Menu TR

WE TALK

9 November

Şehirlerin döngüsel ekonomiye sahip olmasının dört yolu

2013’te Norveçli bir otobüs şirketi Oslo sakinlerine otobüslerin artık muz kabukları ile çalışacağını duyurdu. Bu duyurudan tam bir yıl öncesine gittiğimizde, Oslo’da iklim değişikliği ile ilgili yenilikçi kararlar alınmaya başlandığını görüyoruz. Şehrin sakinlerine evlerinde gıda atıklarını biriktirmeleri için yeşil geri dönüşümlü plastik torbalar dağıtılmış, toplanan bu organik materyallerden biyogaz üretilmesi amaçlanmıştı. Bugün, Oslo’da otobüsler üretilen bu biyogaz ile hareket ederken, ulaşımdan kaynaklı sera gazı salımının da büyük ölçüde önüne geçiliyor.

Aynı amaçla, San Francisco da yemek artıklarını kompostlamak için bir program uygulamıştı. Evlerden ve iş yerlerinden toplanan atıklar, alan düzenlemesiyle beraber yerel çiftçilerin topraklarında kullanması için gübreye dönüştürüldü. Bu girişim 2002’de oluşturulan ve 2020 yılına kadar gerçekleştirilmesi planlanan sıfır atık hedefinin bir parçası. Bu hedefle birlikte atıkların tamamını düzenli depolama sahasına göndermeden ve yakılma işlemi uygulamadan geri dönüştürmek veya yeniden kullanmak planlanıyor. San Francisco 2012 yılına kadar bu hedefi %80 oranında gerçekleştirerek Kuzey Kaliforniya’da atıkların yeniden kullanımı konusunda öncü şehir oldu. Şehir yönetimi, depolama alanlarına giden atıkların yarısının da geri dönüştürülebileceğini düşünüyor ve böylelikle bu oranın %90’a çıkması planlanıyor.

Gıda atıklarını yakıta veya gübreye dönüştürerek tekrar kullanmak şehirlerin döngüsel ekonomiyi deneyimlediği bir yol. William McDonough bunu “Biz büyük bir problemi devasa bir fırsata dönüştürüyoruz” diyerek açıklıyor. Tabi ki döngüsel sistemler şehirlerin geleneksel geri dönüşüm ve tekrar kullanma sistemleri üzerine kuruluyor ama artık ürünlerin başlangıçta dayanıklılık, tekrar kullanım ve onarımı için nasıl tasarlanabileceğine bakılıyor. Döngüsellik kaynakların sürekli olarak uygunluğu, kullanılması, yeniden dağıtılması ve ileride kullanılmak üzere geri dönüştürülmesi için kullanılan olgun ekosistemlerdeki malzeme ve enerji akışlarının taklit etmek için tasarlanıyor. Döngüsel sistemler, gereksiz tüketimi, materyallerin maliyetini, ürün üretmek için gereken enerji miktarını azaltarak ve maliyetleri düşürerek ekonomiye katkı sağlıyor. Son zamanlarda yapılmış olan Avrupa Komisyonu çalışmasında, Avrupa’da sadece üretim alanında döngüsel ekonomiye geçilmesiyle bile yıllık 630 milyon dolar tasarruf sağlanabileceğini görüyoruz. Döngüsellik yerel odaklı üretimi ve ürünlerin onarımını canlandırarak yerel bir “kapalı döngü” oluşturabilir. Oslo’nun Atık Yönetim Ajansı üst düzey yöneticisi ve Avrupa Birliği Döngüsel Ekonomi Ortaklığı başkanı Håkon Jentoft, Oslo ve diğer şehirlerin döngüsellik alanındaki öncülüğünü 4 farklı yolla açıklıyor.

1. Şehirler ve sektörler arasında diyalog başlatılıyor.

Daha iyi bir kaynak yönetimi için, ürünlerin nasıl üretildiği hakkında endüstriler ile iletişim içinde olmak ve ürünlerin üretim yolunu değiştirmek için çabalanması gerekiyor. Şehirlerin, kendi atık yönetimi bilgilerini kullanarak, problemler hakkında şirketlerle diyalog kurmaya başladığını görüyoruz. Döngüsel pazarların gelişimi işletmelerin ürünlerini tasarlamalarına ve üretici sorumluluğu almaya yönelik eylemlerine bağlanıyor.

2. Şehirler satın alma gücünü ve tedariki kullanıyor.

Satın alma gücü çok büyük olan şehirler, karbon salımları da dahil olmak üzere çevresel kriterleri ürünlere uygulayan yeşil tedarik üzerine odaklanıyor. Ürünlerin yaşam döngüsüne bakarak, üretim ve atık süreçleri doğrultusunda dairesellik, tedarik sürecine uygulanıyor.

3. Şehirler, vatandaşların tüketim şekillerini etkilemeye çalışıyorlar.

Her gün daha fazla tüketmelerini sağlayan çok güçlü dayatmalar olmasına rağmen kurallar ve tavsiyelerle, insanların döngüselliği benimsemesi planlanıyor.

4. Materyallerin nasıl daha iyi kullanılabileceği hakkında düşünülüyor.

Hangi ürünlerin atık olarak son bulduğunu ve atık akışında nelerin yarının kaynağı olabileceğini bilerek şehirlerin döngüselliği deneyimlediğini görüyoruz. Gıda atığı ve atık sudan üretilen biyogazla çalışan 150’den fazla şehir otobüsü ve çiftliklere gönderilen gübreyle, Oslo’nun döngüsel sisteminin ilgi çektiğini söyleyebiliriz. Bu sistem Oslo’nun yenilikçi çabaları için iyi bir başlangıç noktası olma niteliği taşıyor.

Sonuç olarak, insanların ikna edilmesi ve gerekli tesislerin inşa edilmesinden çiftçilerin endüstriyel gübreden organik gübreye geçirilmesine kadar her adımda büyük çaba ve yatırım gerektiren döngüsel ekonominin, şehirlerin zenginleşmesi ve çevresel ayak izlerinin azalması için daha fazla ivme kazanması gerektiğini söyleyebiliriz.

SHARE: