Menu TR

S360Mag

23 January

Çin’de plastik atığı mücadelesi başladı. Peki tüketiciler ne diyor?

Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Birleşmiş Milletler’e göre tek kullanımlık plastik, 21. yüzyılın en hayati sorunları arasında. Buna cevap olarak devletlerin tek kullanımlık plastiklere yönelik yeni uygulamalar ve yasaklar getirdiğini görüyoruz.

Çin, 2020’nin sonuna kadar bütün büyük şehirlerinde, 2022’de ise tüm şehirlerinde plastik poşetleri yasaklayacağını açıkladı. Taze ürünler satan marketler, 2025’e kadar yasaktan muaf tutulacak. Plastik poşet yasağına benzer şekilde 2020’nin sonundan itibaren lokantalarda tek kullanımlık pipetler kullanılmasına yasak getirilecek. 2025’e kadar ülke genelinde lokanta sektörünün tek kullanımlık plastik tüketimini %30 düşürmesi isteniyor. Tüm bu düzenlemelere ek olarak, geçtiğimiz yıllarda plastik atığı ithalatına yasak getiren Çin, geri dönüşümün ve yeniden kullanımın arttırılması amacıyla “kapsamlı kaynak kullanımı” tesisleri inşa etmeye başladı.

Avrupa Birliği ise 2025’e kadar ambalaj üretiminde 10 milyon ton geri dönüştürülmüş plastiğin değerlendirilmesi hedefini koymuş durumda. Avrupa pazarına giren tüm plastik ambalajların uygun maliyetle üretilerek geri dönüştürülebilir veya tekrar kullanılabilir olması amaçlanıyor. Birleşik Krallık ise Nisan 2022’den itibaren plastik ambalaj üretimi ve ithalatına vergi getirmeyi tasarladığını açıkladı.

Buna karşılık ambalaj üreticileri yeni yasal düzenlemelere ve tüketici farkındalığına göre kendini yeniden konumlandırıyor. 2019’da 70 şirket, ürünlerinde geri dönüştürülmüş plastiği daha çok kullanmak ve 2025’e kadar geri dönüştürülmüş plastik pazarını en az %60 büyütmek için gönüllü taahhütte bulundu. Dünyanın en büyük plastik ambalaj kullanıcısı şirketleri, ambalajlarında geri dönüştürülmüş plastik kullanımını beşe katlayarak %22’ye yükseltmek üzere 2025 yılına hedef koydular.

Atılan plastikten yapılmış şişeler ile geri dönüştürülmüş kâğıttan üretilmiş ambalajlar bir süredir hayatımızda. Yeni pek çok ünlü markanın gıda sınıfı ambalajlarında geri dönüştürülmüş karışık plastik atıkları kullandığı haberleri geliyor. Kişisel bakım ve sağlık ürünleri de atık plastikten üretilmiş ambalajlara geçiyor.

Ürünün kalitesi, işlevselliği ve fiyatını etkilemediği sürece geri dönüştürülmüş ambalajların tüketiciler tarafından tercih edilebildiğini görüyoruz. Nielsen şirketinin ABD’de 21.000 hane ile gerçekleştirdiği 2019 araştırması, çevre dostu ürünlerin ve geri dönüştürülmüş ambalajların tüketicilere yüksek oranda hitap ettiğini gösteriyor. Aynı şekilde GFK’nin hazırladığı başka bir anket tüketicilerin, üreticilerin ilk adımı atıp daha çevre dostu ürünler sunarak sorumlu tüketime ön ayak olmalarını beklediğini gösteriyor. DS Smith’e göre görüşülen her on kişiden dokuzu, aynı kalitede iki ürün arasından daha az plastik ile ambalajlanmış olan tercih ediyor.

Ancak “yeşil badana” (greenwashing) tüketiciler için caydırıcı bir unsur. Sürdürülebilir ambalajlamanın uluslararası standartlara bağlanması ve güvenilir bir referans ile pazara sunulması bekleniyor. Tüketiciler arasında etiketlere duyulan güven düşük düzeyde. Bu sebeple, markaların somut verilere dayalı etkili bir iletişim gerçekleştirmesi önem taşıyor.

Avrupa Birliği, ürün etiketleme konusunda daha net standartlar getirmek üzere çalışmalar yürütüyor. Avrupa Komisyonu’nun geliştirmekte olduğu Ürün Çevresel Ayak İzi (Product Environmental Footprint-PEF) metodu yeni yasal düzenlemeler için iyi bir başlangıç noktası. PEF, ürünlerin yaşam döngüsünü inceleyerek karbon ayak izi ve doğal kaynak kullanımı gibi etkiler üzerinden ürünlerin çevresel performansını ölçüyor. PEF verilerini temel alan “eko-etiketler” tüketiciler için kıyaslanabilir bir bilgi kaynağı oluşturma potansiyeline sahip. QR kod gibi dijital çözümler, bu etiketlerin etkin kullanımını kolaylaştırabilir. Uluslararası bir “%100 geri dönüştürülmüş ambalaj” sertifikası oluşturulması ise sürdürülebilir ambalaj iletişimi konusunda atılabilecek en önemli adım.

SHARE: