Menu EN

S360MAG

12 July

Kentlerdeki tüketim, iklim değişikliğinin en büyük sorumlularından

Dünyanın en büyük şehirlerinden 94’ünü yani 650 milyondan fazla nüfusu ve küresel ekonominin dörtte birini temsil eden C40 Şehirleri’nin İklim Liderliği Grubu (C40 Cities Climate Leadership Group), iklim değişikliğinin önüne geçmeyi hedefliyor ve kentlerde sera gazı emisyonlarının azaltılması için yapılan eylemleri destekliyor.

C40 Şehirleri İklim Liderliği Grubu’nun Arup şirketi ve Leeds Üniversitesi’nin desteğini alarak hazırladığı “1.5 C Dünyasında Kentsel Tüketimin Geleceği Raporu”na (Future of Urban Consumption in a 1.5C World Report), göre C40 Şehirlerinin neden olduğu tüketime dayalı sera gazı emisyonları, küresel sera gazı emisyonlarının %10’unu oluşturuyor. Araştırma, küresel sıcaklık artışının 1.5 C ile sınırlı tutulması için 2030 yılında tüketime dayalı sera gazı emisyonlarının en az %50 oranında kesilmesi gerektiğine dair uyarıyor. Çok büyük bir değişiklik olmadığı sürece, araştırma şehirdeki sera gazı emisyonlarının 2050 yılına kadar %87 oranında artacağını söylüyor.

Raporun çarpıcı sonucuna gelirsek hızlı kentsel tüketim, küresel tedarik zinciri nedeniyle iklim değişikliğine sebep olan ana etmen. Kentlerdeki tüketicilerin ürün ve/veya hizmetleri satın alımlarına kadar geçen sürede kaynak alımı, üretim ve ulaştırma aşamalarında çoktan emisyon üretmeye başlıyor. Raporda, tüketime dayalı sera gazı emisyonlarının üretim kaynaklı emisyonlardan %60 daha fazla olduğu söyleniyor.

Örnek üzerinden bakacak olursak bir kot pantolonun iklime etkisinde kumaşında kullanılan pamuğun yetiştirilmesi ve hasat edilmesi sırasında salınan sera gazından, dikildiği fabrikadaki süreçlerde çıkardığı karbondioksit ve çeşitli ulaşım kanallarıyla tüketiciye ulaşımı sürecinde yayılan karbondioksite kadar olan süreç iklimi olumsuz yönde etkiliyor. Bunun yanında, ürünün satışa sunulduğu mağazanın ısıtılması, soğutulması, aydınlatılması ve son tüketici tarafından pantolonun tüm kullanım süresince yıkanılıp kurutulması da karbondioksit üretilmesine sebep oluyor.

C40 Şehirleri Yöneticisi Mark Watts bu araştırmayı tüketim biçimlerimizi değiştirerek sera gazı emisyonunu nasıl azaltabileceğimize dair önemli bir katkı olarak görüyor. Bu araştırmanın hem liderler hem iş dünyası hem de vatandaşları tüketimlerinin iklimde yarattığı yerel ve küresel etkilere daha fazla odaklanması için bir çağrı niteliğinde olduğunu söylüyor. Ayrıca araştırmanın vatandaşlara ve iş dünyasına acil iklim sorunun çözülmesi konusunda daha fazla işbirliği yapabilmesi için bir fırsat sunduğunun belirtiyor.

C40 özellikle Kuzey Amerika, Avrupa ve Doğu Asya’nın sera gazı emisyonu artışlarını önlemek için daha fazla eylemde bulunmaya çağırıyor.
Rapor bireysel olarak yapabileceğimiz eylemler de öneriyor: Daha az yeni kıyafet satın almak, et tüketimimizi azaltmak, daha az uçak kullanmak, araba almamak, bina inşaatlarında verimliliğin artması gibi bireysel olarak katkıda bulunabileceğimiz konular var. Örneğin, bitki kaynaklı beslenmeye geçiş ve gıda atıklarının azalması 2030’a kadar sera gazı emisyonlarını %37 oranında azaltabilir. Yeni kıyafet alışverişimizi yılda 3 ürünle sınırlamak emisyonları %40 oranında azaltabilir.

Rapor sonucuna göre eğer şehirler, C40’ın küresel ısınmayı 1.5 C ile sınırlamasını taahhüt eden Son Tarih: 2020 (2020 Deadline) anlaşmasına uyarak emisyonları %35 oranında azaltabilir. Örnek olarak, İngiltere hükümeti G7 ülkeleri arasında 2050 yılına kadar karbon emisyonlarını net sıfıra düşürmeyi taahhüt eden bir hedefi yasalaştıran ilk ülke oldu.

PAYLAŞ: