Menu

18 March

Kirliliği azaltmak için küresel ölçekte bir adım: Plastik atık anlaşması

*Bu yazıyı 3 dakikada okuyabilirsiniz.

2020 yılında Science dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, okyanusa giren plastik miktarının 2040 yılına kadar iki katına çıkması bekleniyor. Makale aynı zamanda bu kirlilik dalgasının kontrol edilmeden devam ettiği senaryoda, 2040 yılında denizlerdeki plastiklerin okyanustaki tüm balıkların toplam ağırlığını aşabileceğini söylüyor.
Kenya, Nairobi'deki Birleşmiş Milletler Çevre Meclisi'nin (UNEA) yakın tarihli bir toplantısında, 173 ülkeden bakanlar ve temsilciler, önümüzdeki iki yıl boyunca plastik atık problemine dair müzakere şartlarında anlaşma sağladı.
Bu gelişme dünyanın ihtiyaç duyduğu plastik kirliliği için dönüm noktası mı ve nasıl çalışacak? Portsmouth Üniversitesi'nde okyanus politikası ve ekonomisi profesörü ve plastik üzerine BM Çevre Programı danışmanı olan Steve Fletcher birkaç soruya yanıt veriyor.

Nairobi'de ne kararlaştırıldı?

UNEA toplantısında, küresel çevre sorunlarıyla mücadeleye yönelik politikaları tartışmak ve benimsemek üzere tüm Birleşmiş Milletler üye devletleri bir araya geldi. Dünyanın en büyük çevresel karar alma organlarından biri olan bu organizasyonda 2 Mart 2022 Çarşamba günü, 173 ülke bir araya gelerek plastik kirliliğini sona erdirmek için yasal olarak bağlayıcı bir anlaşmada müzakerelere başlama kararını resmen kabul etti. Müzakerelerin yetkisini ve odak noktasını kabul etmek sadece bir başlangıç. 2024'ün sonundan önce, anlaşmanın esaslarının belirlenmesi gerekecek.

Anlaşmanın yasal olarak bağlayıcı unsurlarının ne kadar iddialı olacağı şu anda belli değil. Örneğin, anlaşma ülkeleri plastik kirliliğini tamamen ortadan kaldırmaya mecbur edecek mi, eğer öyleyse ne zaman ve nasıl?
Bu durumun çözümü için anlaşmayı uygulayabilmeleri adına görece yoksul ülkelere bir para yönlendirme mekanizmasından bahsediliyor. Bu mekanizma plastik atıkların toplanmasını iyileştirebilir, geri dönüşüm tesisleri kurabilir veya plastiğin açıkta yanmasını ortadan kaldırabilir. 

Anlaşma, dünyayı plastik için üretimden geri dönüşümüne kadar gerçekten döngüsel bir ekonomiye ne kadar entegre edebilecek? Eğer plastik atıklara gerçekten bir değer verilirse, bu aynı zamanda kirliliğin oluşmasına izin veren mantığı da ortadan kaldırmak olacaktır. Hazırlanan çözüm teklifi, plastik sektöründe yer alan çıkarların çeşitliliğini ve etkili küresel anlaşma geliştirmek için gereken yaygın desteğin önemini vurguluyor.

Bu anlaşmanın özel amaçları ne olacak?

Anlaşma, diğer şeylerin yanı sıra, aşırı plastik ambalajı azaltmaya yönelik önlemleri içerebilecek, gereksiz plastik kullanımını ortadan kaldıracak ve daha sürdürülebilir alternatiflerle değiştirecek kurallar belirleyerek, öncelikle plastiğin kirlilik haline gelmesini önlemeyi amaçlayacak.

Ülkelerin farklı atık yönetim sistemleri var. Bu nedenle ülkelerin her birinin anlaşmanın hedeflerine nasıl ulaşmayı amaçladığını göstermek için kendi ulusal eylem planını üretmesi gerekecek, ancak bu planların yasal statüsü hazırlanan tasarıda net değil.
Tasarıda ayrıca plastik kirliliğini azaltmak için kamu kampanyaları, bilimsel araştırmalara destek ve ülkeler arasında bilgi paylaşımı fırsatları da yer alıyor. Müzakereler anlaşmanın sivil toplum kuruluşları, yerli topluluklar ve işletmelerle iş birliği içinde geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor, ancak bu şekilde plastik kirliliğini ortadan kaldırmak için bütünsel bir yaklaşımın ortaya çıkabileceği ileri sürüyor.

Anlaşma nasıl uygulanacak?

Anlaşmanın nasıl uygulanacağı ise zor kısım çünkü diğer çok taraflı çevre anlaşmaları, yetersiz uygulama nedeniyle hedeflerine ulaşmak için oldukça zorluk çekti. Bir plastik anlaşmasının, diğer yasal olarak bağlayıcı küresel anlaşmalarda olduğu gibi, BM hukuk sistemi aracılığıyla uygulanması muhtemel. Herhangi bir küresel antlaşmanın şartlarını ihlal eden ülkeler yasal ve mali yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor. Nihai anlaşmanın hangi yaklaşımı kapsadığı önümüzdeki 21 ay boyunca yapılacak görüşmelerde belirlenecek.

Anlaşmanın amaçlarına ulaşmanın önündeki en büyük engellerden bazıları nelerdir?

Anlaşma plastiklerle olan ilişkimizde tam bir dönüşüm istiyor. Anlaşmayla birlikte plastiklerin nasıl üretildiği, kullanıldığı ve yok edildiği konusunda temel bir değişim gerekecek. Nihai hedef, plastiklerin yapıldığı, kullanıldığı ve daha sonra atıldığı doğrusal bir sistemden, plastiğin korunmasının mantıklı olduğu değerli bir kaynak haline geldiği döngüsel bir sisteme geçmek.
Bu anlaşma, özellikle petrol, gaz endüstrisi ve plastik üreticileri olmak üzere kazanılmış menfaatlere meydan okuyacak. Ayrıca malzeme bilimi, ürün tasarımı, yeşil kimya, atık ve geri dönüşüm yönetimi, ürün etiketleme ve kamu davranışı konularında büyük yenilikler gerektirecektir. Her ülke kendine özgü koşullar ve zorluklarla karşı karşıya ancak küresel anlaşma bu geçişi destekleyebilecek bir çerçeve sağlamalıdır.

Müzakereciler diğer çevre antlaşmalarının başarı ve başarısızlıklarından ne gibi dersler çıkarabilir?

1989 Montreal protokolü sonrasında ozon tabakasındaki delik küçüldü. Protokol başarısını buzdolaplarında ve aerosollerde ozon tabakasına zarar veren maddelerin üretimini ve kullanımını kademeli olarak azaltmaya yönelik konulmuş ulusal hedeflere borçlu. Plastik üretimini azaltmak için de bu şekilde bir yaklaşım izlenebilir. Plastik kriziyle mücadele için küresel olarak koordineli eyleme olan açık ihtiyaç göz önüne alındığında, anlaşmanın bu belirlenen hedeflerine ulaşmak için Montreal protokolünün kuralcı pratiklerinden daha fazlasını ödünç alması gerekebilir.

 

SHARE: