Menu TR

S360Mag

9 January

2020 yılında yapay zeka

Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

2019 yılının dünyanın bize verdiği en büyük mesajlardan biri iklim değişikliğine karşı hareket etmemiz için kalan zamanın tükenmekte olduğuydu. Küresel sıcaklığın yükselme hızı, habitat ve türlerin yok olması sürdürülebilirlik konusunda hızlı kararlar ve aksiyonlar alınmasını gerektiriyor.

Dünyanın birçok yerinde çevresel sürdürülebilirliği geliştirecek çözümlere yapay zeka sayesinde ulaşmanın mümkün olduğuna inanılıyor. Yapay zeka ile sürdürülebilirliğin bir araya gelmesi makine öğrenimi (machine learning), görüntü tanıma, analitik ve sensörler aracılığıyla birçok uygulamanın var olmasını mümkün kılıyor. Örneğin Google Earth ve 7 farklı organizasyonun işbirliği ile oluşturulmuş Wildlife Insights’ı ele alalım. Wildlife Insights yapay zeka kullanarak ülke, yıl, tür vb. özellikleri analiz edilmiş 4,5 milyon fotoğraf içeriyor ve dünyadaki fotokapan görüntülerinin en büyük veritabanı haline geliyor. Bilim insanları bu sistemi kendi fotokapan fotoğraflarını yüklemek, bölgeleri görselleştirmek ve türlerin sağlık durumları hakkında bilgi toplamak için kullanıyor. Türlere göre değişiklik göstermekle birlikte, tür tanıma oranı %80 ile %98,6 arasında başarılı ve sistem hayvan bulunmayan fotoğrafları otomatik olarak sistemden çıkarıyor. Bu ve buna benzer sistemler bizlere hızlı analiz ve hızlı içgörü yapmamızı sağlıyor. Bütün bu sistemin işlemesi ise bahsettiğimiz yapay zeka teknolojisi sayesinde gerçekleşiyor.

Peki, yapay zeka destekli uygulamalar çevresel ve kurumsal sürdürülebilirlik için gelecekte nasıl bir gelişim gösterecek? Yapay zekanın önümüzdeki on yıl içerisinde beş alanda dramatik bir etkisi olacağına inanılıyor. ,

İlk alan enerji yönetimi olarak listeleniyor. Yapay zekanın enerji yönetimine olan etkisini Google aracılığıyla gözlemleyebiliriz. Google, verimliliği ve veri merkezlerindeki yenilenebilir enerji karışımını arttırmak için yapay zeka kullanıyor. Lineage Logistics isimli başka bir firma ise depolarının güç programlarını yapay zekaya emanet ederek enerji yönetimini iyileştiriyor. Yapay zekanın etkisini ikinci olarak toprak koşulları ve mahsul veriminin arttırılmasında gözlemleyeceğiz. Tarlaları izleyen dronlar ve sensörler sayesinde tarım sektöründe hidrasyon, bitki beslenmesi ve hastalıklarla mücadelede daha iyi kararlar alınabilecek. Üçüncü olarak, gelecekteki iklim risklerinin modellenmesi yapay zeka ile mümkün olabilecek. Deniz seviyesindeki yükselme, yüksek yoğunluklu rüzgarlar, kıyı ve iç su baskınları gibi iklim değişikliğinin etkilerinin 30 yıl sonraki operasyonları nasıl etkileyebileceğini tahmin edebilmek mümkün. Biyoçeşitliliğin korunması söz konusu olduğunda ise Wildlife Insights sadece bir örnek. Google gibi Microsoft da bir çok projenin merkezinde bulunuyor. Earth for AI projesi ve Noel arifesinde finanse ettiği yeni girişim, Wildbook bunlara örnek verilebilir. Wildbook; Oregon Wild Me ve Princeton, Rensselaer Politeknik ve Chicago Üniversitesi'nden araştırmacılar arasında biyoçeşitliliğin korunması adına yapılan bir iş birliği. Son olarak ise, yapay zekanın tedarik zincirlerinin kaynağını soruşturma ve doğrulamasındaki rolünün artacağı düşünülüyor. Pamuktan kahveye ve deniz ürünlerine kadar farklı endüstrilerde pilot olarak kullanılan yeni nesil izlenebilirlik sistemi başlatıldı.

Etik açıdan tartışmalara açık olan yapay zeka uygulamaları bazı endişeleri de beraberinde getiriyor. Bunları önlemek için yapay zeka tahminlerinin arkasındaki verilerin doğru ve yansız olduğundan emin olmak gerekiyor. Bu da farklı insan bakış açılarının temsil edilmesini gerektiriyor. Aynı zamanda bu sistemlerin, çalışanların (iş gücünün) yerine geçebilecek sistemler olarak değil, genel çözüme giden yolda önemli bir parça olarak görülmesi gerekiyor.

SHARE: