Menu TR

S360Mag

14 May

Ters bir tedarik zinciri: Kullanmadığımız tişörtlerin yeni bir kazağa dönüşümü

Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Kullanmadığımız bir tişörtü ne yapıyoruz?


Geçen yıldan bu yana Hong Kong sakinleri kullanmadıkları kıyafetleri eski bir tekstil fabrikasına götürerek makinelerin bu kıyafetleri büyüleyici bir şekilde kazağa dönüştürmesini izleyebiliyor.

Giysi-Giysi (G2G) Geri Dönüşüm sistemi, düzleştirilmiş lifleri ipliğe dönüştürmeden önce eski giysiyi temizliyor ve parçalıyor. Tüketiciler ise 40 metrelik bir kap içerisinde bulunan bu geri dönüşüm sistemini gerçek zamanlı olarak izleyebiliyorlar. H&M Vakfı ve bölgenin İnovasyon ve Teknoloji Komisyonu’nun finansmanıyla Hong Kong Tekstil ve Konfeksiyon Araştırma Enstitüsü (HKRITA) tarafından ortaya çıkarılan G2G, her seferinde bir giysiyle lineer moda tedarik zincirini tersine çeviriyor. Şu anda sistem bir ayda sadece 40 giysiyi işliyor, ancak HKRITA genel müdürü Edwin Keh daha fazla sayıda ürünün işlenebileceği, ticari bir sistemin yaklaşık bir yıl içinde faaliyete geçebileceği konusunda umutlu.

Diğer yandan moda döngüsünün dünyanın farklı yerlerinde tamamlanabilmesi için yaratıcı fikirler oluşturmanın yanı sıra geri dönüşüm sistemlerinin de doğru yerlere kurulması gerekiyor.

Peki moda için ters bir tedarik zinciri oluşturmak adına başka nelere ihtiyacımız var?

Yanlış pazar yerini düzeltmek

Keh, “Yıllar boyunca Doğu’da ürettiğimiz, Batı’da ise tükettiğimiz bir küresel tedarik zinciri geliştirdik. Bu yüzden geri dönüşüm malzemeleri yanlış pazarda bulunuyor.” diyor. Küresel olarak tedarik edilen giysilerin büyük bir çoğunluğu çoğu Çin, Vietnam ve Bangladeş gibi ülkelerde yapılıyor.

Moda endüstrisi, son tüketicilere birkaç hafta içinde giysi tasarlayan, tedarik eden, üreten ve ulaştıran oldukça etkili bir küresel tedarik zinciri kurmuş olsa da istenmeyen kıyafetlerin büyüyen yığınlarıyla başa çıkmak için henüz aynı ölçekte ters bir tedarik zinciri ortaya çıkmadı. Hızlı moda anlayışıyla birlikte giysi üretimi 2000 - 2014 yılları arasında neredeyse iki katına çıktı. Üretilen giysilerin yarısından fazlasının bir yıl içinde atıldığı belirtiliyor. Bununla birlikte tekstil endüstrisi küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %10'undan sorumlu. Bunlar göz önüne alındığında ters lojistik sıkıntısının üstesinden gelebilmek için ortaya konulan yaratıcı fikirler daha da değer kazanıyor.

Küresel tedarik zinciri yapısının çok fazla değişmeyeceği varsayıldığında –perakendeciler ve markalar gelişmiş ülkelerde satmak için gelişmekte olan yerlerde aşırı miktarda üretmeye devam edecekler– ihtiyaç duyduğumuz şeyin ülke içi çözümler olduğu vurgulanıyor. Şu anda eski giysilerin yalnızca %1'inden daha azı yeni kıyafetler haline getirilirken yaklaşık %12'si yalıtım veya yatak doldurma gibi bir şekilde geri dönüştürülmekte.

Talep yaratmak ve uyumlu bir tedarik zinciri oluşturmak

Geri dönüşüm ve geri dönüşümlü moda pazarını genişletmek isteyen şirketlerin müşteriler arasında farkındalığı artırması ve tedarik zincirlerini hızlandırması gerekiyor. Ters bir tedarik zincirinin yükselişe geçebilmesi için istenmeyen veya atılan giysileri toplayan işletmelerin kendilerini atık şirketleri olarak değil, geri dönüştürülmüş kumaş için kaliteli hammadde tedarikçileri olarak görmeleri gerekiyor. Uzmanlar mevcutta var olan geri dönüşüm teknolojilerinin bir eksiği olmadığını ancak hammaddelerin adil bir şekilde standartlaştırılmasının gerekli olduğunu söylüyorlar.

Bugün geri dönüştürülmüş iplik tedarik eden birçok üretici var, ancak geri dönüştürülmüş malzemenin kaynağının izlenebilirliği ve böylelikle müşterilere bilgi sağlama yetenekleri sınırlı. Daha fazla izlenebilirlik için perakendecilerin, koleksiyonerlerin ve üreticilerin birlikte çalışması gerekiyor.

Düzenleme ve doğru fiyatlandırma

Giysiler dayanıklılık merkeze alınarak tasarlanabilir ve ayrılarak geri dönüşüm sürecine sokulabilecek güvenilir ve yenilenebilir materyaller kullanılarak üretilebilir. Keh’e göre giysiler şu anda yanlış fiyatlandırılmış durumda ve yapılacak yeni düzenlemelerle tekstil ürünlerinin tüketiminde sonra ortaya çıkacak işlenme maliyetlerinin dikkate alınması sağlanabilir. Ürünlerin tüketiciye kadar olan maliyetini anladığımız fakat kullanım ömrü ve geri dönüşüm maliyetini çözemediğimiz belirtilirken halihazırda tek teşvik olan tüketici baskısının yeterli olmadığı, yeniden kullanım ile ilgili düzenlemelere ihtiyaç olduğu vurgulanıyor.

Peki sürdürülebilir moda ne durumda?

Koronavirüs salgınını kontrol altına almak için alınan önlemler Primark, H&M ve Zara gibi moda devlerini binlerce dükkanı kapatmaya ve milyonlarca dolarlık siparişleri iptal etmeye zorladı. Ancak aynı sektörün diğer ucundaki sürdürülebilir markalar kısa tedarik zincirleri ve bununla birlikte gelen şeffaflığa sahip olmaları nedeniyle öne çıkıyorlar.

Şimdiye kadar, daha küçük ölçeğe sahip ve daha yüksek fiyatlı olması sürdürülebilir modayı ana akım trendlerin dışında bıraktı. Ancak aynı özellikler, hızlı moda markalarının tersine, Covid-19 salgınıyla birlikte deneyimlediğimiz kriz içinde sürdürülebilir markaları borca girmekten ve iflas etmekten kurtarabilir. Bilinçli kararlar almak için daha fazla vaktimizin olduğu bu günlerde online alışverişe yönelirken sürdürülebilir tercihlerde bulunarak moda sektörünün döngüsünün tamamlandığı tercihlerde bulunabiliriz!

SHARE: