Menu TR

S360Mag

21 November

Greenpeace Plastik Raporu: Denizden Sofraya

Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

1950’lerden itibaren yaşamın birçok alanına giren plastik, günümüzde 8,3 milyar tonluk bir üretim hacmine ulaşmış durumda. 6,3 milyar tonun ise çöp haline geldiği tahmin ediliyor. Greenpeace Akdeniz, Türkiye’deki Deniz Canlılarında Plastik Kirliliği raporunda devasa boyutlara ulaşan plastik atığın Türkiye’yi çevreleyen denizlerde yarattığı etkiyi mercek altına aldı.

Her yıl 4,8 ila 12 milyon ton arasında plastik çeşitli yollarla okyanuslara karışıyor. Bu atığın %92’sini 5 milimetreden küçük boyutlara sahip mikroplastikler (MP’ler) oluşturuyor. Bu mikro atıklar dış etkenler tarafından parçalanan plastik atıkları veya bünyesinde aşındırıcı olarak mikroplastik bulunan bazı kişisel bakım ürünleri (diş macunu, yüz temizleme jeli vb.) ve bazı temizlik maddelerinin (yüzey aşındırıcılar, deterjanlar vb.) denizlere karışmasıyla ortaya çıkıyor.

Şekil 1. Deniz canlılarının toplam nüfusları içerisinde mikroplastik oranları

Atık su arıtma tesislerinde filtrelerden geçerek denizlere karışan mikroplastikler deniz canlıları tarafından tüketilerek besin zincirine dahil oluyor. Denizlerimizdeki kefal nüfusunun %64,8’inde, barbunun %63’ünde, mırmırın %34,3’ünde, tekirin %32,8’inde, istavritin %26,7’sinde mikroplastik bulunduğu tespit edildi. Bu durum, balık nüfusunun %44,3’ünde, neredeyse yarısında, mikroplastik olduğunu gösteriyor. Kırmızı karidesin ise %19’unda MP bulunuyor. Adana, Ankara, Bodrum, İstanbul ve İzmir olmak üzere beş farklı noktada örneklenen midye dolmaların %91,2’sinde mikroplastik bulundu. Bu, 100 gramlık midye porsiyonunda 5.76 adet, 250 gramlık midye porsiyonunda ise 14.41 adet mikroplastik tüketme riski olduğu anlamına geliyor.

Grafik 1. Adana, İstanbul ve İzmir’den örneklenen balık türleri ve Mersin’den örneklenen kırmızı karides türündeki MP oranları (% değerler örnek içerisinde MP barındıran bireylerin oranını vermektedir)

Balıklarda, karideslerde ve midye dolmalarda tespit edilen mikroplastik polimerleri incelendiğinde en çok bulunan polimer tiplerinin poşet üretiminde kullanılan polietilen (PE), ayran şişelerinde kullanılan polipropilen (PP) ve su şişelerinde kullanılan polietilen terefitalat (PET) olduğu görülüyor. Bu da mikroplastik kirliliğinin en büyük sorumlusunun tek kullanımlık plastik ürünler olduğunu ortaya koyuyor.

İnsanlar tarafından yaygın olarak tüketilen bu canlı türlerinde mikroplastiklere rastlanması insan ve doğal yaşamın sağlığı açısından ciddi riskler yaratıyor. Bu risklerin başında parçacıkların iç organlarda meydana getirebileceği tahriş, iltihap, tıkama gibi fiziksel hasarlar geliyor. Parçacıkların 130 μm’ye (mikrometre-milimetre¬nin binde biri) kadar ufalanması durumda partiküllerin bağırsak tabakasında emilmesi ve farklı organlarda birikim yapabilmesi de mümkün. PE, PP ve PET gibi plastiklerin içerdiği zararlı kimyasallar ve denizden topladıkları diğer kirleticiler ise kanser, hormon bozukluğu gibi daha kompleks sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Grafik 2. Adana, İstanbul ve İzmir’den örneklenen balık türleri ve Mersin’den örneklenen kırmızı karides türünden elde edilen fibril ve parçacık tipteki MP oranları

Pek çok canlı türünün yaşam alanı olan ve insanlara gıda sağlayan Marmara, Ege ve Akdeniz’de ciddi miktarda MP tespit edilmiş olması Türkiye’nin plastik tüketimi konusunda acilen eyleme geçmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Atık politikalarımızı iyileştirmemiz ve bireysel plastik tüketimini azaltmamız gerekiyor. Mikroplastikler ve mikroplastiklerin insan sağlığına etkileri üzerine yapılan bilimsel araştırmaların arttırılması ve desteklenmesi de tehlikenin bütün boyutları ile ele alınabilmesi açısından öneme sahip. Avrupa Birliği’nde yasaklanmış olan tek kullanımlık plastiklerin Türkiye’de de yasaklanması ise atılabilecek önemli adımlar arasında.

SHARE: