıyor. Şirketler de hem genç hem de deneyimli yeteneklerin dünyanın sorunlarına çözüm bulmaya yardımcı olan işverenlere doğru çekildiği bir dünyada yaşadığımızın farkında.

Ama tabii ki bu süreç toz pembe bir senaryo değil. Temiz enerji işlerinin bir kısmı yok oldu, birçok şirkette sürdürülebilirlik pozisyonları için alımlar durakladı ve birçok sürdürülebilir iş uzmanı zamanlarını bu günlerde pandemiye ve çalışanların, tedarikçilerin, müşterilerin ve diğer insanların refahını sağlamaya ayırıyor.

Ancak durup sürdürülebilirliğin dayanıklılığını ve buradan gelen başarısını kutlamamız çok önemli: Kurumsal sürdürülebilirlik, modern insanlık tarihinin en kötü anlarında büyük ölçüde yavaşlamadan devam ediyor. Sunduğu değerler, karşılaştığımız ekonomik, çevresel ve sosyal sorunların ele alınmasında ve ne şekilde olursa olsun bir sonraki şok dalgası için toplumsal direncin arttırılmasında merkezi olarak görülüyor. Şirketler yavaş yavaş, zorlukları aşmak ve fırsatları yakalamak için adım atıyorlar. Şimdiyse, tüm bu çabayı ileriye taşımak için daha sıkı çalışmak gerekiyor.

SHARE: