Menu TR

S360Mag

21 February

Yatırımcıların Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne katkıları

Şirketler ve yatırımcılar, SKH'ni gerçekleştirebilmek için desteğe çağrılıyor. Kamu sektörünün tek başına yeterli olmadığı olmadığı günümüzde, özel sektörün katkısının dünyanın iyiliği için ortak bir strateji geliştirmek üzere önemli olabileceği düşünülüyor. Fakat yatırımcıların bu süreçteki rolü, sahip oldukları büyük ölçekli portföylerdeki tüm şirketler hakkındaki bilgileri toparlamaları gerektiğinden zorlaşabiliyor. Ek olarak, varlık yönetimi sürecinde yatırımlarının yarattığı finansal, çevresel ve sosyal etkilerin pozitif mi yoksa negatif yönlü mü olduğunu da kontrol etmeleri gerekiyor.

Yatırımcılara bu büyük ölçekli etkilerini ölçmekte danışmanlık yapan bir araştırma şirketi de The Investment Integration Project (TIIP). Şirketin misyonu, yatırımcıların yatırımları ile gezegendeki önemli sistemler arasındaki geribildirim mekanizmalarını anlayarak karlı yatırımlar yapmalarını sağlamak. TIIP, yatırımcıların bu sayede portföy analizlerinin ötesinde portföylerinin içinde bulunduğu bağlamı da anlamalarına yardımcı oluyor. Yatırımcı Sorumluluğu Araştırma Merkezi Enstitüsü (Investor Responsibility Research Center Institute – IRRCi) ile birlikte hazırladıkları rapor ile TIIP, son üç senede oluşturdukları araştırma ve danışmanlık veri tabanları ile sistem odaklı bir yatırımcılık anlayışını kapsıyor ve yatırımcıların çevresel etki konusunda iyi iş çıkarıp çıkarmadıklarını ölçmelerine olanak veriyor.

Rapor, yatırımcılara çevresel, sosyal ve finansal sistemlerin dört temel karakteri üzerindeki etkilerini ölçmeleri için bir süreç tasarımı sunuyor. Bahsedilen dört temel karakter uyum yeteneği, açıklık, bağlantı sağlayabilme ve yönlülük olarak listeleniyor. Uyum yeteneği; çevresel, sosyal ve finansal sistemlerin büyük ölçekli aksamalara ve ani gelişmelere tepki mekanizması olarak tanımlanabilir.Yatırımcılar yüksek uyum yeteneğine sahip yatırımlara odaklanmalı. Açıklık; sistem içindeki parçaların birbirine uyumu, aralarındaki akış ve erişilebilirlik durumu, şeffaflık olarak açıklanıyor. Sistemin ve sistem parçalarının anlaşılabilir oluşu yatırımcıların etkilerini daha iyi anlamalarına ve tepki vermelerine olanak sağlıyor. Bağlantı sağlayabilmek; bir ürün veya servisin ne kadar fazla insana ulaşabildiği ve ne kadar çok insana ulaşırsaa sisteme de o kadar büyük etkisi olması durumuyla açıklanıyor. Yönlülük ise paydaş davranışlarında etkisi olan piyasa teşviklerinin yönü ve pozitif davranışlara teşvik eden sağlıklı sistemler, aksiyonlarla amaçların hizalanması olarak açıklanıyor.

Bu süreçteki yol haritası ise TIIP tarafından belirlenmiş durumda:
*Sistem seviyesindeki konuları değerlendirerek gelişim ölçümü yapabilmek için uygun etki hedeflerini belirlemek
*Yatırımcıların sistem seviyesinde etki yapmalarına faydalı olabilecek olası araçları değerlendirmek
*Sistem özellikleri üzerindeki etkiyi ölçmek

Sistem odaklı olmaya yönlendiren adımlarıyla rapor, kolektif çalışmaların önemini vurguluyor. Düşük sayıda yatırımcının, büyük portföylere sahip olsalar da, istenilen sonuçları elde etmek için yeterli olmadığı belirtiliyor. Sistem düzeyinde pozitif etkilerin sağlanabilmesi için tüm sektörlerden birçok yatırımcının bu süreçte aktif rol alması gerekiyor.

SHARE: