Menu TR

S360Mag

9 July

Yaban hayvan ticareti ve tekstil endüstrisi

Bu haberi 5 dakikada okuyabilirsiniz.

İnsanlarda eskiye kıyasla daha sık görülmeye başlanan bulaşıcı hastalıkların dörtte üçünün yaban hayat kaynaklı olduğu tahmin ediliyor. 2020 yılında karşı karşıya kaldığımız COVID-19 ve daha önceki yıllarda karşılaştığımız SARS ve Ebola’nın da yaban hayatla etkileşimden kaynaklanan bulaşıcı hastalıklar olduğu tahmin ediliyor. Bu tartışmalar yaban hayvan tüketimi ve toplum sağlığına olan etkilerini sıklıkla gündeme geliyor.

Yaban hayvanlarının doğal yaşam alanlarının tahribatı ile insanlarla yakın etkileşime girmeleri ve yaban hayvan pazarlarıyla birlikte bu hayvanların tüketimi, salgın hastalıkların oluşumunu daha da mümkün hale getiriyor. Koronavirüsün Çin’deki bir hayvan pazarından kaynaklandığı öngörüleri üzerine Çin ve Vietnam’da bu pazarlar yasaklanmış durumda. Diğer ülkelerdeki bazı liderler ve karar mercileri ise yaban hayvan pazarlarının tüm dünyada yasaklanması gerektiğini dile getiriyor.

Yaban hayvan pazarlarının yasaklanması, salgın hastalıkların yayılmasını önlemek ve yaban hayvan ticaretini engellemek için kesin çözüm olarak görülse de yaban hayvan ticaretine olan talebin azaltılmasına yönelik çalışmaların da yapılması gerektiğini gösteriyor. Aksi takdirde azalmayan yaban hayvan talebi bu ticaretin yasadışı yollarla yapılmaya devam edilmesine neden olabilir. Yasadışı devam edecek yaban hayvan ticareti ise toplum sağlığını tehlikeye atacak daha ciddi sorunlara yol açabilir. Yaban hayvanlara olan talep yalnızca et tüketimi için değil aynı zamanda özellikle yüksek gelir sahibi olan ülkelerde moda endüstrisinde de sıklıkla tercih ediliyor.

Yaban hayvan ticareti çoğunlukla yasal yollardan gerçekleştiriliyor

Dünyada yasal veya yasadışı yollarla yapılan yaban hayvan ticareti her yıl milyarlarca hayvanı etkiliyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)’nın verilerine göre yaban hayvan ticareti her yıl 300 milyar dolar değerinde seyrediyor. Bir sivil toplum kuruluşu olan TRAFFIC’in verilerine göre ise her yıl yasadışı olarak gerçekleştiren yaban hayvan ticareti 19 milyar dolar değerinde.

Yaban hayvan ticareti konusundaki önyargı ve varsayımlar, yaban hayvan tüketiminde asıl talebi yaratan sebeplerin göz ardı edilerek politikaların kimlerin egzotik hayvan tükettiği ya da avladığı gibi konular üzerinden varsayımlar oluşmasına sebep oluyor. Göz ardı edilen sebeplerden biri olarak özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’daki yaban hayvan talebini hesaba katmak gerekiyor. Yaban hayvanların derileri kullanılarak üretilen birçok ürün özellikle de batı ülkelerindeki tüketicilere moda endüstrisinde ön plana çıkıyor.

Medya algısı yaban hayvan ticaretini önlemede oldukça önemli

2017 yılında gerçekleştirilen çalışmaya göre, Amerika Birleşik Devletleri 2000-2015 yılları arasında 5 milyondan fazla yaban hayvan sevkiyatı gerçekleştirdi. Sevkiyat edilen hayvanlar arasında egzotik evcil hayvan olarak satın alınan memeliler, kuşlar, balıklar ve sürüngenler gibi birçok hayvan türü bulunuyor.

Yaban hayvan ticaretini artıran tüketim alışkanlıkları kültür, sosyal değerler, sınıf ve cinsiyete göre toplumdan topluma değişkenlik gösterebiliyor ancak özellikle lüks giyimde hayvan derisi kullanımı dünyanın birçok bölgesinde moda olarak görülebiliyor. Öte yandan televizyon ve pazarlama dünyası da kullandığımız birçok üründe yaban hayvan kullanımını normalleştirmede etkili olabiliyor. Örneğin özellikle kadınlara ‘gençliğin formülü’ olarak pazarlanan kremlerde köpek balığından üretilen yağlar bulunuyor. Aynı şekilde pangoniller laktasyon probleminde kullanılmak üzere pazarlanıyor. Avcılık yapan kişiler ise yine medyada katledilmiş aslan, fil gibi hayvanlarla fotoğraflanarak güç ve maskülenliğin bir göstergesi olarak meşrulaştırılabiliyor.

Yaban hayvan ticareti sorununu temelde çözmek için sebeplerinin de medyada doğru şekilde yayınlanması büyük önem taşıyor. Fildişi için katledilen fillerle ilgili haberler medyada sıklıkla bahsedilirken özellikle yüksek gelirli sınıfların yaşadığı Batı toplumlarında yaban hayvan kullanılan ürünler yasal olarak pazarlanmaya devam ediyor. Özellikle Instagram gibi sosyal medya kanallarında bu tarz ürünlerin pazarlandığını görmek mümkün. Bu anlamda moda endüstrisi için faaliyete geçirilen yaban hayvan ticaretini arka planda tutmak, bu ticarete talebi arttıran asıl sebepleri gözardı etmeye sebep oluyor.

Tekstil endüstrisinde yaban hayvan kullanımını gözardı etmemek gerekiyor

Asyalıların yaban hayvan eti tüketimini konuşurken diğer sebepleri gözardı etmemek adına Batı dünyası moda endüstrisindeki yaban hayvan kullanımını da dikkate almak gerekiyor. Yaban hayvan ticaretine bir son verilmek isteniyorsa, bu durum ancak tüketim talebinin tüm dünyada azalmasıyla birlikte mümkün olabilir.

Bazı tekstil firmaları Hayvanlara Etik Muamele için Mücadele Edenler (PETA) gibi kurumların hayvan ticaretinin durdurulmasına dair çağrılarına olumlu olarak yanıt veriyor. PETA 2020 yılında sonlandırdığı kampanyasını 30 yıl boyunca devam ettirmiş ve ‘’Kürk giymektense çıplak kalırım.’’ Sloganıyla hayvan ticaretine dur demişti.

Her ne kadar endüstride yaban hayvan ticaretine olan talebi azaltacak bazı olumlu gelişmeler yaşanmış olsa da tekstil endüstrisinin katedeceği bir hayli yol var. McKinsey şirketinin araştırmalarına göre de gelişmelere rağmen tüm endüstri çevre bilinci ve sorumluluğuyla hareket etmiyor. Ancak yetişen yeni neslin tüketim alışkanlıklarıyla birlikte tekstil endüstrisinde de beklenen değişim mümkün olabilir.

Şimdilerde hayvan refahı savunucuları, tekstil endüstrisinde kullanılan hayvan derileri ve yünlerinin yasaklanmasına dair çalışmalarını sürdürüyor. Bu çalışmalar sonucu Chanel, Nine West, Victoria Beckham gibi bazı markalar egzotik hayvan kullanımını durdurduğunu açıkladı.

Markaların kullandığı deri, tüy ve yünlerin çoğunlukla bu hayvanları yetiştiren fabrika çiftliklerinden yasal yollarla ticaretinin yapıldığı biliniyor fakat bu türler çoğunlukla bu fabrika çiftliklerine gelmeden önce yasadışı yollarla avlanıyor. Böylelikle yasal ticaretinin yapılmasıyla birlikte yaban hayvan ticareti meşrulaştırılmış oluyor. Bu sebeple yasal yaptırımların da hayvan ticaretini önleyecek ve hayvan haklarını koruyacak nitelikte düzenlenmesi büyük önem taşıyor.

Moda endüstrisinde kullanılan materyallerin daha iyi denetiminin yapılacağı kontrol mekanizmalarını sağlamak da bir diğer çözüm olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzde ürünleri başlangıçtan tüketime kadar izleyen sistemler deniz ürünleri ticaretinde sıklıkla kullanılıyor, böylelikle son tüketici için de şeffaflık ve güven sağlanmış oluyor. Tekstil endüstrisinde de buna benzer sistemlerin hayata geçirilmesi tedarik zincirlerini daha şeffaf hale getirerek güveni sağlayabilir, yaban hayvan ticaretini önleme konusunda güvence oluşturabilir.

Değişen tüketim tercihleri istenen değişimi sağlayabilir

Yaban hayvan ticaretini önlemek için uygulanacak yasal önlemlerin yanı sıra, tüketicileri tüketim tercihlerinin sonuçları hakkında bilgilendirmek gerekiyor. Kullandıkları ürünlerin zararlı etkilerini görmek, tüketicileri yaban hayvan kullanılmayan alternatif ürünlere yönlendirebilir. Böylelikle yaban hayvan ticaretine olan talep azalabilir ve çoğunlukla temel sebep olarak gözardı edilen tekstil endüstrisinde de gerekli değişim sağlanabilir.

Yaban hayvan ticaretini durdurmak amacıyla hayata geçirilen kampanyalar, bu konudaki varsayım ve önyargıları kırmak için önemli bir araç olurken aynı zamanda toplumda hayvan ticareti karşıtı toplu hareketi de teşvik edebilir. Markaların ve tasarımcıların yaban hayvan kullanımını bırakmaları ve bu ticaretin oluşturabileceği zararları duyurmak için öncülük etmeleri tüketicilerdeki davranış değişimlerini hızlandırabilir ve sürdürülebilir tüketimi mümkün kılabilir.

SHARE: