Menu TR

S360Mag

5 March

Koronavirüsünün ekonomik sonuçları neler olacak?

Koronavirüs salgını yüz binlerce insanı etkileyen bir insan trajedisi olarak kendisini gösterdi. Bununla birlikte küresel ekonomide de etkisi her geçen gün büyüyor. Salgının, gerek ekonomik büyüme gerekse de GSYH’ye etkileri incelenmesi gereken konular haline geliyor. McKinsey tarafından hazırlanan makale salgının ekonomik boyutuna odaklanırken liderlere şirketler için gelişen durum ve çıkarımlar hakkında bir bakış açısı sağlamayı amaçlıyor. Salgın ve salgının ekonomik etkilerini potansiyel senaryolarla anlatan bu makaleyi S360Mag için derledik.
 
24 Şubat 2020’de dönüm noktasına ulaşan COVID-19 virüsünün, 29 Şubat tarihinden itibaren, Çin dışında rapor edilmiş vaka sayısı Çin’deki vakaların sayısını geçti. Salgının, Çin (Hubei), Doğu Asya (Güney Kore ve Japonya), Orta Doğu (İran) ve Batı Avrupa (İtalya) olmak üzere dört bölgede yoğunlaştığı gözlemleniyor. Toplamda en çok etkilenen ülkeler küresel ekonominin %40’ını oluşturuyor.
 
Salgının ilerleyen günlerde yaratacağı etki belirsiz olsa da vaka sayısının bu dört ana bölgede artması ve yeni salgın bölgelerinin ortaya çıkması bekleniyor. Bu durum halk tarafından enfeksiyonun sınırlandırılamaması sebebiyle potansiyel bir “sızıntı” korkusu ortaya çıkarıyor. Bu bölgelerde tüketici açısından güvenilirlik zarar görmeye başlıyor, toplu buluşmalara ve seyahatlere konulan sınırlandırılmanın ise bu güveni daha da zayıflatacağı düşünülüyor. Makale, büyük resme bakıldığında ilk olarak Çin’in iyileşmeye başlayacağını ancak virüsün küresel etkisinin çok daha uzun bir süre hissedileceğini belirtiliyor. Bu sebeple de 2020 yılı küresel ekonomik büyümede yavaşlama bekleniyor.
 
McKinsey’in hazırladığı çalışmada Koronavirus salgınının ekonomik etkileri, üç farklı senaryoda inceleniyor: Hızlı iyileşme senaryosu, temel durum senaryosu (ekonomik gerileme), kötümser senaryo (küresel pandemi ve ekonomik gerileme). Çalışma, gerçekleşmesi ihtimali yüksek olan iki senaryonun ekonomiyi nasıl etkileyebileceğini paylaşıyor.
 
Temel durum senaryosunda salgının daha fazla bölgeye yayılacağı ve küresel GSYH’nin 2020 yılında 0,3 ila 0,7 yüzde puan düşmesi bekleniyor. Çin’de ise iyileşme sürecinin devam edeceği ve ikinci çeyreğin ortasında ekonomik faaliyetlerin yeniden başlatılması bekleniyor. Diğer coğrafyalarda artan vakalar hastalığın yayılmasını durdurmak veya azaltmak amacıyla ulaşımın kısıtlanmasına sebep olacak. Bu durumun yarattığı doğal tepkinin talepte hızlı bir düşüş olacağı ve dolayısıyla ikinci ve üçüncü çeyreklerde ekonomide büyümeyi yavaşlatacağı bekleniyor. Azalan talebin iyileşmesi, vaka ve ölüm sayısına bağlı olarak gerçekleşebilir. Temel durum senaryosu bu durumun ön koşulunun mevsimsellik olduğunu belirtiyor. Influenza virüsünde de görüldüğü gibi havaların ısınması ile birlikte salgının azalması gözlemlenebilir. 
 
Henüz hızlı vaka artışı görmemiş olan bölgelerde, örneğin ABD, daha kontrollü bir yayılma görülebilir. COVID-19 hakkında artan farkındalık ve hazırlanacak bir ek süre varlığı, ülkenin vaka sayılarının yönetmesine yardımcı olabilir. Bununla birlikte, daha az güvenilir ve zayıf sağlık sistemlerine sahip bölgelerde geniş çaplı bir vaka artışı gözlemlenme riski var. Vaka sayısındaki artışın düşük talebe, düşük talebin ise küresel ekonomik büyümeyi yıl başında öngörülen yüzde 2,5 yerine yüzde 1,8 ile yüzde 2,2 arasında yavaşlatacağı bekleniyor.
 
Beklendiği üzere her sektör daha farklı seviyelerde etkilenecek. Havacılık, turizm ve otelciliğin çok fazla talep kaybedeceği bekleniyor. Bu talep çoğunlukla tersine dönemeyecek bir kayıp yaratacak. Diğer sektörlerde ise gecikmiş talep görüleceği düşünülüyor. Örneğin, pandemi endişesi tüketici ürünlerinde keyfi harcamalarda kayıplara sebep olabilir ancak bu endişe azaldığında ve ekonomik güven geri geldiğinde bu harcamaların gecikmeli olarak yine gerçekleşeceğini gözlemleyebiliriz. Bu talep şokları yıllık büyümede ciddi oranda bir azalma görüneceği anlamına geliyor.
 
Ele alınan ikinci senaryo olan kötümser senaryoda, mevcut bölgelerde vaka sayıları hızla artıyor ve Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Afrika'da yeni salgın merkezleri ortaya çıkıyor. Kötümser senaryo, virüsün mevsimsel olmadığını ve vakaların 2020 boyunca büyümeye devam ettiğini varsayıyor. Bu senaryo, 2020 yılı boyunca ekonomik büyümede küresel ekonomik gerilemeye yol açacak olan bir etki bekliyor.
 
Her iki senaryoda da tüketici talebi dalgalanmalarının yanı sıra diğer bir ortak beklenti şirketlerin tedarik zinciri kaynaklı zorluluklarla da baş etmek zorunda kalacak olması.
 
Günümüzde güçlü, merkezi satın alma ekipleri olan ve Çin'deki tedarikçilerle iyi ilişkileri olan şirketlerin, bu tedarikçilerin karşılaştığı risklerin (2.seviye kritik ve 3.seviye kritik tedarikçileri dahil) farklında olduğu görülüyor. Diğer şirketler ise hala bu zorluklarla boğuşuyor. Çin'de nispeten hızlı bir ekonomik iyileşme olacağı düşünüldüğü için, birçok şirket tedarik zincirlerini Çin dışına taşımak yerine geçici istikrar önlemlerine odaklanıyor.
 
Şirketler COVID- 19 karşısında ne gibi aksiyonlar almalı sorusuna ise makalenin 7 önerisi bulunuyor.

1. Çalışanlarını korumak: COVID-19 krizi, birçok insanı duygusal olarak zorluyor ve günlük yaşamı ciddi anlamda etkiliyor. Şirketler için, iş hayatı ve iş düzenine ara vermek bir seçenek olarak görülmüyor. Ancak, bazı şirketlerin yapmaya başladığı gibi çalışanlara yönelik doğru politikaları ve destek düzeylerini belirleme yönünde aktif bir karşılaştırma süreci benimsenmesi gerekiyor. Liderlerin, çalışanlarla doğru sıklık ve özgünlük ile iletişim kurması bir gereklilik haline geliyor. 

2. Çapraz fonksiyonel COVID-19 müdahale ekibi oluşturmak: Şirketin her fonksiyonu ve disiplininden çalışanlar olmak üzere CEO’ya doğrudan raporlama yapan bir ekip oluşturulması öneriliyor. Bu ekip üyelerinin çoğu zaman günlük rollerinden çıkmaları ve zamanlarının çoğunu virüse karşı alınacak potansiyel aksiyonlara adamaları bekleniyor. Bu ekiplerin, şirketin genel olarak onaylanan planlama senaryosuna dayanarak, 48 saatlik ve haftalık periyodlar için hedefler oluşturmasının bu mücadelede kolaylık sağlayacağı düşünülüyor

3. Fırtınayı dindirmeye yetecek likiditeye sahip olduklarından emin olmak: Şirketlerin finansal tablolarını (nakit akışı, P&L, bilanço) her senaryo için modellemeli ve likiditeyi önemli ölçüde azaltabilecek tehtidleri belirlemesi gerekiyor. Her tehdit için ise stabilizasyon hamleleri düşünülmeli. Maliyet düşürülmesi, birleşme ve satın alma ve tasfiye bu stabilizasyon hamleleri arasında bulunabilir.

4. Tedarik zincirini stabilize etmek: Şirketler, 1-2-3. seviye kritik tedarikçileri ve envanter seviyeleri de dahil olmak üzere salgın alanlarına maruz bırakılacakları süre ve kapsamı tanımlamalıdır.  Aynı zamanda talepte olağandışı artışlar görülebilecek ürünler için arzın nasıl yönetileceğini planlamaya başlamalıdır.  

5. Müşterilere yakın olmak: Dalgalanmaları doğru yöneten şirketler çoğunlukla temel müşteri segmentlerine yatırım yaptıkları ve bu segmentlerin davranışlarına karşı hazır oldukları için başarılı oluyor. Örneğin, Çin'de tüketici talebi azalsa da tamamen yok olmadığı ve tüketicilerin gıda teslimatı da dahil olmak üzere her türlü ürün için online alışverişe geçtiği gözlemleniyor.  Bu durum düşünüldüğünde, şirketlerin online alışverişe yatırım yapmaları ve online kanal kullanarak satılan ürünlerin kalite kontrolüne odaklanmaları doğru bir karar olabilir. Tüketicilerin değişen tercihlerinin salgın öncesi normlarına geri dönmesi şu an mümkün görünmüyor.  

6. Planın alıştırmasını yapmak: Şirketler, bir plan tasarladıklarında aksamalar ve sorunların neler olabileceğini anlamak için zaman harcamayı tercih etmiyor, ta ki hepsi karşılarına çıkana kadar. Yuvarlak masa görüşmeleri ve simülasyonlar tam bu noktada değerli hale geliyor. Şirketler, farklı yanıt senaryoları için protokollerini tanımlamak ve doğrulamak için bu araçları kullanabilir.  

7. Amaçlarını göstermek: Şirketler ancak içinde bulundukları topluluklar kadar güçlüdür. Bu sebeple krizle mücadeleyi nasıl destekleyeceklerini anlamaları ve aksiyon almaları gerekiyor. Bu destek her şirket için değişebileceği gibi finansal destek, ekipman ya da uzmanlık desteği olabilir.  
Koronavirüs krizi sonu belli olmayan bir hikâyeye sahip. Belli olan tek şey ise insanlığa olan etkisinin şimdiden trajik bir boyutta olduğu ve şirketlerin çalışanlarını korumak, zorlulukları ve riskleri tanımlamak ve salgını azaltmak için acilen aksiyon alması gerektiği.

SHARE: