Menu TR

S360Mag

21 November

Reflect Studio artık B Corp!

Bu haberi 10 dakikada okuyabilirsiniz.

Bugün dünya genelinde 3.000’in üzerinde şirket iş dünyasına yepyeni bir değer yaratma formülü sunuyor ve aslında iş dünyasının, dünyamızın karşı karşıya kaldığı çevresel ve sosyal birçok soruna yanıt bulabileceğini savunuyor. B Corp’lar, dünyanın en iyisi değil dünya için en iyi olmayı hedefleyen şirketler. Bu ilham veren liderlik hareketine Türkiye’den Taze Kuru, Mikado, Expanscience ve S360’ın arasına tekstil sektörüne bambaşka bir yaklaşım getiren Reflect Studio da katıldı. S360 olarak dünyanın en sorunlu sektörlerinden olan tekstile ilişkin sektörün sürdürülebilirliğini değerlendiren bir dosya hazırlamıştık. Sektörün sorunlarına çözüm getirmede B Corp’ların bakış açısı daha da önemli hale geliyor.

Reflect Studio’nun heyecan veren hikayesini ve B Corp olma yolculuğunu şirketin kurucu ortaklarıyla yaptığımız röportajla sizlere taşıdık. İyi okumalar!

1. Reflect Studio’nun kuruluş hikayesinden bahseder misiniz? Yola çıkarken tekstil sektöründe nasıl farklılaşmayı hedeflediniz?

Reflect Studio’yu kurarken çevreye en fazla zarar veren ikinci büyük endüstri olan ve çoğunlukla adil ticari şartların sağlanmadığı tekstil endüstrisinde bir şeyleri farklı yapma amacıyla yola çıktık. Bir moda markası olarak başladığımız yolculukta tekstil odaklı bir tasarım stüdyosuna evrildik. Ancak şu an geldiğimiz noktada işin sadece tekstille sınırlı olmadığını fark ediyoruz. Amacımız dünya problemlerine kayıtsız kalmayan, çalışanlarına, tedarikçilerine, doğaya kıymet veren, ürettiği değeri herkesle adil şekilde paylaşan bir şirket inşa etmek. Kapitalizmin dönüşümünde diğer şirketler için bir örnek teşkil etmek.

2. Türkiye’de tekstil sektöründeki en önemli sorunları neler olarak görüyorsunuz? Siz bu sorunlardan öncelikli olarak hangilerine çözüm getiriyorsunuz?

Tekstil sektörü çevresel ve sosyal olarak dünyanın en sorunlu sektörlerinden biri. Çevresel olarak sentetik iplik kullanımı hem üretiminde hem tüketim sonrasında geri dönüşümün neredeyse sıfır olması sebebi ile ciddi bir çevre kirliliğine sebep oluyor. Organik hammadde olan pamuk gibi materyaller ise “hızlı moda”nın sebep olduğu yüksek üretim baskısı nedeni ile aşırı kimyasal gübre ve zehirli böcek ilacı kullanımına sebep oluyor. Bunlar atmosfere karbondioksitten 300 kat daha fazla ısı tutan Nitrous Oxide gibi gazların salımına sebep olup küresel ısınmaya ciddi etki ediyorken, toprağı ve yer altı sularını zehirliyor ve yüksek su tüketimine sebep oluyor. Tüm bu çevresel etkilerin yanı sıra sorunların sosyal bir boyutu da var. Çalışanların en kötü ortamlarda çalıştığı, en düşük kazandığı ve en tehlikeli kimyasallara maruz kaldığı ve en çok çocuk işçi çalıştırılan sektörlerin başında geliyor. Bizler üretimimizin büyük bir çoğunluğunda GOTS sertifikalı organik pamuk kullanarak çevresel sorunları büyük bir oranda azaltıyor, çalışanların sağlıklı ortamda çalıştığına ve adil bir gelir dağılımının yapıldığı üreticiler ile çalışarak çalışan haklarının gözetilmesine emin oluyoruz.

3. Ürünlerinizin ham maddesinin (pamuk) tedarikinde nelere dikkat ediyorsunuz? Sürdürülebilir malzemeler kullanmanız işinize ne katıyor?

Pamuk tedarikinin neredeyse tamamını GOTS sertifikalı organik pamuk üreticilerinden sağlıyoruz. Yaptırdığımız yaşam boyu değer analizine göre kullandığımız organik pamuk, konvansiyonel pamuğa göre %32 daha az sera gazı salımına sebep oluyor ve toplamda %97 daha az su kullanılarak üretiliyor. Günümüzün küresel problemlerinin sadece kar amacı gütmeyen kuruluşlar ve devletler aracılığı ile çözülemeyeceğini, özel sektörün de sorumluluk alması gerektiğini biliyoruz. Biz bu amaçla mümkün olan tüm alanlarda çevresel ayak izimizi pozitif çevresel etkiye çevirmeye çalışıyoruz. Hem kurumsal hem de bireysel müşterilerimizde kullandığımız sürdürülebilir üretim yöntemlerinin katma değer olarak karşılık bulduğunu gözlemliyoruz.

4. Yerel üreticilerin desteklenmesinde nasıl farklılık yaratıyorsunuz?

Kullandığımız ürünlerin %100’ünü yerel üreticilerden sağlıyoruz. Yerel kaynak kullanımının sürdürülebilir iş uygulamalarının en önemli adımlarından biri olduğunu düşünüyoruz. Üretimimiz ile bölgesel ekonomiyi güçlendirirken, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin büyümelerine destek oluyoruz. Aynı zamanda ürünlerin düşük mesafe kat etmesini sağlayarak çevresel ayak izini büyük ölçüde azalmasını sağlıyoruz.

5. Kadın çalışanların istihdamına önem veriyor musunuz? Bu soruyu hem Reflect Studio’yu hem de tedarik zincirinizi düşünerek yanıtlayabilir misiniz?

Kadın çalışan istihdamı Reflect Studio’nun ana sosyal hedeflerinin başında yer alıyor. Ülkemizdeki kadına yönelik şiddetin ve istismarın en önemli çözümlerinden birinin kadınların ekonomik özgürlüğünü kazanmasından geçtiğini düşünüyoruz. Bu amaç doğrultusunda 2019 yılında çalışmış olduğumuz 16 atölyenin 10’unun sahibinin kadın olmasının gururunu yaşıyoruz.

6. Radikal şeffaflık adı altında anlattığınız bir uygulamanız var. Koleksiyondaki her bir parçaya yerleştirilen QR kodlar aracılığıyla ürünün yolculuğunu tüketiciye sunma fikri nasıl aklınıza geldi? Sizce bu ve benzeri uygulamaların ne gibi etkileri oluyor?

Yayımladığımız manifestomuzun 3 maddesinden bir tanesi; “Radikal Transparanlık Güven Verir” maddesi. Bu maddeyle birlikte aslında kuruluşumuzdan itibaren şeffaflığı temeline alan bir oluşum olduk. Ürünlerimizde kullanılan pamuğunun nerede ve ne şartlarda yetiştiğinden, son dikişi kimin attığına kadar tüm süreci kayıt altına alıp paylaşarak, kullanıcılarımızda sadece bizim ürünlerimizde değil tükettikleri tüm ürünlerin ne şartlarda yapıldığına dair bir sorgulama kültürü oluşsun istedik. Üretimde şeffaflık talep edildikçe sürdürülebilir üretim yöntemlerine dönüşümün hızlanacağını düşüyoruz.

7. Şirket içinde, ofis ortamında da benimsediğiniz çeşitli uygulamalarınız var. Bunlardan da bahsedebilir misiniz? 

Şirket kültürünü bireysel hayatımızda daha çevre dostu bir yaşam sürmek adına katkı sağlayabilecek bir fırsat olarak görüyoruz. Pazartesi gününü Etsiz Pazartesi (Meatless Monday) Salı gününü de Vegan Salı (Vegan Tuesday) ilan ederek vejetaryen ve vegan beslenme stillerinin denenmesini teşvik ediyoruz. Bunu yaparken de beslenmeye dayalı toplam sera gazı salımını %25 azaltıyoruz. Şirketimizin elektrik kullanımını enerji verimliliği yüksek elektronik aletlere geçerek düşürürken, kargo ve elektrik kullanımlarından oluşan karbondioksit miktarını ağaç dikerek daha ilk yılından nötrlemek adına adımlar atıyoruz.

8. Peki B Corp olma motivasyonunuzun kaynağı neydi? Size ne ilham verdi?

Reflect Studio olarak kendimizi sadece çevresel performans konusunda değil, çalışan haklarından şeffaf şirket yönetimine, müşteri çıkarlarını gözetmeden sosyal sorumluluk alanlarında değer yaratmaya çok farklı alanlarda daha iyi bir şirket olmak için yüksek standartlara tabi tutuyoruz. Tüm bu alanlarda bizi ölçebilecek tek sertifikasyonun B Corp olduğunu gördük ve sadece yaptığımız işin tasdiklenmesi için değil, bize neleri daha iyi yapabileceğimiz konusunda kılavuz olabilmesi amacı ile B Corp olmak için başvurmaya karar verdik.

9. Reflect Studio, savunduğu ve öncelik tanıdığı değerleri B Corp olmadan önce de benimsemiş ve aksiyona geçirmiş bir şirket. B Corp sertifikası almanın size katkılarının ne olacağını düşünüyorsunuz?

B Corp sertifikası deneyimlediğimiz kadarı ile müşterilerimizde güven arttırıcı bir etkiye sahip. Aynı zamanda tüm B Corp’ların sıkı iletişim halinde olduğu platformlar mevcut. Bunun birçok yeni iş birliği yaratma potansiyeli var. Kendimizi uluslararası bir liderlik hareketinde konumlamak hem aldığımız sorumlulukları gerçekleştirmede hem de işimizi iyiyi esas alarak geliştirmede bize fırsatlar sunacak.

10. Moda endüstrisi “sorumlu üretim” değeri özelinde düşünüldüğünde sizce hangi konularda neler yapılmalı, nasıl adımlar atılmalı? Çok kısa bir yol haritası verebilir misiniz?

• Öncelikle hızlı moda anlayışının bir an önce durması gerekiyor. Bu hızda tüketim olduğu sürece hangi yöntemlerle yapılırsa yapılsın modanın sürdürülebilir olması mümkün değil.
• Sentetik katkılı kumaşların kullanımının büyük ölçüde azaltılması gerekiyor. Bir ürünün onlarca yıl mikroplastikler salıp daha sonrasında geri dönüştürülmesi mümkün olmadan atılıyor olması kabul edilemez.
• Çalışan koşullarının bir an önce düzeltilmesi gerekiyor. Daha yüksek maaş, güvenli çalışma ortamı, mesai haklarının ödenmesi, çocuk işçi uygulamalarının kaldırılması gibi geliştirmeler zorunluluk olarak yapılmalı.
• Kullanılan organik ürünlerde kimyasal gübre ve zehirli böcek ilaçlarının kullanılmasının son bulması gerekiyor.

11. Son olarak geleceği konuşacak olursak; Reflect Studio’nun nasıl bir gelecek vizyonu var ve uzun vadeli hedefleriniz arasında neler var?

Bugün karşı karşıya olduğumuz gerçekliklere baktığımızda; 4,2 milyar insanın günlük geliri 5 doların altında, 1,1 milyar insanın elektriği yok, 850 milyon insanın temiz su kaynaklarına erişimi yok, 367 milyon çocuk ve gencin eğitime erişimi yok. Bu durum ciddi bir paradigma değişikliğine ihtiyacımız olduğunu ortaya koyuyor.

Bu paradigma değişikliğinde liderliğin, dünyanın gelirlerinin %80'ini oluşturan özel sektörden gelmesi gerektiğine inanıyoruz. Dünya problemlerinin sürdürülebilir çözümünün ancak şirketlerin dönüşmesiyle mümkün olabileceğini düşünüyoruz. “Hissedarıma maksimum nasıl fayda sağlarım?” bakış açısından kopup, “Her paydaşımın iyiliğini nasıl sağlarım?” bakış açısına geçiş sağlanmalı.

Biz Reflect Studio olarak her şirketin hem üretim aşamasında hem ortaya çıkan kazancın paylaşımında her paydaşına değer gösterdiği bir geleceğin hayalini kuruyoruz, bu gelecek için çalışıyoruz. B Corp olmak bu taahhüdümüzün resmileşmesi anlamına geldi.

SHARE: