Menu

18 March

Sürdürülebilirlik sıralamaları gerçekleri yansıtıyor mu?

*Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Sıralamalar, tüketicilerin ve diğer paydaşların güncel durumu ve bilimsel bilgileri daha iyi anlamaları için basit ve kolay sindirilebilir bir yol sağlıyor. Pek çok alanda kullanılan bu denenmiş ve güvenilir yöntem, sürdürülebilirlik profesyonelleri için de hiç yabancı değil. Birçoğu, şirketlerini Dow Jones Sürdürülebilirlik Endekslerinin veya CDP'nin İklim A listesinin kademelerine yerleştirmek amacıyla veri toplama ve işleme pratiklerini iyileştirmeye çalışıyor.

Sürdürülebilirlik finans, kamu ve politika gündemlerinde daha fazla yer etmeye devam ettikçe kurumsal iklim eylemi hakkında şirketlere yönelik veri paylaşımı talebi de artıyor. Sıralamalar, bu kapsamda şirketlerin performansını sergileyebilecekleri değerli bir yol olarak görülüyor. Öte yandan, bazı sıralamaların sürdürülebilir ve düşük karbonlu bir ekonomiye geçiş çabalarına açıklık getirmediği konusunda kurumsal topluluk arasında büyüyen bir hayal kırıklığı var. Değerlemelerin kriterlerine yakın zamanda bir eleştiri de Iceland Foods süpermarket zincirinden geldi.

Sıralamalara tepkiler
Which?, İngiltere'nin en büyük 11 süpermarket zincirini sera gazı salımları, plastik atıklar ve gıda atıkları kapsamında değerlendirdiği ilk sürdürülebilirlik sıralamasını yayınladı. Iceland Foods bu değerlemede son sırada yer aldı. Which?’in sıralamasına göre Iceland Foods gıda israfını azaltma konusunda rakiplerinin çoğundan daha iyi performans göstermesine rağmen, kendi markalı plastik ambalajlarının ne kadarının geri dönüştürülebilir olduğunu bildirmemesinden dolayı puan kaybetti. Şirket sıralamada salımlar açısından da son sırada yer aldı. Which? yaptığı bir açıklamada bu durumun süpermarketin mağazalarındaki dondurucuların çok fazla enerji ihtiyacı olmasından kaynaklandığını belirtti.

Iceland Foods’un 2023 yılına kadar kendi markalı ürünlerinde tüm plastik ambalajları kaldırma taahhüdü ve elektrik ihtiyacının büyük bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılaması göz önüne alındığında düşük puan alınması firma yetkililerinin tepkisini çekti. Firmanın genel müdürü Which? tarafından kullanılan verileri ve sıralamayı kabul etmediklerini açıkladı. Which? ise analizinin arkasında ve her sene tekrarlamayı hedefliyor.

Which?’e tepki gösteren bir diğer firma da gıda atığı verilerini uygun bir formatta sağlayamadığı ve aynı zamanda rakiplerinin çoğundan daha fazla plastik ambalaj ve daha fazla salım ürettiği iddiasıyla düşük sıralarda yer alan Marks and Spencer (M&S) oldu. M&S, on yıldan fazla bir süredir Birleşik Krallık'ın en sürdürülebilir perakendecisi olma vizyonu doğrultusunda çalışıyor ve kısa süre önce uzun süredir devam eden "A Planı" sürdürülebilirlik stratejisini güncellemişti. M&S sözcüsü de sıralamayı adil olmamakla eleştirdi.

Eleştirilerle karşı karşıya kalan bir diğer yeni sıralama sistemi BBC'den geldi. Büyük medya kuruluşunun, Premier Lig futbol kulüplerine yönelik hazırladığı sürdürülebilirlik lig tablosunda Tottenham ve Liverpool birinci olurken, Manchester City'nin üçüncü sırada yer alması eleştirilerin odağı oldu. Sıralamadaki puanlar, politika ve taahhüt, temiz enerji, enerji verimliliği, sürdürülebilir ulaşım, tek kullanımlık plastikleri azaltma veya kaldırma, atık yönetimi, su verimliliği, bitki bazlı veya düşük karbonlu gıda, biyolojik çeşitlilik, eğitim, iletişim ve katılım kriterlerine göre oluşturuldu.

Manchester City Futbol Kulübü, 2030 net sıfır hedefi de dahil olmak üzere bazı iddialı sürdürülebilirlik ve topluluk hedeflerine sahip olsa da sosyal medyadaki tartışmalar, Manchester City’nin ekonomik olarak hala petrol ve gaza bağımlı olan Abu Dabi kraliyet ailesine ait olmasını da hatırlatarak sıralamaların geçerliliğini sorguluyor.
 
Net sıfır hedefleri mercek altında
Şubat ayında açıklanan, New Climate Institute ve kâr amacı gütmeyen Carbon Market Watch'ın kurumsal net sıfır hedeflerine ilişkin analizi de karışık tepkilerle karşılandı. İki kuruluş, telekomünikasyon, lojistik, tüketim malları, enerji ve otomotiv de dahil olmak üzere çeşitli sektörlerden 25 büyük işletmenin uzun vadeli net sıfır taahhütlerinin kapsamını değerlendirdi. Değerlendirmede bu net sıfır hedeflerinin, yıllık sera gazı salımlarının ortalama olarak sadece %40'ını kapsadığı tespit edildi ve Unilever, Nestle, BMW Group bu çerçevede en düşük olarak değerlendirildi.

25 firmanın tümünün net sıfır taahhütlerini raporlamak için CDP ve SBTi çerçevelerini kullanmasına rağmen raporun bu çerçevelerin herhangi birinden daha düşük puanlar sunması sürdürülebilirlik uzmanları arasında da tartışmalı olarak değerlendirildi. Eleştiriler arasında bu tür değerlendirmelerin gerekli olmasına rağmen, sıralamaların henüz eyleme geçmeyenlere değil de eylem yoluyla net sıfıra ulaşmaya çalışanlara odaklanması da bulunuyor.

Sürdürülebilirlik sıralamalarının gelişimi ve geleceği
Sıralamaların etrafında gelişen tartışmalar, sürdürülebilirlik uzmanlarının ne kadar önemli bir görevi olduğunun altını çizmiş oluyor. Ancak, sürdürülebilirlik algısı da şirketlerin bu konuları ele alış biçimi de sürekli gelişiyor ve iklim kriziyle mücadele aciliyeti arttıkça, net sıfır hedefleri oluşturmanın karmaşıklığı da artıyor. Bu durum bilime dayalı hedefler ve net sıfır hedefi belirlemenin artık sorumlu iş için bir ön koşul olduğunu gösteriyor. Şirketler artık yeni ve iddialı hedeflere ulaşabileceklerini kanıtlayabilmeli ve gösterebilmeliler. Bu nedenle veri paylaşımı ve sıralamalarda yer almak bir işletmenin sürdürülebilirlik yaklaşımında giderek daha önemli bir araç haline geliyor.

Bu çerçevede CDP, 20 yılı aşkın bir süredir kurumsal şirketlerin sürdürülebilirlik verilerini belirli bir çerçevede topluyor ve açıklıyor. Kuruluşun uzun süredir devam eden “A” listesi çevresel kriterlere dayanarak oluşturuyor. CDP'nin küresel şirketler ve tedarik zincirleri direktörü Dexter Galvin için, şirketlerin yatırımcılar gibi kilit paydaşlara daha fazla netlik sağlamak için küresel ve standart çerçeveler aracılığıyla veri topluyor ve bunları açıklıyor olması çok önemli. Ancak bu alandaki verilerin standartlaştırılmasının ve uyumlu hale getirilmesinin de çok önemli olduğunun altını çiziyor. Galvin keyfi değerlendirme kriterlerinin olabileceğini kabul etse de insanların şirketleri değerlendirebilmesi için bu sıralamaların önemli olduğunu söylüyor. CDP'nin İklim A listesinde bazı ilginç isimler de yer alıyor. Tütün devi Philip Morris International, iklim değişikliği, ormanlar ve su olmak üzere üç kategoride de yüksek puan aldı. Avusturyalı tekstil şirketi Lenzing AG, firmayı tehlikeli tedarik zinciri uygulamalarıyla ilişkilendiren diğer sıralamalara rağmen, genel olarak yüksek puanlara sahip.

Bütün bu verilerin gösterdiği gibi, sıralamalar, çok fazla faktörün rol oynadığı bir hareket için fazla iki boyutlu olma tehlikesiyle karşı karşıya. Tüketiciler ve paydaşlar bu hatalı olabilecek sıralamalara dayanarak kimin iyi kimin kötü olduğuna dair fikir yürütebilir. Sürdürülebilirlik kriterlerinin de zaman içinde oldukça değiştiği göz önüne alındığında sıralamaların gerçeği yansıtabilmesi için listelerin de kriterlerin güncel durumuna göre şekillenmesi gerekiyor.

SHARE: