Menu TR

S360Mag

21 November

Küresel ısınma 2°C dereceyi geçti mi?

Bu haberi 5 dakikada okuyabilirsiniz.

1800’lerin ikinci yarısı yani sanayileşmenin küresel boyuta ulaştığı dönemde dünyanın ortalama 1°C derece ısınmış olduğunu görüyoruz. Ancak yalnızca ortalamaya bakmak bize bütün resmi vermiyor. Gerçekte dünyanın %20’si 1.5°C derece ısınmışken 2°C dereceyi aşan bölgelerin sayısı her geçen gün artıyor.

İklim değişikliğinin yıkıcı ve geri döndürülemez etkilerinin önüne geçebilmek için sıcaklık artışının 2°C derecelik "kırmızı çizgi" nin altında kalması şart. Ancak Berkeley Earth verileri, dünyanın yaklaşık %10’unun 1880-1899 arasında görülen değerler ile karşılaştırıldığında şimdiden 2°C derece ısınmış olduğunu gösteriyor. Bu, ABD yüzölçümünün beş katına eş değer bir alanın kırmızı çizgiyi aşmış olması demek.

Söz konusu bölgeler arasında Kanada’nın önemli bir bölümü, İsviçre, Kazakistan, Alpler bulunuyor. Kuzey kutbu ve çevresi, Orta Doğu, Avrupa ve Kuzey Asya ise en hızlı ısınmakta olan bölgeler. Bu durum Alaska’da orman yangınlarına sebep verirken Alp Dağları’nda büyük buzul ve Kuzey Kanada’da kalıcı kar tabakasının erimesini hızlandırıyor. Kuzey Amerika’da kışlar yumuşarken Sibirya yazları ısınıyor. Zaten sıcak bir bölge olan Orta Doğu ise insan yaşamı için sürdürülebilir olmayan sıcaklıklar görmeye başladı.

Colorado Üniversitesi’nde doktora yapmakta olan araştırmacı Simon Pendleton Arktik olarak adlandırılan Kuzey kutbu ve çevresinin dünyanın geri kalanına göre iki ila üç katı arasında bir hızla ısınmakta olduğunu ifade ediyor, 20. yüzyılın başından beri 3.5°C derecelik bir artış gözlemlendiğini ekliyor. Temmuz ayında dünyada daimî insan yaşamı bulunan en kuzey bölge olan Kanada’nın Alert kasabasında hava sıcaklığı rekor kırarak 21°C derece ölçüldü. Bölgenin temmuz ayı ortalamaları 5°C olarak biliniyor. Bu anormal sıcaklık değerleri buzulların erimesini hızlandırırken Kanada’da 40,000 yıldır buzullarla kaplı olan bölgeler gün ışığına çıkıyor.

Key Indicators of Arctic Climate Change: 1971–2017 raporu Arktik ekosistemlerde yaşanan değişimlerin tamamen sıcaklık artışı kaynaklı olduğunu gösteriyor. Yağış miktarı, buzul erimeleri, tundra bitki örtüsü, polenleşme dahil olmak üzere bütün yaşam döngüsü sıcaklık artışına bağlı olarak milyonlarca yıllık düzenden kopuyor. Ancak etkiler bölgesel olarak sınırlı kalmıyor, küresel yansımalar olması kaçınılmaz. Arktik iklimin değişmesi ile Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya iklimleri de sertleşiyor, olağanüstü hava olaylarının sayısı ve şiddeti her yıl artıyor. Sıcaklık değişimi aynı zamanda okyanus akıntılarına etki ediyor. Kuzeybatı Avrupa’nın soğuması ve daha şiddetli fırtınalara maruz kalması bu durumun muhtemel sonuçları arasında.

Arktik bölgelerde yaşam süren 4 milyon insan ise iklim değişikliğine en az etki ederken sonuçlarının en çok etkisi altında kalan grup. Kanadalı Inuit (Arktik bölgede yaşayan yerli halklar) aktivisti Sheila Watt-Cloutier, “Dünyanın çoğunun devam ettirmek istediği sürdürülemez seçimlerin bedelini ödememiz isteniyor” diyerek binlerce yıllık kültürlerin ve geçim kaynaklarının risk altında olduğuna dikkat çekiyor. Isınan hava ile eriyen buzullar ve kar tabakaları bölge insanlarının nesilden nesile kullanmış oldukları yolların ve köprülerin çökmesine ve onların su ve yiyecek kaynaklarına erişimini bloke etmesine sebep oluyor.

Sıcaklık değişimlerinden en çok etkilenen bir diğer bölge ise okyanuslar. “Hot spot” olarak adlandırılan sıcak noktalar çok hızlı sıcaklık artışları gösteriyor ve bu noktalardaki ekosistemler ısınarak değişirken pek çok canlı türü uyum sağlayamadan yok oluyor. Güney Atlantik bölgesinde 2012’de keşfedilen sıcak nokta 330,000 km2 üzerinde okyanus yüzeyini kaplıyor. Bir başka değişle kıyısı bulunan Uruguay’ın neredeyse iki katı büyüklüğünde. Geçtiğimiz yüzyılda 2°C (merkezinde 3°C) ısınmış olan Güney Atlantik sıcak noktası toplu deniz tarağı ölümlerine, ölümcül sıcak dalgalarına, yosun patlamalarına ve balık stoklarında dengesizliğe sebep oluyor. Zehirli kızıl alg türlerinin bulaştığı deniz tarakları yenilemez hale geliyor. Sucul ekosistemlerdeki bu değişim balıkçılık ile geçinen Uruguay’lılar için geçim kaynaklarının yok olması ve yeni göç dalgalarının başlaması demek.

Sıcak noktalar okyanus akıntılarının yön değiştirmesi nedeniyle oluşuyor. Yüksek güneş ışığı alarak gezegenin en sıcak bölgelerini oluşturan tropikler sera gazlarının ısıyı tutması sebebiyle fazlasıyla ısınıyor. Isınan bu hava ılıman kuşağa doğru ilerleyerek rüzgarların yönünü ve dolayısıyla akıntıların yönünü değiştiriyor. Güney Atlantik bölgesinde bu etki Brezilya sıcak su akıntısı üzerinden gerçekleşiyor. Giderek daha güneye inen akıntı 1900-2018 yılları arasında gösterdiği 2 ila 3 °C derece arasında artış ile en hızlı ısınan akıntılardan biri.

Berkeley Earth araştırmacısı Zeke Hausfather, önümüzdeki dönemde dünyanın yeniden soğuma yoluna gitmeyeceğini dolayısıyla son beş yılın “yeni normali” gösterdiğini ifade ediyor.

SHARE: