Menu EN

S360MAG

24 February

Sürdürülebilirlik Raporlaması Değişiyor!

The Corporate Leadership Group (CLG) on Reporting 2025 (Kurumsal Liderlik Grubu Raporlama 2025)sürdürülebilirlik raporlaması ve iletişiminin geleceği hakkında yapılan küresel tartışmaları desteklemek ve raporlama uygulamasının nasıl geliştiğini incelemek amacıyla GRI (Küresel Raporlama Girişimi) tarafından bir araya getirildi. Bu kapsamda Grup’ta yer alan ve uzun vadeli hedefler koyan içinde Avrupa Yatırım Bankası, Ferrero ve Pepsico'nun da bulunduğu 13 şirket, gelecekte ön plana çıkacaklarını ön gördükleri 17 trendi belirledi ve 4’ünü seçerek kendi şirketlerine ve sürdürülebilirlik raporlarına olan etkilerini derinlemesine araştırarak raporda paylaştı. İklim değişikliği, insan hakları, gelir eşitsizliği ve veri & teknoloji trendlerini seçen CLG’nin raporunda ele alınan trendlerin gelecek projeksiyonlarını sizler için derledik.

İklim Değişikliği:

İklim değişikliği küresel gündem ve sürdürülebilirlik ve kurumsal raporların üzerine en çok durduğu konu olmasına rağmen halen gelişen trendlerden biri. 2016 yılında Dünya Ekonomik Forumu (WEF), iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmamasının en büyük küresel risk olduğunu açıkladı. Büyük ilgi toplayan ve erken eylem için ön plana çıkan 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi (SDG) içinde de iklim değişikliğiyle ilgili hedefler göze çarpıyor. CLG üyeleri, iklim değişikliği üzerine yapılan raporlama kalitesini iyileştirmek için öncelikli olarak şu alanlarda adımları öneriyor;

İklim değişikliğini mücadelesini daha fazla içselleştirmek gerekiyor: Kurumlar, iklim değişikliğinin sektörleriyle en alakalı yönlerini göz önünde bulundurarak önceliklendirme yapmalı ve kullanılan veri ve metriklerin kalitesi iyileştirilmeli. 

Örneğin;

Eğer tedarik zincirine vurgu yapılıyorsa, tedarik zincirindeki riskler kapsamında emisyon hesaplaması önceliklendirilebilir.
Ürün ve hizmetler, farklı kurumların enerji kullanımını ve emisyonlarını etkiliyorsa, bu kurumların enerji verimliliği ve emisyon azaltımı öncelikli konu olmalıdır.
İklim değişikliğinin başka alanlara dolaylı etkisi belirlenmelidir.
Şirketleri farklılaştıran, 2020 ve ötesini hedef alan uzun vadeli, bilimsel verilere dayalı hedefler konmalıdır.  
Raporlama yapan kurumların faaliyetlerine bağlı hedeflerinin, devletlerin iklim değişikliği ile mücadele yolunda koyduğu hedeflerle nasıl örtüştüğü hesaplanmalı.
İklim değişikliğinin nasıl bir risk oluşturduğunun ve iklim değişikliğiyle mücadelede yapılan çalışmaların kamuoyu ile paylaşılması yüksek önem taşıyor. 
Enerji tüketimi ve emisyonla mücadelede bireylere ve kurumlara düşen roller tanımlanmalı.
İnsan Hakları:

Her zaman gündemde olan insan hakları, özellikle hali hazırda devam eden iç savaşlar (örneğin Suriye'de) ve buna bağlı göçmen ve mülteci dalgalarıyla 2016'nın en önemli toplumsal sorunlarından biri oldu. İnsan hakları alanında yapılan tüm ilerlemelere rağmen hak ihlalleri daha da korkunç bir boyutla artıyor. Birçok şirket, tedarik zincirindeki yaşanan sorunlarla zor zamanlar geçiriyor; Asya'daki hurma yağı veya deniz ürünleri tedarik zincirlerinde çalışan korumasız göçmen emekçiler, Türkiye'deki konfeksiyon fabrikalarında çalışan Suriyeli mülteci çocuklar ve İngiltere'de görülen modern kölelik vakaları bu alanda verilebilecek birçok örnekten sadece birkaçı.

CLG üyeleri, insan hakları konusundaki şeffaflık ve raporlamaları iyileştirmek için öncelikli olarak şu alanlarda adımlar atılabileceğini belirtiyor;

Kurumların insan haklarını, sadece sosyal sorumluluk faaliyetlerinde değil, genel olarak öncelikli mesele olarak genel anlamda içselleştirmesi gerekiyor.
İş Dünyası ve İnsan Hakları üzerine Birleşmiş Milletler'in Yol Gösterici İlkelerinin benimsemesi önemli bir adım olarak ön plana çıkıyor.
Şirket genelinde ve tedarik zincirinde insan hakları konusunda farkındalık yaratmak gerekiyor.
İnsan hakları konusunda ilerleme kaydetmek için şirketler tarafından tedarik zinciri risk analizi çalışmasının ve denetiminin gerçekleştirilmesi, insan haklarına ilişkin riskleri belirlemek atılan ilk adım olabilir.
Tedarikçilerin tek bir organizasyon tarafından etkin bir şekilde izlenmesi neredeyse imkansızdır. Bu sebeple şirketlerin bilgi paylaşımı yapabilecekleri ve aynı zamanda tedarikçiler hakkında bilgi alabilecekleri ortak platformlara ihtiyaçları var.
Gelir Eşitsizliği:

Oxfam'a göre, dünya üzerindeki en zengin %1, dünyanın geri kalanından çok daha fazla servete sahip. Örneğin küçük ölçekli çiftçiler dünya gıda ihtiyacının %80'ini üretirken, tarım işçileriyle birlikte açlık sınırında yaşayanların çoğunluğunu oluşturuyor ve tarım işçilerinin %60'ı yoksulluk içinde yaşıyor.

CLG üyeleri, gelir eşitsizliği konusundaki raporlamaları iyileştirmek için öncelikli olarak şu alanlarda adımlar atılabileceğini ön görüyor;

Çalışanların hakları ve tedarik zincirindeki koşullar sosyal haklar da düşünülerek geliştirmeler yapılabilir.
Şirketin ürün ve hizmetlerinin, faaliyet gösterilen bölgelerdeki toplulukların temel ürün ve hizmetlere (ör. yiyecek, su, enerji) erişimi nasıl etkilediği araştırılmalıdır.
Gelir eşitsizliği ile ilgili şirketinizin maddi etkisinin en fazla olabileceği alanlar değerlendirilip, anahtar performans göstergeleri geliştirilebilir.
Data ve Teknoloji:

Giderek daha da büyüyen ve gelişen veri ve teknoloji, hem yaşamın hem de iş dünyasının birçok alanının önemli bir parçasıdır. Mevcut veri miktarının son yıllarda müthiş bir şekilde arttığı, insanlığın tüm geçmişinden çok daha fazla veri geçtiğimiz iki yılda yaratıldığı gözlemlenmektedir.

CLG üyeleri, data ve teknoloji konusundaki yapılan raporlamaları iyileştirmek için öncelikli olarak şu alanlarda adımların önemine vurgu yapıyor;

Paydaşlara farklı şekillerde yaklaşmak için veri ve teknolojiyi kullanmak ve verilerin toplanması için teknolojiyi kullanmak büyük önem taşımaktadır.
Farklı paydaşların ihtiyaçlarını keşfedilmelidir.
Verilerin tek seferde toplanması ve birden fazla amaçla kullanılabilmesi için daha gelişmiş yaklaşımlar ve veri toplama yöntemleri kullanılmalıdır.

#sustainabilityreporting

PAYLAŞ: