Menu TR

S360Mag

14 June

Küresel beslenme krizi karşısında tohumculuğun değeri

Günümüzde insanlar için en büyük sağlık riskinin yetersiz beslenme olduğu konuşuluyor. Gıda alanında Nobel ödülüne eşdeğer görülen “Dünya Gıda Ödülü”nü (World Food Prize) 8 Haziran’da alan Simon Groot, insan sağlığının korunabilmesi için kaloriye değil kaliteye odaklanılması gerektiğini vurguluyor. Tohum yetiştiricisi olan Groot, yetersiz beslenmenin önüne geçmemiz için daha çok sebze ve ekin çeşidi yetiştirebileceğimizi ifade ediyor.

2017 yılında yayınlanan Küresel Hastalık Yükü (Global Burden of Disease) araştırmasına göre dünyadaki ölümlerin %20’si yetersiz beslenmeden kaynaklanıyor. Özellikle gelişmekte olan ekonomilere ev sahipliği yapan Asya kıtasında bu durum oldukça belirgin. Besin değeri düşük ve karbonhidrat oranı yüksek olan pirince dayalı beslenme halk sağlığına zarar veriyor.

Tohum yetiştirici bir aileden gelen Simon Groot, 40 yıldır Asya, Güney Amerika ve Afrika’nın beslenme güçlüğü çeken bölgelerinde çiftçiler ile çalışıyor. Groot, çalışmalarıyla bu bölgelerde besin değeri yüksek sebzelerin yetiştirilmesini ve bölgenin yaşam kalitesini arttırmayı hedefliyor.

Tohum çeşitliliği

Groot, tohum kalitesinin ekin kalitesine doğrudan etki ettiğine dikkat çekerek tohumun çiftçi için önemini vurguluyor. Verimsiz tohumlar verimsiz bir hasata ve sonuç olarak açlığa sebep veriyor. Monokültür olarak adlandırılan tek ekin türüne odaklı üretim biçimi aynı zamanda ekinleri zararlı organizmalara karşı korunmasız bırakıyor. Zararlılar hızla tarla boyunca yayılıyor ve çiftçi o sezon hasat alamıyor. Bu durum, tarıma dayalı ekonomilerde ciddi krizlere sebep olabiliyor. İklim değişikliği de tohumların veriminin düşmesinde önemli bir faktör. Yüzyıllardır bölge halkı tarafından yetiştirilen ekinler, bölgenin iklim koşullarının değişmesi sebebiyle artık yetiştirilemez hale geliyor. Bu da yeni ve dayanıklı tohum türlerinin araştırılmasını gerektiriyor.

1960’lardan beri tarım sektöründe çeşitlilikten ziyade ürün miktarına odaklanılıyor. Daha büyük miktarlarda ve daha hızlı ürün alabilmek için yapay gübre, kimyasallar ve gelişmiş sulama sistemleri kullanılıyor. Ancak iklim değişikliğinin su kaynaklarımızı kısıtladığı, daha sert hava koşulları yarattığı ve toprağın giderek zenginliğini kaybettiği göz önüne alındığında bu tarım yaklaşımının artık etkili olamayacağını görüyoruz. Ekinlerin kuraklık ve sert iklim karşısında dahi yetişebilmesi ve yeterli besin değeri sağlayabilmesi gerekiyor. Tohum türlerini çeşitlendirerek yeni iklim şartlarına uygun ürünler yetiştirmeye odaklanmak dünyada giderek daha fazla insanı etkileyen yetersiz beslenmenin önüne geçebilmek için oldukça önemli.

East-West Seed tohum üreticisinin kurucusu olan Simon Groot, şirketin küçük çaplı tarım arazilerinde üretim yapan çiftçilerle çalışmaya devam ederek besleyici ancak az bilinen sebze türlerini yeniden pazara kazandırmayı hedeflediğini ifade ediyor.

SHARE: