Menu TR

S360Mag

23 July

Küresel elektronik atık 5 yılda %21 arttı, geri dönüştürülen e-atık miktarı ise yeterli değil

Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Dünyada elektrik ve elektronik ekipmanların kullanımı her yıl 2,5 milyon ton artarak büyümeye devam ediyor. Akıllı telefon, bilgisayar veya oyuncak fark etmeksizin eğer cihazın içerisinde bir güç desteği varsa kullanım sonrasında gittikçe büyüyen “elektronik atık” (e-atık) dağına katılıyor.
 
Sadece 2019 yılında tüm dünyada 53,6 milyon ton e-atık oluştu. Bu miktar 350 tatil gemisinin ağırlığına eşit ve dünya nüfusuna bölüştürüldüğünde kişi başına 7,3 kilograma denk gelmekte. Üretilen e-atık miktarında en büyük payı 24,9 ton ile Asya kıtası alıyor. Asya’yı 13,1 milyon ton ile Amerika ve 12 milyon ton ile Avrupa takip ederken Afrika 2,9 milyon ton ve Okyanusya 0,7 milyon atık üretti.
 
2030 yılına kadar toplam atık miktarının 74,7 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Bu tahmin, yıllık üretilen yeni e-atık miktarının sadece 16 yılda 2 katına çıkması anlamına geliyor. Daha fazla kullanıcının kısa ömürlere sahip ürünleri alması ve azalan tamir opsiyonları ile e-atıklar dünyanın en hızlı büyüyen atık kalemi haline geldi.
 
Bireylerin hayat standartlarını yükselten cihaz sayısının artması ve dünya üzerinde daha fazla insanın bu ürünlere erişimi olması aslında pozitif bir gelişme. Ancak artan bu talep karşısında geri dönüştürme veya güvenli şekilde bertaraf etme kapasitesi yetersiz kalıyor. Kullanım ömrünü tamamlayan ve doğada birikmeye başlayan e-atıklar habitatları kirletirken canlılar için de büyük bir tehlike oluşturmakta.
 
Elektronik atık geri dönüşümü
 
2019 yılında açığa çıkan toplam e-atığın sadece %17,4’ü toplanıp geri dönüştürüldü. Geri dönüştürülen e-atık miktarı 2014’ten bu yana yıllık bazda yalnızca 1,8 milyon ton artarak büyüdü. Aynı zaman diliminde üretilen e-atık miktarı ise 9,2 milyon ton arttı. Bu olumsuz gelişmelerin yanında belgelenmemiş e-atık miktarı da artmaya devam ediyor. Yapılan araştırmaya göre Avrupa, ürettiği toplam e-atığın %42,5’ini toplayıp geri dönüştürerek bu alandaki en yüksek orana sahip kıta olarak ön plana çıkıyor. Avrupa’yı Asya %11,7 ile takip ederken Amerika ve Okyanusya sırasıyla %9,4 ve %8,8’lik oranlara sahip ve Afrika %0,9 ile bu alandaki en düşük orana sahip kıta. Dünya’da 2019 yılında üretilen e-atığın geri kalanının (%82,6) akıbeti ise belirsiz.
 
Yüksek gelirli ülkelerde e-atığın %8’inin atık toplama kutularına atıldığı düşünülürken %7 ile %20 arası bir miktar da başka ülkelere ihraç edilmekte. Düşük gelirli ülkelerde ise e-atık meselesi daha çok gayri resmi yollarla halledildiği için durum daha karmaşık.
 
Güvenilir atık yönetim sistemi eksikliğinde, e-atık toplama bölgelerinin yanında çalışmak zorunda olan insanlar ya da o bölgelerde oyun oynayan çocuklar, e-atıkların içerisinde bulunan cıva, kloroflorokarbonlar ve hidrokloroflorokarbonlar gibi çevreye ve sağlığa zararlı maddelere daha fazla maruz kalıyor. Örneğin, genellikle bilgisayar ekranlarında ve floresan lambalarda kullanılan cıvaya maruz kalınması beyin hasarı gibi ciddi sonuçlara yol açmakta. Tahminlere göre, yıllık yaklaşık 50 ton cıva içeren belgelenmemiş elektronik cihazın doğaya salımı gerçekleşmekte.
 
E-atıklar sadece sağlık riski oluşturmakla kalmıyor. Aynı zamanda küresel ısınmanın sebepleri arasında yer alıyor. Buzdolaplarında ve klimalarda bulunan, sıcaklık kontrolünü sağlayan ekipmanların çöplükte birikmesi sera gazı emisyonuna sebep oluyor. Enerji sektörünün küresel emisyonunun %0,3’üne eşit değerde olan 98 milyon ton atığın her yıl hurdalıktan çevreye sızdığı düşünülüyor.
 
Toksik maddelerin yanında e-atıklar altın, gümüş, platin ve bakır gibi değerli madenler ve yararlı ham maddeler içermekte. 2019’da üretilen e-atığın toplam değeri 57 milyar dolar olarak hesaplandı ve bu değer çoğu ülkenin GSYİH'sından daha büyük. Ancak 2019’da ortaya çıkan e-atığın sadece %17,4’ü toplanıp geri dönüştürüldüğünden bu değerin yalnızca 10 milyar dolarlık kısmı çevreye duyarlı bir şekilde geri kazanılabildi. Geri dönüştürülebilecek ham madde miktarı ise yalnızca 4 milyon ton.
 
Tüm bu olumsuzluklara rağmen iyi bir haber olarak bu problemin büyüklüğü hakkında farkındalığın yavaş da olsa arttığı söylenebilir. Dünya nüfusunun %71’inin oluşturan 78 ülkenin 2019 itibari ile e-atık yönetimi için bir politikası mevcut ya da bu konu hakkında adım atılmaya başlandı. Bu noktada 2017’ye kıyasla %5’lik bir artış gözlemleniyor. Ancak, hala bu ülkelerin çoğunda bu yasaların ya hukuksal boyutta bir bağlayıcılığı yok ya da yasalar fiili olarak uygulanmamakta.
 
Araştırmacılar günümüz dünyasının e-atık süreçlerini gözlemlemeye devam ediyor ve geliştirdikleri çözümler ile döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir toplumlar yaratılmasına katkı sağlıyorlar. Ortaya konan bu çabanın sonucunda e-atık konusunun aciliyetinin ve öneminin hükümetler tarafında anlaşılmasını ve bu araştırmaların atıkların geri dönüşüm yüzdelerini arttıracak yasalar çıkarılması konusunda tetikleyici olmasını umuyorlar.

SHARE: