Menu TR

S360Mag

20 February

Coğrafya, varlık, kültür ve iklim değişikliği: Bangladeş

Bu haberi 6 dakikada okuyabilirsiniz.

Dünya genelinde gözlemlenen sıcaklık artışının olumsuz etkileri her geçen gün daha fazla hissedilmekte. Temmuz 2019’da en yüksek küresel sıcaklık görüldü. Ocak 2020’de Avustralya'da yangınlar sağlık ve güvenliği tehlikeye attı, Venedik’te San Marco meydanı 50 yılın en yüksek gelgitleri ile su baskınlarına maruz kaldı. Yaklaşık 4.500 mil daha doğuda yer alan Bangladeş'te ise insanlar yıllardır tehlikeli sellerle yaşıyor.

Küresel çerçevede çoğu ülke iklim değişikliğinden olumsuz etkilenirken gelişmekte olan düşük gelirli ülkeler daha fazla risk altında kalıyor. Bunun sebeplerinden bir tanesi başa çıkma kapasitelerinin çok sınırlı olması, ikincisi ise temel geçim kaynaklarının tarım ve balıkçılığa dayalı olması. Bu durumdaki ülkeler arasında, Bangladeş'in en zor durumda olan ülkeler arasında olduğuna inanılıyor.

Coğrafya, varlık, din ve hatta cinsiyet bile insanların iklim değişikliği ile başa çıkma serüvenini etkiliyor. Çevresel Sosyal Bilimci olan ve disiplinlerarası çalışmaları olan Dr. Saleh Ahmed, iklim ve toplum arasındaki karmaşık ve dinamik ilişkilerin anlaşılması için kritik sorular sormaktadır. Ahmed, iklim değişikliğinin toplumun farklı kesimleri için farklı etkileri olabileceğini anlatırken doğup büyüdüğü Bangladeş'i bir örnek olarak ele alıyor. Farklı yaşam tarzlarının iklim ve hava değişikliklerine etkisini Bangladeş üzerinden anlamaya çalışıyor.

İnsanların iklim değişikliği tehditlerine karşı eşit derecede hazırlıklı olmadığını savunan Ahmed, Bangladeş'in kıyı bölgesinde iklim değişikliğinin etkilerinin daha farklı olduğunu belgeliyor. Ekstrem hava olaylarının yarattığı sıkıntılı durumlarda yaşayan insanları desteklemek için, bölgesel olarak mahkum olunan savunmasızlığın sosyal yapısını da anlamak gerektiğine inanıyor.

Aslında tüm Bangladeş tehlike altında. Ancak, Bengal Körfezi boyunca uzanan yoğun nüfuslu kıyı bölgesi büyük ölçüde güvenlik açığına sahip olan bir cephe hattı haline geliyor. İnsanlar sürekli olarak deniz seviyesinin yükselmesine, erozyona, tropikal siklonlara, fırtınalara ve düzensiz yağışlara maruz kalıyor. Hava ve iklim olaylarının beklentinin aksine bir değişiklik gösterdiği durumda ise gıda güvenliğinde ciddi bir azalma bekleniyor. Bu durum da ülkenin yoksullukla savaşını ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşma çabalarını etkiliyor.

Araştırmalar, ırk, etnik köken, din, cinsiyet, yaş ve diğer sosyoekonomik farklılıkların doğal afetin yarattığı olumsuz sonuçları artırabileceğini ve yerel savunmasızlıkları şekillendirebileceğini gösteriyor.

Varlık, din ve cinsiyetin rolü

2017 ve 2018 yıllarında Bangladeş kıyılarındaki “Kalapara” bölgesi deniz seviyesinin yükselmesi, tropikal siklonlar, kıyı selleri, düzensiz yağışlardan doğrudan etkilenmiştir. Ancak burada yaşayanların bu denli etkilenmesi ve savunmasız durumda olmaları din, etnik köken, cinsiyet ve çiftlik faaliyetlerinin büyüklüğü gibi etkenlere de bağlı.

Daha geniş bir operasyon faaliyetine sahip olan çiftçiler genellikle daha fazla paraya, sosyal güce ve yerel etkiye sahip. Çeşitli kamu ve özel kaynaklara daha iyi erişimleri bulunuyor. Bunun yanı sıra yoksul ve kısıtlı kaynaklara sahip olan kesim ise bu krizlerle yüzleşmek için bir donanıma sahip değiller.

Dini yapı da yerel savunmasızlıkları şekillendirmede hassas bir rol oynuyor. Kalapara'da dini çoğunluğu Müslümanlar, azınlığı ise Hindular oluşturuyor. Araştırmalar, Müslüman çiftçilerin hem tarım hem de tarım dışı faaliyetlerden Hindu çiftçilere kıyasla daha fazla para kazandıklarını gösteriyor. Müslüman çiftçiler doğal afet zamanlarında erken uyarılara ve mali destek, gıda yardımı gibi diğer kamu destekli ve özel yardımlara daha kolay erişebiliyor. Kalapara'da Hindu çiftçilerin çoğu zaman ötekileştirilmesi iklim krizi zamanlarında kaynaklara sınırlı erişim olarak karşılarına çıkıyor.

Cinsiyet ise bir diğer önemli faktör olarak karşımıza çıkıyor. Kadın çiftçilerin çoğunluğu yerel güç yapılarından hariç tutuluyor. Erkek nüfus daha güçlü bağlantılara sahip olduğu için hava ve iklim uyarılarını daha erken alıyor. Daha erken uyarı alabilmelerinin bir başka sebebi ise yerel pazarlara ve cep telefonlarına ulaşımlarının daha kolay olması. Bütün bu kaynaklar onlara hava ve iklim hakkında bilgi verirken, kadınlar genellikle dini ve kültürel kısıtlamalar nedeniyle iletişimde engellerle karşılaşıyor.

Kalapara'daki karmaşık demografik yapıda nüfus çoğunluğunu Müslümanlar ve Hindular olarak bölünmüş etnik Bengal'ler oluşturuyor. Diğer bir grup ise etnik azınlık üyeleri olan “Raknine”ler. Bu etnik azınlığın dil engeli ile karşılaması, yerel yönetimlere veya diğer sosyal ve politik etkinliklere katılma becerilerini sınırlıyor. Uzak köylerde yaşadıkları ve iletişimde sıkıntı yaşadıkları için büyük fırtınalar gibi doğal afetlerin erken uyarılarını çoğunlukla alamıyorlar.

Bangladeş tüm dünyaya örnek olabilir mi?

Tüm dünyada olduğu gibi Bangladeş'de de iklim krizi etkileri görülüyor. Bu krize uyum sağlamak için ülkedeki sosyal dinamiklerin karmaşık ve savunmasız yapısını anlamak gerekiyor.

Politikada söz sahibi olanlar iklim krizine yönelik durumlarda erken uyarılar, yiyecek veya diğer sosyal hizmetler sağlarken yerel sosyal dinamikleri göz ardı edebiliyor. Dikkatli bir planlama yapmadan veya yerel toplumları anlamadan aksiyon almak, bazı grupları savunmasız bırakabildiği gibi iklim değişikliği nedeniyle halihazırda zor durumda olan grupları gözden kaçırma riski de taşıyabiliyor.

Sonuç olarak sunduğu karmaşık sosyal yapı ve bundan doğan sosyoekonomik eşitsizliklerle Bangladeş’in iklim değişikliğine uyum sağlama yollarını arama yolculuğunun diğer ülkeler için de kapsayıcı bir örnek oluşturabileceğine inanılıyor.

SHARE: