Menu TR

S360Mag

19 March

Amazon (bile) bir gün yok olabilir mi?

Bu haberi 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Yeni yayınlanan bir araştırmaya göre, büyük ölçekteki biyomlar –aynı iklim koşulları ve bitki örtüsünden oluşan yaşam alanları– kritik bir eşiğe ulaştıktan sonra Jenga taşları gibi yıkılarak yok olabilir. Beklenenin aksine büyük canlı topluluklarının küçük olanlara kıyasla daha hızlı yok olabileceğini gösteren araştırma, Amazon yağmur ormanları büyüklüğündeki ekosistemlerin bile birkaç on yıl içerisinde çökebileceğini ortaya koyuyor.

İnsanın gezegen üzerindeki etkisi arttıkça, iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybıyla birlikte “rejim kaymaları”nın sıklığının artması bekleniyor. Rejim kayması, bir sistemin yapısında ve işlevinde meydana gelen büyük, ani ve kalıcı değişiklikleri için kullanılan bir tanım ve bu sistemleri aniden etkileyerek ekosistemlerin bozulmasına ve toplumların yoksullaşmasına neden olacağı öngörülüyor.

Bir sistemin yok olma hızının büyüme hızından yüksek olmaya olan yatkınlığı halihazırda biliniyordu. Fakat ortaya konulan bu yeni çalışma, sistemlerin yok olma eğilimini açıklıyor ve ölçüyor.

Araştırmacılar, ekosistemin büyüklüğü ve yok oluş hızı arasındaki ilişkiyi anlamak için önceden meydana gelmiş 42 “rejim kayması” olayını incelediler. İlk aşamada, daha büyük ve karmaşık biyomların küçük ve biyolojik olarak daha basit olan sistemlere kıyasla daha dirençli olduğu ortaya konuldu. Ancak kritik bir eşiğe ulaştıktan sonra, büyük biyomlar nispeten daha hızlı çöküyor çünkü sistemdeki bozukluklar modüler yapıları boyunca tekrar etmeyi sürdürüyor.

Yapılan istatistiksel analizlere göre, kritik eşiğe ulaşıldığında Amazon büyüklüğünde bir ekosistemin (yaklaşık 5.5m km2) yaklaşık 50 yıl içerisinde yok olabileceği ortaya konuyor. Karayip mercan resiflerinin büyüklüğünde (yaklaşık 20.000 km2) olan bir sistem ise tetiklendikten sonra 15 yıl içinde çökebiliyor.

Bu ay içerisinde yayınlanan başka bir araştırma; ağaç kesimi, tarımsal faaliyetler ve küresel ısınma nedeniyle Dünya’daki bozulmamış tropik ormanların emdiği karbon miktarının 1990’daki seviyelerin üçte birine kadar düştüğünü ortaya koydu. Buna göre, önümüzdeki on yıl kadar kısa bir zaman içerisinde Amazon ormanları atmosferdeki karbonun en büyük emicilerinden biri olmak yerine atmosfere karbon salan bir sisteme dönüşebilir.

Araştırmacılar, bu sonuçların karar vericileri iklim ve biyoçeşitlilik kriziyle başa çıkmak için fark ettiklerinden daha az zamanları olduğu konusunda uyarması gerektiğini belirtiyorlar ve bizi de bu değişimlerin çok da uzak olmayabileceği konusunda uyarıyorlar: “Herhangi bir doğal sistemde rejim kaymalarının meydana gelmesi için birden çok nesli kapsayan yüzyıllar ve binyıllar yerine ‘insan’ zaman çizelgeleri olan yıllar ve on yıllara kendimizi hazırlamalıyız.”

Avustralya’da uzun süren kuraklık ve sıcaklıklar sonrası son zamanlarda yaşanan orman yangınlarının da bu duruma bir örnek olabileceğini belirten araştırma, bu durumun daha kurak bir ekosisteme geçişi gösterebileceğini söylüyor.

‘Kara yaz’da Avustralya ormanlarında ne olmuştu?

2019 Haziran ayında başlayan ve ancak 6 ay sonra kontrol altına alınabilen yangınlarda birçok ülkenin yüzölçümünden büyük olan yaklaşık 19 milyon hektarlık alan yok olmuş, 2 binden fazla bina zarar görmüş ve en az 34 insan hayatını kaybetmişti. Bir milyardan fazla hayvanın ölmüş olduğu tahmin edilirken bu durumun tehlikede olan bazı türlerin yok olmasına yol açabileceği söylenmişti.

Bunun dışında; Avustralya’da hava kalitesi tehlikeli seviyelere düştü, yangınlarla başa çıkma maliyetinin 4,4 milyar doları aşması beklenirken turizm sektörü gelirleri 1 milyar dolardan fazla azaldı, duman Şili ve Arjantin’e 11.000 km boyunca taşındı ve atmosfere 306 milyon ton karbondioksit salımı gerçekleşti.

Peki orman yangınları iklim değişikliğini nasıl etkiliyor?

Orman yangınları ve iklim değişikliği çift yönlü olarak karmaşık bir şekilde birbirini etkiliyor.

Bir yandan orman yangınları biyoçeşitliliği azaltırken iklim değişikliğini meydana getiren sera gazlarının atmosfere salımına neden oluyor. Diğer yandan, iklim değiştikçe sıklaşan aşırı sıcaklar ve kuraklıklar orman yangınlarının daha sık, daha büyük ve daha yaygın görülmesine neden oluyor.

Tahminler farklılık gösterse de bazı uzmanlar orman yangınlarının küresel sera gazı salımlarının %20’sini oluşturduğunu söylüyor ve 2019 Avustralya yangınlarının atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunu %1-2 oranında arttırdığı belirtiliyor.

SHARE: