Menu TR

WE TALK

7 December

Kadın: Sokakta hanımefendi, evde patron, işte...?

Ev işlerinin mecburi patronları olarak kodlanan kadınların iş dünyasında yaşadığı zorluklar; üzerine çokça konuşulan, yazılıp çizilen sorunlardan. Fakat yine de hala yeterli çözüme ulaşamamış olmamız bu konuda herkesin yeteri kadar elinden geleni yapmadığını kanıtlıyor. Çünkü en çok okunan kısalarımızda İş Hayatında Kadın Olmak’ta da bahsettiğimiz gibi ayrıcalık, ona sahip olanlar için görünmezdir. S360Mag için bu konuyu iki farklı çizerin vurucu görselleriyle yeniden masaya yatırdık.

İş dünyasında çaba ve yeteneklerinin karşılığını ve talep ettikleri sorumluluğu almakta engellerle karşılaşan kadınlar için söz konusu ev işleri olduğunda durum tersine dönüyor. Karikatürist Emma, Ev İşlerinde Cinsiyet Savaşları çizgi hikayesinde bu farklılığı vurguluyor.

Erkekler ev işlerine ‘yardımcı olmayı’ kabul etseler bile bu işlerin planlama ve yönetim aşamasına katılmaktan kaçındıkları için tam zamanlı bir iş kadar vakit ve zihinsel aktivite gerektiren “ev işleri yönetimini” kadınlar ‘zorunlu olarak’ üstleniyor. Emma bu işin kadınlara ‘zihinsel yük’ olarak döndüğünü söylüyor.

Kültürel ve sosyal yapıların, dolayısıyla çocukluk döneminde ailede şahit olunan toplumsal cinsiyet rollerinin yarattığı bu döngü iş dünyasının alışagelmiş uygulamalarıyla da besleniyor. 1700’lerden sonra hızla sanayileşen ve kentleşen dünyada iş bölümünün cinsiyetle temellendirilmesi sonucunda kadınlara ‘mecburi ev kadını’, erkeklere ise ‘ekmeğinin peşindeki fedailer’ rolünün düşmesinin günümüze kadar ulaşan uzantıları; erkeklere ebeveynlik izni (doğum izni) verilmemesi, işe alım ve terfi süreçlerinde toplumsal cinsiyet bazlı yaklaşımlar ve ücret eşitsizliği vb. durumlar olarak karşımıza çıkıyor.

Bir diğer çizer Sarah Cooper ise kadınların evde mecburen üstlendikleri bu görevi iş yerinde üstlenmeye çalışırken karşılaştıkları zorlukların üzerinde durduğu “Erkeklerin Duygularını İncitmeden Nasıl Başarılı Olursunuz?” kitabında kadınlara bu zorluklara karşı alabilecekleri önlemlerle ilgili ironik öneriler veriyor.

Yönetim kademelerinde ilerlemek isteyen kadınların sorunlarının başında terfi alma süreçlerindeki ayrımcı yaklaşımlar geliyor. Cooper’ın bu konudaki önerisi ise kadınların yöneticileriyle kendileri konuşmaktansa ofisteki erkek çalışanlardan kendileri için terfi istemesini rica etmesi! Çünkü talep etmeyen kadınlar daha az tehditkâr görünüyor. Yazar, toplantılarda görmezden gelinen kadınları ise ironik olarak şöyle teselli ediyor: “Toplantılarda doğru düzgün tanıtılmadığınızda sakın ha toplantının akışını bölmeyin. Toplantıdan sonra tüm katılımcılara kendinizi tanıtan küçük bir not gönderirsiniz, olur biter! Bu hep sizin başınıza geliyor olabilir, yine de kişisel algılamayın.”

İş kadınlarının en büyük sorunlarından biri de mütemadiyen maruz kaldıkları cinsiyetçi yorumlar ve eril dil. Kadınların herhangi bir konuda bir erkeğin fikrine ya da yardımına ihtiyaç duyduğu kanısı, yani erilleme. İş ortamında kadınların sürekli sözünün kesilerek fikirlerinin küçümsenmesi ya da tamamlanmaya çalışılması, korunmaya muhtaç oldukları kanısı, dış görünüşleri ya da ses tonları üzerine yapılan yorumlar ve kısıtlamalar, eril dil kullanımı, iş ortamında taciz ve şiddet bu konu altında incelenebilecek sorunlardan bazıları. Cooper’ın sözü kesilen kadınlara önerisi çok basit: “Susun”. Cinsiyetçi yorumlara verecekleri tepki ise biraz daha çaba gerektirebilir. Cinsiyetçi yorumlar aldıklarında yapmaları gereken daha önce ayna karşısında çalıştıkları garip ve utangaç kahkahayı atmak!

Kadınları bekleyen bir başka engel de iş birliği içinde çalışmak. İş birliği yapılan konu hakkında kadınların da fikirleri ya da katılmadığı noktalar olabiliyor. Cooper kadınların fikirlerini belirtirken fazla özgüvenli görünmelerinin erkekler tarafından itici algılanabileceğini söylüyor. Bu yüzden kadınların fikirlerini önemsizleştirerek; “Sesli düşünüyorum da…”, “Aklıma aptalca bir şey geldi…” gibi alttan alan girişler yaparak belirtmeleri daha güvenli bir yol. Yine de kadınların ortaya attığı fikirlerin önemsenmemesi ve aynı fikir bir erkek tarafından tekrar edildiğinde değer görmesi de iş hayatında sıkça karşılaşılan sorunlardan. Böyle durumlarda da kadınlar, fikirlerinin değer görmesini sağlayan arkadaşlarına bir teşekkür borçlular çünkü o tekrar etmeseydi bu fikri kimse duymayabilirdi bile! Katılmadıkları ya da yanlış olduğuna emin oldukları fikirleri belirtmekse kadınlar için mayın tarlasında yürümek gibi. Bu yüzden Cooper kadınlara bir hata bulduklarında emin olsalar dahi çok emin görünmemeyi, hatta bu hatayı fark ettikleri için özür dilemelerini öneriyor. Katılmadıkları fikirleri belirtmeyi gerçekten çok isteyen kadınlara ise bıyık takmalarını! Bu aşamayı da geçip yönetici pozisyonuna ulaşmayı başaran kadınlar içinse en önemli konu çalışanlara isteklerini belirtme biçimleri. Örneğin bir iş için teslim tarihi belirlerken iş arkadaşına direkt olarak bir tarih vermek yerine o tarihte bitirmekle ilgili ne düşündüğünü sormak daha ‘kadınsı’ bir yaklaşım olabilir. Mail yoluyla bir iş isterken de bolca ünlem ve emoji kullanmak yerinde olur. Çünkü etkin iletişim kurmak kadınları daha ulaşılmaz gösterebilir.

Kadınlar Cooper’ın önerilerine uymanın ödülü olarak iş dünyasının “değeri bilinmeyen kahramanları” unvanını kazanabilirler. Ancak biz de ona katılıyor, kadınlara değeri bilinmeyen kahramanlar olarak kalmamalarını önermiyoruz. Çünkü ücret eşitsizliğine, terfi ve işe alım süreçlerinde ayrımcılığa, iş yerinde cinsiyetçi söylemlere, tacize ve şiddete boyun eğmemenin sadece kadına değil, çalıştığı şirkete de çok önemli kazanımlar sağladığını ortaya koyan araştırmalara güveniyoruz.

SHARE: