Menu TR

WE TALK

31 August

Şehirciliğin öteki yüzü

Rio de Janeiro Uluslararası Havaalanı'ndan ayrılarak tüm plajların olduğu şehrin ikonik güney bölgesine doğru ilerlerken Mare isimli bir ‘favela’dan geçiyorsunuz. Mare, çoğunlukla şehirdeki en yoksulların yaşadığı kuzey bölgesinde ve Rio'da ihmal edilen yüzlerce faveladan biri. Favela, bir kamu otoritesinin gözetimi olmaksızın inşa edilmiş topluluklara yerel halkın verdiği isim. Bağımsız bir kanal olan Vox’un “2016 Olympics: What Rio doesn’t want World to see- 2016 Olimpiyatları: Rio’nun Dünyadan Sakladıkları- belgesel serisinde, Rio’da nüfusun %25'inin yaşadığı ve hiçbir yapı yasasına uygunluğu olmadan inşa edilen bu gecekondu mahallelerine giriliyor.

Şehirde bu tür yerleşimlerin ortaya çıkarak zaman içinde büyümesi Brezilya tarihiyle paralel. Brezilya tek başına ABD’nin on bir katı kadar köle ithal etti ve bu köleler özgürlüklerine kavuştuklarında toplumdaki haklarını bu gayri resmi toplulukları kendi başlarına inşa ederek yaşayabildiler. Günümüzde de işçiler, kentte uygun fiyatlı konut bulamıyorlar ve bu yerleşimlerde kendi topluluklarını kuruyorlar.

Öte yandan Rio'nun uluslararası ilgi görmesini sağlayan etkinlikler gerçekleşeceği zaman yerel yönetim turistlerin muhteşem bir şehir görmesi için turizm çevresinde altyapı oluşturmaya çalışıyor. Parlak ve yeni bir imaj yaratacak yeni yerlere yatırım yapılırken şehrin favelalar gibi kısımları tamamen ihmal ediliyor ve göz önünden kaldırılmaya çalışılıyor. Yakın zamandaki olimpiyatlar bunun güzel bir örneğini oluşturuyor. Olimpiyat Parkı’nın yapıldığı yer olan Baja bölgesi şehrin favelalarından birine yıllardır ev sahipliği yapıyordu. Birçoğu mülkleri için yasal statü kazanmış 600 aile Olimpiyat Parkı yapılmaya başlandığında ‘seçkin alan tahliyesi’ emirleri ile karşı karşıya kaldılar. Yaşadıkları alandan çok daha uzakta yapılacak olan toplu konut komplekslerine taşınacaklarını belirten bu emirler karşısında bazı topluluk sakinleri direnirken polis şiddetine maruz kaldılar. Bazıları da kendilerine teklif edilen parayı alarak bölgeyi terk ettiler. Direnen 20 ailenin daha güzel görünümlü evler inşa edilmesi koşuluyla alanda kalmasına izin verildi fakat bu 20 aile nadir görülen bir örnek oluşturuyor.

Hükümet verileri 2009 yılından günümüze dek Dünya Kupası ve Olimpiyat Oyunları ile bağlantılı altyapı ve gayrimenkul projeleri ile alakalı bu gibi emirlerle en az 77.200 insanın Rio'daki evlerinden tahliye edildiğini gösteriyor. İnşaat sektörüne yoğunlaşan yeni yatırımların yarattığı zarar sosyal eşitsizlikle de sınırlı kalmıyor. Ülkede 2014 Dünya Kupası için inşa edilen on iki stadyumdan birisi Manaus bölgesinde Amazon Ormanları’nın tam ortasına yapılmış bulunuyor. Brezilya hükümetine yaklaşık üç yüz milyon dolara mal olan stadyum sadece dört maç için kullanıldı.

Türkiye’de görülen ‘kentsel dönüşüme dayalı inşaat odaklı ekonomi modeli’ bu durumun Brezilya ile sınırlı kalmadığını ve küresel bir trend olduğunu gösteriyor. 2014’te yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de inşaat sektörü tüm çalışanların %15’ini istihdam eden ve ekonomik olarak onlarca sektörü tetiklemesi sonucu GSMH içindeki payı yaklaşık %30 seviyesine ulaşan bir ekonomik güce sahip.

Bu büyük sektörün önünü açmak için kentin yeniden inşasına yönelik kentsel dönüşüm projeleri oluşturularak bu projeleri hayata geçirecek alt-yapıyı hazırlamak adına tarihi sit alanları ve orman alanları da dâhil bütün kent alanları ‘yenileme’, ‘kentsel dönüşüm’ veya ‘afet risk’ alanı ilan edilerek özel sektöre teslim ediliyor. Gerektiğinde belediyelere acele kamulaştırma ve tapulara şer koyma yetkileri vererek, insanlar evlerini ve yaşam alanlarını terk etmek zorunda bırakılıyor. Bunun sonucunda ortaya çıkan en büyük sorunlardan biri "soylulaştırma’. Soylulaştırma, önceden yoksulların yaşadığı kent alanlarına müdahale edilerek buralarda lüks inşaatlar yapılması ve binaların değerlerinin artması sonucu ortaya çıkan yüksek fiyatları karşılayamayan yoksul halkın bölgeyi terk etmek zorunda kalması anlamına geliyor. Buralara üst gelir grubundan insanların yerleşmesiyle bölgenin nüfus profili tamamen değişiyor. Bunun örnekleri yakın zaman içinde Sulukule’de, Tarlabaşı’nda, Fener-Balat- Ayvansaray’da, Tokludede’de, Ayazma’da ve diğer birçok proje alanında gözlemlenebiliyor.

Araştırmalar bu tarz kentsel dönüşümlerin sorunları çözmek yerine gözden uzaklaştırdığı ve derinleştirdiğini gösteriyor. Örneğin Bezirgânbahçe’deki dönüşüm sonucu yirmi yıl borçlandırılarak TOKİ’ye yerleştikten sonra çalışanların %54’ünün işini kaybettiği, Türkiye genelinde işsizlik oranı %14 iken Bezirgânbahçe TOKİ’de % 29’a çıktığı gözlemleniyor.

SHARE: