Menu TR

WE TALK

6 July

Balıkların hızına yasalar yetişemiyor

Balıklar uluslararası sınırları takip edemezler, ticaret anlaşmalarından habersizlerdir, farklı türleri dünyanın dört bir yanında yaşar ve yaş aldıkça göç ederler.

İklim değişikliği karşısında ise, somon ve uskumru gibi rezervleri hayati derecede sınırlı olan balıklar “evraksız” bir şekilde göç ediyor. Yakın zamanda Science dergisinde yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, kıyı ülkelerinin kaynaklarının kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla uluslararası balıkçılık yönetmelikleri üzerinde daha fazla işbirliği yapmaları gerekiyor.

Araştırma, balıkçıları ve onların yönetimi altına girdikleri ulusal yetki sınırlarını haritalandırıyor. Ekonomik, hukuksal, istatistiksel, oşinografik ve ekolojik veriye dayanan araştırma modeli uluslararası balıkçıların geleceği hakkında tahminlerde bulunarak öneriler sunuyor.

Birçok ülke sularında çok farklı türlerdeki balıkların hareketlerine işaret edilen araştırmada balıklar, ortalama 43 kilometre bölü 10 yıl hızıyla yeni sulara giriyor ve bu hızın giderek artması bekleniyor. Rutgers Üniversitesi'nde yardımcı doçent olan ve birçok ülkede farklı araştırmaya katkısı bulunan Malin Pinsky’e göre bu, ciddi bir gelecek tehdidi.

Balıkçılık, gıda güvenliği, istihdam ve ekonomik istikrar için kritik bir öneme sahip. Dünya tarihine bakıldığında 1600'lü yıllarda Büyük Britanya ve İzlanda’nın, Atlantik Morina Balığı üzerindeki haklar sebebiyle karşı karşıya geldikleri ve birkaç yüzyıl boyunca ünlü geleneksel yemek “fish and chips” (balık ve patates cipsi) için kullanılan balık üzerine pazarlık ettikleri biliniyor.

Günümüzde uluslararası balıkçılık hakları, okyanus sularının ısınması nedeniyle daha da karmaşık bir hal alıyor. Stanford Okyanus Çözümleri Merkezi'nde balıkçılık alanında uzmanlaşmış Angee Doerr'e göre, özellikle tropik bölgelerdeki gelişmekte olan ülkeler risk altında bulunuyor. Ekvator ülkelerinin protein kaynağı olarak balıklara büyük ölçüde bağımlı olduğunu dile getiren Doer, su sıcaklıkları arttıkça balıkların rahat ettikleri sıcaklık bölgelerinde kalmaya çalıştıklarını ve dolayısıyla geleneksel olarak yaşadıkları suları tamamıyla terk edebildiklerini ekliyor.

Balıkların yaşadıkları suları tamamıyla terk etmesi, yönetimsel adımlar atılmadan önce gerçekleşirse bu durum kelimemin tam anlamıyla balıkların bir süre boyunca kanunsuz olacakları, yani hiçbir kuruluş tarafından yönetilmeyeceği anlamına geliyor. Pinsky “İlk kez paylaşılan bir balık rezervi, son kek dilimi için karşı karşıya gelen iki çocuğa benzer” diyor ve ekliyor: “Kapmak için yarışacaklar ve tüm masanın üzerine kek bulaşacak.”

SHARE: