Menu TR

S360Mag

9 January

Tuna Deltası'nda ekosistemler hayata dönüyor

Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

1970'lerde Ukrayna’nın Sarata ve Kogilnik nehirleri üzerine, bölgenin akiferlerine, yani yer altı suyu taşıyan tabakalara, erişmek için yaya köprülerine bir alternatif olarak 11 toprak barajı inşa edildi.

Kuşbilimci Maxim Yakovlev, barajlar inşa edilmeden önce nehirlerin, ağır yağmurlardan sonra suyu depolayacak, tutacak ve yavaşça serbest bırakacak zengin bir sulak alan ekosisteminde aktığını hatırlıyor. “Barajlardan önce ekosistemin düzgün bir şekilde işlediği günlerde daha sağlıklı bir toprağımız ve bitki örtümüz vardı,” diyor Yakovlev.

Uluslararası, kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Wetlands International‘e göre, 1900 yılından beri dünyanın sulak alanlarının yaklaşık yüzde 64’ü yok oldu. Sanayi Devrimi’nin başlangıcından itibaren bakıldığında ise yüzde 90’ının yok olmuş olduğu görülüyor.

Rewilding Europe organizasyonu Avrupa kıtasının her yerinde, özellikle de Avrupa'nın en büyük sulak alanı olan Tuna deltasında sulak alanları geri kazanmak için çalışıyor. Şu an Tuna Deltası ekosisteminin yalnızca %20'si Ukrayna'da bulunuyor, ancak Endangered Landscapes Programme ve Dam Removal Europe girişimi ile Rewilding Europe tarafından oluşturulan kitle fonu sayesinde yok olan topraklar geri kazanılıyor ve Ukrayna'nın payı artıyor.

"Barajlar olmadığında eski polderler* yeniden suyla doluyor ve sığ sular ile sazlıklar birçok nesli tükenmekte olan balık ve kuş için yeni yumurtlama ve yuvalama alanları oluşturuyor” diye açıklıyor Yakovlev. “Sadece son birkaç hafta içerisinde barajlar kaldırıldıkça balık sürülerinin geri döndüğünü ve su samurlarının yeni bölgelere yerleştiğini gördük. Tabiat Ana'nın ne kadar çabuk iyileşebildiğini görmek şaşırtıcı, bazen yalnızca bir yardım eli uzatmak gerek.”

Rewilding Ukraine projesinin başka bir ayağı Ermakov Adası’nda gerçekleşiyor. Biyologlar büyük otçul canlıların nasıl sulak arazileri dönüştürdüğünü ve iyileştirdiğini inceliyorlar. Konik denilen yabani Polonya atları gibi bazı türler yeniden adaya yerleştirildi. Rewilding Ukraine takım lideri Mykhailo Nesterenko daha Moğol yaban eşeği olarak da bilinen kulan eşeği gibi pek çok otçul türün ekosistemin canlandırılmasında rol oynayacağını ifade ediyor.

Alman eko-girişimci Michel Jacobi’nin Ukrayna’daki çiftliğinde yetiştirmekte olduğu bufalolardan bir kısmı adaya yerleştirildi. Yaz aylarında getirilip adaya uyum sağlayan 17 bufalo ve bir yeni doğmuş yavru kış aylarında yem takviyesiyle destekleniyor ve yakından takip ediliyorlar.

Aslen evcilleştirilmiş bir grup hayvan olsalar da bufalolar yabani hayata alışmış durumda. Nesterenko’ya göre bu hayvanlar doğanın gördüğü en etkili “mühendisler”. Çalılık ve sazlıkları eşeleyerek havuzlar ve birikintiler yaratan bufalolar çok sayıda böcek, amfibiyan ve balık türüne yaşam alanı açıyor.

“Bir zamanlar korkunç sel felaketlerine maruz kalmış olan Hollandalılardan ders almamız gerekiyor. Hidroloji, sulak alanların ve büyük otçulların değeri ve sulu bir dünyada nasıl dayanacakları ve gelişecekleri hakkında her şeyi öğrenmiş bulunuyorlar. Ve tüm dünyanın bunları bilmesi gerekiyor, aksi takdirde hayatta kalamayacağız.” diyor Nesterenko.

*Bir su kitlesinden kıyıya paralel olarak set çekilmesinin ardından su kütlesi ve kara arasında kalan alanın sularının drenaj edilmesi ile elde edilen topraklardır.

SHARE: