Menu TR

WE TALK

25 October

Sürdürülebilir Gıda Sistemleri

Bu yıl 17 Ekim’de 4.sü düzenlenen Sürdürülebilir Gıda Konferansı’na S360 olarak biz de katıldık. Dünya nüfusunun artışıyla paralel olarak artan sağlıklı, güvenilir ve ulaşılabilir gıda ihtiyacını karşılamanın yollarını konuşmak ve iş dünyasında farkındalık yaratmak hedefleriyle düzenlenen etkinlikte, sürdürülebilir tarımın ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin önemi vurgulandı. Konuyla ilgili ülkemizde atılmakta olan adımların örneklerinin incelendiği oturumlarda Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün çalışmalarıyla hayata geçirilen Türkiye-Sudan tarım ve ticaret iş birliği dikkat çekti.

Sürdürülebilir tarım ve sürdürülebilir gıda sistemleri, endüstriyel tarımın küresel zararları ve hızla artan nüfusun beslenme ihtiyacını karşılayamama tehlikesiyle beraber gittikçe daha fazla dikkat çeken alanlar. Çünkü bu yöntemlerin uygulanmasının gıda üretimini %58’e kadar arttırabileceği belirtiliyor. Sürdürülebilir tarımın en önemli amaçları arasında sağlıklı bir çevre, kârlılık ve sosyal ve ekonomik eşitlik gösterilebilir. Başta cinsiyet eşitsizliği olmak üzere her türlü eşitsizlikle mücadelenin, yenilikçi ekonomik fırsatların ve kırsal toplumların gelişimine katkı sağlamanın yolu da tarım ve gıda sektörünün dönüştürülmesinden geçiyor. Sürdürülebilir tarım çerçevesinde tanımlanan gıda sistemleri ise üretimden tüketime kadar her aşamada gıda güvenliğini ve sağlığını, doğal kaynakların korunmasını ve sosyoekonomik refahı arttırmayı sağlayan uzun vadeli yapılar anlamına geliyor. Dünya nüfusu için daha iyi beslenme imkanları sağlarken, gıda kayıpları ve israfının da en aza indirgenmesi amaçlanıyor.

Tarımda ve gıda sistemlerinde sürdürülebilirliğin olumlu etkisinin amaçlandığı alanların başında çevre, ekonomi ve toplum geliyor. Çevre temelinde; toprak ve su yönetimi, biyoçeşitliliğin ve doğal yaşamın korunması, atık yönetimi, enerji tasarrufu ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı sürdürülebilirliği sağlarken iklim değişikliğinin önlenmesi ana amaç olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomik sürdürülebilirliğin yolu da her aşamasıyla kayıt altına alınan şeffaf bir yönetim sisteminden, kârlılığı ve finansal istikrarı sağlamak üzere yapılacak analizler ve önlemlerden geçiyor. Bu bağlamda son yıllarda ürün seçimi ve verimliliği önemli alanlardan biri olarak görülüyor. Son olarak tarımın toplumsal sürdürülebilirliğe katkı sağlayan bir unsur olabilmesi için ise çalışan haklarının güvence altına alınması, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı sunulması, adil ücretlendirme, yerel iş gücü istihdamına katkı sağlanması ve her türlü ayrımcılıkla ve eşitsizlikle mücadele edilmesi en önemli kavramlar.

Ekim ayının 15’i, tarım ve gıda sistemlerinin de amaçlarından biri olan toplumsal ayrımcılık ve eşitlikle mücadele kapsamında Dünya Kadın Çiftçiler Günü olarak kutlanıyor. Kadınların tarım sektöründeki rolü ücretsizken, gayri resmi hizmetler ve ev işlerinin tamamına yakınını üstlenmeleriyle beraber oldukça büyük bir sorumluluğun altında kalıyorlar. Üstelik erkek nüfusun kırsal kesimden göç etmesiyle de bu yük her geçen gün artıyor. Buna rağmen kırsal kesimlerde kadınlar hem aynı bölgedeki erkeklerden hem de kentli kadınlardan yoksulluk, dışlanma ve iklim değişikliğinin etkileri gibi konularda daha fazla zarar görüyor. Her türlü tarımsal imkana erişmekte erkeklere göre daha fazla zorluk çeken kadın çiftçilerin çalışmaları ve ürünleri de daha düşük fiyatlandırılıyor. Bu bağlamda kadın çiftçilere eşit şartlar sunmak ve güçlenmelerini sağlamak için sürdürülebilir tarım önem teşkil ediyor.

Sürdürülebilir tarımın kazanımlarından olan gıda güvenliği, çeşitlilik ve tarımsal faaliyetlerde tasarrufun sağlanması amaçlarıyla yürütülen çalışmalara örnek gösterilebilecek projelerden biri de Türkiye ile Sudan ortaklığında gerçekleştirilecek. Geçtiğimiz Eylül ayında imzalanan anlaşmayla Türkiye’den yatırımcılar için Sudan topraklarında tarım yapma imkanının önü açıldı. Anlaşmaya göre Türkiye’den Sudan’a gönderilecek olan tarım teçhizatı gümrükten geçerken kolaylık sağlanacak ve 12.500 dönümlük pilot arazi Kasım ayında teslim alınarak faaliyete başlanacak. Sonraki aşamalarda ise 780.500 hektarlık arazi Türkiye’den yatırımcıların hizmetine sunularak başta tekstil sanayisi olmak üzere, tarıma dayalı sanayide ihtiyaç duyulan hammaddenin tedariki garanti altına alınacak. Sudan’ın uygun iklim koşullarına sahip bölgelerinde üretilebilecek ancak Türkiye ikliminde yeterli üretimin yapılamadığı tarım ürünleri, bu iş birliği sayesinde üretilerek vergilendirme olmaksızın ülkeye geri döndürülecek. Türkiye’nin sahip olduğu tarımla ilgili bilgi birikimi ve teknoloji ile Sudan’ın sahip olduğu iklim koşulları ve zengin doğal kaynakların birleşimiyle, iki ülkenin de ticaret hacimlerini arttırarak kârlı çıkmasını sağlamak amaçlanıyor. Projenin hedefleri doğrultusunda Ziraat Katılım Bankası’nın Hartum’da bir şube açması konusunda da anlaşmaya varıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı temsilcilerinin yanı sıra özel sektörden önemli sayıda temsilcinin de katıldığı Sudan gezisi sonrası yapılan açıklamalara göre Sudan ile ticaret hacminin 10 milyar dolara ulaşması hedefleniyor.

SHARE: