Menu EN

S360MAG

25 August

İklim değişikliği ve kadınlar

İklim değişikliğinin, bazı bölgelerde kadınlar için daha zorlayıcı olduğu ve erkeklere kıyasla kadınların hayatlarını daha olumsuz etkilediği üzerine araştırmalar çoğalıyor. Columbia Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü’nde yapılan bir çalışma kadınların iklim değişikliğinin etkilerine karşı hassasiyetinin boyutlarını ortaya koyuyor. Dünyanın birçok yerinde geçimini tarımdan sağlayan aileler iklim değişikliğinin etkilerini şiddetli bir şekilde yaşıyor. İklim değişikliğine bağlı değişen hava koşulları, kuraklık ve felaketler tarımsal üretimi etkileyerek, yerel halkın geçim koşullarına zarar veriyor. Bu durum da bireylerin para kazanmak için sosyal çevrelerini terk etmelerine, ailelerinden ve alıştıkları coğrafyadan uzak kalmalarına sebep oluyor.

Bu örneklerden biri Nepal’deki Chitwan Vadisi’nde yaşanıyor. Bölgede hızla artan ormansızlaşma, keresteden geçimini sağlayan kadınların ekonomik durumunu, buna bağlı olarak da sosyal yaşamını olumsuz bir şekilde etkiliyor. Böylece kadınlar şehre göç ederek daha yüksek ücret vaadeden işlerde çalışmak durumunda kalarak göç etmeye zorlanmış oluyorlar. İklim değişikliğine bağlı zorunlu göçlerin sayısının gelecekte hızla artması öngörülüyor. Kadınların maruz kaldığı bu etki, iklim değişikliği konusunun kapsayıcılık, sosyal adalet ve cinsiyet eşitliği açısından sosyal, ekonomik ve politik yanlarını ön plana çıkarıyor.



Özellikle gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerdeki kadınlar erkeklere kıyasla ekonomik işgücünün dışına itilmiş durumda ve mülkiyet haklarından sağlık hizmetlerine  birçok temel kamu hizmetine erişimden mahrumlar. Çalışmak için evlerini terk edip şehirlere göç eden kadınların alıştıklarından farklı olarak daha kötü şartlarla karşılaştıkları, depresyonu tetikleyen psikolojik sorunlar yaşadıkları gözlemlenmiş. Liyakate bağlı olmadan gerçekleştirilen toprak yönetimi, yetersiz fiziksel ve sosyal altyapı, eşitlik gözeten politikaların eksikliği kadınların doğal afetlere karşı erkeklerden daha savunmasız olmalarının dolaylı nedenleri arasında gösteriliyor. Yapılan bir çalışmaya göre zorunlu göçü tecrübe etmek zorunda kalan kadınların bazılarının (root shock) “sosyal şok”* yaşadıkları, kendi çevrelerini terk etmek zorunda kalmalarının travmatik etkiler doğurduğu saptanmış. Kendi çevrelerinde aile üyelerinin, komşularının ve arkadaşlarının desteği ile çocuklarının bakımı konusunda endişe duymayan kadınlar, çalışmak için göç ettiklerinde ya çocuklarını terk etmek zorunda kalıyor ya da çocukları ile birlikte zorlu koşullara maruz kalıyorlar. Bu durum iklim değişikliğinin belki doğrudan olmasa da dolaylı sosyal, ekonomik ve politik boyutlarını gözler önüne sererken, kadınların iklim değişikliğinin etkilerine karşı savunmasızlıklarını ortaya koyuyor.

*Sosyal Şok, doğal afetler veya askeri çatışmalardan dolayı çevrelerini ve geçim kaynaklarını kaybeden insanların zorunlu göçe maruz kalmalarıyla sosyal çevrelerinden uzak kalmaları ve buna bağlı olarak stresle ilişkili psikolojik rahatsızlıklar ve sağlık sorunları yaşamalarıyla sonuçlanan durum olarak tanımlanıyor.

PAYLAŞ: