Menu

18 February

Bir toplumsal cinsiyet eşitliği meselesi olarak şehirlere erişim

*Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Dünyanın dört bir yanında kentlerde yaşayan toplumlara bakıldığında, dikkat çeken konulardan biri insanların gitmeleri gereken yere nasıl gittikleri konusunda cinsiyete dayalı farklılıklar bulunması. Kadınların şehir içi yolculuk deneyimleri; yolculuk sayıları, kat edilen mesafeler ve seyahat amaçları erkeklerinkinden önemli ölçüde farklılık gösteriyor.

Birçok şehirde erkekler özel arabalara kadınlardan daha fazla erişime sahip. Ayrıca şehir içerisinde daha uzak mesafeler kat ediyorlar. Buna karşılık, çocuk bakımı ve ev işleri gibi kısıtlamalar orantısız bir şekilde kadınları etkiliyor. Bazı şehirlerde bu durum, kadınların eve hapsoldukları anlamına geliyor. Diğerlerinde -göreli güvenlik algılarına rağmen- kadınlar toplu taşımaya erkeklerden daha fazla bel bağlıyorlar.

Kadınların şehir içerisinde bisiklete binme olasılıkları düşük
Bu cinsiyete dayalı farklılıklar, ulaşım uzmanlarının ve epidemiyologların aktif seyahat olarak adlandırdıkları yürüyüş ve bisiklete binme gibi ulaşım türlerini de kapsıyor. Aktif seyahat, tüm yolculuğunuz boyunca yürümeyi ve bisiklete binmeyi veya toplu taşıma araçlarına erişim yolunda yapabileceğiniz tesadüfi yürüyüş ve bisiklete binmeyi içerebiliyor.   

Aktif seyahat üzerine yeni bir araştırma, beş farklı kıtada 13 farklı ülkeden 19 şehirde kadın ve erkeklerin aktif seyahate erişiminin ne ölçüde farklılaştığını inceledi. Araştırma kapsamında katılımcılardan bir veya iki günlüğüne seyahat faaliyetlerini bildirmelerini isteyen, nüfusu temsil eden seyahat anketlerinden elde edilen ikincil veriler analiz edildi. Anketler kapsamında Accra, Kisumu, Cape Town, Delhi, Melbourne, Londra, Berlin, Köln, Hamburg, Münih, Zürih, Buenos Aires, Sao Paulo, Santiago, Bogota, Mexico City, Chicago, Los Angeles ve New York City şehirleri incelendi.

Araştırma sonucunda, şehirlerin çoğunda kadınların erkekler kadar aktif seyahat süresine eriştiği görüldü. Ancak, yürüme olasılıkları bisiklete binme olasılıklarından daha yüksek olduğundan, kadınların şehre erişimi önemli ölçüde sınırlı.  İncelenen üç ulaşım yolundan -yürüyüş, toplu taşıma ve bisiklet- bisikletin, şehirler arasında en büyük farklılığı gösterdiği tespit edildi.

Altyapı eksikliği ve sosyal normlar kadınların bisiklete binmesini engelliyor
Araştırmalar, erkeklerin aksine kadınların yürürken veya toplu taşımada ne kadar savunmasız oldukları veya hissettikleri konusunda büyük farklılıklar olduğunu gösteriyor. Bu güvenlik açığı, bisiklet söz konusu olduğunda özellikle belirginleşiyor. Arazi yollarından veya bisiklet şeritlerinden kaynaklanan güvenli altyapı eksikliği, kadınların neden bisiklet kullanma olasılığının daha düşük olduğunu açıklamaya yardımcı oluyor. Araştırmalar, genel olarak kadınların riskten kaçınma olasılıklarının da erkeklerden daha fazla olduğunu gösteriyor.

Bununla birlikte, araştırmalar, dünya çapında kadınları bisiklete binmekten caydıran sosyal ve kültürel normları da vurguluyor. Bisiklete binmek, özellikle güvenli altyapısı olmayan ve bisiklete binme seviyelerinin düşük olduğu şehirlerde daha çok erkeklere özgü bir ulaşım aracı olarak algılanabiliyor. Pakistan'ın Karaçi kentinde olduğu gibi, kadınların yalnız seyahat etmelerinin sosyal olarak kısıtlandığı ortamlarda bu durum daha da kötüleşiyor.

Kadınlar yürümeye ve toplu taşımaya daha bağımlı
Çoğu şehirde, kadınların seyahat anketinin yapıldığı gün evlerinin dışına hiç çıkmadıklarını bildirme olasılıklarının genel olarak %4’lük bir fark ile erkeklerden daha yüksek olduğu görülüyor. 19 şehirden sadece ikisi cinsiyetler arasında eşit düzeyde hareketsizliğe sahip: Kenya'da Kisumu ve ABD'de Los Angeles. Cinsiyet farkının en fazla olduğu şehirler 26 puanlık farkla Delhi, 12 puanlık farkla Accra ve 9 puanlık farkla Sao Paulo. Delhi'de, kadınların yaklaşık %60'ı anketin yapıldığı gün evlerinin dışına hiç çıkmadıklarını bildirmiş.

Şaşırtıcı olansa seyahat etme olasılıkları daha düşük olmasına rağmen, kadınların şehirlerde aktif seyahat yoluyla erkeklerden ortalama olarak %5 daha fazla fiziksel aktivitede bulunması. Bunun sebebi, kadınların gittikleri yere kadar yürüme ve genel olarak yürüme olasılıklarının daha yüksek olması. Ortalama olarak, kadın katılımcılar aktif seyahat sürelerinin %62'sini yalnızca yürüdükleri gezilerden elde ediyor. Karşılaştırıldığında bu oran erkeklerde %54. Buna ek olarak, Delhi ve Mexico City dışındaki tüm şehirlerde, kadınların toplu taşıma araçlarını kullanma olasılığı erkeklerden daha yüksek.

Kadınların yürüme ve toplu taşımaya daha fazla bağımlı olması iki ana faktörden kaynaklanıyor. Birincisi hem hane içinde hem de toplumsal düzeyde cinsiyet eşitsizliği nedeniyle kadınların özel arabalara erişiminin daha az olması. Bu eşitsizliğin, araç sahipliği düzeyinin düşük olduğu ülkelerde daha kötü durumda olduğu düşünülebilir. İkincisi, sosyal normların ve altyapı eksikliğinin ötesinde, örneğin market alışverişini taşıma ihtiyacı veya çocukları etrafta gezdirmek gibi, bisiklete binmeyi kadınlar için daha az uygun hale getiren başka kısıtlamalar.

Bu veriler birlikte ele alındığında, kadınların erkekler kadar aktif seyahat süresi elde ettiğini, ancak daha fazla yürüme ve daha az bisiklete binme olasılıkları nedeniyle şehir içinde nispeten daha az erişime sahip olduklarını gösteriyor. Bu durum, iş, eğitim ve sağlık hizmetleri ve sosyal ağlar için seçeneklerin kısıtlanmasına neden olabilir. Bu nedenle, kadınların şehre erişimini ve sosyal hayata katılımlarını artırmak için bisiklete binmeyi kadınlar için daha güvenli hale getirmek büyük önem taşıyor.

SHARE: