Menu

15 April

Mikroplastikler ilk kez insan kanında ve akciğerinde bulundu

*Bu yazıyı 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Büyük miktarlarda plastik atık çevreye atılıyor ve mikroplastikler artık Everest Dağı'nın zirvesinden en derin okyanuslara kadar tüm gezegeni kirletiyor.  
 
İnsanların küçük parçacıkları yiyecekler ile tükettiği ve soluduğu zaten biliniyordu ancak mikroplastik kirliliği ilk defa insan kanında tespit edildi. Geçtiğimiz ay içerisinde Environmental International dergisinde yayımlanan çalışmada bilim insanları, tümü sağlıklı yetişkinler olan 22 anonim bağışçıdan alınan kan örneklerini analiz etti ve içlerinden 17 tanesinde plastik parçacıkların varlığını tespit etti. Bu numunelerin yarısında yaygın olarak içecek şişelerinde kullanılan PET plastik, üçte birinde ise gıda ve diğer ürünleri paketlemek için kullanılan polistiren bulundu. Benzer şekilde bu kan örneklerinin dörtte birinde ise plastik poşetlerin hammaddesi olan polietilen saptandı.
 
Hollanda'daki Vrije Universiteit Amsterdam'dan bir ekotoksikolog olarak çalışan Prof Dick Vethaak, çalışmayı, insan kanında polimer parçacıkların bulunduğunun ilk göstergesi olduğu için çığır açan bir sonuç olarak değerlendiriyor. Bir yandan da gelecekteki çalışmalarda örneklem büyüklüğünün ve değerlendirmeye tabi tutulan polimxer sayısının arttırılmasıyla daha fazla araştırma yapılmasının önemine değiniyor. Yine de bu keşif, parçacıkların vücutta dolaşabileceğini ve organlara takılabileceğini gösteriyor. Her ne kadar insan sağlığı üzerindeki etkileri henüz bilinmese de mikroplastiklerin laboratuvar ortamında insan hücrelerine zarar vermesi bilim insanlarını endişelendiriyor. Vethaak’ın kaygılanmasındaki asıl sebep ise kimyasallara ve partiküllere maruz kalan bebeklerin ve küçük çocukların çok daha savunmasız olması. Bu durumun endişe verici olduğunu söyleyen Vethaak, geçmişteki çalışmaların bebeklerin dışkılarında yetişkinlere göre 10 kat fazla daha fazla mikroplastik tespit ettiğini ve plastik şişelerle beslenen bebeklerin günde milyonlarca mikroplastik parçacığı yuttuğunun saptandığını hatırlatıyor.
 
Vethaak’a göre sorulması gereken asıl soru ise vücudumuzda neler olup bittiği. Daha fazla araştırma yapılarak parçacıkların vücutta kalıp kalmadığı, belli organlara taşınıp taşınmadığı veya tespit edilen mikroplastik seviyelerinin bir hastalığı tetiklemek için yeterince yüksek olup olmadığı gibi soruların yanıtlanmasının öneminin altını çiziyor.
 
Son zamanlarda birbirinin ardı sıra bu parçacıkların vücutta dolaşabildiğini ve organlara takılabileceğini destekleyen çalışmalar yayımlandı. Science of the Total Environment’ta yayımlanması onaylanan bir çalışmaya göre mikroplastikler ilk defa yaşayan insanların ciğerlerinin derinliklerinde keşfedildi. Parçacıklar, neredeyse analiz edilen tüm numunelerde bulundu. Araştırmada, ameliyat olan 13 hastadan alınan dokulardan örnekler alındı ??ve 11 vakada mikroplastik bulundu. En yaygın partiküller, plastik ambalaj ve borularda kullanılan polipropilen ve şişelerde kullanılan PET idi. Daha önce yürütülen başka iki çalışmada da otopsiler sırasında alınan akciğer dokusunda benzer şekilde yüksek oranlarda mikroplastikler bulunmuştu. İngiltere’deki Hull York Tıp Okulu’ndan olan ve araştırmanın baş yazarı Laura Sodofsky, en yüksek sayıdaki parçacıkların ciğerlerin derinliklerinde bulunmasını beklemediklerini ve bulunan parçacıkların ebatlarının kendilerini şaşırttığını söylüyor. Ciğerlerin derinliklerindeki hava kanallarının daha küçük olduğunu ve normalde bu ebattaki parçacıkların ciğerlerin derinliklerine ulaşamadan filtre edilmesinin veya hapsedilmesinin beklendiğini ekliyor.
 
Yakın zamanda yapılan başka bir araştırma, mikroplastiklerin kırmızı kan hücrelerinin dış zarlarına tutunabileceğini ve oksijen taşıma yeteneklerini sınırlayabileceğini buldu. Parçacıklara hamile kadınların plasentalarında da rastlandı. Ayrıca hamile sıçanlarda da parçacıkların akciğerlerden hızla kalplere, beyinlere ve fetüslerin diğer organlarına geçtiği bulundu. 
 
Plastik kirliliğinin azaltılması için sosyal bir girişim olan Common Seas’in kurucusu Jo Royle, plastik üretiminin 2040 yılına kadar ikiye katlanacağını ve bütün bu plastiğin vücudumuza ne yaptığını bilmeye insanların hakkının olduğunu ifade ediyor. 80 tane STK’dan ve bilim insanlarından oluşan Common Seas, İngiltere hükümetinden plastiğin insan sağlığı üstündeki etkilerinin araştırılması için 15 milyon sterlin ayırmasını talep ediyor. Avrupa Birliği halihazırda mikroplastiğin fetüsler, bebekler ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkisine ilişkin araştırmaları finanse ediyor.  
 
Yayınlanan yeni bir inceleme makalesi mikroplastikler bağlamında kanser riskini değerlendirdi ve şu sonuca vardı: “mikro ve nanoplastiklerin insan vücudunun yapılarını ve süreçlerini nasıl etkilediği, hücreleri dönüştürüp dönüştürmedikleri veya nasıl dönüştürdükleri ve akabinde kanser hücresi oluşumuna yol açıp açmadıkları konusunda daha ayrıntılı araştırmalara, özellikle plastik üretimindeki katlanarak artan artış ışığında acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Sorun her geçen gün daha acil hale geliyor”.
 

SHARE: