Menu TR

S360Mag

5 March

Sürdürülebilirlik İçin El Ele: Dünya Kahve Fonu

Bu haberi 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Kahve, yılda 400 milyar kupadan fazla tüketilme oranıyla dünyada en çok tercih edilen içecek olma özelliğini taşıyor. Çoğumuz kahveyi severek içmekte ve günlük rutinimize dahil ederek bu sayıya katkı sağlamaktayız. Peki kahve üretiminin sürdürülebilir bir şekilde yapılabileceğini bilmek kahve severleri daha mutlu etmez miydi?

Columbia Üniversitesi akademisyeni Jeffrey Sachs ve Columbia Üniversitesi Sürdürülebilir Yatırım Araştırmaları Enstitüsü’nden Kaitlin Cordes’in araştırmalarından derledikleri habere göre kahve üretiminde iki temel sorun ön plana çıkıyor: Bunlardan ilki kahve üretim sektöründeki gelir dağılımı eşitsizliğinin kaygı oluşturan düzeylerde seyretmesi. Tüketicinin satın aldığı kahvenin fiyatı her geçen gün artarken, kahve çiftçileri için ise satış fiyatları aynı kalıyor. Bu problemin yanı sıra, kahve çiftçileri kahve tarımında su kıtlığı gibi çevresel sorunlar ve iklim değişikliklerinden çokça etkileniyorlar.

Her ne kadar kahve üretiminde sorunları giderebilecek sürdürülebilir çözümler olsa da çoğu kahve çiftçisi bu sorunlara yatırım yapacak kadar gelir elde etmiyor ve/veya bu konuda onları bilinçlendirebilecek, bilimsel çalışmalar yapan organizasyonlarla iletişim bağları yok. Yaşanılan ekonomik ve çevresel sorunlara çözüm bulunmazsa kahve çiftçilerini karanlık bir gelecek bekliyor.

Gelir dağılımı eşitsizliği, özellikle Kuzey Amerika’da New York, Chicago gibi şehirlerde yaşayan tüketicilerin kahveye ortalama 3 dolar verirken kahve çiftçilerinin bu satıştan 1 ile 2 cent arası bir kazanç sağlaması örneğinde netlik kazanıyor. Sonuç olarak kahve çiftçileri masraflarını karşılayabilecek kazanca ulaşamadıkları için fakirlik, açlık ya da ABD’ye zorunlu göç ile karşı karşıya gelebiliyorlar.

Kahve çiftçileri finansal zorluk çekerken, kahvenin işlenmesi sürecinde yer alan kurumlar ve perakendeciler yüksek oranda kazanç sağlıyor. Gelir dağılımı eşitsizliği konusunda şirketler her ne kadar önlem alacaklarını söyleseler de şimdiye dek bu şirketlerin çok az bir kısmı harekete geçti. Örneğin Nestlé, hiçbir şirketin tek başına gelir dağılımı eşitsizliğini çözebilmede yeterli olamayacağını, bunun için iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu belirterek pasif bir tutum sergiliyor.

Buna istinaden Columbia Center on Sustainable Investment ve London School of Economics’in bir araya gelip yazdığı raporda gelir eşitsizliği dağılımı konusunda bütün kahve odaklı şirketler sorumluluk almaya çağrılıyor. Kurulacak ortak bir platform altında bir araya gelmeleri gerektiği belirtiliyor.

Raporda önerilen ortak platform ise Dünya Kahve Fonu olarak adlandırılmış. Sürdürülebilir kahve tarımcılığı için üreticilere finansal krizlerde gelir desteği, sigorta, kötü iklim koşulları ve afet olaylarında yaşanabilecek kayıplar için yardım fonları, tarım eğitimi ve altyapı oluşturmada destek sağlama adına kurulması tavsiye ediliyor.

Kısaca bu rapor kahve tarımında sürdürülebilirlik hedeflerinin gerçekleşmesi için özel sektörün elini taşın altına koymasını şart koşuyor. Dünya Kahve Fonu’nun beklenilen etkiyi yaratması için endüstrinin en çok kazanan partileri tarafından yıllık 2.5 milyar dolar toplanması ve bunun kahve çiftçilerinin kırılganlıklarını azaltmada kullanılması öngörülmekte. Gelişmiş sektörlerden gelecek bu yatırım ile yaklaşık 12 milyon ailenin; yani 60 milyon kişinin fondan yararlanması hedefleniyor. Bu rakamın gerçekçiliğini sorgulayan argümanlara karşı da hatırlatmakta yarar var ki fona yapılacak yıllık 2.5 milyar dolarlık katkı kahvenin işlenmesinde rol alan kurumların ve perakendecilerin yıllık gelirlerinin sadece yüzde 1’ine tekabül ediyor. Bu sayede fon, çiftçilerin üretimi sayesinde yüksek gelir elde eden şirketlerin de gereken asgari sorumluluğu almasını sağlama potansiyeline sahip.

Haberde alternatif bir çözüm olarak ise gelişen teknoloji sayesinde kahve çiftçilerinin internet üzerinden kendi ürettikleri kahveleri perakendecileri aradan çıkararak satma fırsatlarına değiniliyor. Bu sayede perakendecilere ucuz fiyattan ürün satmak yerine kendi belirledikleri fiyata ürünlerini satabilirler. E-ticaret sayesinde çiftçiler hem daha fazla kazanç sağlarken hem de tarım için ihtiyaç duydukları teknolojiyi artan kazançları sayesinde daha kolay satın alabilirler.

Sonuç olarak, Sachs ve Cordes’in araştırmalarının da gösterdiği gibi gelir dağılımı ve iklim olayları kahve çiftçilerini olumsuz yönde etkiliyor. Bu bağlamda kahve firmaları, kahve çiftçilerinin karşılaştığı problemleri hafifletmek adına en kısa zamanda üstlerine düşeni yapmaya başlamalı ve sürdürülebilir kahve üretiminin önünü açmalılar. Aksi takdirde çiftçilerin teknolojiye daha çok entegre olup kendi pazarlarını oluşturmasını takiben kahve firmalarına duyulan ihtiyacın önemli ölçüde azalması riskiyle karşı karşıya kalabilirler.

SHARE: