Menu EN

S360MAG

8 September

Müzik festivallerine farklı bir bakış

Her yıl Nisan ayından Ekim’e kadar, başta Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Avrupa genelinde binlerce kişinin katılımıyla dev müzik festivalleri düzenleniyor. Uzun yıllardır düzenlenen festivaller, lojistikten enerjiye farklı kalemlerde büyük çevresel etkileriyle tartışılmaya başlandı. Son yıllarda festival sonrası ortaya çıkan çöp dolu manzaralar sonucunda neredeyse tüm büyük müzik festivalleri bu konuya dikkat etmeyi ajandalarına eklediler. Artan geri dönüştürme imkanlarından ışıklandırma ve ses için yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına, festival alanlarında yerel organik yiyeceklerin kullanımının özendirilmesinden alana yaratıcı toplu taşıma ulaşımı olanaklarının sunulmasına, farklı yollarla çevresel sürdürülebilirlik sağlanmaya çalışılıyor.

Örneğin ABD'nin en büyük festivallerinden olan ve 2017 yılında yaklaşık 200,000 kişinin katıldığı Coachella, ekolojik ayak izini küçültmek için bir dizi önlem aldı. 2017 yılında “carpool” yani araba paylaşımı uygulaması geliştiren organizatörler, bu şekilde festival alanına ulaşan katılımcıların festival biletlerinde kategori yükseltmesi yapıyor. 10 adet geri dönüştürülebilir atık ambalaj karşılığındaysa festivale özel tasarlanan t-shirt benzeri ürünler veren Coachella, katılımcıların elektronik ürünlerini kendi eforlarıyla enerji üreterek şarj etmelerine imkan veren alanlar kurarak enerji tüketimi konusunda bilinç yaratmaya çalışıyor.

Son günlerde sosyal medyada yayılan fotoğraflar üzerinden ve katılımcıların “çevre aktivisti” olarak konumlandırılmasıyla en çok tartışılan festivalse yine ABD’de gerçekleştirilen ve dünyanın en ünlü festivallerinden olan Burning Man. Nevada'nın Black Rock City şehrine yakın çöl ortasında yapılan ve yılda yaklaşık 70,000 kişinin katıldığı festivalin çevresel etkisinin detaylı bir çalışmayla hesaplanıyor olması en dikkat çeken özelliklerinden biri çünkü bugüne kadar bir müzik festivalinin bu derece kapsamlı çevresel etkisi ölçülmemişti. Katılımcılara kompost yapmayı ve az atık çıkarmanın yanı sıra geri dönüşümü öğreterek çevresel bilinç oluşturma iddiasında olan festivalde para ile bir şey almak mümkün değil çünkü her şey “hediye etme” ve “değiş tokuş” kültürüyle yapılıyor. Bunun yanı sıra festival alanı katılımcılar tarafından festival başlamadan önce olduğu gibi temiz bırakılıyor.




Peki ekolojik ayakizi ve çevresel sürdürülebilirlik adına kampanya ve çalışma yapan bu festivallere gitmek ne kadar “yeşil”? Festivaller arasında en çevre dostu olmakla bilinen Burning Man'e Türkiye’den katılımı ele alalım;

İstanbul-San Francisco uçuşu tam 13 saat 25 dakika sürüyor ve bu yolculukla gerçekleşen karbon salımı gidiş dönüş olmak üzere 1,7 hektar ormanın bir yılda emdiği 4,53 ton karbon'a denk geliyor. San Francisco Havalimanı’ndan festival alanı olan ve kırılgan bir ekosistem olan Black Rock Desert'a ulaşmak ortalama 7 saat sürüyor ve bu yolculuk sonucu salınan karbon 460 metrekare ormanın bir yılda emdiği 0,12 ton karbon'a eş değer. Festivale gittiğinizde yanınızda bir haftalık kutu/teneke ve plastik kaplı gıda götürdüğünüz ve suyun sadece pet şişeler ile tedarik edilebildiği düşünülürse sorumlu tüketim tarafında da önemli sorunlar mevcut. Fotoğraflardan özellikle ünlü simaların pek de mütevazi giyim tercihleri yapmadıkları görülebiliyor; katılımcıların normal hayatta giydiklerinden farklı kıyafet ve kostüm seçtikleri düşünülürse, ürünler ikinci el olsa dahi kıyafetlerin bir daha kullanılmamak üzere alınan kıyafetler olması anlamına geliyor. Bunun yanı sıra festivalin kapanışında dev tahta heykeller yakılıyor. Sonuç olarak festivalin çevresel ve sosyal anlamda çok fazla tartışmalı yanı bulunuyor. Bu konudaki çelişkilerin değerlendirildiği, 2 sene önce yayımlanan bir yazıya linkten erişebilirsiniz.
 

PAYLAŞ: