Menu TR

WE TALK

23 November

Sektörün dönüşümü enerjiyi daha güvenli, sürdürülebilir ve ekonomik hale getirebilir mi?

Modern ekonomiler için en önemli kaynak olan enerji, 4. Sanayi Devrimi için de hayati önem taşıyor. Bu yüzden enerji politikalarının en önemli amaçlarından biri sektörel dönüşüme uyum sağlayabilmek olarak karşımıza çıkıyor. Bu amaca ulaşmak için koyulan hedefler şöyle: Enerji güvenliğini sağlamak, enerjiyi herkes için erişilebilir yani daha ekonomik hale getirmek ve çevresel sürdürebilirliği sağlamak. Enerji sektörünün dönüşümü; kaynakların çeşitlenmesi, üretimin karbondan arındırılması ve dijital sistemlerin kullanımının artması unsurlarına bağlı olarak tanımlansa da dönüşümün hızını tam olarak tahmin edebilmek zor. Bu da ülkeler ve enerji şirketleri için bahsedilen hedefler arasında bir denge kurmayı karmaşık hale getiriyor.

İlk hedef olan enerji güvenliğini sağlama konusunda, enerji kaynaklarının dönüşümüyle beraber enerji güvenliğinin tanımı ve araçları da değişiyor. Fosil yakıt kullanımına dayalı bir sektör için enerji güvenliğine ulaşmanın yolu tedarik aşamasında güvenliğin sağlanmasından geçiyordu. Gelişen teknoloji sayesinde artan doğalgaz tedarikinin ve yenilenebilir kaynakların performansının artmasıyla beraber enerji güvenliği, çok çeşitli ve dallı budaklı bir sistemin karmaşasız ve sorunsuz hale getirilmesi anlamına gelmeye başladı. Bu da güvenlik seviyesini ölçmeyi ve güvenlikten emin olmayı zorlaştırdı. Örneğin, OECD ülkelerinde kömürle elektrik üretimi son günlerini yaşıyor. Dönüşümün başında kömür yerini doğalgaza bırakırken zaman içinde yenilenebilir kaynaklar baskın hale gelmeye başladı. Bu dönüşüm sonucunda, OECD ülkelerinde kömür ve nükleer enerji kullanımının 2050’de büyük ölçüde sona ereceği ve enerji üretiminin %90’ında yenilenebilir kaynakların kullanılacağı öngörülüyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın tahminine göre bu oran küresel çapta 2040’ta %40’a ulaşmış olacak. Örneğin bu konuda dünya trendleri üzerinde etkisi büyük olan Çin’de kömür kullanımı 2007’de %80 iken yenilenebilir kaynakların kullanımının artmasıyla %56’ya kadar düştü.

Enerjiyi daha ekonomik hale getirmek ise hedeflerden bir diğeri. Kaynakların ve kaynak elde edilen bölgelerin çeşitlenmesi enerjinin daha ekonomik, dolayısıyla daha erişilebilir ve demokratik hale gelmesini sağlıyor. Yenilenebilir üretimin artması, enerji kaynaklarının bölgesel olarak dağınıklaşması, akıllı ağların yaygınlaşması, gelişmiş enerji depolama sistemleri ve ulaşımda elektrik enerjisi kullanımının artması enerji sektöründe üretim, iletim ve dağıtım aşamalarında dönüşümü şekillendiren trendlerin yalnızca bir kısmı. Bu dönüşüm sonucunda sınırlı sayıda merkezden yürütülen geleneksel üretim ve dağıtım modellerinin gözden düşmesi bekleniyor. Dolayısıyla pek çok ülkede birçok şirket yeni koşullara uyum sağlayabilmek için yeni iş modelleri geliştirmek için çalışıyor. Sektörün yeni şartları, küçük ekonomilerin daha güvenli ve erişilebilir enerjiye ulaşmaları ve enerji sistemlerinde aktif rol almaları için fırsatlar doğuruyor.

Enerji güvenliğine ve ekonomik enerjiye ulaşmak için kullanılan araçlar sektörü üçüncü ve en geniş etkiye sahip hedefe götürüyor: çevresel sürdürülebilirlik. Enerji üretiminde ve ulaşımda kullanılan kaynakların dönüşümüyle petrol ve doğalgaz sektörlerinin dinamikleri de değişiyor. Örneğin, günümüzde yaklaşık 400 şirket, devlet ve bölge yenilenebilir enerji kullanımını ve 0 karbon salımını hedefleri arasında bulunduruyor. Bu hedeflere uyum sağlayabilmek için enerji şirketleri de yenilikçi mekanizmalar geliştiriyor.

Enerji sektörünün dönüşümüyle birçok farklı sektörde karşılaştığımız yeni dinamikler zaman içinde yalnızca ekonomik dönüşümleri sağlamakla kalmayacak, toplumsal dönüşüm üzerinde de etkili olacak. Çünkü böylesine iç içe geçmiş bir ağ içinde enerji sektörünün tek başına ele alınması mümkün görünmüyor. Bu yüzden enerji politikaları oluşturulurken bahsedilen üç hedef arasındaki dengenin toplumsal dönüşüm üzerindeki etkisi de göz önünde bulundurulmalı.

SHARE: