Menu

1 April

Küresel tedarik zincirine yönelik en büyük tehdit: İklim değişikliği

*Bu yazıyı 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Covid-19 salgını, son iki yıldaki küresel tedarik zinciri üzerindeki olumsuz etkilerin en önemli sebebi olarak görülüyor. Ancak bilim insanları ve uzmanlar, gündemde daha az yer almasına rağmen, iklim değişikliğinin tedarik zincirleri üzerindeki etkisinin çok daha ciddi bir tehdit oluşturduğunu söylüyor.
 
İklim değişikliğinin tedarik zincirlerine yönelik tüm tehditleri arasında, en önemlisi deniz seviyesinin yükselmesi olarak belirtiliyor. Ancak deniz seviyesinin henüz ciddi derecede yükselmeye başlamadığı günümüzde bile kasırgalar, seller, orman yangınları ve giderek artan aşırı hava koşullarının neden olduğu tedarik zinciri kesintileri küresel ekonomiyi sarsıyor. Sadece geçtiğimiz yılda gerçekleşen bu aksaklıkların bazı örnekleri, iklim değişikliği tehditlerinin çeşitliliğini ve büyüklüğünü gösteriyor:

- 2021 Şubat ayında Teksas’ta gerçeklesen don olayı, ABD tarihindeki en kötü enerji kesintilerinden birine neden oldu. Bu durum, üç büyük yarı iletken fabrikasını kapanmaya zorlayarak, küresel salgın kaynaklı yarı iletken kıtlığını daha da kötüleştirdi. Ayrıca mikroçiplere bağımlı olan otomobillerin üretimini daha da yavaşlattı. Kesintiler ayrıca demiryollarının kapanmasına neden olarak, Teksas ile Kuzeybatı Pasifik arasında yoğun olarak kullanılan tedarik zinciri bağlantılarını üç gün boyunca kesintiye uğrattı. 

- 2021 Şubat ayındaki şiddetli yağışlar ve karların erimesi, Avrupa'nın en önemli ticari su yolu olan Ren Nehri'nin bazı kıyılarında taşmaya ve nehir taşımacılığının birkaç gün boyunca durmasına neden oldu. Nisan ayında ise uzun süreli bir kuraklıkla karşı karşıya olan Ren Nehri'ndeki su seviyeleri o kadar düştü ki, kargo gemileri karaya oturmaktan kaçınmak için normal kapasitelerinin ancak yarısını yüklemek zorunda kaldılar.

- 2021 Temmuz ayında Çin'in merkezinde meydana gelen sel; kömür, domuz ve fıstık gibi ürünlerin tedarik zincirlerini bozdu ve büyük bir otomobil fabrikasının kapanmasına neden oldu.

- ABD tarihinin en maliyetli beşinci kasırgası olan Ida Kasırgası, 2021 Ağustos ayı sonlarında Meksika Körfezi kıyılarını vurarak, plastikler ve ilaçlar da dahil olmak üzere bir dizi hayati ürün üreten endüstriyel tesislere zarar verdi. 

- British Columbia'da Haziran ayının sonundan Ekim ayının başlarına kadar eşi görülmemiş bir sıcak hava dalgasının tetiklediği yangınlar, eyalet tarihindeki en kötü üçüncü orman yangını sezonunu oluşturdu ve bu yangınlar binlerce vagonu, içlerindeki mallarla  birlikte mahsur bırakan bir ulaşım kesintisine neden oldu. Ardından, Kasım ayında, yetkililerin "yüzyılda bir görülen" yağışlar olarak adlandırdıkları yağışlar eyalette şiddetli sele neden oldu. Sel, Kanada'nın en büyük limanına giden önemli demiryolu ve otoyol bağlantılarını kopardı ve bölgesel bir petrol boru hattını kapattı. Demiryolu ağının kaybı, eyaletteki kereste şirketlerini üretimi küçültmeye zorlayarak fiyatların artmasına ve Amerika Birleşik Devletleri'nde kereste, kağıt hamuru ve diğer ahşap ürünlerinde tedarik sorunlarına neden oldu. 

- Aralık ayında bir tayfun Malezya'nın çeşitli bölgelerinde tarihin en kötü sel olaylarına neden oldu ve Güneydoğu Asya'nın en büyük ikinci limanı olan Klang'a ciddi hasar verdi. Bu, yarı iletken tedarik zincirini oldukça olumsuz etkiledi, çünkü dünyanın en büyük gelişmiş mikroçip üreticisi olan Tayvan'dan gelen yarı iletkenler, ABD şirketlerine ve tüketicilere nakledilmeden önce Malezya fabrikalarında ambalajlanmak üzere rutin olarak Klang'a gönderiliyor. Yaşanan tedarik sorunu, küresel yarı iletken kıtlığını tetikledi ve bazı ABD otomobil üreticilerinin faaliyetlerini askıya almasına neden oldu. 

Bilim insanları, iklim değişikliğinin yol açtığı bu aksaklıkların, önümüzdeki yıllarda ısınmanın artmasıyla birlikte şiddetleneceğini söylüyor. Buna ek olarak, deniz seviyesindeki artışlar; limanlar, demiryolu hatları, otoyollar ve diğer ulaşım ve tedarik altyapısını tehdit ediyor. Dünyadaki yük taşımacılığının yaklaşık %90’ı gemi ile taşınıyor ve uzmanlara göre su baskınları, kıyı limanlarının çoğunu etkileyecek. Ancak çoğu liman yöneticisi için bu tehdit hala uzak görünüyor. Gelecekteki deniz seviyesinin yükselme oranının belirsizliği ve çözümlerin zorluğu, sadece birkaç liman yöneticisinin bu tehdide karşı koymak için harekete geçmesine neden oldu.
 
İklim değişikliği kaynaklı yaşanacak aksaklıkların önemli bir etkisi de küresel ekonomi üzerinde olacak. İklim değişikliği etkilerinin, tarım ürünlerinden son teknoloji elektroniklere kadar her türlü ürünün fiyat artışlarına ve kıtlığına neden olabileceğini ifade ediliyor.        
 
Deniz seviyesindeki yükselme ve çözüm ihtimalleri
 
Tedarik zincirleri, özünde potansiyel darboğazlar dizisi olarak tanımlanabilir. Her durma noktası, ham maddeleri sistemin birbirinden uzak noktalarına taşıyan ağaç benzeri bir sistemdeki düğümdür. Örneğin akıllı telefonlar, hammaddeleri dünyanın her yerinden taşınan yüzlerce bileşene sahiptir. Bu tedarik zincirleri o kadar karmaşık ve anlaşılmazdır ki, akıllı telefon üreticileri tüm tedarikçilerinin kimliği hakkında bilgi sahibi değildirler. Bu açıdan, tüm tedarikçilerin iklim değişikliğine uyum sağlamasını sağlamak muazzam bir başarıyı beraberinde getirirken, her düğüm, kırılması zincirin diğer uçlarına ve ötesine zarar verici dalgalanmalar gönderebilecek bir güvenlik açığı noktasını oluşturuyor.

Limanlar özellikle bu risklere karşı daha savunmasız. Uzmanlar, liman yetkililerinin deniz seviyesinin yükselmesiyle başa çıkmak için üç ana yöntemleri olduğunu ve bunların hepsinin yetersiz olduğunu söylüyor. İlk yöntem olarak, limanlar okyanuslara nehir bağlantıları olan iç bölgelere çekilebilirler, ancak gerekli koşullara sahip mevcut bölgeler az, dolayısıyla pahalıdır. İkinci olarak, limanların etrafına pahalı deniz bentleri inşa edebilirler, ancak bentler okyanusa direnecek kadar güçlü olsalar bile, deniz seviyesinin yükselmesine uyum sağlamak için sürekli olarak yükseltilmeleri gerekir ve yalnızca sonunda baskın tarafından aşılana kadar zaman kazandırırlar. Ayrıca sel suyunu, bentler tarafından korunmayan yakın kıyı bölgelerine yönlendirirler. Son olarak, liman yetkilileri tüm liman altyapısını en az birkaç metre yükseltebilir, böylece deniz seviyesi yükseldikçe limanın çalışmaya devam edebilmesi sağlanır. Ancak suyun yükselme oranı o kadar belirsiz ki, artış için uygun maliyetli bir yüksekliğin belirlenmesi oldukça sorunlu. Rıhtımları ve diğer liman altyapısını yükseltmek, limanların hayati kara ulaşım bağlantılarını (demiryolları ve karayolları) ve bu nedenle komşu şehirlerin sakinlerini de korumasız bırakıyor.

Artan tedarik zinciri kesintisi tehdidine yanıt olarak, üreticiler stoklarını büyütmeyi veya aynı malları iki farklı yoldan teslim eden “ikili tedarik zincirleri” sistemlerini geliştirmeyi düşünüyorlar. Böylece biri bozulursa diğeri kıtlığı önleyebilir. Ancak her iki çözüm de üretim maliyetlerini artıracak ve şirketlerin kapsamlı parça envanterlerini stokta tutma ihtiyacını ortadan kaldırmak için sağlam tedarik zincirlerine dayanan, halen baskın olan “tam zamanında” üretim yaklaşımıyla çelişecektir. Amerikan şirketleri tedarik zincirlerini kısaltabilir, üretim tesislerini ABD'ye veya yakındaki bir ülkeye geri kaydırabilir, ancak çoğu durumda fabrikalarını Çin ve Vietnam gibi ülkelerde fabrikaları etrafında büyümüş tedarikçiler bölgesinden çıkarmış olurlar.

İklim değişikliğinin küresel tedarik zincirlerine olan olumsuz etkileri günden güne artmaya devam edecek gibi görünüyor. Kısa vadeli çözümler tedarik zincirinin doğasına daha uygun görünse de iklim değişikliğinin etkilerini engellemek için uzun vadeli stratejilere yönelmek ve tedarik zinciri boyunca iklim değişikliğine bağlı yaşanabilecek aksaklıklara dair farkındalıkları artırmak daha doğru olacaktır.

SHARE: