Menu TR

S360Mag

24 October

Çikolata üretimindeki etik ikilem ve tüketicinin rolü

Bu haberi 6 dakikada okuyabilirsiniz.

Yakın zamanda kakao endüstrisinde yaşanan iki gelişme çikolata üretimindeki etik ikilemle ilgili tartışmaları gündeme getirdi. Bu gelişmelerden ilki, Fildişi Sahili ve Gana’nın kakao endüstrisindeki etik markalaşma sürecini durdurma tehdidi. İkincisi ise Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)’nın tüketiciler için sürdürülebilir kaynaklı ürünlere olan talebi ölçmek için piyasaya sürdüğü “Other Bar” isimli çikolata barı.

Fildişi Sahili ve Gana’nın kakao endüstrisindeki etik markalaşma sürecini durdurma tehdidi, sürdürülebilir kaynaklı ürünlere yönelik talebin arttığı Batı pazarlarında faaliyet gösteren çokuluslu şirketler için büyük bir risk oluşturuyor. Dünyadaki kakaonun %60'ından fazlasını üreten Batı Afrika ülkeleri, geçen hafta etik markalaşma süreçlerini tekrar inceleyeceklerini söyledi. Bunun en büyük sebebi ise çokuluslu çikolata üretici şirketlerin satılan çekirdekler için “yaşam geliri payını” ödemekte yavaş kalıyor olmaları.

Yaygın çiftçi yoksulluğunu hafifletmek amacıyla Temmuz ayında Fildişi Sahili ve Gana, 2020- 2021 sezonu için kakao satışlarında ton başına 400 dolarlık bir “yaşam geliri ücret farkı” (Living Income Differential- LID) uygulamasını başlattı. LID’i çiftçilere yapılan ödemelerin arttırılmasına yardımcı olmak amacıyla toplanan bir fon olarak düşünebiliriz. Bu uygulama ile Fildişi Sahili ve Gana, LID gelirini çiftçilere ton başına 2.600 dolarlık hedef fiyatı garanti etmek için de kullanmayı planlıyor. Örneğin; küresel fiyatların 2.900 doların üstüne çıkması durumunda, LID gelirleri piyasa fiyatları düştüğü zaman çiftçilere hedef fiyatı garanti edecek bir fona aktarılacak.

LID uygulamasının asıl amacı, yukarıda bahsedilen yollarla çiftçileri korumak ve etik bir üretim süreci sağlamak. Ancak, Fildişi Sahili ve Gana kendi çabaları ile bu uygulamaya geçerse “etik markalaşma” sürecini çokuluslu şirketlerin elinden alıyor olacak ve bu da Fair Trade gibi küresel olarak standartlaştırılmış sürdürülebilirlik planlarının uygulanmaması anlamına gelecek. Bu durumun da tüketicilerin şirketlere bakış açısının değişmesine sebep olacağı bekleniyor. LID’in bir diğer potansiyel dezavantajı ise, 2019 yılında kakao fiyatlarının düşeceği öngörüldüğü için bu uygulamanın hükümetlerin mali durumu üzerinde bir yük oluşturması riski. Bu iki ülkenin stok biriktirecek bir bilançoya sahip olma durumu ise zor bir olasılık olarak görünüyor.

Bilinçli tüketim her geçen gün artıyor ve tüketiciler her geçen gün yaptıkları tüketim ile daha fazla doğrudan etkiye sahip olmak istiyor. LID uygulaması ülkelerin kendilerini korumak için gittikleri bir küresel fiyatlandırma revizyonu olsa bile, uygulanmasının zor olacağı ve değiştirilmesi ya da iptal edilmesi gerektiğini düşünenler oldukça büyük bir çoğunluk.

Peki tüketicilerin bu arz-talep dengesindeki önemini ölçmek mümkün mü?

Şirketler açısından tüketicinin rolü düşünüldüğünde, yazının başında bahsettiğimiz ikinci gelişme olan UNDP’nin “The Other Bar” projesi, ölçülebilir veri yaratımında büyük bir rol oynayabilir. “The Other Bar”, tüketicilerin sürdürülebilir kaynaklı ürünleri satın almaya sadık olacaklarını kanıtlayabilirse, çokuluslu şirketlerin pazarlamaya ayırdıklarını gelirleri, ürünü daha etkili hale getirmek ve sürdürülebilir biçimde üretmeleri için bir teşvik olabilir.

Gelişmekte olan ülkelerdeki çiftçilerin büyük batılı şirketlerle ham bir anlaşma yapması yerine, iş yapmanın yeni bir yolu olabileceğine öncülük yapmak üzere tasarlanan çikolata barı, tüketicilere yoksulluk ve eşitsizlik üzerinde aktif ve doğrudan bir etki yapabilmelerini sağlayacak basit bir yol sunuyor.

Sadece Avrupa’da 20.000 çikolata barı ilk deneme süreci için pazara girecek. Her çikolata barının farklı dijital bir kodu, bir sembolü var. Müşteriler bu kodu çevrimiçi olarak para bağışlamak için (bu bağış doğrudan Ekvator’da bu çikolata barı için kullanılan kakaoyu üreten çiftçilere ulaştırılacak) veya bir sonraki alışverişlerinde indirim almak için kullanabiliyor. Her bir kod, bir ağacın dörtte birine eşdeğer şekilde tasarlanmış ve bu nedenle; dört çikolata bir araya geldiğinde, çiftçilerin ekim yapması için bir ağaç satın alarak ormansızlaşmayı önlüyor ve kakao çiftçilerinin gelirini arttırma şansı yaratıyor.

Bu fikir, UNDP’nin Ekvator’daki kapsayıcı ekonomik kalkınma birimi başkanı Carlo Ruiz’in, Guido van Staveren van Dijk’in 2017’de üretimdeki eşitsizlikleri çözmek için kurduğu bir kuruluş olan Fairchain Vakfı hakkında bir konuşmayı dinlemesiyle oluşmuş. Guido van Staveren van Dijk, kahve endüstrisini örnek göstererek, son 25 yılda hammaddenin menşei ülkelere git gide daha az gelir sağladığını karlarının da ciddi bir oranda azaldığını paylaşıyor. Çokuluslu şirketler kazançlarını kutlarken, çiftçiler ve üreticiler genellikle ülkelerden gelecek kalkınma yardımlarına güveniyor. Fairchain Vakfı’nın kurucusu Staveren van Dijk, bozulmuş olan bu sistemin düzeltilmesi gerektiğini ve yeni bir tedarik zinciri kurmak istediğini söylüyor.

Bu arz-talep dengesi ve tüketicilerin sürdürülebilir kaynaklı ürünlere talebi ölçülüp kanıtlanabilirse, hem gelişmekte olan ülkelerin ekonomisine katkı sağlanması hem de pazarda daha fazla etik değere sahip ürünler görebilmemiz bekleniyor.

SHARE: