Menu TR

WE TALK

9 November

Kadın yöneticiler dünyayı daha iyi bir yere dönüştürüyor

2015 yılında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından; yoksulluğu azaltmak, eğitim ve sağlık imkanlarını geliştirmek ve 2030’a gelindiğinde çevre risklerini önemli ölçüde azaltmış olmak gibi 17 hedeften oluşan “Küresel Hedefler” sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak amacıyla yayımlandı. İş dünyası için de bu hedeflere ulaşmanın önemi her geçen gün artıyor. Küresel Hedefler’in içinde yer alan cinsiyet eşitliği, iş dünyasının diğer hedeflere ulaşmasında bir araç olarak fayda sağlarken şirketlerin genel performansını da önemli derecede arttırabilecek bir unsur olarak görülüyor. Yönetim kurullarında cinsiyet eşitliğine değer vermenin şirketlere faydalı sağladığı birçok alan var. Daha büyük pazar payı, yatırımların daha hızlı geri dönüşü ve gelişmiş şirket kültürü bu alanların yalnızca bir kısmı.

Birleşik Krallık Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu ve iş dünyasının iş birliğinde yayımlanan “Daha iyi İş/Daha iyi Dünya” raporunda şirketlerin küresel hedeflere ulaşabilmelerini sağlayan yetkinlikler 6 başlık altında toplandı: Uzun vadeli planlama, inovasyon, iş birliği, şeffaflık, çevre yönetimi ve toplumsal kapsayıcılık. Üstelik araştırmalar, bu yetkinliklerin; yönetici kadrolarında cinsiyet dağılımının dengeli olduğu şirketlerde, erkek egemen yönetim kadrolarına sahip şirketlere göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. Küresel Hedeflerin gerçekleştirilebilmesi, yöneticilerin ileri görüşlü, yenilikçi ve işbirliğine açık olmasını gerektiriyor ve araştırmalar kadınları bu özelliklere yatkın olduğunu ortaya koyuyor. Varlık yönetimi şirketi BlackRock’tan yapılan açıklamaya göre şirketlerde cinsiyet çeşitliliği oranının düşük olması, etkili stratejik kararlar alma yeteneğini düşürerek uzun vadede büyüme kapasitesini düşürüyor.

Üst düzey yönetici pozisyonlarında daha fazla kadın olması, şirketlerin inovasyon kapasitesini de arttırıyor çünkü kadınlar, birçok sektörde kadınların hayatını kolaylaştıran ya da kadınlar tarafından daha yüksek verimle üretilebilecek mal ve hizmetleri belirlemede avantajlılar. Örneğin 2017’de BM ile BNY Mellon’ın beraber yürüttüğü çalışmanın sonucuna göre telekomünikasyon, enerji, çocuk bakımı gibi sektörlerde cinsiyet eşitliğini sağlamak 300 milyar dolarlık ek pazar fırsatı yaratabilir. Küresel Hedefler’e ulaşmanın koşulu olarak görülen işbirliği ise kadınların uzlaşmaya açık olmaları, kapsamlı bir yaklaşım sergilemeleri ve diğer paydaşların yararını da gözetmeye yatkın olmalarıyla beraber kadınların bulunduğu karar alma süreçlerinde daha kolay sağlanabilen bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Kadınlar birçok paydaşın farklı isteklerini ve çıkarlarını dengeleme konusunda yetenekliler. Araştırmaların sonuçlarından bir diğeri de kadın yöneticilerin iş dünyasının toplumsal ve çevresel etkisini daha çok önemsedikleri. Bu durum çalışma ortamının huzurunu ve kadın çalışanlar da dahil olmak üzere tüm çalışanların süreçlere katılımını arttırıyor. Bunu sağlayan yüksek empati yeteneği, kadınların tüketici ihtiyaçlarını belirlemede de daha tutarlı sonuçlar elde etmelerine yardımcı oluyor. Örneğin Norveç’te 2006 yılında %18 olan kadın yönetici oranı 2009’da %40’a çıkarken; işten çıkarmaların azalması ve istihdamın artmasının bir sonucu olarak karlılık %3 azaldı. Ancak üç yılın sonunda daha uzun vadede bu şirketlerin ekonomik olarak diğerlerine göre başarısız olduğu görülmedi.

Net Impact’ın araştırmasına göre sosyal ve çevresel sorumluluğu önemseyen bir şirkette çalışmak kadınların %60’ı için önemliyken bu oran erkeklerde %38’de kalıyor. Kadınlar iklim değişikliğinin ve toplumsal sorunların etkilerini erkeklere göre daha fazla ve doğrudan hissediyor, bu yüzden çözüm üretmeye daha elverişli oldukları görülüyor. İş yerinde etik uygulamalar da kadınlar tarafından erkeklere göre daha çok destekleniyor. Bu açıdan daha çok kadının yönetici olarak çalıştığı şirketler, olumlu toplumsal gelişmelerle ve kurumsal sosyal sorumlulukla eşleştiriliyor.

İş yerinde cinsiyet eşitliğini ölçütleri şöyle: ücret eşitliği, kariyer fırsatlarında eşitlik ve çalışanların cinsiyet dağılımı. Sürdürülebilirlik odaklı yatırım danışmanlığı şirketi RobecoSam bu kriterleri kullanarak 500 şirketin “Cinsiyet skoru”nu ölçtü ve elde ettiği verileri şirketlerin hisse senedi gelirleriyle karşılaştırdı. Çalışmanın sonunda cinsiyet skoru daha yüksek olan şirketlerin 2004-2014 yılları arasında %11 daha yüksek performans gösterdiği ortaya çıktı. Credit Suisse’in 2016’da yaptığı analiz de benzer bir sonuca işaret ediyor: Üst düzey yöneticilerinin en az %15’i kadın olan şirketler, kadın temsilinin %10’un altında kaldığı şirketlere göre %18 daha karlı.

Daha İyi İş/Daha İyi Dünya raporunun sıraladığı verilerin mesajı çok açık: Daha fazla kadının rol aldığı yönetim kurulları; şirketlerin performansını arttırmakla kalmıyor, toplumları ve Dünya’yı da daha iyi bir yer haline getiriyor.

SHARE: