Menu

4 March

Yeni IPCC raporu: İklim çöküşünün etkileri hakkında 'şimdiye kadarki en umutsuz uyarı'

*Bu yazıyı 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Pazartesi günü yayınlanan dönüm noktası niteliğindeki Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporuna göre küresel ısınmaya yol açan insan eylemleri tehlikeli ve yaygın bozulmaya neden oluyor, doğal yaşamın büyük bir bölümünü tehdit ediyor ve birçok alanı yaşanamaz hale getiriyor. Rapor, iklim çöküşünün hızlandığını, etkilerin çoğunun tahmin edilenden daha şiddetli olacağını ve iklim tahribatını önlemek için çok az şansımızın kaldığını söylüyor.

IPCC'den Hans-Otto Pörtner, iklim değişikliğinin insan refahı ve dünyanın iyiliği için bir tehdit olduğunun bilimsel gerçekliğini, küresel eylemin daha fazla geciktirilmesinin yaşanabilir bir geleceği tehlikeye atacağını belirtti.

Kuraklık, sel, sıcak hava dalgaları
Bazı bilim insanlarının "şimdiye kadarki en umutsuz uyarı" olarak adlandırdığı, iklim bilimi konusundaki küresel otoritenin özet raporu, kuraklık, sel, sıcak hava dalgaları ve diğer aşırı hava koşullarının hızlandığını ve artan hasara yol açtığını söylüyor.

Sera gazı salımlarındaki mevcut eğilimlerde görüldüğü gibi, küresel sıcaklıkların sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerinde artmasına izin vermek, bazı geri dönüşü olmayan etkilere yol açacak. Buzulların erimesi, orman yangınları, ağaçların ölmesi, turbalıkların kuruması ve donmuş toprakların çözülmesi ek karbon salımlarına sebep olarak ısınmayı daha da artırdığı için basamaklı bir etkiye yol açıyor.

Başarısız iklim liderliği
Birleşmiş Milletler genel sekreteri António Guterres, IPCC raporunu, başarısız iklim liderliğinin lanetli bir ithamı olarak yorumladı.

Rapordan önemli noktalar ise şöyle:
- Dünyanın istisnasız her yeri, artan sıcaklıklardan ve aşırı hava koşullarından kaynaklanan korkunç etkilerden etkileniyor.
- Küresel nüfusun yaklaşık yarısı –3,3 milyar ila 3,6 milyar insan– iklim değişikliğine karşı yüksek derecede savunmasız bölgelerde yaşıyor.
- Milyonlarca insan, iklim değişikliği nedeniyle mevcut ısınma seviyelerinde bile gıda ve su kıtlığıyla karşı karşıya.
Ağaçlardan mercanlara kadar türlerin toplu ölümleri çoktan başladı.
- Sıcaklıkların sanayi öncesi seviyelerin 1.5°C üzerine çıkması iklim krizinin etkilerinin güçlü bir şekilde hızlandığı ve bazılarının geri döndürülemez hale geldiği kritik bir seviye oluşturuyor.
- Dünyanın dört bir yanındaki kıyı bölgeleri ve küçük, alçak adalar, 1,5°C'yi aşan sıcaklık artışlarından dolayı su baskını ile karşı karşıya.
- Kilit ekosistemler, karbondioksiti emme yeteneklerini kaybediyor ve karbon yutaklarından karbon kaynaklarına dönüşüyorlar.
- Bazı ülkeler, dünya topraklarının %30'unu korumayı kabul etti, ancak doğal ekosistemlerin kendilerine verilen zararla başa çıkma kabiliyetini yeniden sağlamak için yarısını korumak gerekebilir.

En kötüsünden kaçınma şansı
Yedi yıldır yapım aşamasında olan ve binlerce bilim insanının hakemli çalışmalarından yararlanan IPCC'nin son değerlendirme raporunun ikinci bölümü, iklimle ilgili küresel bilgi birikiminin güncellenmiş, kapsamlı bir incelemesini oluşturuyor. Değerlendirme raporu, IPCC'nin 1988'de BM tarafından ilk kez toplanmasından bu yana yayınlanan altıncı rapor ve en kötü etkilerden kaçınmak için hala bir şans varken yayınlanan son rapor olabilir.

IPCC'nin birinci çalışma grubu tarafından geçen Ağustos ayında yayınlanan ve iklim değişikliğinin fizik bilimi üzerine olan ilk bölümü, iklim krizinin kesinlikle insan eylemlerinden kaynaklandığını, benzeri görülmemiş değişikliklere yol açtığını ve bazılarının geri döndürülemez hale geldiğini söylüyor.

İkinci çalışma grubu tarafından yazılan diğer bölüm, iklim bozulmasının etkileriyle ilgileniyor, dünyanın en savunmasız olduğu alanları ortaya koyuyor ve bazı etkilere karşı nasıl uyum sağlamaya veya korunmaya çalışabileceğimizi ayrıntılarıyla anlatıyor. Nisan ayında yayınlanması planlanan üçüncü bölüm, sera gazı salımlarını azaltmanın yollarını kapsayacak ve Ekim ayındaki son bölüm, BM COP27 iklim zirvesi için Mısır'da toplanan hükümetler için bir özet olacak.

Küçük adalar için 'dehşet verici'
Küçük adalar iklim değişikliğinden en kötü etkilenenler arasında olacak. Antigua ve Barbuda'nın büyükelçisi ve Küçük Ada Devletleri İttifakı başkanı Walton Webson, bulguları dehşet verici olarak nitelendirdi, BM'yi hemen harekete geçmek için özel bir oturum düzenlemeye çağırdı.

Rapora göre, dünyanın diğer bölgelerindeki hükümetler, sel korumaları inşa ederek, çiftçilerin farklı ürünler yetiştirmelerine yardımcı olarak veya daha dayanıklı altyapılar kurarak halklarının iklim krizinin bazı etkilerine uyum sağlamasına yardımcı olabilir. Ancak yazarlar, dünyanın etkilere uyum sağlama kapasitesinin, sıcaklıklar arttıkça hızla azalacağını ve adaptasyonun imkânsız olacağı “zor” sınırlara hızla ulaşacağını söylüyorlar.

Küresel domino
Rapor, iklim krizinin açlık, hastalık ve yoksulluk gibi sorunları daha da kötüleştirme gücüne sahip olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Edinburgh Üniversitesi İklim Değişikliği Enstitüsü’nden Dave Reay, 21. Yüzyılda karşı karşıya olduğumuz iklim değişikliğinin gıda ve su güvenliğinin temellerini yok etmekle tehdit ederek insan ve ekosistem sağlığının kırılgan yapıları aracılığıyla insan uygarlığının temel direklerini sarsmasını bir küresel dominoya benzetiyor.

Öte yandan rapor, iklim krizinden kaynaklanan çatışma korkularını göz ardı ederek insanların yerinden edilmesinin ve zorunlu göçün ortaya çıkacağını, iklimsel olmayan faktörlerin mevcut ülkeler arası şiddetli çatışmaların baskın itici güçleri olduğunu belirtiyor.

Ancak ABD'deki Gezegen Bilimleri Enstitüsü'nde kıdemli bir bilim insanı olan Jeffrey Kargel, Doğu Avrupa'daki mevcut savaşa dikkat çekerek, iklim değişikliğine bağlanamasa da iklim değişikliğinin etkilerinin uluslararası ilişkilerin ve jeopolitiğin nasıl alevlenebileceği konusunda bir başka uyarı olduğunu söyledi.

İklim, bitki ve hayvanların uyum sağlayamayacağı kadar hızlı değişiyor
IPCC raporunun uyarıyla aynı doğrultuda yeni BM raporu ise, artan sıcaklıkların, tarım ve biyoçeşitlilik üzerinde yıkıcı etkilerle doğanın yaşam döngülerini nasıl alt üst ettiğine dikkat çekiyor. Orman yangınlarından kaynaklanan artan tahribat ve yalnızca Avrupa Birliği'nde her yıl 12.000 erken ölüme yol açan gürültü kirliliğinin gizli maliyeti yeni ortaya çıkan krizler olarak vurgulanıyor.

Rapor, artan sıcaklıklar ve aşırı hava koşullarının yol açtığı yaşam döngüsü değişikliklerinin, dünyadaki türlerin doğal ritimlerini, genellikle adapte olabileceklerinden daha hızlı bir şekilde etkilediği konusunda uyarıyor. Rapora göre, bu etkiler mevsimden mevsime değişiklik gösteriyor. Özellikle ticari tarımı ve balıkçılığı mahvetme potansiyeline sahip bu değişiklikler, kelebeklerden balinalara kadar savunmasız türleri de tehdit ediyor.

Dünya, sanayi öncesi dönemden bu yana 1,19°C ısındı. Rapora göre, 2000'li yılların başında yapılan araştırmalar, 203 bitki ve hayvan türünün yaşam evrelerinin her on yılda ortalama 2,8 gün daha erken ilerlediğini ortaya koydu.

Rapora göre, bazı hayvanlar iklim değişikliği nedeniyle ciddi sorunlar yaşarken bazı hayvanlar uyum sağlayabiliyor. Örneğin, civcivler ana besin kaynaklarını yakalamak için daha erken yumurtadan çıkıyorlar; tırtıllar, beslendikleri bitkilere ayak uydurmak için daha yüzeye çıkıyorlar. Ancak iklim değişikliği bu kadar hızlı gerçekleşirken, bireysel veya nüfus esnekliği, yaşadığımız hızlı çevresel değişikliklere ayak uyduramayabilir.

Rapor, bu biyolojik döngüdeki uyumsuzlukların kontrol edilmediği takdirde insan toplumlarına da zarar verebileceği konusunda uyarıyor. İnsan sağlığı için, bulaşıcı hastalıkların yayılması gibi sonuçları olan genel biyoçeşitlilik kaybının yanı sıra, ısınma eğilimleri çoktan mahsul verimini etkileyerek dünya çapında gıda güvenliğini tehdit etmeye başladı. Artan sıcaklıklar yüzünden bitkiler erken çiçek açtığında, polen taşıyıcılar zamanında aktif olmayabiliyor veya sezon sonu donları erken mahsulü yok edebiliyor.

Rapor, habitatları rehabilite etmek, habitat bağlantılarını geliştirmek için vahşi yaşam koridorları inşa etmek, korunan alanların sınırlarını değiştirmek ve üretken arazilerde biyolojik çeşitliliği korumak gibi çözümlerin acil müdahaleler olarak yardımcı olabileceğini, ancak sera gazı salımlarını azaltmak için güçlü çabalar olmadan, bu koruma önlemlerinin yalnızca temel ekosistem hizmetlerinin çöküşünü geciktireceğini söylüyor. Çöküşü geciktirmek yerine durdurmak için hemen harekete geçmemiz gerekiyor.

SHARE: