Menu TR

S360Mag

11 June

Pandemi sonrası daha dayanıklı ve sürdürülebilir deniz ekonomisi mümkün olabilir mi?

Bu haberi 6 dakikada okuyabilirsiniz.

Havayolları, yeme-içme ve eğlence sektörü gibi birçok alanı olumsuz etkileyen COVID-19 pandemisi, arka planda kalan deniz ekonomisini de en az diğerleri kadar derinden etkiliyor. Deniz ekonomisinin yarattığı resmi veya gayrı resmi iş imkanları, deniz ürünleri ve diğer deniz kaynaklı servislerin toplamı yıllık 24 trilyon dolarlık değer yaratıyor. Aslında, deniz ekonomisi bir ülke ekonomisi olarak kabul edilse dünya sıralamasında 7. en büyük ekonomi olurdu.

Pandemi sürecinde neler olduğuna bakıldığındaysa, dünyada bazı bölgelerde deniz taşımacılığının %30’a kadar azaldığı gözleniyor. Karantina uygulamaları ve sağlık endişeleri nedeniyle deniz ürünlerine olan talep kaybı da özellikle Çin ve Batı Afrika’da balıkçılık aktivitelerini %80’e kadar azalttı. Ülke gelirinin büyük bir çoğunluğunu deniz turizmi ile sağlayan destinasyonların da sınırlarını kapatmak zorunda kalmasıyla birlikte pandemiden en çok etkilenen sektörlerden biri turizm sektörü oldu. Küresel anlamda tüm turizm aktivitelerinin uğradığı sekte ile sektörde 7,4 milyar dolarlık gelir kaybı yaşanıyor. Aynı zamanda çok sayıda insana istihdam sağlayan turizm sektöründe çalışan 75 milyon kişininse iş kaybı yaşayacağı öngörülüyor.

Ülkeler, pandeminin farklı sektörler üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak ve iyileşme sürecine geçiş için birçok teşvik paketi açıkladı. Bu paketlerin büyük bir kısmı karaya bağlı endüstrilere yönelik olarak belirlendi. Ancak aslında birçok ülke ve destinasyon için önemli bir gelir kaynağı oluşturan deniz ekonomileri için oluşturulacak teşvik paketleri ise geri planda kaldı.

Deniz ekonomileri için iyileşmeyi hızlandıracak ve ileride yaşanabilecek potansiyel kriz durumlarında deniz ekonomilerinin de daha dayanıklı ve sürdürülebilir olmasını sağlayacak yöntemler neler olabilir? Bu konudaki bazı tartışmaları aşağıda derledik.

1.Deniz turizminde sürdürülebilirliğe yönelmek

COVID-19 pandemisi öncesinde deniz turizminin dünya çapında yaklaşık 390 milyar dolar gelir ürettiği biliniyor. Birçok ülkede ise turizm sektörü gelirleri ülkedeki toplam gelirin ciddi bir oranını oluşturuyor. Bu nedenle pandemi sonrası iyileşme teşvik paketlerinin deniz ekonomilerinin de hesaba katılarak oluşturulması büyük bir önem teşkil ediyor. Deniz turizminin sağlık endişeleri nedeniyle bir süre daha sekteye uğrayacak olması bu sektörde çalışan kişilerin ücretsiz izin alması ya da işten çıkartılması ile sonuçlanıyor. Bu sebeple iyileşme fonlarından gelecek olan finansal destek ile ücretsiz izinde olan ya da işten çıkartılmış kişiler, mercan resifleri ve mangrovların oluşturduğu ormanlar gibi kıyı ekosistemlerini iyileştirmek için görevlendirilebilir. Buna benzer doğa odaklı istihdam projeleri Büyük Buhran döneminde Amerika Birleşik Devletleri’nde hayata geçirilmişti. Öte yandan tatil bölgelerinin ve otellerin yoğunluğunun azalması fırsat bilinerek plastik atığını azaltan içme suyu istasyonları ve benzeri uygulamalara geçilebilir. Bu süreçte çalışanlara sürdürülebilirlikle ilgili eğitimler vererek onların bu konudaki yetenek ve bilgileri genişletebilir, böylelikle pandemiden kaynaklanan kriz birçok şirket için fırsata çevrilebilir.

2.Deniz taşımacılığından kaynaklı emisyonları azaltmak

Dünyadaki toplam taşımacılığın %90’ını deniz taşımacılığı oluşturuyor. Denizlerdeki bu trafik, küresel karbon emisyonları ve hava kirliliğine sebep olan en büyük nedenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle Uluslararası Denizcilik Örgütü 2050 yılı itibariyle deniz taşımacılığından kaynaklı emisyonların %50 oranında azaltılmasını hedefliyor. Pandemi sürecinde azalan karbon emisyonları bu hedefe doğru ilerleme konusunda yeni bir fırsat sunuyor. Bu süreçle birlikte gemilerde daha az ses kirliliğine sebep olacak aynı zamanda yakıt tasarrufunu sağlayacak ve emisyon azalmasını sağlayacak iyileştirmeler uygulanabilir. Tonaj bakımından deniz taşımacılığının %95’ini sağlayan Çin, Güney Kore ve Japonya bölgelerinde deniz taşımacılığında yapılacak iyileştirmeler daha da büyük önem taşıyor. Deniz araçlarında karbon salımını azaltacak uygulamaların yanı sıra sıfır emisyonlu yakıt kullanımına geçiş gibi hedeflerin de gözetilmesi gerekiyor.

3.Pandemi sonrasında artış beklenen balık popülasyonu nedeniyle oluşabilecek fazla avlanma ve israftan kaçınmak

Diğer yatırımlardan farklı olarak, deniz kaynakları ekonomik gerileme döneminde de büyümeye devam ediyor. 2.Dünya Savaşı sırasında da balıkçılık sekteye uğramış, birçok balıkçı avlanmayı bırakmak durumunda kalmıştı. Pandemi sürecinin de aynı etkiyi yaratarak balık popülasyonlarında artışa sebep olduğu düşünülüyor. Bu nedenle pandemi sonrası iyileşme döneminde nüfus artışını sebep göstererek fazla avlanma ve balık israfından kaçınmak gerekiyor. Bunun yerine hasat verimliliğini sağlayacak politikalar uygulanmalı ve uzun vadeli yarar gözetilmeli.

4.Denizcileri desteklemek

Gemi ve tekne gibi deniz araçları, pandemi döneminde uygulanması gereken sağlık önlemlerini uygulamanın en zor olacağı çalışma alanlarından biri. Denizcilikle uğraşan çalışanlar ise denizde oluşabilecek zor şartlara rağmen deniz ekonomisinin ana temellerinden birini oluşturuyor. Bu nedenle denizcilikle uğraşan kişilerin sağlığını ve güvenliğini korumak önemli bir önlem olarak karşımıza çıkıyor. Uzun ya da kısa süreli olarak denizde bulunan denizcilerin dönüşleri sırasında çeşitli koronavirüs testleri uygulanarak ailelerinin ve toplumdaki diğer bireylerin sağlığı korunabilir. Denizde bulundukları süre boyunca çalışanlara, karayla iletişim kuracakları kanalları da temin etmek gerekiyor.

5.Deniz parklarını korumak

Deniz ve okyanusların yalnızca %7,4’ü koruma altına alınmış durumda. Deniz parkları özellikle biyoçeşitliliği korumak ve balık çeşitliliğini arttırma konusunda başarılı sonuçlar verebiliyor. Turizmle birlikte bölge halkı için istihdam yaratırken aynı zamanda potansiyel olarak büyük miktarda karbonu soğurarak depolama işlevi görüyor. Koronavirüs döneminde turist yoğunluğu azalan hatta bitme noktasına gelen deniz parklarının pandemi sürecinde endüstriyel balıkçılık faaliyetleri için kullanılabileceği tartışılıyor. Ancak deniz parkı yatırımlarının olgunluk sürecine ulaşma döneminin oldukça zaman alması ve deniz parklarının sürdürülebilir deniz turizminin temel merkezlerinden biri olmaları nedeniyle bu fikir birçok uzman tarafından kabul görmüyor. Bu sebeple deniz parklarını endüstriyel balıkçılığa açmak gibi kısa dönemli ekonomik katkı sağlayacak hedefler değil, uzun dönemli olumlu etkiler sağlayacak stratejilere yönelinmeli.

6.Gıda güvenliği riskini azaltmak için deniz tarımına önem vermek

Araştırmalara göre dünya üzerindeki 845 milyon insan deniz ürünlerinde yaşanabilecek düşüşe bağlı olarak gıda güvensizliği ile karşı karşıya kalabilir. Pandeminin olumsuz etkileriyle birlikte, azalan deniz ürünleri taşımacılığı ve istihdamda azalış küresel gıda güvenliği riskini hızlandırabilir. Pandemi sonrası iyileşme süreci teşvik fonları kullanılarak yatırım yapılacak akıllı su ürünleri yetiştiriciliği ve deniz tarımı çözümleri ile gıda güvenliğinde yaşanabilecek sorunların önüne geçmek mümkün. Bu akıllı deniz yatırımları için daha önce tarımda kullanılmış beslenme ve çevre bilinçli yenilikçi yatırımlar örnek alınabilir.

7.Deniz ekonomisinde dijital yatırımlardan faydalanmak

Deniz teknolojilerine yapılacak yatırımlar, pandemi sonrasında deniz ekonomisini hızlıca canlandıracak yöntemlerden biri. Bu teknolojilerle birlikte denizleri daha etkili şekilde gözlemlemek ve bizlere sunduğu ürünleri daha verimli bir şekilde kullanmak mümkün olabilir. Örneğin, balıkçılık gözlemciliği endüstrinin avlanma ile ilgili bilgi dağarcığını genişletirken aynı zamanda soyu tükenmekte olan türlerle ilgili daha iyi gözlem yapabilmesini ve yasaların uygulanabilirliğini sağlıyor. Ancak pandemi döneminde balık gözlemciliği uygulamaları askıya alınmış durumda. Bu sebeple balık gözlemciliğinde yapay zeka kullanımına yoğunlaşmak daha etkili bir gözlem sistemini sağlayabilir. Uydu sistemleri ve drone teknolojileriyle birlikte daha büyük çapta bilgi toplama ve gözlem imkanı sağlanırken aynı zamanda pandeminin azalttığı güvenlik önlemleri sebebiyle birçok bölgede artan yasa dışı balıkçılık faaliyetlerinin de önüne geçilebilir.

8.Pandemi süreci ve sonrasında sürdürülebilirliği temel olarak almak ve uygulamak

Pandeminin sekteye uğratabileceği çevresel sorumluluk uygulamalarının bizleri daha sürdürülebilir ve sorumlu ekonomiler yaratma hedefinden uzaklaştırmaması gerektiğini hatırlamak gerekiyor. Örneğin, sağlık endişeleri sebebiyle pandemi sürecinde kullanımı artan tek kullanımlık plastikler deniz kirliliğinin en büyük sebeplerinden biri olmayı sürdürüyor. Bu sebeple pandemi sürecinde ve sonrasındaki iyileşme döneminde sürdürülebilir kalkınma hedeflerini gözetecek uygulamaların devamlılığı ciddi bir önem taşıyor.


COVID-19 pandemisi ile birlikte ekonomilerin, gıda güvenliğinin ve insan sağlığının denizle yakından ilişkili olduğu bir kez daha gözler önüne serildi. Yukarıda bahsedilen maddeler pandemi sonrası iyileşme sürecinde ihtiyacımız olan ‘’sürdürülebilir iyileşme’’yi mümkün kılarken aynı zamanda ileride karşılaşılabilecek potansiyel kriz durumlarında deniz ekonomisinin daha dayanıklı ve sürdürülebilir olmasını sağlayabilir. Bu sebeple içinde bulunduğumuz pandemi sonrası iyileşme dönemini ekonomilerimizdeki sürdürülebilirlik ve sorumluluk fikrini pekiştirme ve bunun için uygulamalara başlama fırsatı olarak değerlendirmek mümkün gözüküyor.

SHARE: