Menu EN

S360MAG

15 September

139 ülkede %100 temiz ve yenilenebilir enerjiye geçilmesi için yol haritası oluşturuldu

Stanford Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Mark Jacobson’ın öncülüğünde bir grup araştırmacı, 139 ülke için %100 temiz ve yenilenebilir rüzgar, su ve güneş (WWS) enerjisinin tüm sektörlerde kullanılabileceğini gösteren bir yol haritası oluşturdu. Oluşturulan yol haritasının hayata geçirilmesiyle küresel ısınmanın yavaşlatılacağı ve hava kirliliği kaynaklı ölümlerin önüne geçileceği savunuluyor. Bu enerji planına göre ulaşım, ısıtma/soğutma, sanayi, tarım, ormancılık ve balıkçılık gibi sektörlerin tamamında elektrikten faydalanılması ve elektriğin tamamen rüzgar, su ve güneşten elde edilmesi öngörülüyor.

Planın uygulamaya geçirilmesiyle 2050 yılında yaklaşık 1,5°C ısınmanın ve hava kirliliği kaynaklı milyonlarca ölümün engelleneceği düşünülüyor. Buna ek olarak, yeni enerji planlamasının 2050 yılında dünya çapında 24,3 milyon insanın uzun dönemli istihdamını sağlaması, enerji masraflarını azaltıp enerjiye olan gereksiniminin %42,5 oranında düşürmesi bekleniyor. Ayrıca, tüm dünyada enerjiye erişimin sağlanabileceği görüşü planın güçlü tarafları arasında. Önerilen enerji dönüşüm planıyla birlikte, 2030 itibariyle %80 oranında, 2050 yılında ise %100 oranına ulaşılarak tüm dünyada 139 ülkede temel enerji tüketiminin rüzgar, su ve güneş enerjisinden karşılanması hedefleniyor. Ayrıca, WWS enerjisi maden çıkarma, taşıma ve yakıt işleme gerektirmiyor; ki bu da temiz enerji olarak anılmasının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Planın uygulanması halinde hava kirliliği kaynaklı milyonlarca bebek ölümünün önüne geçileceği, hava kirliliği maliyetlerinin 2050 yılı itibariyle yılda 22,8 trilyon dolar, iklimle ilişkili maliyetlerin ise yılda 28,5 trilyon dolar azalacağı öngörülüyor. Enerji dönüşüm planının yakıt masraflarını sıfırlamasıyla enerji fiyatlarına istikrar kazandırması, enerji kesintilerini azaltması, enerjinin farklı merkezlerde toplanmasıyla enerjiye erişimi arttırması ve 1,5°C sıcaklık artışının önüne geçeceğinin öngörülmesi oldukça büyük bir başarı olarak değerlendiriliyor. Yol haritasının uygulanabilmesi için Paris Anlaşması’nın çok daha ötesine geçilmesi ve çok daha büyük adımlar atılması gerekiyor ancak planın teknik ve ekonomik olarak uygulanabilir olması umut verici olarak nitelendirilebilir. Araştırma dahilinde 139 ülkedeki enerji profilleri oluşturulurken yol haritasının uygulanmasıyla %100 WWS enerjisinden yararlanılması halinde 2050 yılında ulaşılacak nihai kullanımdaki enerji yükü azalma oranları paylaşıldı. Ülkelere göre oluşturulan enerji profillerine bakıldığında, Türkiye’de en çok potansiyeli olan enerji türünün rüzgar enerjisi olduğu görülüyor. Buna göre, Türkiye’nin tüm enerjisini elde edebileceği kara üzerinde (on-shore): %23,52, deniz üzerinde (off-shore): %0,06’lık bir potansiyel mevcut. Rüzgar enerjisi kullanımında potansiyel dünya ortalaması ise %23.52 seviyesinde. Hidroelektrik enerjisinin potansiyel dünya ortalaması %4,0 oranındayken, %12,93 ile Türkiye’de en çok potansiyeli olan ikinci enerji türü. Bununla beraber, hidroelektrik santralleri akarsuların akış yönünü etkilediği, bu nedenle oksijenin taşınma oranını azalttığı ve yer altı sularını olumsuz etkilediği için negatif ekolojik etkilerine de dikkat edilmesi gerekiyor. Türkiye’nin güneş enerjisinden yararlanabilme potansiyeli ise %10,32 iken, Türkiye dünyadaki ortalama potansiyeli %0,58 olan dalga enerjisinden coğrafik ve teknik sebeplerden dolayı faydalanamıyor. Türkiye, jeotermal enerjiden %0,67 oranında, gelgit enerjisinden ise %0,02 oranında faydalanabiliyor. Enerji dönüşüm planının uygulanıp WWS enerjisine geçilmesi halinde tüm dünyada nihai kullanım enerji yükünde ortalama %42,54 oranında, Türkiye’de ise %41,51 oranında bir azalma olması bekleniyor. 

PAYLAŞ: