Menu TR

S360Mag

23 January

Lemurlarla birlikte biyoçeşitlilik de tehlikede

Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Afrika'nın güneydoğu kıyılarındaki Madagaskar adası, Afrika’dan 115 milyon yıl önce kopması sebebiyle, endemik en az 12.000 bitki türüne ve 700 omurgalı türüne ev sahipliği yapıyor. Bu egzotik ada aynı zamanda çok yoksul bir ülke ve yerliler hayatta kalmak için bulundukları coğrafyadaki doğal kaynaklara muhtaç oluyor. Madagaskar’ın insan faaliyetleri ve iklim değişikliği tarafından tehdit alında kalması, biyoçeşitliliğe ormansızlaşma ve doğal yaşam alanlarının yok edilmesi aracılığıyla ciddi oranda zarar veriyor. İklim değişikliği günümüzde küresel düzeyde dikkat çekse de araştırmalar Madagaskar için tehlikenin baskın sebebinin iklim değişikliği olmadığını gösteriyor.

Madagaskar geçtiğimiz 60 yılda ormanlık alanlarının neredeyse yarısını (%44) kaybetti. Bu kaybın en büyük sebebinin ormanlık alanların tarla alanı oluşturmak için yakılması ve kömür madenleri olduğu savunuluyor. Ormansızlaşma, canlı kaynaklarının aşırı kullanımı ve endemik türlerin avlanıp satılması birçok türün ve doğal yaşamlarının yok oluşuna sebep oluyor.

Yakalı lemur da insan faaliyetleri sonucu tehlike altında kalan bir canlı. Daha da önemlisi, habitat kaybı yakalı lemurların coğrafi dağılımını ve genetik sağlığını da etkiliyor. Ormansızlaşmanın, kontrol altına alınmazsa, yakalı lemurların tüm doğu yağmur ormanı habitatını ve bu habitattaki hayvanları ortadan kaldırabileceğinden endişeleniyor. Yakalı lemurlar için orman kaybının etkileri iklim değişikliğinin etkilerini büyük bir oranda geçiyor. Bu örnek özelinde ise yakalı lemurlar Madagaskar'daki toplam primat dışı topluluk zenginliğinin önemli bir göstergesi haline geliyor.

Kasım 2019'da yayınlanan bir çalışmada, lemurların hayatta kalmalarının habitatlarına bağlı olduğunu gösteriliyor. Bu çalışma lemurların yayılmasını engelleyen doğal ve insan kaynaklı engeller ve genlerinin habitatlar arasında değiştikçe ve çoğaldıkça yarattıkları hareketleri izlenerek gerçekleştirildi. Gen akışı (gen akımı) olarak da bilinen bu hareket, popülasyonlardaki genetik çeşitliliği korumak ve lemurların değişen ortamlara uyum sağlamasına izin vermek için önemli. Bu analize dayanarak insan aktivitesinin yakalı lemurların popülasyon yapısının ve gen akışının en iyi göstergesi olduğu sonucunda varılıyor. İnsan topluluklarından sonra ise ormansızlaşma en önemli ikinci engel olarak sıralanıyor. Sonuç ise habitat kaybının yakın gelecekte yakalı lemurlar için iklim değişikliğinden daha acil bir tehdit haline geldiği yönünde.

Bu durum sadece yakalı lemurlar için değil, aynı zamanda yakalı lemurların bulunduğu bölgelerdeki diğer bitki ve hayvanlar için de tehlike teşkil ediyor. Küresel düzeyde de bitki türlerinin üçte birinden fazlası (yaklaşık %36,5) aşırı derecede nadir olarak tanımlanıyor. Nadir türlerin var olduğu bölgelerde insan etkisinin daha yüksek düzeyde olduğu düşünüldüğünde insan faaliyetlerinin denetlenmesi gerekiyor.

SHARE: