Menu

15 April

Rusya'ya karşı kurumsal yaptırımlar, yeni bir sosyal sorumluluk anlayışını mı işaret ediyor?

*Bu yazıyı 2 dakikada okuyabilirsiniz.

Ukrayna'daki savaş sebebiyle dünyanın en büyük şirketlerinin birçoğu Rusya ile iş yapmayı bırakmaya karar verdi. McDonald's, IKEA, Apple, duruş sergileyen tanınmış şirketlerden sadece birkaçı. Ancak, geleneksel ekonomi kuralları, işletmenin sosyal sorumluluğunun “kârını artırmak” olduğunu belirtirken şirketler bu kadar büyük bir ülkeden çekilerek finansal bir darbe almayacaklar mı?

Belki de iş dünyasının sosyal rolü değişti ve hissedarların çıkarlarını en üst düzeye taşımak ve işletmelerin büyümesini sağlamak olan mesleki görev artık herkesi kapsamıyor. Ne de olsa bu büyük kuruluşların liderleri de bu dünyada yaşayan, doğru olanı yapmak isteyen ahlaki varlıklar. Ukrayna'dan gelen görüntüler yüzünden acı duyan çalışanlar da patronlarının duruma uygun şekilde yanıt vermesini bekliyorlar.

Elbette böyle bir “ahlaki duruşu” hiçbir özgecil motivasyona sahip olmadığı şeklinde de yorumlayabiliriz. Rusya pazarından çekilmek, -özellikle de bir rakibe ayak uyduramadıkları görülüyorsa- bir şirketin küresel itibarına ve markasına gelebilecek olası zararı en aza indirme girişiminden başka bir şey olmayabilir. İskoç iktisatçı ve filozof Adam Smith'in söylediği gibi "Akşam yemeğimizi kasabın, biracının ya da fırıncının yardımseverliğinden değil, kendi çıkarlarını gözetmelerinden bekliyoruz." Buna göre, bir müşterinin ihtiyaç duyduğu şeyi sağlamanın amacı, kâr elde etmek için tasarlanmış bir değişim sürecinden daha fazla (veya daha az) değildir.

Ancak bu şirketlerin Rusya pazarından çekilmesinin alternatif bir açıklaması da var. “Aydınlanmış kişisel çıkar” olarak adlandırılan bu yaklaşım, başkalarının çıkarlarını geliştirmek için hareket etmenin sonunda kendi çıkarlarınıza fayda sağlanması olarak açıklanabilir. Basitçe söylemek gerekirse, iyilik yaparak iyi iş yapmak anlamına geliyor.

Bu doğrultuda, sorumluluk ve amaç duygusunun hem finansal olarak karlı olabileceğini hem de "iyi temettüler" olarak adlandırılan şeyi nasıl üretebileceğini göstermek amacıyla bu yaklaşımı inceleyen, kârı, insanları ve dünyayı bütünleştiren yeni bir iş teorisi geliştiren bir araştırma grubu kuruldu.

Bu yaklaşım, yalnızca hissedarların çıkarına göre hareket etme fikrinin öldüğü anlamına gelmiyor. Ancak dünya şu anda çok farklı bir noktada. Şirketler, COP26 gibi iklim değişikliği konferanslarına katılıyor; Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen sürdürülebilir kalkınma hedeflerine karşılık veriyor; çevresel ve sosyal sorumluluklarına yatırım yapıyor ve bunlar hakkında rapor veriyorlar.

Kurumsal karar vericilerde gelişen ahlaki farkındalığın, geleneksel “biz ve onlar” liderlik biçiminin yerine “onlarla birlikte biz” duygusuyla değiştirilen bir liderlik biçiminin geri alınmasına yardımcı olduğu ortaya çıktı. Kahve satışı, metal üretimi, ev inşaatı, halkla ilişkiler gibi her büyüklükteki ve tüm sektörlerdeki işletmeler, aynı zamanda olumlu bir sosyal etki yaratırken işlerinin değerini yükseltiyor.

Kâr ve güç
Rusya'da iş yapmayla ilgili kararlar, birçok şirketin ülkeler kadar büyük olduğu küresel düzeyde bunun nasıl çalıştığını gösteriyor. Gerçekten de en büyük şirketlerin (gelir) değerini ülkelerle (GSYH) karşılaştırdığımızda, en zengin 200 küresel varlıktan 150'sini işletmeler oluşturuyor. Dolayısıyla, bir ülkenin siyasi yaptırımlarının yanında, birçok büyük şirket dünyada etki yaratacak mali güce sahip. Bu sebeple, bir ülkeyle iş yapmayı bıraktıklarında, o ülkenin vatandaşlarının (ve politikacılarının) bunu fark etmemesi mümkün değil.

Bu yüzden Rusya'ya karşı kurumsal eylemleri sadece iyi bir halkla ilişkilerden daha fazlası olarak görmek mümkün. Ukrayna'nın dehşetinden uzakta, iş dünyasının acilen ilgilenmesi gereken iklim değişikliği, yoksulluk, baskı gibi birçok konu var. İş liderleri toplumun endişelerinden muaf değiller ve birçoğu da olmak istemiyor. Belki de iş dünyası önemli bir sayfa açtı ve aldığı duruş, amacını ve toplumdaki rolünü anlamanın yeni bir yolunun kanıtı. Belki de gelecek nesiller, 2020'lerin başlarına iş ve toplum arasındaki ilişkinin kökten değiştiği bir dönem olarak işaret edecekler.

SHARE: