Menu TR

S360Mag

28 June

ABD vergi yasaları, kadınlara, eşcinsellere ve beyaz olmayanlara ayrımcılık yapıyor

“Bir ülkenin vergi sistemini nasıl kurduğu, o ülkenin değerleri hakkında çok şey ifade eder.” Bu sözler "Bencil Vergi Yasalarımız: Bizleri Daha İyi Yapacak Bir Vergi Reformuna Doğru (Our Selfish Tax Laws: Toward Tax Reform That Mirrors Our Better Selves)" adlı kitabın yazarı ve Pittsburg Üniversitesi Hukuk Profesörü Anthony C. Infanti’ye ait. Infanti'ye göre, ABD’de her ne kadar eşitlik ilkesinin ülkenin temel değerlerinden biri olduğu düşünülse de ülkede vergi yasaları çok farklı bir tablo çiziyor. Bu yasalar, kadınların, etnik azınlıkların, yoksulların, LGBTQ+ topluluğunun, göçmenlerin ve engelli bireylerin sosyal ve ekonomik olarak ötekileştirilmesine sebep oluyor.

Vergi yasalarının ayrımcılığa nasıl sebep olduğunu birçok farklı konu üzerinden incelemek mümkün. Evlilik bu konulardan biri. Evlilik, ABD Vergi yasalarına göre bireylerin ne kadar gelir vergisi ödeyeceğinin belirlenmesinde bir unsur olarak tanımlanıyor. Örneğin, eşlerden birinin çalıştığı diğerinin evde kaldığı “geleneksel” aile yapısına sahip evli bir çift, aynı gelire sahip ancak evli olmayan çiftlerden daha az vergi ödeyerek ödüllendiriliyor. Öte yandan, evli eşlerden ikisinin de çalıştığı “modern” bir çift ise, aynı gelire sahip ancak evli olmayan çiftlerden daha fazla vergi ödeyerek cezalandırılmış oluyor.

Aynı zamanda yasa, bir eşin -çoğunlukla kadının- evde kalması için bir maddi teşvik sağlayan prim ödemelerini de arttırdı. Basit bir örnek olarak, Vergi Kesintileri ve İş Kanunu Yasası (Tax Cut and Job Acts) gereğince 100.000 ABD Doları kazanan ve maddi olarak ona bağımlı kimse olmayan bir kişi, 2017’de çalışmayan bir eşle evlenirse 2018'de vergilerinde %43'lük bir indirim görecek. Buna paralel olarak evlenmemenin cezası artmış oldu.

Çalışan ayrımcılığından dolayı alınan tazminatın vergilendirilmesi başka bir çarpıcı örnek. Kazalardan dolayı alınan tazminatlar genellikle vergiden muaf tutulmasına rağmen, çalışan ayrımcılığından dolayı alınan tazminatın vergilendirilmesi için kesin bir kural yok. Bazı durumlarda mahkeme tazminatın vergilendirilmesine karar verebiliyor.

Dezavantajlı gruplar, çalışan ayrımcılığından en çok muzdarip olanlar. Eşit İstihdam Fırsatı Komisyonu (Equal Employment Opportunity Commission) tarafından hazırlanan rapora göre en üst düzey ayrımcılık kategorileri arasında; ırk, engellilik, cinsiyet, yaş ve etnik köken yer almakta. LGBTQ+ topluluğunun üyeleri de ayrımcılığa maruz kalanların içinde ancak her eyalette onlar için yasal koruma mevcut değil.

Bu grupların tümü, çalışan ayrımcılığının sonucu olarak ciddi maddi ve psikolojik sonuçlara katlanıyor. Verilen tazminatlar bu maliyetleri azaltmaya yardımcı olmayı amaçlıyor. Bu sebeple ayrımcılık sebebiyle alınan tazminatların vergilendirilmemesi gerekiyor.

Bunun yanında, bu tazminatları ödeyen işverenler, ödediklerini işletme gideri olarak göstererek vergiden düşüyor. Yasa, ayrımcılığa uğrayan çalışanı vergilendirerek cezalandırırken, işverenlere tazminatı vergilerinden düşerek ödül veriyor. Bu uygulama, çalışan ayrımcılığını önleme amacına tamamen zıt.

Yine Vergi Kesintileri ve İş Kanunu Yasası, #MeToo hareketine yasal bir cevap olarak bazı cinsel taciz davalarında işverenler için yapılan vergi kesintilerini ortadan kaldırdı. Ancak, vergi yasasındaki büyük problemler devam ediyor ve birçok derin sorun gözden kaçıyor.

Anlamlı bir vergi yasası
Infanti’ye göre ABD vergi yasası ile ilgili bu örnekler, Amerika’nın değer yargılarını ve ne tür bir toplum olma yolunda ilerlediğine dair çarpıcı bir tablo sunuyor. Bu nedenle, “vergi reformu” meselesi politik gücü koruma ya da vergi indirimlerinin çok ötesinde bir öneme sahip. Seçmenlerin vergilerin sosyal ve ekonomik eşitsizlikte oynadığı rolü tartışmaları gerekiyor. Ancak bu yolla adil bir toplum yaratma yolunda bir vergi sistemi kurulabilir.

SHARE: