Menu

18 March

Kadınların neden iklim hareketinin merkezinde olması gerekiyor?

*Bu yazıyı 3 dakikada okuyabilirsiniz.
 
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün bu yılki temasını, “Sürdürülebilir bir yarın için bugünden cinsiyet eşitliği” olarak belirledi. Kuruluş, dünya çapındaki kadınların ve kız çocuklarının iklim değişikliğine uyum, iklim krizinin önlenmesi ve hareket alanları konularında sorumluluk alma yollarını araştırıyor. Böylece herkes için daha sürdürülebilir bir geleceğe doğru değişim yaratmayı amaçlıyor.

Kadınlar, dünyadaki yoksulların çoğunluğunu oluşturdukları ve iklim değişikliğinin en çok tehdit ettiği doğal kaynaklara daha fazla bağımlı oldukları için, iklim değişikliği etkilerine karşı erkeklerden daha savunmasız olarak kabul ediliyor. Bugün toplumsal cinsiyet eşitliği olmadan, sürdürülebilir ve eşit bir gelecek, ulaşılamayacak bir şey olmaya devam ediyor.
BM Kadın Birimi Direktörü Sima Bahous durumun önemini şu şekilde belirtiyor: "Gezegenimizin korunmasına rehberlik etmek için kadın ve kız çocuğu çevre savunucuları ve iklim aktivistlerinin liderliğinden yararlanma fırsatımız var. Cinsiyet eşitliği perspektifinden bakıldığında iklim değişikliği bir tehdit çarpanıdır. Ancak kadınlar ve özellikle genç kadınlar, çözümün çarpanlarıdır.”

2019'da yapılan bir araştırma, kadınların ulusal parlamentolardaki temsilini artırmanın daha katı iklim değişikliği politikalarının benimsenmesine ve karbon salımların azalmasına yol açtığını söylüyor. Kadınların üretken kaynaklara erişimini genişletmek, tarımsal üretimi, gıda güvenliğini artırabilir ve karbon salımlarını azaltabilir. Küçük ölçekli kadın çiftçiler üretken kaynaklara eşit erişime sahip olsaydı, çiftlik verimleri yüzde 20 ila 30 oranında artacak ve 100 ila 150 milyon insan artık aç kalmayacaktı. Bu durumun iklim değişikliğine katkısı ise çiftlik verimini arttırarak ormansızlaştırma baskısını ve karbon salımlarını azaltmaktan geçiyor.

Doğal kaynaklara bağımlı uygulamalardan ve fosil yakıt ekonomilerinden uzaklaşmak, yeni işler yaratmak ve kadın işçilere yeniden beceri kazandırmak için bir fırsat sunuyor. Madencilik, enerji ve hayvancılık gibi üretim ve tüketim ağırlıklı ekonomilerden, hizmet ağırlıklı ekonomilere geçiş yapmak hem iklim krizine hem de cinsiyet eşitliğine pozitif etki yaratabilir. Bakım sektörüne yatırımı artırmak, odağı toplu refaha kaydırmanın ve karbon salımlarını yükseltmeden ekonomileri güçlendirmenin etkili bir yolu.

Kadınların yerel topluluklarında ve evlerinde yemek pişirme, çamaşır yıkama ve gıda işleme gibi uğraştıkları işler genellikle ısı ve elektrik kullanımı içeriyor. Pek çok gelişmekte olan ülkede veya çatışma bölgesinde, kadınlar bu sorumluluklar için uygun fiyatlı enerji sağlamak için yakacak odun ve odun kömürü kullanmaya başvuruyor. Bu kaynaklara zorunlu bağımlılık, ormansızlaşmayı artırarak kadınları ve ailelerini yangın tehlikeleriyle karşı karşıya bırakıyor.

Bir başka zorluk da, kadınların bilim, teknoloji, mühendislik, matematik ve tıptaki (STEM) yeteneklerinin sosyolojik koşullarca kronik olarak az gelişmiş olması. Bu durum da daha az kadının iklim inovasyonlarına öncülük etmesi anlamına gelir. Bir asır önce Birleşik Krallık'ta, Women's Engineering Society tarafından belgelendiği gibi, yetenekli kadınlar cinsiyetleri yüzünden mühendislikten aktif olarak dışlandılar. Küresel nüfusun yarısının bilimsel kariyer yapmaktan caydırılmasıyla karşı karşıya kalmasıyla, mümkün olan en iyi temiz teknolojilerin belirlenip uygulanabilmesi için kadınları iklim bilimine dahil etmek her zamankinden daha önemli.

Cinsiyet eşitliğini iklim çözümlerinin merkezine koymak ne anlama geliyor?

Cinsiyet eşitliğini iklim değişikliği çözümlerinin merkezine koymak, bütünsel ve kalıcı iklim politikaları ve programlarına farklı cinsiyet perspektiflerini entegre etmek ile mümkün.
İklim çözümleri, cinsiyet ve iklim arasındaki ilişkiyi geliştirerek özellikle kadınların arazi haklarını güçlendiriyor. Ülkelerin sağladığı yerel ve doğa temelli bilgiler, kadına odaklanan sürdürülebilirlik çözümlerini teşvik etmek için cinsiyete özgü istatistik ve veriler geliştirmeli. Bu sayede iklim krizinde kadının rolünü daha iyi anlayarak hareket planları oluşturulabilir ve karar mekanizmalarında yer alan / yer alacak kadınların önemi ortaya çıkabilir. 

Son olarak, iklim çözümleri finansmanına toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşım getirmelidir. Daha sürdürülebilir bir yarın için, yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarını geliştiren ve kadınların bunların gelişimine ve kullanımına katılımını destekleyen teknolojilere yatırım yapmalı ve bunları teşvik etmeliyiz.
 

 

 

SHARE: