Menu TR

WE TALK

20 July

İnsanlığın Değişime Ayak Uydurması

Dünyayı ilk kez uzay boşluğundan gören William Anders’in ikonikleşen Dünya fotoğrafı yıllar sonra “Dünya’yı Kurtarmak” adı altında paylaşıldı. Aslında William o fotoğrafı 55 milyon yıl önce çekmiş olsa yemyeşil bir ormanlık, daha da geriye gitse buzullarla kaplı bir dünyayı görebilirdi.
Bu görüntülerin altında yatan ortak şey ise yaşam. Yaşam, mikropların içinden geçerek dünyanın aşama aşama ortaya çıkmasına neden oldu. Yaşam, dünyaya mavi-yeşil alg formunda dahil olarak oksijenli atmosferi oluşturdu. İnsanlık da tüm bu yaşam süreçlerini Vladimir Vernadsky’nin “biyosfer” tanımıyla kabul etti.
Biyosfer, Dünya’yı güneşin zararlı ışınlarından koruyarak yaşamı devam ettiren karmaşık bir yapıdır. Yaşamın sürdürülebilirliğini sağlayan önemli bir faktör olarak biyosfer; son dönemde insanlığın, kötü davranışlarını, üzerinden anlatmaya çalıştığı bir odak noktası haline geldi. İnsanlığın kendini kandırdığı nokta ise çevreye ve biyosfere sahip olduğunu düşünmek ve onu koruyabileceğine kendini inandırmak. Dünya yüzyıllar boyunca felaketler atlatmış ve 5 büyük neslin kayboluşuna tanıklık etmiştir. Bu noktadaki asıl konu insanlığın kendi medeniyetini kurtarması aslında; çünkü Dünya, üzerine yüklediğimiz bu felaketleri atlatarak, yeni bir formda serüvenine devam edebilir.
Birçok bilim insanına göre insanlığın yaşamını şekillendirdiği Holosen çağı bitiyor ve insan merkezli olan Antroposen çağı başlıyor. Bu görüşte, örneğin, biyosferin perspektifinde ormanlar ve şehirler arasında bir fark yok. Ormanların biyosferin bütün detaylarını içerdiği gibi, şehirler de insanlığın bütün detaylarını içeriyor. İnsanlık Holosen’i uzatmaya çalışmak yerine, sürdürülebilir bir Antroposen çağı kurmayı seçerse, insanlığın çevre üzerinde her zaman etkisi olacağı gerçeğini göz ardı etmemiş olur. Yani, biyosfer ile yapılan mantıklı bir anlaşma insanlığın daha kötü senaryolara gitmesini engeller.
u durumu anlamak, yani Dünya’nın biz olmasak da devam edebileceği gerçeği, bizi önlem alma gerekliliğinden muaf tutmuyor. Aynı şekilde bu durum çevreye zarar vermeyi, kaynakları bilinçsizce tüketmeyi ve Dünya’daki diğer türlere acı çektirmeyi de haklı çıkarmıyor. Bu noktada yapılması gereken Dünya’ya dair sorumluluklarımızın farkında olarak Dünya’nın daha önce tanık olmadığı bu durumun aktif özneleri haline gelmek olmalıdır.

SHARE: