Menu TR

S360Mag

29 August

Gıda-orman-yakıt çelişki düğümünü çözmenin 9 adımı

Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli (Intergovernmental Panel on Climate Change—IPCC), 8 Ağustos’ta Karasal Ekosistemlerde İklim değişikliği, Çölleşme, Arazi Bozulumu, Sürdürülebilir Arazi Yönetimi, Gıda Güvencesi ve Seragazları Değişimleri Özel Raporu başlıklı çalışmasını yayınladı.

İklim değişikliği ile mücadelede arazi yönetimi önemli bir role sahip. Ormanların tarımsal faaliyet ve yakıt elde etmek için kesilmesi ya da yakılması, yoğun tarım uygulamaları ile toprağın sağlığını kaybetmesi, arazilerin yanlış ürünler için ve düşük verim ile kullanılması gibi sorunlar çözülmeyi bekliyor. Gıda ve enerji ihtiyaçlarımızı karşılarken hem karbon salımlarımızı azaltmak hem de değerli ekosistemleri korumak adına yapmamız gereken çok şey var.

IPCC raporundan bu konuda öne çıkanları 9 maddede paylaşıyoruz.

1. Gıda atığı oluşumunu önlemeliyiz
Gıda üretimi için önemli miktarda arazi kullanıyoruz. Buna rağmen dünyada 821 milyon insan kronik açlık ile yaşıyor. Gelişmekte olan ülke nüfusunun yaklaşık %13’ü yeterli beslenemiyor. Sahra altı Afrika’da açlık oranları her geçen yıl artıyor. Buna karşılık, dünyada üretilen gıdanın üçte biri (1.3 milyar ton) daha tüketiciye ulaşmadan atılıyor. Aslında dünyadaki açlık sorunu gıda üretiminin yetersiz olmasından değil, gıdanın adaletli dağıtılamamasından kaynaklanıyor. Atılan her gıda ise, boşuna kullanılan doğal kaynak demek.

2. Daha az et tüketmeliyiz
Dünyadaki tarım arazilerinin %83’ü besi hayvanları yetiştirmek ya da onlara besin üretmek için kullanılıyor. Hayvansal gıda tüketimini azaltıp yerine bitkisel gıdalar tüketmek arazi kullanımını %76 oranında azaltmak anlamına geliyor. Ek olarak, bu yüksek kullanımın sebep olduğu sera gazı miktarını yarıya indiriyor.

3. Bazı endüstri bitkilerinden uzaklaşmalıyız
Gelişmiş ülkelerde büyük ilgi gören kahve, kakao, palm yağı gibi endüstri bitkileri gelişmekte olan ülkeler için önemli bir gelir kaynağı oluşturuyor. Ancak bu bitkilerin ticari amaçla monokültür olarak üretilip besleyici yerel gıdaların ve hayati yağmur ormanlarının yerini alması büyük bir sorun. Bir arazide tek tip ürün yetiştirilmesi, yüksek tarım ilacı kullanımı ve toprağa zarar veren tarım teknikleri ile arazi kalitesini düşürüyor ve hayati öneme sahip polen taşıyıcı canlıları öldürüyor. Örneğin, ekosistemleri yıpratan yoğun soya tarımı Brezilya, Paraguay, Bolivya ve Arjantin’de gıda güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor. Gıda güvenliğini sağlayabilmek için monokültür değil çeşitli ürünler ekerek toprağın sağlığını korumalıyız.

4. Küresel Güney’de sürdürülebilir tarımı arttırmak gerekiyor
Tropik ülkelerde ormanları keserek elde edilen araziler, çiftçilerin toprak sağlığına yatırım yapmaması nedeniyle zamanla çoraklaşıyor. Sürekli yeni arazi ihtiyacı ve kesilen ormanlarla sonuçlanan bu kısır döngünün sürdürülebilir tarım teknikleri ile kırılması gerekiyor. Brezilya’da hektar başına 1.3 sığır düşüyor. Verimin arttırılabilmesi için daha etkili ve sürdürülebilir tarım yöntemlerine ihtiyaç var.

5. Küresel Kuzey’de yoğun tarım faaliyetlerini azaltmalıyız
Gelişmiş ülkelerin kullandıkları yoğun tarım yöntemleri sürdürülebilir değil. 1950’lerde başlayan tarım teknolojileri devrimi gıda kıtlığına çare olurken yapay gübre ile tarım ilaçların aşırı kullanımı ve toprağın mekanik yöntemlerle sürülmesi uzun vadede toprağın sağlığını yitirmesine neden oldu. Bunun beraberinde getireceği verim kaybı gelişmiş ülkelerde gıda güvenliğine bir tehdit oluşturuyor.

6. Tarım arazilerini karbon depolamak için değerlendirmeliyiz
Bu yolda yapılması gerekenlerin en başında bir tarlada çeşitli ürünleri bir arada yetiştirmek (intercropping) ve toprağı verimli tabakasına zarar vererek işleyen pulluklar ile sürmeyi bırakmak geliyor. Ek olarak, bitkisel atıklardan oluşan ve biyolojik kömür (biochar) denilen karbon depolarını toprağa gömmek gibi yöntemler bulunuyor.

7. Doğal karbon depolarını korumalıyız
Mangrovlar, deniz çayırları, tuzlalar gibi kıyı ekosistemleri karbonu tropik ormanlara göre 40 kat hızlı emiyor. Turbalık denilen ve dünya yüzeyinin %3’ünü oluşturan bataklık alanlar ise karasal alandaki en büyük karbon depoları.

8. Biyoenerji üretiminde doğru ürünleri tercih etmeliyiz
Mısır, şeker kamışı, soya, palm yağı gibi hammaddeleri biyoyakıt için kullanmak tartışmalı bir konu. Bazı araştırmalar, çevreye daha zararlı olabileceklerini öne sürüyor. Örneğin, palm yağı üretmek için yağmur ormanları kesiliyor. Alglerden faydalanan üçüncü nesil biyoyakıtlar ise büyük bir potansiyel vadetse de henüz yaygın kullanıma sunulmaya hazır değil. Bu durumda tarımsal atık, artık orman ürünleri ve uç arazilerde yetiştirilen ürünleri yakıt olarak değerlendirmek mantıklı oluyor.

9. Diğer sektörlerdeki karbon salımlarını hızla azaltmalıyız
“Arazi ve ormancılıkta yapılan eylemler, sanayide ve enerji sektöründe eylemsizlik için bir mazeret değil” diyor Greenpeace kampanyacısı Christopher Thies.
IPCC, küresel ısınmayı 1.5C'ye kadar sınırlamada biyoyakıt ve ormancılık konularını kilit noktalar olarak görse de büyük çaplı başarının diğer kirletici sektörlerin de eyleme geçmesi ile ancak sağlanabileceğine dikkat çekiyor.

SHARE: